• Haberler
  • Genel
  • Eroğlu: KKTC'yi Korumak Milletimizin En Önemli Vazifesidir

Eroğlu: KKTC'yi Korumak Milletimizin En Önemli Vazifesidir

Cumhurbaşkanlığı Irak Özel Temsilcisi, Çevre ve Orman eski Bakanı Veysel Eroğlu, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve neticesinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini, korumak ve kollamanın Türk Milletine düşen en önemli vazife olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Irak Özel Temsilcisi, Çevre ve Orman eski Bakanı Veysel Eroğlu, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtının 52’inci yıldönümü dolayısıyla açıklama yaptı.

“MAZİSİNİ BİLMEYENLER ATİ DE DESTAN YAZAMAZLAR”

Kıbrıs Adasının, tarih boyunca milletimiz açısından çok büyük önemi olan bir stratejik bir yer olduğuna değinen Eroğlu, “Bu adanın Osmanlılar tarafından nasıl fethedildiğinin istikbalimizin teminatı gençlerimiz tarafından bilinmesi gerekir. Esasen gençlerimizin tarihimizi çok iyi öğrenmeleri icap eder. Mazisini bilmeyenler atide destan yazamazlar.  Ben de hem bir mühendis hem de bir tarihçi olarak Fetihler ve Zaferler ayımız vesilesiyle Kıbrıs’ın fetih tarihçesini kısaca dikkatlerinize sunmak istedim. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Devlet-i Ali Osman’ın hudutları çok genişlemişti. Ancak Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Adası, stratejik konumu dolayısıyla Doğu Akdeniz’den geçen ticari ve askeri deniz ulaşım için büyük bir risk oluşturmakta idi. Osmanlı Devleti, 1570 yılına gelince­ kadar özellikle Doğu Akdeniz kıyılarında ve bu bölgede seyreden ticari ve askeri gemi konvoylarının hareketlerinde, istenilen emniyetini sağlamada zaman zaman sıkıntılar oluyordu. Kıbrıs Adası bu durumuyla, her fırsatta Anadolu’nun etrafını kuşatmaya hazır bir hançer gibiydi. Osmanlı Devleti’nin tam emniyeti açısından Ada’nın fethedilmesi jeopolitik ve stratejik bir bir mecburiyet haline gelmişti.  Bu sebeple Ormanlı Sultanı 2’inci Selim, Kıbrıs’ın fethi için harekete geçti. Dolayısıyla 1570-1571 Kıbrıs Seferini zaruri  kılan sebepleri, bütün gençliğimizin bilmesi, Kıbrıs’ın çok büyük kahramanlıklar ve canlarını seve seve feda eden şehitlerimiz sayesinde fethedildiğini öğrenmesi elzemdir. Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatından sonra 1566 yılında tahta çıkan 2. Selim’in saltanatında, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa güçlü, kabiliyetli ve akıllı bir idareci idi. 1570 yılında, Osmanlı Devletinin hudutları doğuda İran’a ve Basra Körfezine; Kuzeyde Kırım Hanlığı ile Don ve Volga Ne­hirlerine; batıda Adriyatik’e ve Orta Avrupa’ya; güneyde Mısır’dan Fas’a kadar uzanan, Kuzey Afrika topraklarını içine alan sınırlara dayanıyordu. Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Türk toprakları ortasında birer göl durumundaydı. Türk donanması, bu denizlere egemen olmakla birlikte varlığını Batı Akdeniz’de Cebelitarık’a, Hint Denizi’nde Sumatra Adası’na kadar hükümranlığını sürdürüyordu.” dedi.

Eroğlu: KKTC'yi Korumak Milletimizin En Önemli Vazifesidir

“1570 YILINDA 3 AYRI DONANMA HAZIRLANDI”

Doğu Akdeniz’in ortasında süngü gibi duran Kıbrıs’ın fethedilmesi için 1570 Mart ayında Türk donanmasının hazırlanarak, hazırlık sırasına göre, 1570’de Mart ve Mayıs ayları arasında, 3 filo halinde Ege ve Akdeniz’e doğru sefere çıktığını belirten Eroğlu, “Birinci filo: Murat Reis komutasında ve 25 kadırgadan müteşekkildi. Vazifesi Rodos’ta üslenerek düşmanın Kıbrıs’a yapabileceği yardımları önlemek ve Türk kıyılarına karşı muhtemel düşman saldırılarına engel olmak; özellikle düşman deniz kuvvetleri hakkında bilgi toplamaktı. Bu filo, 1570 Mart ortalarında İstanbul’dan Akdeniz’e hareket etti. İkinci Filo: Vezir Piyale Paşa komutasın­da, 65 kadırga ve 30 kalyondan kurulmuştu. Vazifesi rastladığı yerde düşmana taarruz etmek; eğer düşman filosu, Girit’te bulunuyorsa bu filoyu önce abluka ve sonra taarruzla yok etmekti. Bu filo da 17 Nisan 1570’te İstanbul’dan ayrılmış ve Girit Adası’na doğru yol aldı. 5 Haziran 1570’te Rodos Adası’nda, Türk donanmasına katıldı.  Üçüncü Filo: Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa komu­tasında idi. Kuvveti : 80 kadırga, 10 mavna, 150’den fazla Karamürsel ve diğer çeşitli gemilerden oluşuyordu. Vazifesi Kıbrıs Seferi’ne ayrılmış olan kara ordusunu Kıbrıs Adası’na ulaştırmaktı. Başkomutan Lala Mustafa Paşa, Kapıkulu birlikleri ve yakın eyalet askerleri, kuşatma ve çıkarma, araçları, top ve cephaneler, gemilere bindirilmişti. 16 Mayıs l570’te Padişah 2. Selim’in de katıldığı büyük bir merasimle donanmamız İstanbul’dan uğurlandı” ifadelerini kullandı.

Eroğlu: KKTC'yi Korumak Milletimizin En Önemli Vazifesidir

“OSMANLI DONANMASI TOPLUCA HAREKETE GEÇTİ”

Cumhurbaşkanlığı Irak Özel Temsilcisi Veysel Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Murat Reis Filosu, 3 Haziran 1570 tarihinde İstanköy’de; Piyale Paşa Filosu, 5 Haziran 1570 tarihinde Rodos Adası’nda donanmaya katıldılar. Bundan sonra topluca harekete geçen donanma, Finike Limanına gelerek burada toplanmış olan kara birlikleri bindirildikten ve teçhizat ve mühimmatları gemilere yüklendikten sonra 30 Haziran 1570’te Kıbrıs istikametinde harekete geçen donanmamız,  2 Temmuz 1570’te Kıbrıs'ın Limasol Liman’na, 3 Temmuz 1570’te Tuzla Körfezi’ne vardı. Alınan karar gereğince Fetih Ordusu, 23 Temmuz 1570 günü Larnaka’dan Lefkoşa’ya doğru yürüyüşe geçmiş; 27 Temmuzda Lefkoşa önüne va­rmıştı. 500 kişilik bir süvari birliği de Lefkoşe/Magosa arasındaki irtibatı kesmek için vazifelendirilmişti. Kıbrıs Venediklilerin hâkimiyetinde idi. Venedikliler, kuşatma öncesinde Lefkoşa çevresindeki su kuyularım zehirlemişler; bütün ağaçları ve ekin tarlalarım yakmışlardı. Türklerin bir an önce gelmesini isteyen yerli halkın yardımı ile yeni kuyular açılması suretiyle su ikmaline çare bulundu. Büyük bir muhasara ve mücadele neticesinde Lefkoşe, 9 Eylül 1570 tarihinde fethedilmişti. Lala Mustafa Paşanın ifadesiyle: ‘Lefkoşa Kalesi, 9 Eylül 1570 günü Allah’ın lütuf ve yardımıyla sabah namazından iki saat sonra feth olundu.’ Şehre giren Türk birlikleri, Venedik­lilerin son direnme yuvalarını da yok ettiler. 20.000 Venedikli ölü, 1.000 kadar Venedikli esir düşmüştü. Lefkoşa Muharebelerinde çok sayıda askerlerimiz çok şehit düşmüştür. Ruhları şad olsun. Lala Mustafa Paşa, Lefkoşa’nın fethedildiği gün Avlonya Sancak Beyi Muzaffer Paşa’yı Kıbrıs Beylerbeyliğine tayin etti. 15 Eylül 1570 günü büyük bir merasimle şeh­re giren Başkomutan Lala Mustafa Paşa, Ayasofya Kilisesinden tahvil edilen Selimiye Camiinde cuma namazını kıldı. Girne ve Baf Kaleleri, Türk Başkomutanı’nın ‘teslim olun’ teklifini kabul etti. Lefkoşe, Girne ve Baf Kalelerinden sonra Magosa’nın da fethedilmesi için pek çok taarruz yapıldı. Magosa Kalesi’ne 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı çok şiddetli Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu sahne bütün askerleri daha da şevke getirmişti. Bu hücumla Magosa da fethedildi kaleye Şanlı Türk Bayrağı çekildi. Böylece 23 Temmuz 1570 tarihinde Lefkoşa’ya doğru fetih yürüyüşüyle başlayan zafer, 1 Ağustos 1571 tarihinde Magosa’nın da fethiyle Kıbrıs tamamen Osmanlı Devletinin hâkimiyetine geçmiştir. Bu zaferde kahramanca çarpışan askerlerimiz ve şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yad ediyorum.”

“KIBRIS’IN FETHİ İLE HALA SULTAN TÜRBESİ İHYA EDİLDİ”

Eroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Peygamber Efendimizin (SAV)bir kerameti de ortaya çıkmıştır. Resul-ü Ekrem Efendimizin teyzesi Hala Sultan Kıbrıs’ta metfundur. Şöyle ki: Resûl-i Ekrem Efendimiz  Hala Sultan olarak bildiğimiz Ümmü Harâm’ın evinde öğle uykusundan gülerek uyanmış, Ümmü Harâm niçin güldüğünü sorunca uykusunda kendisine ümmetinden fetih maksadıyla Akdeniz’e açılan bazı kimselerin gösterildiğini ve onların cennetlik olduğunu söylemiş, bunun üzerine Ümmü Harâm kendisinin de onların arasında bulunması için dua etmesini istemiş, Efendimiz de dua etmiştir.  Ardından tekrar uykuya dalmış, yine gülerek uyanmış, Ümmü Harâm’ın bu defaki sorusu üzerine de ümmetinden bazılarının İstanbul’u fethetmek gayesiyle sefere çıkacağını, onların da günahlarının bağışlanacağını haber vermiştir. Ümmü Harâm kendisinin de onların arasında bulunması için dua etmesini isteyince Resûl-i Ekrem ona birinci grupta olduğunu söylemiştir. Hala Sultan, yaşına rağmen 649 senesinde Kıbrısı fethetmek maksadıyla hareket eden bir gemiye bindi. Müslüman filosu 1700 gemiyle Akkâ’dan denize açıldı. Müslümanlar karaya çıkarak şehri kuşattılar. Karaya çıkıldığı sırada Ümmü Harâm, bindiği hayvandan düşüp şehit oldu ve orada defnedildi. Osmanlılar Kıbrıs’ı fethedince (1571) Hala Sultan’ın kabri ihya edilmiş ve bilahare türbe inşa edilmiştir. Ayrıca cami yaptırılmak suretiyle küçük bir külliye teşekkül etmiştir. Türbe, Kıbrıs’ın Rum kesiminde, Larnaka şehri dışında Tuz gölünün yakınında yer almaktadır. Birinci Cihan Harbi’ne kadar buradan geçen Osmanlı gemilerince top atışı ile selamlanırdı. Kıbrıs Adası, geçmişte olduğu gibi günümüzde de çok stratejik konumunu muhafaza etmektedir.  Dolayasıyla 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve neticesinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini, korumak ve kollamak Aziz Milletimize düşen en önemli bir vazifedir.”

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme