İktisada İslamî Bakış: Yeryüzünü Hunharca Sömürmek İslam'ın Özüyle Bağdaşmaz
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 'İslam İktisadı ve Finansı Özel Oturumu' kapsamında, kalkınma ekonomisinin tarihsel gelişimi ve İslam ekonomisinin temel prensipleri kapsamlı bir şekilde ele alındı.
Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda gerçekleştirilen konferansa; AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş, İİBF Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Ali Balkı ve Dr. Öğr. Üyesi Hale Fulya Kaya, İslam İktisadı ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKİFAM) Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Öztürk ile öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. İİBF, AKİFAM ile İslam İktisadı ve Finansı Topluluğu koordinasyonunda düzenlenen konferansta, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Banka Meclis Üyesi Prof. Dr. Muhsin Kar konuşmacı olarak yer aldı. Konferansın moderatörlüğünü ise AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir üstlendi.
Büyüme ile kalkınma arasındaki kavramsal farkları belirten Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Banka Meclis Üyesi Prof. Dr. Muhsin Kar, büyümenin daha çok niceliksel bir gelir artışı olduğunu; kalkınmanın ise üretim süreçlerini, toplumsal düzeni, yapısal dönüşümü ve refah seviyesindeki çok boyutlu artışı kapsadığını anlattı. Kar, iktisat bölümlerindeki eğitimin ağırlıklı olarak neoklasik düşünce çerçevesinde verilmesinin öğrencilerin ekonomik meseleleri tek bir pencereden görmesine neden olduğunu, bu durumun gerçek hayattaki karmaşık ekonomik dinamiklerin anlaşılmasını güçleştirdiğini kaydetti. İktisadi düşüncenin Antik Çağ’dan günümüze uzanan gelişimini özetleyen Kar, Antik Yunan’da ekonominin erdemli ve iyi yaşamın bir aracı olarak konumlandırıldığını, Orta Çağ’da ise İslam’ın etkisiyle ahlak ve kurumların tartışmaların merkezine yerleştiğini ifade etti. Rönesans ve Aydınlanma felsefesi ile birlikte insan merkezli, insanın dönüştürücü kapasitesine dayalı yeni bir ekonomik tasavvurun geliştiğini anlatan Kar, Sanayi Devrimi’nin üretim biçimlerini kökünden değiştirdiğini, bu süreçte Adam Smith, Ricardo ve Marks gibi isimlerin yeni teoriler ürettiğini anımsattı.
İslam düşünürü İbn Haldun’un modern ekonomiye katkılarını belirten Prof. Dr. Kar, bugün “Laffer Eğrisi” veya “Arz Yönlü İktisat” olarak bilinen yaklaşımların temelinin İbn Haldun’a dayandığını bildirdi. 1970’li yıllarda ABD başkanlarının ekonomik canlanma hedeflerinde İbn Haldun’a atıflar yaptığını hatırlatan Kar, İbn Haldun’un eserlerine Batı’da verilen değerin, Türkiye’deki akademik müfredatta yeterince karşılık bulmadığını dile getirdi.
Modern kalkınma ekonomisinin 1949 yılında ABD Başkanı Harry S. Truman’ın başkanlık yemin töreninde yaptığı konuşma ile şekillendiğini anlatan Kar, Truman’ın gelişmekte olan ülkelere teknik ve ekonomik yardım vizyonuyla dış politika ve ekonomiyi iç içe geçirdiğini belirtti. Bu dönemin ardından Rosenstein-Rodan, Hirschman, Nurkse ve Lewis gibi iktisatçıların “Büyük İtiş”, “Kısır Döngü”, “İkili Ekonomi” ve “Bebek Endüstrisi Tezi” gibi kavramlarla kalkınma literatürünü genişlettiğini aktaran Kar, 1970’li yıllardan sonra Amartya Sen gibi düşünürlerin etkisiyle kalkınmanın salt gelir odaklılıktan çıkarak özgürlükleri ve sürdürülebilirliği kapsayan çok boyutlu bir kavrama dönüştüğünü ifade etti.
Sunumunun ikinci bölümünde İslam iktisadının temel ilkelerini; Tevhid, kulluk, emanet, adalet, tezkiye (arınma) ve ihsan kavramları üzerinden detaylandıran Kar, İslam’ın mülkiyet anlayışının temelinde her şeyin yaratıcıya ait olduğu gerçeğinin yattığını söyledi. Kar, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Tevhid inancına göre mülk Allah’ındır, insan ancak emanetçidir. İnsana devredilen mülkiyet sınırsız bir tasarruf alanı değil, şartlı bir emanettir. İnsanın yeryüzündeki rolü hilafettir ve dünyayı imar etmekle mükelleftir. Bugün küresel çapta sürdürülebilirlik adı altında, doğal kaynakların gelecek nesillerin emaneti olduğu konuşuluyor; bu anlayış İslam’ın temelinde zaten vardır. Yeryüzünü hunharca sömürmek, doğayı tahrip etmek İslam’ın özüyle bağdaşmaz. Kur’an-ı Kerim, doğada fesat çıkaranların yapıp ettiklerinin bir kısmının onlara tattırılacağını söyler. Bugün yaşadığımız küresel iklim değişikliği ve çevre kirliliği gibi krizler, insanın bizzat kendi yapıp ettiklerinin bir sonucudur.”
İslam’da zekat ve sadaka verilirken bile malın arınmasından ve artmasından bahsedildiğini bildiren Kar, şeriatın gayeleri olan dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması ilkelerinin kalkınma sürecinde mutlaka gözetilmesi gerektiğini kaydetti.
Serbest piyasa anlayışının Medine Pazarı’ndaki Hz. Muhammed’in uygulamalarında da görüldüğünü aktaran Kar, İslam’da piyasanın sınırlarının kar maksimizasyonu ile değil ahlaki kurallarla çizildiğini anlattı. Karaborsacılık (ihtikar), hile, tekelcilik (monopol), faiz (riba) ve haksız kazanç getiren belirsizliklerin kesin bir şekilde yasaklandığını anımsatan Kar, Peygamber Efendimiz’in pazar yerlerinde ranta dönüşme ihtimali olan köşe başlarındaki esnaf yerleşimlerini bile belirli aralıklarla değiştirdiğini, böylece ticaretin tekelleşmesinin önüne geçildiğini bildirdi.
İktisadi kalkınmayı üç boyutlu bir mimari yapı olarak formüle eden Prof. Dr. Kar, insanın yaratan, diğer insanlar ve doğa ile kurduğu ilişkilerin kalkınmanın yönünü belirlediğini ifade etti. Allah-insan ilişkisinin kalkınmanın ahlaki temelini oluşturduğunu, insan-insan ilişkisinin adaleti, güveni ve adil bölüşümü tesis ettiğini, insan-evren ilişkisinin ise bilimi ve doğanın imarını yönlendirdiğini anlatan Kar, toplumsal güvenin (sosyal sermaye) yüksek olduğu toplumlarda ekonomik işbirliklerinin ve kalkınmanın çok daha hızlı gerçekleştiğini belirtti. Kar, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Modern ekonomideki fayda fonksiyonlarının aksine İslam’da insanın dünya ve ahiret saadetini (felah) birlikte gözetmesi esastır. İslam’da iktisadi faaliyet nihai bir amaç değil, onurlu ve güvenli bir hayatın aracıdır. Servetin sadece zenginler arasında dolaşması engellenmiş, vakıf gibi kurumlarla toplumsal dayanışma kurumsallaştırılmıştır. Birey ile toplum, özgürlük ile sorumluluk arasında her zaman bir denge bulunmalıdır. Kalkınma hedeflenirken, Kur’an’daki ‘ne israf edin ne cimrilik yapın’ ölçüsüyle hareket edilerek her alanda dengeli bir orta yol izlenmelidir.”
Konferans, soru-cevap bölümünün ardından AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir’in, TCMB Banka Meclis Üyesi Prof. Dr. Muhsin Kar’a plaket takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bakmadan Geçme

