CHP Lideri Özel, Afyon'dan İktidara Yüklendi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'li yerel yönetimlerin başarısının CHP'yi Milletvekili Genel Seçimlerinde iktidara taşıyacağını söyleyerek iktidarı sert bir dille eleştirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) -4-5 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen İl Belediye Başkanları Toplantısına Afyonkarahisar ev sahipliği yapıyor. Toplantı AFBEL Otel’de gerçekleştiriliyor.

CHP İl Belediye Başkanları Toplantısına; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İl Belediye Başkanları katıldı. Özel, Afyonkarahisar’daki hitabının ardından Kütahya’ya hareket etti.

CHP Lideri Özel, Afyon'dan İktidara Yüklendi

“ÖZLEŞTİRİMİZİ YAPTIK, KENETLENDİK, SEÇİME İLERLEYİP BAŞARDIK”

Toplantıda İl Belediye Başkanlarına hitap eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti: “Afyon'da CHP’nin 2 yıl önce kazandığı büyük yerel seçim zaferinin 2. yıl dönümünde onu takip eden ilk hafta sonu bir araya geldik. Geçtiğimiz yerel seçimde toplam 21 il belediyesi kazanmıştık. Üçü kadın Belediye Başkanımız yan yana oturuyorlar. Afyon, Bilecik ve Edirne Belediye Başkanlarımız burada. 31 Mart seçimlerinde 18 erkek Belediye Başkanımızla birlikte 21 il belediyesini kazandık. Atatürk'ün partisini yeniden iktidar yapmak ve 100 yıl önce bütün imkânsızlıklara rağmen önce kurtuluşu, sonra kuruluşu, sonra da bir milletin uyanışını, ayağa kalkışını, büyük bir kalkınmayı, hastalıklardan ve yoksulluktan kurtulmayı ve Türkiye'yi demokratik yönetilen bir cumhuriyet olarak muasır medeniyetleri yakalama ve geçme, gelişmiş ülkeleri yakalama ve ondan daha ileriye gitme hedefini ortaya koyduğu Türkiye'nin 100’üncü yılında yüz yıl sonra bir kez daha yoksulluğu yenmeyi istiyorduk. İşsizliği bitirmeyi istiyorduk. Her türlü adaletsizliği, başta gelir adaletsizliği olmak üzere bitirmeyi mutfaktaki yangını söndürmeyi, Türkiye'de hiç kimsenin hak etmediği şekilde emeklilerin ve emekçilerin çaresizliğini, yoksulluğu ortadan kaldırmak istedik. Barınma krizini çözmek, 4 kişiden 3’nün ‘fırsatını bulursam yurt dışına giderim’ demesinin en büyük beka sorunu olduğunu görüp dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye üzerinde hesap yapmasının öne geçip, gençlerimizin dünyanın öbür ucunda hayal kurmasından duyduğumuz rahatsızlıkla bu işi geriye çevirmek istiyordu. Ve bunun için de Cumhuriyet'in ikinci yüzyılının ilk seçimlerini kazanmak istiyorduk.  Mayıs ayında yapılan seçimlerde büyük bir üzüntü, büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Devamında Türkiye adeta muhalif seçmenlerin hayata küstükleri büyük bir duygusal kopuş yaşadıkları bir dönemi yaşadı. Partimiz anketlerde çok kötü bir durumdaydı. Yaklaşan yerel seçimlerde kimse oy kullanmayı düşünmüyordu. Kararsız değil ama tepki ve protesto oyları yüzde 40’ları aşmış durumdaydı. Ve bu durumda burada bir ayağa kalkış, bir öz eleştiri ve ardından bir kenetlenişe ihtiyaç vardı. Biz hep beraber bunu başardık ve önce bir öz eleştiri yaptık. Sonra kenetlendik ve hep birlikte yerel seçimlere doğru ilerledik. Yerel seçimlerde ne yapacağımızı düşünürken şunu düşündük. 100 yıl önce Atatürk ve arkadaşlar ne yaptıysa aynı şeyi yapmak lazım. Partimizin neredeyse 50 yıldır siyaset kalesinin başarı kapısı partimize kapalıydı. Üstündeki 3 koca kilidi Gaziden kalan üç anahtarla gençlere güvenerek kadınlara güvenerek ve bilime güvenerek açtık. Doğru yöntemlerle bolca anket yaparak 350 bin ankette adayları belirleyip 255 bin anketle onları sahada takip ederek normalde kampanya bütçesinin yüzde yarımı ölçme değerlendirmede iken yüzde 16’nı ölçme değerlendirmeye ayırarak vatandaşın beklentilerini taleplerini çözmek üzere sonuç alabileceğimiz belediye başkan adaylarımızı ölçtük. Oradan gelen geri bildirimlerle davrandık. Adıyaman'ın Abdurrahman Tutdere'yi çağırması gibi Afyon Burcu Köksal'ı çağırdı. Her bir Belediye Başkan adayımız kendi şehirlerinde halk tarafından göreve çağrıldı. Biz bu görevlendirmeleri yaptık ve gerisini size bıraktık. Buradaki bütün il belediye başkanlarım her birisi o şehirde doğmuş, büyümüş, o şehri yaşayan, o şehrin sorunlarını bilen yolda yürüdüğünde karşılaştığı kişinin soyadından köyünü bilen ya da çevresinden bulunduğu mahalleyi söyleyen ve o şehrin zaten çoktan gönlünde yer almış kişilerdi. Gerisini onlara bıraktık ve onlarda o şehrin gerçek sorunlarını bilen tertemiz içinden gelen kibirsiz, tevazu gösteren, pazar alışverişini kendisi yapan, esnafın her birisinin bizzat müşterisi olan, cenazeyi birlikte kaldırdığınız, düğününü birlikte yaptığınız o şehirlerde görülmemiş bir destekle Türkiye'de tarihe geçtiniz. Genel olarak ya CHP'nin kazanmasının imkânsız olduğunu düşündükleri şehirlerde, ittifak ortakları asında paylaşamayıp, ikisi birden niyet ettiği yerde üçlü yarıştan kimsenin inanamadığı sonuçları alarak çıktık. Her iki kişiden birinin oyunu alarak o seçimlerden çıktık.” 

CHP Lideri Özel, Afyon'dan İktidara Yüklendi

“SEÇİM AKŞAMI TEVAZUMUZU KORUDUK”

“31 Mart akşamı kürsüye çıktığımda genel merkezde 10 gün öncesinden söylediğim ve AK Parti basınının bolca alay ettiği bir sözü yerine getirecektim. Hep diyordum ki 31 Mart akşamı saat 21.00 gibi TRT'nin önünde protesto yapacağımızı falan düşünüyorlardı.” diyen Özel, şu ifadelere yer verdi: “AK Parti seçimi kaybedecek. Bütün bir kampanya boyunca 100 dakikanın 99 dakikasını AK Parti ve MHP adaylarına, bir dakikasını CHP'ye onu da CHP'yi kötülemeye ayıran TRT'yi protesto edeceğimizi sanıyorlardı. O saatlerde kürsüdeydim. Ekrana TRT'yi yansıttık ve dedim ki TRT'ye büyük sürprizimizdir. 47 yıl sonra yeniden CHP birinci partidir. Buyurunuz TRT'ye. O başarıya, o zafere ulaşacağımızı biz biliyorduk. Birinci parti olacağımızı öngörmüştük. Her biriniz kendi ilinizde inanmıştınız. Ben sizlere gelip de seçim kampanyası, miting yaptığımızda git gide iyiye giden seçim anketlerini size müjdelemek için telefonda konuştuğumuzda sizler de zaten hep bunu söylüyordunuz. Tek farkı var. Sizler kendi ilinizi biliyordunuz. Ama buradaki 21 ilin tamamında aynı durum ortadaydı. Ve biz o gece 31 büyükşehir'in 15’ni kazanarak ve Türkiye'de 7 bölgede il ve Büyükşehir Belediyesi kazanan tek parti olarak Ege'de 9’da 9 CHP olarak kazandık. Afyon, Kütahya gibi il belediyeleri üçgeninde büyük bir başarıyı kazanarak elimizdeki bütün büyükşehirleri kazanıp üstüne de olmayan hepsini ekleyerek çok önemli bir zafer kazandık. Ekonominin yüzde 80’ne CHP'li belediyeler dokunuyordu. Bunu hatırlarsınız. Hem o gece konuşmalarınızda tevazu ki her birinizde fazlasıyla var arkadaşlar. Rakibi kırmadan üzmeden ‘Bu seçimin kaybedeni yoktur. Kazananı bütün millettir’ diyerek ki kolay değil. 47 yıl boyunca kaybetmişiz. 23 yıl boyunca Adalet ve Kalkınma Partisi kazandığı her seçimin akşamı alay etmiş. Daha İstanbul'dan Ankara'ya teşekkür konuşması, balkon konuşması yapmak için çıkacakken evinin önünde bulduğu bir otobüsün üstüne çıkmış ve seçimi ilk turda yenemediği ikinci turda küçük bir farkla geçtiği rakibi ile ilk bulduğu mikrofonla alay etmiş. Çıktığı her balkon konuşmasında tevazu göstermek yerine kibir göstermiş ve tüm CHP’lileri, kendisine oy vermeyen herkesi bir şekilde rahatsız etmiş, rencide etmiş bir anlayışa karşı dedik ki kornalara basmayalım davulları çalmayalım. Kaybeden adayın evinin önünde bize çalınan davulu zurnayı çaldırmayalım. Bu gecenin kaybedeni yok kazananı millet dedik. Ve sizinle yaptığımız ilk toplantıda da bunu sizler biliyorsunuz ama daha sonra basına da ifade ettik. Hep şunu söyledim. Millet bize bir kredi verdi. Millet kadın adayların çantasına bir anahtar, erkek adayların cebine bir anahtar koydu. Bu anahtarlar belediyenin kapısının ya da kasasının anahtarı değildir.  Ya da şehrin altın anahtarı değildir. Milletin verdiği kredide al harca diye bir tüketici kredisi değildir. Tüketici kredisi alınır, harcanır, sonra da borç olarak ödenir. Ama milletin bize verdiği kredi önce verilen sonra takip edilen bir kredidir. Eğer iyi şeyler oluyorsa aman daha çoğunu verelim siz devam edin deyip verenin fazlasını verdiği ama verdiği krediyi riskte gördüğü zaman da iyi yönetilmediğini gördüğü zaman da geri çağırdığı bir şeydir. Ve yapılan yatırım şahsımıza, partimize değil ülkenin ve gençlerin geleceğine yatırımdır. Türkiye'nin demokrasisine kalkınmasına yapılan yatırımdır. Ve bunu bilelim, buna göre hizmet edelim dedik. Bu konuşmalardan sonra birbirimizi ayakta alkışladık, kucakladık, birlikte aile fotoğrafını çektirdik ve yurdun dört bir yanına dağıldık. Her biriniz o yaşadığınız şehirlere gittiniz ve çalışmaya başladınız. Bunu biz de ölçtük. AK Parti'de ölçtü. Ve geçen yıl ölçümler önümüze geldiğinde bizim ölçtüğümüz yüzde 59 CHP’li belediyelerden vatandaşın memnuniyet oranıdır. AK Parti'nin anketinde yüzde 61’dir. Ve bütün anketlerde ‘neden memnunsunuz?’ diye sorduğumuz sonuç her bir belediye başkanının 2 yılınızı değerlendirirken yaptığınız değerlendirmelerde, övündüğünüz hizmetlerin ta kendisiydi. Başta çocuğa dokunan, kadına dokunan, yaşlıya dokunan özellikle düşük gelir seviyesine bilhassa emekliye dokunan işler ve eşitsizliklere müdahale eden işler bir anda CHP’li belediyeleri bambaşka bir beğeni ve kabul noktasına getirdi. Özellikle bir yalan çıktı. Yıllarca alamadığımız il belediyelerinde, belde belediyelerinde hep şu sonuçlarla karşı karşıya kaldık. Korkuttular; ‘CHP gelirse sosyal yardımları keser. Bu yalanın tuzla buz olduğunu daha doğrusu Belediye Başkanlarımız tarafından tuzla buz edildiğini hep birlikte gördük”

CHP Lideri Özel, Afyon'dan İktidara Yüklendi

“HALKA HİZMET YÜRÜYÜŞÜNÜ DURDUMALIYIZ DEDİLER”

CHP’li yerel yönetimlerin halka hizmetlerinin sabote edilmeye çalışıldığını iddia eden Genel Başkan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “CHP gelirse yoksulluğu yok edecek dedi. İşsizliği yok edecek dedi. Umutsuzluğu umuda döndürecek dedi. Bu şehirleri rantta değil halka açıyor bunlar dedi. Her birisi yeşil alanla övünüyor dedi. Çok katlı yapılarla, gökdelenlerle, betonlarla konuşmuyor. Yeşil alanın metrekaresini arttırmakla övünüyorlar, açılışlarda müteahhitlerle şakalaşmak yerine yaşlılarla sohbet ediyorlar, çocuklarla şakalaşıyorlar ve bir şehrin gözünün içine gülerek bakıyorlar dedi. Birileri hayvanları toplattırmanın, katlettirmenin peşindeyken bunlar bu kadar ekonomik imkânsızlıklara rağmen hala daha can dostlarım diyerek hayvanlara sahip çıkıyorlar, mama üretiyorlar, sahiplendiriyorlar, iyileştiriyorlar dedi. Her türlü canlıya yeşile de, insanlara da sevgiyle ve hizmet aşkıyla yaklaşıyorlar dedi. İşte ne olduysa buradan sonra oldu. Bunu milletin hissettiğini anketlerle de ölçüp önlerine rapor edilince bu yürüyüşü durdurmalıyız dediler.” 

“DEMOKRATLIK KAYBEDİNCE NE YAPILDIĞIYLA ORTAYA ÇIKAR”

CHP Genel Başkanı Özgür, Özel sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz günlerde bilinçaltından söylüyor ya, ‘Ey Özgür Efendi, bu gidişi durduramazsın’ diyor. Benim onun gidişini durdurmak gibi bir niyetim yok. Ama o CHP’nin gelişini durdurmanın telaşında. Milletimiz bilsin ki Belediye Başkanlarımızın çalışmalarından memnun olup güç verdiği belediye başkanlarımız var. Kimi başkanımızdan memnuniyet oranı yüzde 35’den yüzde 55’e yükselmiş. Kimi başkanımız yüzde 50 ile seçilirken memnuniyet oranı yüzde 60’a çıkmış. Bu başarıların genel seçime yansıyacağını CHP’den memnun olunan halk belediyeciliğinin bizi iktidara taşıyacağından korktukları için bir darbeye giriştiler. Bu görülmemiş bir şey. Bütün darbeler doğası gereği iktidara yapılır. Bu darbeyi iktidar kendinden sonraki iktidara yapıyor. Bütün darbeler devletin başını hedef alır. Burada devletin başı kendisinden sonraki Cumhurbaşkanını hedef alıyor. Bu yapılan iş tamamen milletin iradesini sakatlamaya, hatta engellemeye yöneliktir. Sen geçmişte beni seçeceksin ve ben demokratik yollarla yönetimi devralacağım. Sonra sen bana oy attıkça bundan memnuniyet duyacağım. Ama oy tercihim değiştiğinde buna müdahale edilecek. Kişinin demokrat olduğu seçimi kazandığı gece ne yaptığıyla değil, seçimi kaybettiği gece ne yaptığıyla, seçimi kaybettikten sonra ne yaptığıyla ortaya çıkar.  Ve maalesef bu ülkeyi kazandığı seçimlerde ‘milli irade’ diyen ama kaybettiğinde o iradeyi milli iradeyi ‘kirli’ gören, kendine verilen oyları ‘milli irade baş tacı’ deyip verilmediğinde ‘baş aşağı’ etmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. İşte o yüzden 1 yıldır CHP’li belediyeler AK Parti'nin yargı kollarının elinde.”

CHP Lideri Özel, Afyon'dan İktidara Yüklendi

“AK PARTİ SALON PARTİSİ OLDU SOKAKTA GÖREN YOK”

CHP kadın ve gençlik kolları yönetimlerinin AK Parti’nin kadın ve gençlik kolları yönetimlerinden daha aktif olduğunu ileri süren Özel, şöyle konuştu: “Bizim kadın kollarımız, AK Parti kadın kollarının gösterdiğinin üç katı dört katı performans sağlıyor. Gençlik kollarımız Ak gençlikle mukayese kabul edilmeyecek bir dinamizm ile sahadadır. Yerel seçimde de gördük, sonrasında da gördük. Örgütümüz dimdik ayakta. AK Parti'nin örgütünü sokakta gören yok. Salon partisi olmuşlar. Yazın serinlettikleri kışın ısıttıkları salonlarda atadıklarına kendilerini alkışlatarak siyaset örmeye çalışanlara karşı sokakta, fabrikada, işçi servisinde, köyde siyaseti halkın içinde yapan dinamik bir örgütü yenemeyecekleri için hiçbir partide olmayan yargı kollarını kurdular. CHP’ye karşı taarruza giriştiler. İşte öyle bir sürecin sonundayız. Öyle bir sürecin içindeyiz, devamındayız ve sonundayız. O yüzden bu salonda olması gereken iki arkadaşımız operasyonlarla şu anda gözaltındalar, tutuklu haldeler.”

“HAYSİYET CELLATLIĞIYLA KİMSE İKTİDARA TUTUNAMAZ”

“Özellikle ve özellikle şunu söylemek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde de operasyonların bir tanesinde hiçbirimizi memnun etmeyecek görüntüler oldu” diyen Özel, şunları söyledi: “Hiçbirimizi memnun etmeyecek bir noktaya gelindi. Yasaklı arkadaşlarımızla görüştüler. MYK'nın verdiği yetkiyle de raporları hazırlandı. Önümüzdeki günlerde CHP aldığı karar doğrultusunda kendisinden bekleneni, kendisine yakışır bir şekilde hayata geçirecek. Ancak herkes şunu bilsin ki birincisi haysiyet cellatlığıyla kimse iktidara tutunamaz. Olmadık bir görüntüleri devlet eliyle polisin yaptığı operasyonda, hukukun dışına çıktığı iddia edilirse, kendini korumak için kendine emanet polis kamerasından paparazzi kamerası çıkarıp onu yandaş başına yollayıp onun üzerinden siyaset yapanlara o olay olmadan 3 hafta önce Sakarya'dan ortaya çıkan ve 3 hafta AK Parti'de kimsenin ağzını açmadığı, kulağını tıkadığı, duymadığı belediye başkanının rezaletine ancak bizim günlük reaksiyonumuzdan sonra istifa ettirdikleri bilinmektedir. Bir başka belediye başkanı rezaletinin bu süreçte ancak AK Parti tarafından değerlendirildiğini görelim. Ve biz esas olarak CHP’nin şeffaf hesap verebilir, halkın içinde ve halkla memnuniyet yaratan icraatlarının ön planda olduğu konuşulduğu bir süreçte bir kişisel hata üzerinden bireysel haysiyet cellatlığını partiye mal ettirmek gibi bir niyetimiz asla yoktur. CHP’nin, Adalet ve Kalkınma Partisi'yle karşılaştırılmaya kalktığında etik kurallara bağlılığı hesap verebilir belediyeciliği, dürüst, çalışkan, haramdan korkan, israftan kaçan, milletin parasını kendi parasından daha değerli gören, gözü gibi sakınan belediyecilik anlayışının zekâtı bile Adalet ve Kalkınma Partisi'nde yoktur. 

CHP Lideri Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti: “CHP’li belediye başkanlarımız temiz ve şeffaf belediyeciliğin kitabını yazmıştır.  Melih Gökçek’in, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin üç kurucusu, o ilk toplantılarında yan yana olan üç kişiden ikisi, Melih Gökçek hakkında ne düşünüyor görüyorsunuz. İstanbul’u, Ankara’yı parsel parsel satanlar, FETÖ’ye ne istediyse verenler, kendi partisi tarafından ‘Ya istifa et ya biz gereğini yaparız’ diye uzaklaştıranlar, bilhassa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ‘Eğer istifa etmezsen gereğini yapacağız.’ Ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Genel Başkan olarak ne yapabilirim bir belediye başkanına? Çok, çok partiden atabilirim. Peki, ‘İstifa etmezsen biz gereğini yaparız’ diye tehdit edildiğinde iki ihtimal var. Ya yolsuzluk ya FETÖ’cülük. O Melih Gökçek o günden beri gidip hem de belediyeden ele geçirdiği daha zorla geri almaya çalıştıkları konutta oturarak, belediyenin makam arabasını yıllarca vermeyerek, belki dünya siyaset tarihinin en büyük yerel yönetim yolsuzlukları, iddiaları ile karşı karşıya ama kendi partisi için de söylenen ‘Bu Melih Gökçek yargılanmayacak.’ Ama her birisi Türkiye’de belediyeciliğin, temiz, şeffaf belediyeciliğin kitabını yazan arkadaşlarımız bu ithamlarla karşı karşıya kalacak. Buna Anadolu’da bir tane cevap var. Hadi be oradan.”
Özel, yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıkladığı soruşturma rakamlarına da değindi. Özel şunları kaydetti: “Yeni içişleri Bakanı geldi bir açıklama yaptı, minnettarım kendisine. Diyor ki ‘Efendim AK Parti ile CHP arasında ayrım yapıldığı doğru değil.’ ‘Biz’ diyor ‘Bugüne kadar İçişleri Bakanlığı olarak’ diyor tabii ‘591 AK Partili belediyeye soruşturma izni vermişiz, CHP’de bu rakam 321. MHP’de de 102.’ Sayın Bakana teşekkür ederim. MHP’nin 150’ye yakın belediyesinden 102’sinde soruşturmaya değer bir şey görmüşler. AK Parti’nin hemen bütün belediyelerinde görmüşler. Bunu kim görüyor? Müfettişler, İçişleri Bakanlığı’nın müfettişleri ya da Sayıştay denetçilerinin talepleri. Peki Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu rakam AK Parti’nin çok gerisinde. Peki sayın bakan, ben de zaten bunu söylüyorum. Hiç kimse, bu salondaki arkadaşlarım da Sayıştay denetimden muaf değil, müfettiş denetiminden muaf değil, soru sorulur, cevap alınır ayrı konu. Madem CHP’den çok fazla AK Parti belediyesinde iddialar var ve soruşturma izni var, Hangi AK Partili Belediye Başkanını iki kolunda iki polisle, jandarmayla gördük? Hangi AK Partili belediye başkanının sabah 6’da kapısına dayandınız? Hangisini dört gün gözaltında tuttunuz? Hangisini tutukladınız? İşte çifte standart buradadır. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan iş, tamamen iktidar yürüyüşünü engellemek için haysiyet cellatlığıdır. Milletin gözünün önünde film çekmek, milleti gördüğüne, yaşadığına değil televizyonda gördüğüne inandırmaktır. Bu yapılan iş, devlet gücüyle, kamu gücüyle millet iradesini sakatlamak için şarlatanlık yapmaktır. Başka hiçbir şey değildir. Tamamını reddediyoruz.”

“DURUŞMALARIN CANLI YAYINLANMASINI İSTİYORUZ”

Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Var gücümüzle bir kez daha söylüyoruz Ekrem başkanımız, tutuklu belediye başkanlarımız. Tamamının duruşmalarının televizyondan, TRT’den bir kanaldan ve isteyen tüm kanallardan canlı yayınlanmasını istiyoruz. Yargılamalarda somut iddialara, somut bir yanıt veremeyip, kendi haklılığımızı ispat edemezsek başımız gözümüz üstünde, her türlü cezaya razıyız biz. Ama bir yıl önce bu işler başladığında Erdoğan diyordu ki ‘Görün bakalım 1 aya kalmaz insanın içinde çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar.’ O söylediği iddianame 9, 10 ay sonra geldi. O kadar emindik ki kendimizden, ‘Asla bir sonuç çıkmayacak, o iddianameyi yargılanmak değil yargılamak üzere istiyoruz’ dedik. O iddianame çıktı ve buradan bir kez daha Afyon’daki CHP’li ya da bize son seçimde oy vermiş değil vermemiş herkese söylüyorum. Başta TRT’de ve AK Parti’ye yakın yayın yapan bütün kanallarda ve ortada duran kanallarda ama onlara sevk edilen haberlerle izlediğiniz yayınlarda, bir yıldır izlediğiniz hangi CHP’yi zorda bırakacak iddia, gerçekten iddianamede var. Hiçbir tanesi yok. Her birine ‘Yalan atıyorlar’ dedik. ‘Hadi bakalım kanıtlasınlar’ dedik. ‘Görüntü var’ dediler, montaj çıktı, stok çıktı, o çıktı, bu çıktı. En son iddianamede soruyoruz. Yahu gazeteci arkadaş, sen ‘bin 200 tane cep telefonu’ demiştin hani? ‘Vallahi beni de kandırmışlar. Ben öyle duymuştum.’ Öbür birine soruyorsun, ‘Hani parkenin altından milyon euroların videosu vardı? Arama sırasında çıktı.’ İddianamede yazısı bile yok. Hani videosu olacaktı? Görüntüsü olacaktı? ‘Vallahi ben de kandırıldım, öyle duymuştum’ diyor. Bir başkasına diyorsun ki ‘Kardeşim sen bu kadar somut bir şey iddia etmiştin.’ ‘Vallahi siyasette biraz yalan vardır’ diyor. Böyle bir sürecin sonunda aylardır konuşulan, üstünde tepinilen her şey boş ve yalan çıktı. Bir tane gizli tanık vazgeçti, gitti. Onun söyledikleriyle tutuklanmıştı arkadaşlar. Altında başka bir gizli tanığın imzası çıktı. Yazım hatasına kadar aynı. ‘Biz sadece tanık beyanı ile tutuklama yapmadık’ diyen kişi Adalet Bakanlığı makamına çıktı. Ama daha dün serbest kalan 18 kişinin hiçbirisinde bir kanıt olmadığı ortaya çıktı. Daha da içerde bulunan tüm arkadaşlarımız için önlerine konulabilecek somut, kanıtlı yolsuzluk haksızlık hiçbir şey çıkmadı. Çıka çıka şu çıktı, AK Parti’nin geçmiş dönemlerde inşaat yapanlardan imar isteyenlerden, ihale alanlardan, herkesin bildiği, Türkiye’nin gözünün içine bakarak söylüyorum, bilhassa AK Partili iş adamlarının gözünün içine bakarak söylüyorum. O iş adamlarının ödediği paylar var ya paylar. Ya da haydi eğri oturup doğru konuşalım. ‘Havuz medyası’ yazıyor ya havuz medyası. Havuz medyası ne demek? Bir havuz demek. Havuzu kim oluşturmuş? Bilmiyor muyuz dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım devletten, kamudan ihale alan şirketlerden bir havuz oluşturup oraya onlardan kesintiler yapıp, bağışlar alıp, oluşturduğu havuzla TMSF’nin elindeki gazete ve televizyonları alıp da bugünkü o havuz medyasını oluşturmadı mı? Nereden geliyor bu ‘havuz’ adı? Vakti zamanında Binali Bey’i övüyordunuz kapalı toplantılarda. ‘Sayın Bakan’a teşekkür ediyoruz. Medyadaki önemli eksiklerimizi giderdi. Artık bizi anlatacak, savunacak kanalları aldı getirdi.’ Şimdi bize o haysiyet cellatlığı yapan kanalların hepsi havuzla oluşmadı mı? Ortaya çıkan bir şey varsa havuza alınan ya da herkesin bildiği gibi AK Parti’deki o meşhur yüzde 10’luk, 20’lik paylar… Birileri tarafından ‘Ben ne yapayım?’ dendiyse, ‘Oraya bir tane kreş yap’ denmiş, denmişse bu denmiş. ‘Bu kadar yoksulluk varken erzak dağıt’ denmiş. ‘Ramazan’da alışveriş kartı ver de dağıtılsın’ demiş. Bunlardan yolsuzluk çıkmaz. Tayyip Erdoğan dört bakanının evlatlarının ve kendilerinin odalarında, ayakkabı kutularında dolar çıktığında önce ‘Onları FETÖ’cüler koydu’ deyip ‘Sonra bizim paramızdı, faiziyle geri istiyoruz’ dendiğinde televizyonlara çıkıp ‘Belediyenin, kamunun cebinden çıkan bir şey var mı? Yok. O zaman yolsuzluk olmaz’ diyordu o paralar için. Bir yıldır öyle bir para arıyorlar, 1 kuruş yok. ‘Kasa nerede?’ diye soruyorlar, kendilerinden biliyorlar. Bizde kasa - masa yok. ‘Paralar nerede?’ diyorlar, bir para varsa yoksulun kursağında geçmiş, sosyal yardım olmuş, kreş - yurt olmuş, açılışında da adı anılmış, söylenmiş. Şimdi buradan Cumhuriyet Halk Partisi‘ne yolsuzluk, AK Parti’ye de temiz bir geçmiş varmış gibi yapanlar Allahlarından korksunlar. Melih Gökçek yargılanmadan, geçmişte millete ‘illallah’ dedirten AK Parti belediyeciliği yargılanmadan bırakın yargılanmayı Cumhuriyet Halk Partisi’ne soru dahi sorulamaz.”

“BEYANDAN FARKLI BİR KURUŞ ÇIKARSA ÖZGÜR ÖZEL BURADA DURMAZ”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz ‘Yok ya, buna da inanan mı olur?’ deyip susarsak birçok yerde daha sonra konuşuluyor. Daha bu sabah, o havuzdan oluşan, bulunan kanallardan, gazetelerden biri. Tabii temel derdi şu; geçen hafta büyük bir haysiyetsizlik yaptılar. Ne yaptılar? O meselenin içindeki herkesin eşi, çocuğu, annesi ya da o meseledeki herkesin annesi - babası olduğunu, önünde yaşanacak koca bir hayat olduğunu düşünmeden ne genci sakınarak, ne aileyi sakınarak yaptıkları işi ‘gazetecilik’ diye o rezaleti ortaya koydular ya. Biz de buna tepki gösterdik ya. Eğer hukuk devletiysen İçişleri Bakanlığı bir soruşturma açacak ya. ‘Nasıl oluyor da oluyor, sabah çekilen görüntü sabahın köründe Sabah’ın eline geçiyor?’ diye soruyoruz ya. İşte onlar şimdi her hafta yeni bir haysiyet cellatlığı; ‘Direnişi kırmak için Özgür Özel’e saldırmalıyız.’ Neye ellerini atsa patlıyorlar. Muhittin Böcek’in meselesinde; ‘Efendim Manisa’ya geldiler, Özgür Özel de oradaydı.’ İçişleri Bakanlığı kayıtları, parti kayıtları yalanlıyor. Muhittin Böcek‘in yanındaki herkes gidip rahmetli Ferdi’nin çağrısıyla geldiğini, konumun Ferdi’nin attığını, ‘Bize projelerini anlat abi’ dediğini, 3,5 saat hangi projeleri yaptığını sunumunu vererek anlatıyor falan. Küçücük öğrenci evini ‘Özgür Özel yıkım kararı olan bir yeri aldı, para kazandı’ dediler. 18 katlı bir daire olduğu çıktı. ‘Aldı, çok para kazandı’ dediler. 18 daire içinde en pahalıya alanın biz olduğumuz ortaya çıktı. Bir sürü yalan ürettiler. Bugün partiden de fevkalade ahlaksız işler yüzünden gönderilmiş birisini çıkarmış ve ‘Ben biliyorum’ diyor, partiden atılalı yıllar olmuş, ‘Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu Amerika’da 3 milyon dolarlık daire aldı’ diyor. Bak Sabah, sabahın köründe sana söylüyorum, Sabah. Amerika’da değil daire, bir tırnak makasım varsa, değil Amerika’da, dünyanın herhangi bir yerinde, Türkiye dışında bir tırnak makasım varsa, bir centim varsa işte orada elinizde, Dışişleri Bakanlığı sizde. Trump yanınızda, Amerika’nın kuralı, kanunu şeffaflığı ortada. İspatlamayan namerttir, bir tırnak makasım varsa Türkiye dışında ve bir tırnak makasım varsa yıllardır verdiğim, 15 senedir tam gününde mal beyanı veririm. Numan Bey’in elinde, devletin elindedir. Orada yazan mütevazi mal beyanı ki kızımın hesabındaki 500 sterline kadar yazmışımdır. Kızımın, eşimin ve benim her şeyimi yazmışımdır. Şu kadarcık mal ve yanında 1 metrekare fazla toprak, 1 kuruş fazla para varsa Özgür Özel daha burada durmaz. Ama bunu ispatlayamayan o sabahın köründe iftira atana da yan tarafındaki irili ufaklı paçavralara da söylüyorum. Aynı geçmiş sefer olduğu gibi hepsine dava açacağım, bütün bu davaları kazanacağım. Bu davaların parasıyla garip gurebbaya Afyon sucuğu dağıtacağım. Alnınızı karışlayacağım, hodri meydan. Hodri meydan. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı, nerede durduğunu, ne yaptığını bilir. Çünkü kendisine emanet edilenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğu olduğunu bilir. O koltuğa yakışmayacak, bırak böyle koca koca işler, zerre kadar lekenin hesabını veremeyecek olan namussuzdur, şerefsizdir.”

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme