'Şoför Kazanamıyor, Vatandaş Ulaşamıyor'
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, her kesimden insanın ekonomik sıkıntı içerisinde olduğunu bir an önce bu sıkıntıya çözüm bulunması gerektiğini belirtti.
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, Türkiye ve Afyonkarahisar’daki gelişmeleri yorumladı.
“MÜCADELEDE TAVİZ VERMEK DEVLETİ ZAYIFLATIR”
“Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik ‘umut hakkı’, İmralı’nın statüsü, infaz düzenlemeleri ve İmralı’daki yaşam koşullarının genişletilmesine ilişkin iddialar; milletimizin vicdanını derinden yaralamıştır. Kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır.” diyen Başkan Mısırlıoğlu, şunları kaydetti: “İYİ Parti olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu girişimler, sadece hukuki bir tartışma değil; doğrudan devletin temel değerlerine ve milletimizin onuruna yönelmiş bir meydan okumadır. Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun da son açıklamalarında vurguladığı gibi; terörle mücadelede taviz vermek, devleti zayıflatmak demektir. Binlerce şehidimizin kanına girmiş bir terörist için yeni haklar tartışmak, İmralı’daki şartları genişletmek, konut benzeri ayrıcalıklar konuşmak bu milletin aklıyla alay etmektir. Bugün bu ülkede emekli geçinemiyor, asgari ücretli ay sonunu getiremiyor, Çiftçi üretimden kopuyor. Ama aynı anda bir terörist için ‘daha iyi koşullar’ konuşuluyorsa; burada ciddi bir adalet ve vicdan sorunu vardır. Açıkça söylüyoruz; Terörist başına yönelik hiçbir ayrıcalık kabul edilemez, ‘Umut hakkı’ adı altında yapılacak hiçbir düzenleme millet vicdanında karşılık bulmaz, İmralı’da konforlu yaşam tartışmaları, şehitlerimizin aziz hatırasına hakarettir. Bu ülke; şehitlerin kanıyla, gazilerin fedakârlığıyla ayakta durmaktadır. Bu gerçek görmezden gelinerek atılacak her adım; toplumsal huzuru bozar, devlete olan güveni sarsar. Terörle mücadelede geri adım atmak, çetelere cesaret verir, bölücü odakları güçlendirir, Devlet otoritesini zayıflatır. Bugün konuşulanlar sadece bir kişi meselesi değildir. Bu, devletin terör karşısındaki duruşunun test edilmesidir. Açıkça uyarıyoruz, terörle arasına mesafe koymak yerine, terörle ilgili tartışmaları meşrulaştırmaya çalışan herkes; milletin vicdanında mahkûm olacaktır. İYİ Parti olarak; Şehitlerimizin hatırasını çiğnetmeyeceğiz, Devletin itibarını zedeletmeyeceğiz, Milletimizin onurunu pazarlık konusu yaptırmayacağız. Bu millet; yoksullukla mücadele ederken, teröriste konfor sağlanmasını asla kabul etmez. Ne ‘umut hakkı’, ne ayrıcalık, ne de örtülü af. Hiçbiri bu milletten geçmez.”
“TÜRKİYE’NİN VATANDAŞINA GÜVEN VEREN YÖNETİME İHTİYACI VAR”
Milletin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, ekonomik alanda yaşanan çöküşün, tarımda desteklerin gecikmesi ve yetersizliğinin, üreticiyi ciddi bir darboğaza sürüklediğini dile getiren Başkan Mısırlıoğlu, “2025 yılına ait tarımsal desteklerin 2026 yılına sarkması, bu süreçte artan maliyetler karşısında çiftçiyi korumasız bırakmıştır. Mazot fiyatlarının katlanması, gübre maliyetlerinin hızla yükselmesi ve desteklerin geç ödenmesi sonucu; çiftçi daha parayı eline almadan kaybetmiştir. Bugün üretici tarlasını ekmekte zorlanmakta, girdi maliyetleri altında ezilmekte, üretimden çekilmeyi düşünmektedir. Bu gidişat, yalnızca çiftçiyi değil; gıda güvenliğini ve toplumun geleceğini de tehdit etmektedir. Aynı şekilde, temel gıda ürünlerine erişimde yaşanan zorluklar artık açık bir kriz halini almıştır. Et ve protein kaynaklarının sofralardan çekilmesi, yerine daha ucuz ve besin değeri düşük ürünlerin yönelimi, toplumun sağlıklı beslenme hakkını elinden almaktadır. Bu tablo bir tercih değil, zorunlu bir yoksullaşmadır. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin yeterli beslenememesi; sadece bugünün değil, geleceğin de riske atılması anlamına gelmektedir. Bir ülkede, et tüketimi düşüyor, temel gıdalar lüks haline geliyorsa, orada refah değil, derin bir yoksulluk vardır. Kamu çalışanları açısından da durum farklı değildir. Memur maaşları, artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmakta; liyakatten uzak uygulamalar ve siyasi baskılar kamu sistemini zayıflatmaktadır. Aidiyet duygusunu kaybeden bir kamu yapısı, devletin en temel direklerinden birinin zayıflaması demektir. Tüm bu sorunların ortak noktası bellidir: Kurumsal yapının zayıflatılması ve denetim mekanizmalarının etkisizleştirilmesi. Oysa çözüm açıktır: Yargı bağımsız olmalıdır, Medya özgür olmalıdır, Parlamento güçlü olmalıdır. Devlet; kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yönetilmelidir. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı; hukukun üstünlüğüne dayanan, kurumları işleyen ve vatandaşına güven veren bir yönetim anlayışıdır.” dedi.
“ADALET OLMADAN DEVLET OLMAZ”
İYİ Parti olarak; Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmeyi, adalet sistemine güveni yeniden kazandırmayı, üretimi destekleyen, adil bir ekonomik düzen kurmayı, gençlere umut, vatandaşlara güven veren bir Türkiye inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Mısırlıoğlu, “Çünkü biliyoruz ki: Hukuk olmadan refah olmaz, adalet olmadan devlet olmaz. Bu mücadele; yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerimizin de mücadelesidir. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Cumhuriyet’e yönelik bir takım sözler sarf etmiştir. Ali Yalçın’ın sarf ettiği ‘100 yıllık narkoz’ ifadelerinin sadece talihsiz bir söz değil, Cumhuriyet’e, Atatürk’ün mirasına ve bu ülkenin temel değerlerine açık bir saldırıdır. Bu sözler, bir sendika başkanının değil; Cumhuriyet’le kavgalı, ideolojik saplantılarla hareket eden bir anlayışın dışa vurumudur. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelik bu hınç dili; milletimizin ortak değerlerine yapılmış ağır bir saygısızlıktır. Cumhuriyet’i ‘narkoz’ olarak nitelendirmek; bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini, eğitim sistemini, hukuk düzenini ve kazanımlarını yok saymaktır. Bu, gaf değil; bilinçli bir zihniyetin ürünüdür. Memur-Sen gibi yüz binlerce kamu çalışanını temsil ettiğini iddia eden bir yapının, çalışanların ekonomik ve sosyal hakları yerine ideolojik tartışmalarla gündeme gelmesinin kabul edilemez. Sendikal sorumluluk tamamen göz ardı edilmiştir. Bugün kamu çalışanları geçim sıkıntısı yaşarken, alım gücü erimişken, memurlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken; sendika başkanının görevi Cumhuriyet’e dil uzatmak değil, çalışanların hakkını savunmaktır. Cumhuriyet sayesinde eğitim almış, görevler üstlenmiş ve bugün bulunduğu makama gelmiş bir kişinin; o Cumhuriyet’e hakaret etmesi, nankörlüğün ve zihinsel çöküşün en açık göstergesidir. Bu makamlar, Cumhuriyet’le kavga edenlerin değil; Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkanların yeridir. İYİ Parti olarak Cumhuriyet’in temel değerlerine yönelik her türlü saldırının karşısında olacağız. Cumhuriyet bu milletin ortak değeridir. Kimsenin ideolojik hesaplaşmasına malzeme edilemez. Bu ülkenin temelini oluşturan Cumhuriyet’e dil uzatanlar bilmelidir ki; karşılarında her zaman bu milletin vicdanını ve İYİ Parti’nin kararlı duruşunu bulacaktır.” ifadelerini kullandı.
“AFYON’DA VATANDAŞ KEPENK KAPATIYOR”
Afyonkarahisar gündemine de değinen Başkan Mısırlıoğlu, şu ifadelere yer verdi: “Türkiye genelinde yaşanan ekonomik daralma, artık Afyonkarahisar’da da hayatın her alanında ağır şekilde hissedilmektedir. Yanlış ekonomi politikaları; üretimi, ticareti ve günlük yaşamı doğrudan etkilemiş, şehir ekonomisini adeta kilitlemiştir. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın asgari ücret artışına karşı yaptığı açıklamalar, bu tabloyu görmeyen bir anlayışın ürünüdür. Oysa sahadaki gerçekler çok nettir. Millet geçinemiyor, esnaf ayakta duramıyor, üretim çökmektedir. Afyonkarahisar’da kamyon garajında yaşanan durum bunun en somut örneğidir. Bir zamanlar 57 işletmenin faaliyet gösterdiği alanda bugün sadece 17 işletme ayakta kalabilmiştir. Diğerleri ya kapanmış ya da kapanma noktasına gelmiştir. Bu gidişle kalan işletmelerin de yakın zamanda kepenk indirmesi kaçınılmazdır. Bu tablo; artan akaryakıt maliyetlerinin, yüksek vergilerin ve yanlış politikaların doğrudan sonucudur. Bu nedenle açıkça ifade ediyoruz: Akaryakıttaki ÖTV ve KDV yükü derhal kaldırılmalı, piyasa rahatlatılmalıdır. Bugün sadece esnaf değil, vatandaş da büyük bir çıkmazın içindedir. Dolmuş ücretlerine yapılan zamlar: Şoför esnafını ayakta kalma mücadelesine iterken, vatandaşı da dolmuşa binemez hale getirmiştir. Ortaya çıkan tablo şudur: Şoför kazanamıyor, Vatandaş ulaşamıyor! Bu nasıl bir sistemdir? Aynı şekilde ekmek fiyatlarına yapılan zamlar, toplumun en temel ihtiyacını bile erişilemez hale getirmektedir. Bir zamanlar “en azından ekmeğini alabiliyorum” diyen vatandaş, bugün artık ekmeğini dahi hesap ederek almak zorunda kalmaktadır. Bu kabul edilemez. Bugün Afyonkarahisar’da: Esnaf kepenk kapatıyor, Nakliyeci kontak kapatıyor, Şoför zarar ediyor, Vatandaş geçinemiyor. Ve tüm bunlara rağmen ekonomi yönetimi hâlâ gerçeklerden uzak açıklamalar yapmaktadır. Oysa sorun açık ve nettir: Yüksek maliyet, ağır vergi yükü ve yanlış ekonomi politikaları. İYİ Parti olarak çağrımız nettir. Bir kez daha iktidara sesleniyoruz. Akaryakıtta ki ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Esnaf üzerindeki maliyet yükü azaltılmalıdır. Ulaşım sektörüne destek verilmelidir. Tarım ve üretim destekleri artırılmalıdır. Temel gıda ürünlerinde vatandaşın alım gücünü koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır. Bu ülkenin esnafı da, çiftçisi de, çalışanı da bu kadar ağır bir yükü taşımak zorunda değildir. Türkiye’nin sorunu kaynak değil, yönetim sorunudur. Doğru politikalarla bu kriz aşılır; ancak mevcut anlayışla daha da derinleşir. Afyonkarahisar’dan bir kez daha uyarıyoruz. Bu gidişat sürdürülemez.”
“ESNAFI BİRLİKTE GEZELİM”
Başkan Mısırlıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Afyonkarahisar’da ekonomik gerçekler her geçen gün daha ağır hissedilirken, yapılan esnaf ziyaretlerinin ne kadar samimi ve ne kadar gerçekçi olduğu kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır. AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Turgay Şahin’in Ambar Yolu ve Yüzbaşı Bayburtlu Ağah Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdiği ve esnafın talep ve sorunlarını dinlediği ifade edilmektedir. Ancak buradan açıkça soruyoruz. Hangi talepleri dinlediniz? Esnaf size tam olarak ne söyledi? Çünkü biz her gün bu sokaklarda esnafımızla sohbet ediyoruz, sahadayız, biz o esnafın içindeyiz ve gerçek tabloyu çok iyi biliyoruz. Bugün aynı caddelerdeki esnaf artan kira fiyatları altında eziliyor, yüksek elektrik ve doğalgaz faturalarıyla mücadele ediyor, akaryakıt maliyetleri nedeniyle malını yerine koyamıyor, vergi yükü altında ayakta kalmaya çalışıyor ve en acısı, siftahsız dükkân kapatıyor. Peki, bunlar size söylendi mi? Söylendiyse neden kamuoyuna açıklanmıyor? Yok, eğer söylenmediyse, o ziyaretler gerçek değil, sadece görüntü vermekten ibarettir. Biz buradan açık bir davette bulunuyoruz: Sayın Şahin, gelin birlikte Ambar Yolu’nu gezelim, gelin birlikte Yüzbaşı Bayburt Caddesi’ni adım adım dolaşalım. Hiç önceden haber vermeden, hiç hazırlık yapılmadan, esnafla, gerçek şartlarda buluşalım. Bakın o zaman size neler söyleniyor, ‘İş yapamıyoruz’ diyenleri, ‘Borçla dönüyoruz’ diyenleri, ‘Bu gidişle kapatacağız’ diyenleri, bizzat kendi kulaklarınızla duyun. Çünkü artık bu şehirde esnaf ayakta kalma savaşı veriyor. Vatandaş alışveriş yapamıyor. Ekonomi çarkı dönmüyor. Ama siz hâlâ ‘ziyaret ettik, dinledik’ diyorsunuz. Bu millet artık söz değil, çözüm bekliyor.”