Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gül: Asgari Ücreti 55 Bin Lira Yapın
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Nureddin Gül, partisinin İl Başkanlığı'nın yeni binasında basın mensupları ile buluştu. Gül, asgari ücretin 55 bin liraya çıkarılması gerektiğini vurguladı
Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı ev sahipliğinde, partinin Marulcu Mah. Hacı Felahi Cad. Altunkaya Apt. No:22/2 adresindeki yeni hizmet binasında düzenlenen basın buluşmasında kameraların karşısına geçti. Basın buluşmasından önce Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nın yeni hizmet binası kurdele kesilerek açıldı.
24 TEMMUZ BASIN BAYRAMI’NI UNUTMADI
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Nureddin Gül, Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Sorumlusu Av. Afşin Çalışıcı, Salar Belediye Başkanı Halil Aygün, Karamıkkaracaören Belediye Başkanı Üzeyir Kasap’ın da katıldığı basın buluşmasının açış konuşmasını Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Fehmi Güray Çakır gerçekleştirdi. Başkan Çakır, “Bugün, Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı olarak, hem Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Nureddin Gül’ü misafir etmenin heyecanını hem de yeni binamızın açılışının heyecanını bir arada yaşıyoruz. Katılımlarınızdan dolayı sizlere hem teşekkür ediyor hem de yaklaşan 24 Temmuz Basın Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyor, sahadaki arkadaşlara kolaylıklar diliyorum. Görevi başında vefat eden basın emekçilerimize de Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum” dedi.
“ÜRETEMEZSEK YOK OLURUZ”
Türkiye’nin tarımsal ürünleri üretmek zorunda olduğunu vurgulayan Başkan Çakır, “Afyon'da biliyorsunuz işçi diyoruz, çiftçi diyoruz, emekçi diyoruz, emekli diyoruz. Bugün yine çiftçi ve asgari ücretlinin aslında ki yaralarına dokunmak istedik. 15 gün önce söylediğim gibi, Toprak Mahsulleri Ofisi buğday fiyatını 16,5 liradan açıkladı. Değirmenler bu parayı 14 liraya çekme telaşında. Bakın, üretmezsek yok oluruz. Ülkemizin beka meselelerinden biri üretmektir ama biz çiftçiye bugün diyoruz ki; ‘Hayır, üretme’ Değirmenlerle alakalı devletimizin çok acil önlem ve tedbir alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’NİN 3’ÜNCÜ PARTİSİYİZ”
Başkan Çakır’ın ardından konuşan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Nureddin Gül, Türkiye’nin güncel sorunları ile ilgili yaklaşık 40 dakikalık bir değerlendirme yaptı. Gül, “Yeniden Refah Partimiz, 1969 yılında Erbakan hocamızın ‘Önce ahlak ve maneviyat’ diyerek başlatmış olduğu Milli Görüş hareketinin temsilcisi olarak, 57 yıllık bir hareketin bugün temsilcisi olarak sahada çalışmalarına devam ediyor. Bizler, tıpkı 1969'da Erbakan hocamızın daha yola çıktığı ilk günde ifade ettiği gibi, "Önce ahlak ve maneviyat" sancağıyla, aynı düsturla, aynı ilke ve esaslarla yine çalışmalarımıza devam ediyoruz. Partimiz, elbette ki 8 yıllık bir parti, 2018 yılında kurulmuş bir parti ama bu kadar kısa zaman dilimi içerisinde elhamdülillah teşkilatlarımızın azimli, gayretli çalışmaları vesilesiyle, milletimizin göstermiş olduğu teveccüh vesilesiyle şu an 703.000 üyeyle Türkiye'nin 3. büyük partisi haline gelmiştir. 31 Mart seçimlerinde almış olduğumuz %7'lik oy oranıyla yine o gün de sandıkta Türkiye'nin 3. büyük partisi çıktık ve bununla birlikte ta o gün de ilan etmiştik; 500.000 üyeyle o dönem Türkiye'nin 3. büyük partisi olmuştuk, bugün aradan geçen 2 yıllık zaman dilimi içerisinde yaklaşık 200.000 daha üyemizi artırarak 703.000 üyeye ulaşmış olduk. Elhamdülillah partimizin kuruluşundan bugüne kadar, tabiri yerindeyse az zamanda çok işler başararak, bu kadar kısa zaman dilimi içerisinde özellikle bu noktaya ulaşmak, bütün teşkilatlarımızın azimli, gayretli çalışmalarının bir ürünüdür. Bundan dolayı da teşkilatlarımızı gönülden tebrik ediyoruz” dedi.
Genel Başkan Yardımcısı Gül, “Tabii milletimizin Yeniden Refah Partimize göstermiş olduğu teveccüh de ayrı bir teşekkürü milletimize göndermemizi gerektiriyor. Elhamdülillah sahaya çıktığımız zaman Milli Görüş'e, Erbakan ismine, Yeniden Refah Partisi'ne muazzam bir teveccühün olduğunu her ortamda, her fırsatta görüyoruz. Zaten bunu gerek sandıkta çıkan oylar ve bununla birlikte üye sayılarımız yeterince izah etmektedir. Elbette ki bunun birçok nedeni var. Erbakan ismine olan güven, geçmişte Milli Görüş'ün memleketimize yapmış olduğu hayırlı, güzel hizmetler ve elbette ki 23 yıllık iktidarın artık insanlarımıza umut olmaktan çıkıp, dertlerine çare olmaktan çıkıp, ciddi manada insanlarımızın ekonomik kriz altında inim inim inlediği bir dönemde, ana muhalefet partisinin her şeye muhalefet olma noktasına geldiği, şimdilerde de kendi kendine muhalefet partisi olduğu bir süreçte, elbette ki iki kutuplu siyasetten milletimiz artık bir kurtuluş adresi olarak Yeniden Refah Partimizi görmüştür” dedi.
“57 YILDIR MÜCADELE EDİYORUZ”
Genel Başkan Yardımcısı Gül, konuşmasına şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz günlerde Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan'ın, İran lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katıldı. Malumunuz bu cenaze töreninde Genel Başkanımızın orada duygulanmasından dolayı yine bu trol orduları saldırıya geçtiler. Vay efendim, "Siz nasıl olur da bu cenaze töreninde gözyaşı dökersiniz, nasıl ağlarsınız" diye tam bir hafta gündem oldu. Maalesef bunu yazan çizen, toplumda kanaat önderi dediğimiz yazarlar, çizerler, gazeteciler... Genel Başkanımız, Ali Hamaney'in cenaze töreninde duygulandı diye yazıp çizenler; yüz binlerce Müslümanın katili olan, eli kanlı bir katilin, bir sapığın bu ülkede üst düzeyde ağırlandığı ve Sayın Cumhurbaşkanımızla kol kola girip kahkahalar attığı görüntüleri görmezden geldiler. Genel Başkanımız, Türkiye'ye döndükten sonra gazetecilerimizin sormuş olduğu sorularda, ‘O cenaze töreninde ağladınız mı?’ diye soru sorulduğunda Genel Başkanımız; "İçeri girdiğimizde çok muazzam bir Kur'an-ı Kerim kıraati vardı. Cenazenin başına geçtiğimizde Ali Hamaney'in 15 aylık torununu tabutta gördük, füzelerle parçalanmış ailesini gördük. O çocuğun gülen fotoğrafı o tabutun başındaydı. İnsan olarak elbette ki bundan duygulandık, hüzünlendik. Kim olursa olsun; bir Hristiyanın, bir Amerikalının veya bir Fransızın da çocuğu olsa sonuçta masum bir insandır, insan olan herkesin duygulanacağı bir tablodur bu." Bunu söyleyen Genel Başkanımıza aynı gün yine bu troll orduları saldırıya geçti. Vay efendim, ‘Siz Suriye'deki çocuklara ağladınız mı, siz Gazze'deki çocuklara ağladınız mı?’ diye 2-3 gündür dikkat ederseniz yine bir saldırı düzenliyorlar. Biz buradan sesleniyoruz: Biz bu algı oyunlarıyla yıkılacak bir parti, bir anlayış değiliz. Biz 1969'dan beri tam 57 yıldır ümmete gözyaşı döküyoruz. Biz ümmetin çocukları için 57 yıldır mücadele ediyoruz. Biz Amerika'yla müttefiklik değil, Avrupa ile birlik içerisinde olmayı değil, D-8 İslam Birliği'ni kurarak bu coğrafyadaki kan ve gözyaşını durdurmak için siyasi her türlü mücadeleyi ortaya koyup bunun en ağır bedellerini ödemekmiş bir partiyiz.”
“NE ALDATILDIK, NE ALDANDIK”
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi hakkında da görüşlerini kamuoyuyla paylaşan Genel Başkan Yardımcısı Gül, “Malumunuz 15 Temmuz darbesinin 10. yılını geride bıraktık. 15 Temmuz, FETÖ hain terör örgütüne karşı milletimizin şanlı bir direnişinin bir göstergesidir, bir görüntüsüdür, bir eylemidir. Ama bugün asıl konuşulması gereken, 15 Temmuz darbe sürecine giden yolu bizim iyi bir şekilde idrak etmemiz lazım. Milli Görüş gömleğini çıkarıp, FETÖ'cülerle, ‘Hocaefendi’ dedikleri kişilerle ittifak yapanların işte ülkeyi hangi noktaya taşıdıklarının bir göstergesidir 15 Temmuz. Her türlü yetkiyi, her türlü makamı teslim ettikleri insanların bu ülkenin başına ne işler getirdiklerini bir kez daha görmüş olduk.10 yıldır şehirlerde, köylerde, ilçelerde memur, çiftçi, köylü demeden FETÖ'cü avında bulunan iktidara buradan sesleniyorum: Daha düne kadar ‘Hocaefendi’ diye gözyaşı döken milletvekilleriniz, bakanlarınız niçin şu anda eli kolu serbest bir şekilde geziyor ve hala daha nasıl siyaset yapabiliyorlar? Her türlü imkanı, kaynağı onlara sunarken ‘Biz aldatıldık’ diyebiliyorsunuz ama memleketin evlatlarının, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, piramidin en alt tabakasında bulunan ibadet kesimini maalesef sorgulamadan, hukuksuzca yargılayıp onlara her türlü en ağır cezaları veriyorsunuz. Bu konuda doğmuş olan mağduriyetlerin bir an evvel son bulmasını, asıl şebekenin, ihanet şebekesinin, ticaret şebekesinin ve bu işin siyasi ayağının mutlaka sorgulanması ve yargılanması gerektiğini bir kez daha buradan ifade ediyoruz. Milli Görüş olarak, 1969'dan bugüne kadar elhamdülillah ne aldatıldık ne aldandık. Biz geçmişte bu tür uyarılarımızı, ikazlarımızı iktidara ve tüm kamuoyuyla paylaşmış olduk” dedi.
TRUMP, ANKARA’DA NELER SÖYLEDİ?
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Nureddin Gül, Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi ile ilgili de şu vurguları yaptı:
“Geçtiğimiz günlerde Ankara'da NATO zirvesi yapıldı. Malumunuz NATO zirvesi için aylardır bir hazırlık vardı. Ankara'da trafik adeta felç oldu, Ankara'da hayat adeta durduruldu. Niçin? NATO zirvesi gelecek olan devlet başkanlarına karşı Ankara'yı, Türkiye'yi daha iyi göstermek için. Caddeler, sokaklar süslendi, yeşillendirildi, parklar, bahçeler çiçek açtı ama bu devlet başkanlarının geçeceği sokakların hemen arka tarafındaki mahallelerdeki, varoştaki hayatlar hala daha devam ediyor. Bakın NATO zirvesine gelen Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın Türkiye'de sarf ettiği bazı cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Trump Türkiye'de şunları söyledi, dedi ki: ‘Bu akşamdan itibaren İran'a yeniden saldırılar başlayacak’ Yine Trump, ‘Ben olmasaydım İsrail haritadan silinirdi’ dedi, Ankara'da bunları söyledi. ‘Golan Tepeleri İsrail'indir’ dedi, kime karşı? Suriye Devlet Başkanı Esad ile yapmış olduğu görüşme esnasında tüm kamuoyuyla bu görüşünü, bu ifadeleri paylaşmış oldu. Her zaman olduğu gibi tekrar bir konuyu yineledi; ‘Rahip Brunson'ı istedik ve hemen geri verdiler’ dedi. Doğru, haklı. Rahip Brunson'ın mahkemedeki yargılaması devam ederken, onu alacak olan uçak piste inmiş, onu almaya hazır halde bekliyordu. Ve yine vahim olan bir durum; ‘İran savaşında Türkiye, Avrupa ülkelerine göre bizimle daha fazla işbirliği ve sadakat içerisinde oldu.’ Bu cümleleri Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump Türkiye'de sarf etti. Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında sarf etti, Külliye'de sarf etti. Peki Türkiye'de yandaş medya, havuz medyası, sosyal medyadaki birtakım troller NATO zirvesi için neden bahsettiler? Gelin neden bahsettiklerini sizlerle de paylaşmış olalım. NATO zirvesi denilince bizim hafızamızda, bu toplumun hafızasında ne kaldı? İzlanda Başbakanı'nın Külliye'ye hayranlık dolu olan bakışları... Trump onuruna Türk Yıldızları'nın verdiği muhteşem gösteri, yaptığı muhteşem gösteri... Liderlere sunulan akşam yemeği menüsündeki Denizli'in yoğurdu, Kayseri'nin mantısı... Yine bu zirvede akıllarda kalan ne oldu? Macron'un gözlüğü, Macron'un sabah sporu... Evet, yine hafızada ne kaldı? Liderlerin eşlerine verilen yemekte Ajda Pekkan konseri. Evet, kıymetli basın mensuplarımız; doğrudur, İzlanda Başbakanı aracından indiğinde Külliye'de iner inmez büyük bir şaşkınlıkla, büyük bir hayretle Külliye'yi izledi, etrafına bakındı. Oradaki ihtişamı gördü, elbette ki bundan şaşırmış oldu. Niçin şaşırdı? Çünkü şundan dolayı: İzlanda'da kişi başına düşen milli gelir 100.000 dolar, Türkiye'de kişi başına düşen gelir 12.000 dolar. İzlanda'da faiz ve enflasyon sıfır seviyelerinde, Türkiye'de enflasyon %32, faiz %45 seviyesinde. Böylesi verilerin bulunduğu bir ülkede, toplumun %50'sinden fazlası açlık sınırının altında yaşamaya mahkum, emeklinin 20.000 aldığı, asgari ücretlinin 28.000 aldığı bu ülkede açlık sınırı şu anda 36.000 lira. Dolayısıyla İzlanda Başbakanı, ‘Nasıl olur da ekonomik kriz içerisinde olan bir ülkenin böylesi bir şatafatlı sarayı olur?’ diye elbette ki hayretlerini orada gizleyemedi.”
ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI YAPTI
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gül, Türkiye’deki ekonomik şartları da gündemine aldığı konuşmasına şöyle devam etti:
“Yoksulluk sınırı 116 bin, açlık sınırı 36 bin iken elbette ki memleketimizin yüzde 80’inden fazlası yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum kalıyor. Yeniden Refah Partisi olarak buradan sesleniyoruz. Asgari ücretin bir an evvel 55 bin lira yapmanız lazım. Niçin? Bir eve iki tane asgari ücret girerse o hane en azından yoksulluk sınırı altında kalmaktan kurtulur. Emeklimize 20 bin lira maaş veriyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde bir emeklimize sordum, ne kadar maaş alıyorsun dedim. 22 bin lira maaş alıyorum dedi. Ev kirası ne kadar? 17 bin lira. Kalan 5 bin lira da adeta harca harca bitmez. Geçmişte bir maaşla 4 kişilik aile geçinirken şimdi 4 maaşla bir aile anca geçinir hâle geldi. Evet, Afyon'dayız. Bugün İl Başkanımız tabii ki Afyon'la alakalı özellikle sorunlara değindi. Ama işte hububat alımlarıyla alakalı, Türkiye'nin her bir noktasındaki çiftçimizin yaşadığı sıkıntı, bugün Afyon'umuzda da kendini gösteriyor. Çiftçimiz ürettiği ürünün maliyetini dahi karşılayamıyor şu an. Ama çiftçimize destek vermesi gerekenler, eli kanlı katilleri karşılayacağız diye 3 günde 12 milyar parayı adeta savurdular. Faiz lobisine 60 milyar dolar parayı verenler; çiftçiye gelince, üreticiye gelince, sanayiciye gelince, esnafa gelince 'para yok' diyorlar. Artık bu ülkede üretim durma noktasına geldi. Bu gidişatın bir an evvel durdurulması lazım. Dolayısıyla bunun da tek bir yolu var: Vatandaşın önüne sandığın konulması lazım. Yeniden Refah Partisi olarak erken seçim talebimizi bir kez daha yineliyoruz ve vatandaşın sabırsızlıkla beklediği bu sandığın bir an evvel önümüze gelmesini istiyoruz. Halkımız 23 yıllık iktidardan da, 23 yıldır bu iktidarı ayakta tutmayı başaran sözde ana muhalefet partisinden de bıkmış; Yeniden Refah'ı, yeniden Erbakan'ı sabırsızlıkla beklemektedir.”
Bakmadan Geçme







