İhtiyaç dua ile donatılan hayat
İlim Yayma Cemiyeti Şubesi'nden Arif Özdilek, duanın Allah ile kulu arasında köprü görevi gördüğüün dile getirdi. Özdilek, dua ile donatılan bir hayata ihtiyaç duyulduğu mesajını verdi Ensar Vakfı Şubesi Ramazan’da İkindi Sohbetlerinde 25. konuşmacı İlim Yayma Cemiyeti Şubesinden Arif Özdilek oldu. Özdilek, “Dua ve Zikir” başlığında sunum yaptı. Sohbet öncesi Otpazarı Camii İmam Hatibi Muhammed [&hellip]
İlim Yayma Cemiyeti Şubesi’nden Arif Özdilek, duanın Allah ile kulu arasında köprü görevi
gördüğüün dile getirdi. Özdilek, dua ile donatılan bir hayata ihtiyaç duyulduğu mesajını verdi
Ensar Vakfı Şubesi Ramazan’da İkindi Sohbetlerinde 25. konuşmacı İlim Yayma Cemiyeti Şubesinden Arif Özdilek oldu. Özdilek, “Dua ve Zikir” başlığında sunum yaptı. Sohbet öncesi Otpazarı Camii İmam Hatibi Muhammed Emin Çankaya tarafından Kuran tilavetinde bulunuldu.
DUA İNSANIN KENDİSİNİ
YARADAN’A ARZIDIR
İlim Yayma Cemiyeti Şubesinden Arif Özdilek, dua kelimesinin Arapça çağrı, istek, dilekte bulunma anlamlarına geldiğini söyledi. Aynı kökten bilinen bazı kavramlar olduğunu aktaran Özdilek; “Mesela dava, davet bunlar bilinen kelimelerdir. Dua kelimesi de bunlar gibi bir mastardır. Her zaman aşağıdan yukarıya, küçükten büyüğe doğru bir talep ve niyaz anlamlarına geliyor. Bu kelime kullanıldığı edatlarla hayır dua karşılığına gelebilirken hem de beddua anlamında kullanılabiliyor. Tabii dua da hedef insanın kendisini öncelikle Yaradan’a arz etmesidir. O’nun karşısında acziyetini, fakriyetini kabul ederek hissetmesi ve bunu da Cenab-ı Hakk’ka sunmasıdır. Böyle olunca tabi Allah ile kurulması gereken bir diyaloga ihtiyaç var.” dedi.
DUA KUL İLE ALLAH
ARASINDA KÖPRÜ
Kulun Allah karşısında gücünün sınırlı olduğunu ifade eden Arif Özdilek, Allah tarafından yaratılan insanın aciz bir varlık olarak varlığının ebedi olmadığını kaydetti. Olaya Allah açısından bakıldığında sonsuz bir güce sahip bulunduğunu dile getiren Özdilek; “Allah-u Teala ebedi, ezeli, kudret sahibi bir yüce varlıktır. Dua kul ile Allah arasında gerçekleşen bir köprüdür. Duanın kabul durumunu insanlık tarihi açısından ele aldığımız zaman dua kabulünü temin için insanların farklı mekanlar ve şekiller icat etmişlerdir. Mesela mabetler dua denilince ilk akla gelmesi gereken yerlerdir. Bunun dışında ilahi rahmetin, kudretin tecelli ettiği bir takım mekanlar yine dua ve kabulü için uygun olur diye tecrih etmişlerdir. Bir takım dağlar ve bazı ağaçların bulunduğu yerlerde dua etmek insanlar açısından hep cazip olmuştur.” diye konuştu.
DİNSİZ DUASIZ BİR DÖNEM YOK
Duaların zamansal ve mekansal anlamda bir şarta bağlı olmadığını vurgulayan Arif Özdilek, insanın ihtiyaç hissettiği an ve yerde Rabbine çağrısını duyarabildiğini dile getirdi. İnsanların genellikle şekilselde olsa bir takım unsurlardan yararlanma ihtiyacı duyduklarını aktaran Özdilek; “Bunlar ayakta durma, yerine göre diz çökme, el açma, secdeye varmak gibi bazı unsurlardır. İnsanlık tarihi açısından şöyle bir tespit yapılabilir. İnsanın duadan uzak kaldığı bir dönem yoktur. Dinler Tarihi derslerinde bizler sıkça bunu ifade ederiz. Dinsiz bir dönem asla olmamıştır. Dua da yine dinin bir ritüeli olması gereğince mutlaka insanların dikkatini çekmiştir. Dualarla donatılan bir hayata ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu.
>> Burcu AYDIN’ın haberi