Aziz Yıldırım'dan Sert Eleştiriler: 'Fenerbahçe Çürümüşlükten Arınmalı'
Fenerbahçe Spor Kulübü Nisan Ayı Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı, eski başkan Aziz Yıldırım'ın açıklamalarıyla hareketlendi. Uzun süredir sessizliğini koruyan Yıldırım, kürsüye çıkarak mevcut yönetimin mali verileri ve kulüp yönetim anlayışına dair önemli iddialarda bulundu.
Fenerbahçe Spor Kulübü Nisan Ayı Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan kulübün eski başkanı Aziz Yıldırım, telaffuz edilen rakamların gerçeği yansıtmadığını savundu. Yıldırım, “Aslında bugün gelmeyecektim. Neden? Çünkü; Fenerbahçe’nin Divan Kurulu akil insanların olduğu toplumdur. Geçen konuşmamda da söyledim. Biz burada birlik, beraberlik veya onun gibi sözlerle gündem geçiştirmesi yapamayız. Biz burada Fenerbahçe’nin dertlerini konuşmalıyız. Yönetim de bundan ders almalı, alabildiklerini alabilmeli, uygulamalı veya uygulamamalı. Ama biz hiçbir şey söylemiyoruz. Bir tek Turgut bey bir şeylerden bahsetti. Şaşırdığımı da söyleyeyim. 2018 yılında Fenerbahçe’nin 400 milyon Euro borcu olduğunu ben söyledim. 1,950 milyar Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının yaptığı borç vardı. Bunun karşılığında da bugün değerini gördüğünüz mal varlıkları. 1,250 de bundan önceki yönetimin yaptığı borçlar vardı. İkisinin toplamı 3,2 milyar. Bankalar birliğiyle anlaştılar ve süreç başladı. Sürecin sonunda demin bu yönetim şunu söylüyor. 70 milyon ödedik. Yani 100 milyon euroya yakın para ödedik diyorlar. Bütün borcu sildik. Hem Aziz Yıldırım hem de Ali Koç borçları. 650 milyon eurolar. 630 milyon eurolar. Nerede? Nerede yalıncılar? Şimdi geldiğimiz noktada, Sadettin Beyden rica ediyorum, bu yönetimden rica ediyorum. Gelin açık açık her şeyi anlatın, açıklayın. Murat bey diyor ki, pasoligde 2018 yılında başladı imza. Ben imzaladım. Devlet imzalattı. Kanun çıkarttılar. Uğraştık çözemedik. Sen nasıl bir anlaşma yaptın onu anlat. Bırak 2018’i, 2019’u. Bugün ne yaptınız? Onu anlatın.” dedi.
“KULÜP KENDİ ÖZÜNE DÖNMELİ, ARINMALI”
Fenerbahçe’nin temizliğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Yıldırım, " Fenerbahçe çürümüşlüğün içindedir. Bu çürümüşlükten kurtulması için ne yapması lazım? Arınması lazım. Fenerbahçe’nin içerisinde eğer diğer kulüplerden üyeler varsa sicil kurulu bunları tespit etmeli, yönetim de bunları göndermelidir. Kulüp kendi özüne dönmelidir. Seçim kazanmak için buraya üye oyanlar varsa kendileri gitmeli, gitmiyorlarsa kulüp atmalıdır. FETÖ’cüleri kulüp atmalıdır. 3 Temmuz’la bugünleri karıştırmak kadar büyük hata olamaz. 3 Temmuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ihanet eden, onu ortadan kaldırmaya çalışan bir örgütle Fenerbahçe camiasının mücadelesidir. Bunu herkes iyi bilsin. Öyle Aziz Yıldırım’ın bilmem kimin davası değildir. Fenerbahçe’nin davasıdır. Çünkü neden? Askerleri 2007’den sonra, bolyoz, Ergenekon, kuzey, güney gibi davalarla yok edenler, adaleti ele geçirenler, polisi ele geçirenler, bu ülkenin en güçlü spor kulübü olan ve Fenerbahçe Cumhuriyeti olan burayı ele geçirmek için operasyon yapmışlardır. Bu operasyon yalnız benim şahsıma değil Fenerbahçe camiasınadır. Onun için hepiniz bu 3 Temmuz’la ilgili başka şekilde durmamız lazım. 3 Temmuz devam ediyor. Hepimizin daha dikkatli olması ve çalışması gerekiyor. Şimdi, hep söylüyorum. Maddeler kabul edilmedi. Ben kabul edilmeyeceği için kendim imza oy vermeyeceğimi beyan ettim. Sizler de bunun lehinde oy kullandınız. Neden? Yaptığınız bir işlem varsa açık açık anlatın. Ülker arazisi kaça anlaştınız? Söylüyorsunuz rakamı. Gelin burada anlatın. Bunları aldık. Peki geri kalan parayı ne yapacaksınız? Karşı çıkmamın sebebi oydu. Hiçbir şey anlatmıyorlar. Alıyorlar, yiyorlar. Ne kadar borç? 528. Ne zaman 28 Şubat. Ama bundan sonra daha Haziran sonuna kadar zaman var. Buradan gelecek borçlarla 600 milyon euro. Aziz Yıldırım’ın suçladıkları neydi? 650 milyon euro borç. Sonunda ödedikleri 100 milyon. Siz bu borcu neyle ödeyeceksiniz? Gelin anlatın. Diyin ki, bizden önceki yönetim böyle böyle yaptı. Biz de bunları ödeme mecburiyetinde kaldık. 340 milyon biz para ödedik diyorsunuz. Bu para nereden geldi ya. Adamları suçluyorsunuz. Bir önceki yönetimi. 190 eksi var diyorsun, ama karşılığında 340 milyon ödedim. Hep çelişki var. Tek tek anlatın biz de anlayalım. Ben okur yazarım onu da bilin. Ayıp oluyor maalesef. Aynı şey kolejin arsası. Bu kadar geldi, bu kadar harcadık. Bilgi, başka bir şey değil. Bu kadar buraya harcayacağız.” dedi.
Mevcut transfer stratejisini eleştiren Aziz Yıldırım, kulübün eski futbolcularından oluşan bir "Üst Akıl" konseyi kurulmasını önerdi. Yıldırım; “Şimdi transferler. Bakın sizi uyarıyorum. Siz geçici bir yönetimsiniz. Bu sene devam edersiniz, etmezsiniz bilemem. Başkan gelip burada kendi durumunu açıklamalı. Fenerbahçe camiası boşlukta kalmamalı. Biz destekleriz. Problem değil. Ama gelip durumunu açıklamalı. Çok şey var söyleyeceğim. O tribünlerle ilgili de. 97 yılında hiçbir yönetici vasfım yokken, 25 tane Fenerbahçeli değerli futbolcusu sporcusuyla vakıf kurduk. Ben yokum içinde ama. Onlardan 15 tanesi bu dünyadan göz ettiler. 6 arkadaş da yaşıyor. Bu vakıf Oğuz Çetin başkanlığında kuruldu. Cemil Turan onursal başkan olarak duruyor. Diğer tüm sporcular bir aradalar. Artık Fenerbahçe’de üst akıl aramayalım. Futbolun üst aklı bunlardır. Bunları çağıracaksınız, antrenörünüz kimse oturtacaksınız. Bize şu kadar oyuncu lazım. Göndereceksiniz bunları. Bakacaklar getirecekler, ama transferi siz yapacaksınız. Onlar seçecekler. Biz 2010 yılında Aykut Kocaman sportif direktörlükten bunu uyguladık. Brezilya’ya gitti Cristianı almaya. Telefon etti, burada bir oyuncu daha var bunu da alalım mı diye. Kimdir? Sol tarafta oynuyor. Andrea Santos. Bu insanlardan faydalansın Fenerbahçe. Bu fayda camiaya büyük güç katacaktır.” şeklinde konuştu.
“BÜTÇEYİ DENKLEŞTİREMEZSENİZ ANAHTARI TESLİM EDERSİNİZ”
Üniversite konusunda da sitemlerini dile getiren Yıldırım; “Üniversite, benim kanayan yaram. 10 sene uğraştım ve yaptım. Sonra mütevelli heyetten ayrılınca biz bütün arkadaşlar boşalttık. Medicana’ya hangi şartlarda verdiler bilmiyorum, üniversiteyi verdiler. Sonra, devrettiler, divandan sonra ben konuştum bu üniversite konusunu. Hüseyin bey bana geldi. Konuştuk, bana 200 milyon dolar versinler, üniversiteyi devredeyim diyor. Hoppala. 200 milyon dolar diyor. Varlıkları yok ediyoruz. Koleji yok ettik. Üniversiteyi yok ettik. Halbuki diğer kulüpler açarak büyümeye çalışıyor. Bunun Fenerbahçe’ye maddi bir katkısı olmayacağını başından biliyorduk. Buradaki amaç başka. Üniversite ile ilgili bir çözüm üretelim. Yazık. Şimdi bir önemli konu daha. Bu yönetim devam eder etmez hiç önemli değil, Fenerbahçe’nin bir şeylere karar vermesi lazım. Gelir gider bütçelerinin denkleştirilmesi. Eğer gelir gider bütçelerini denkleştiremezseniz, 10 sene sonra Fenerbahçe’nin bugünkü borcunun yüzde yüz katına ulaşır borç. Kimse ödeyemez. Götürür anahtarı bir yere teslim edersiniz. Onun için bugün tedbir alma zamanıdır. Bu yönetiminde bunu yapma gücü vardır. Geliri tespit edip gideri ona göre ayarlamak lazım. Ama dört şubeden. Ben yaptım. Bugün yanlış yaptık. Geliri yok, gideri var. Onu kapatmak için 50 tane operasyon yaptık. Stadın ismini 90 milyon dolara Ülker’e sattım. Paranın 30 milyonunu basketbol erkek takımının Ülker’den aldığı borç vardı. Şampiyon oldu. Avrupa şampiyonu. 30 milyonunu Ülker’e verdim. İade ettik o günkü yönetim. 60 milyon kaldı. Amatörlerin gelir ve giderlerine bakmak lazım. Hepsi için mali kongre yapmak lazım. Tek tek bunu konuşalım yönetime yardımcı olalım. Onlar da bütçeyi buna göre düzenlesin.” dedi.
“YAŞLI OYUNCU ALMAYIN”
Yapılan transferleri de eleştiren Yıldırım sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Gidip de yaşlı 37-38 yaşında santrafor almayın. Nobre geldi buraya. 2004’ün Ocak ayında. 500 bin dolara geldi. 500’de kulübüne verdik. Fenerbahçe şampiyon oldu. Onun için ricam, bu sporcuları alın gönderin Brezilya’ya, Avrupa’ya. Oradan oyuncu seçsinler. Sakın yaşlı aram almayın. Bu Sidiki kim aldı ya? Merak ediyorum. Hangi akıl aldı? Yazık ya. Kante, 70 milyon diyorlar. Orta saha. Harcanan para 150 milyon. Sizden önce daha beter. Nene. İsim isim söylüyorum. Dün bir tanesi bunların hiçbir tanesi 1. Ligde oynamaz diyor. Gelen insanların umutları heyecanları hepsi gitti. Kızım arıyor, baba ne olacak. Üzülme diyorum, nasıl üzülmeyeyim diyor. 340 milyon olayını anlatın ben anlamadım.”
Bakmadan Geçme
