'Milleti Süslü Kelimelerle Kandırıyorlar'
İYİ Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, TBMM'de yeni kabul edilen Çerçeve Yasa ile ilgili TV 3 ekranlarında değerlendirmelerde bulundu
İYİ Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, Afyonkarahisar’a geldi. TV 3’e konuk olan Yılmaz TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ‘Çerçeve Yasa’nın kabul edilebilir bir tarafının olmadığını belirterek, “Bu yasaya karşı olmamız, bu yasadaki her cümleye, her maddeye, her kelimeye karşı olmak gibi bir hukuki zemini var. Ama hepsinden öncesi teorik bir zemini var” dedi.
TV3 Televizyonunda Sami Türkkan’ın sunumuyla yayınlanan ‘TV3’te Sabah’ programına konuk olan Yılmaz, İYİ Parti’nin Çerçeve Yasa’ya neden karşı çıktığını anlattı.
AK Parti iktidarının 25 yıldır iş başında olduğunu belirterek son 10 yıldır iyi bir şeyin ancak yanlışlıkla yapıldığını savunan İYİ Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, “Bu kadar temel şeyleri düzeltemeyecek, bu kabiliyetlerden yoksun bir iktidarın kadim bir meseleyi, çok ciddi yaraları olan toplumsal hayatlarına tekabül eden ve uluslararası network'ün de belli bir noktada bir parçası olan bir meseleyi çözebileceğine dair kanaatimiz yok. Bu kanaatin zerresi bizde yok. Çünkü bunların bunu çözmek noktasında, diyelim ki hadi iyi niyetli bir iradeleri var ama kabiliyetlerinin olmadığı bir noktada bu iradeyi köpürtmekte, ancak meseleleri tekrar kaşır ve gün yüzüne çıkarır. Dolayısıyla bu bir irade meselesi değildir, bu bir kabiliyet meselesidir” diye konuştu.
HER CÜRMÜN BİR KARŞILIĞI VAR
İktidar partisinin anlatımlarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Şimdi bunlar çerçeve yasa adını da koyuyorlar, isim koyma konusunda son derece mahirler. Belki mahir oldukları tek konu bir isim koyma meselesi oldu zaten. Şimdi şöyle düşünün, adam öldürme suçu işlemiş olanları kapsamayan bir af söz konusu diyorlar. Af demiyorlar da düzenleme diyorlar. Bunlar zaten zam olduğunda da fiyat güncellemesi diyorlar. Yani esasen olanla bunların koyduğu isim arasında fark var ama sonuç olarak fark yok” dedi.
İYİ Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Şimdi, 150 kişilik bir terörist eşkıya grubu bir karakolumuza baskın düzenlemek için hain bir plan yapıyorlar, geliyorlar. Saatlerce saldırı sürüyor, bizim orada 8 tane şehidimiz var. Bunu defalarca yaşadık benzer senaryolara. Şimdi bu eyleme katılan 150 tane teröristin ateş açarak topluca, roket atarak, efendim değişik vasıtalarla saldırdığı kahraman Mehmetçiklerimizden 8'inin şehit olduğu senaryoda bu 150 kişi katil sayılıyor mu, sayılmıyor mu? Bu 150 kişiyi tespit edebiliyor muyuz, edemiyor muyuz? Bu 150 kişiden hangilerinin kullandığı silahın, mermisiyle, roketiyle bu aslanlarımız şehit oldu? Bunu tespit etmek mümkün mü? Değil. Şimdi buradaki mesele şudur, bu 150 kişinin 150'si de katildir. Peki doğrudan katili olanları tespit etmek mümkün değilse bu işin tefriki nasıl yapılacak, tasnifi nasıl yapılacak? Yani ayakkabı numarasına kadar biz bunları biliyoruz diyen bir İçişleri Bakanı da bu ülke gördü biliyorsunuz. Sonra bunların hiçbirisinin doğru olmadığı görüldü. Dolayısıyla millete anlattıkları şeyler paralel bir evrenin hayali ama gerçek bundan son derece farklı. Dolayısıyla milletimiz bunlara itimat etmek için elde hiçbir delile artık sahip değil. Dolayısıyla bunların yaptığı hukuki düzenlemeye de güvenilmez. Efendim bunların verdiği söze de itimat edilmez. Çünkü bunlar sıklıkla biz kandırıldık diyorlar. Biz kandırıldık diyorlar. İşte FETÖ bunları kandırdı biliyorsunuz. Zaman zaman Amerika kandırıyor. Avrupa Birliği kandırıyor.
İşte Mısır'la ilişkiler bozuluyor. Hatta yerel seçimde kullanılacak kadar siyaseten iş düşükleşiyor. Ama sonra her şey güllük gülistanlık oluyor. Yani bunlar öngörülemez, tutarsız ve güvenilir olmayan bir sistem inşa ettiler.
SEVR’İN YILDÖNÜMÜNDE YAPTILAR
Çerçeve Yasa’nın TBMM’de özellikle Sevr anlaşmasının yıldönümüne denk getirerek yasalaştırdıklarına işaret eden Yılmaz, “Biz bu meseleye bu kadar önem veriyoruz ve muhatap olduklarımız şunlar. Dün biliyorsunuz Sevr’in Yıldönümüydü. Bu Sevr denilen Türklüğü bitirmek için bu milleti alt etmiş olmanın resmi anlaşması, bize dayatılan emperyal güçlerin dayattığı resmi anlaşmanın yıldönümü ve iktidar bu kadar kritik bir yasayı, bizim ihanet yasası dediğimiz yasayı Sevr’in Yıldönümüne denk getiriyor. Hadi yine çok iyi niyetli olalım biz, diyelim ki bu yanlışlıkla olmuş. Bir gün öncesine bir gün sonrasına kaydırmaya tenezzül bile etmiyorlar. Bunlar bu kadar müdanasız hale gelmiş, bu kadar milletten halktan kopmuş vaziyetteler. Dolayısıyla biz bu iktidarın son zamanlarında maalesef son derece sıkıntılı fay hatlarını harekete geçirmek üzere bir pozisyon aldığına, bunun dış bağlantıları da olduğunu, dış güçlerden bahsediyorlar sürekli. Dış güç dediğimiz bizim bildiğimiz Amerika'dır bu işin en tepesinde. Özellikle Türk siyasetinde dolanan dış güç deyince akla o gelir” şeklinde konuştu.
MİLLETİ SÜSLÜ KELİMELERLE KANDIRIYORLAR
Çevre Yasa konusunda AK Parti ve MHP kanadının milleti süslü kelimelerle kandırdıklarına işaret eden Yılmaz, Afyonkarahisar AK Parti Milletvekillerinin yasayı muazzam bir iş olarak paylaşımlarına yönelik olarak şunları söyledi:
“Belli ölçüde bu arkadaşlardan kendi kendilerini kandıranlar da vardır, onu da söyleyeyim. Ama bunların azınlık olduğu kanaatindeyim. Diğer büyük çoğunluğunun ne yapıyorsa bilerek yaptığı kanaatindeyim. Çünkü iktidarın son zamanları olduğuna bu arkadaşlar da kani. Ve dolayısıyla ağırlıkla siyasetle değil zaten ticaretle uğraşmaya çalışan. Ve bu ticaretin de vatandaşımızın yaptığı helal ticaretin dışında bir ticaret olduğunu çok söylememe gerek yok genelinin yaptığının. Burada şuna bakmak lazım. Bu kanunu yapanlar 10. maddeyi niye koydular? 10. madde de ne diyor? Bu kanunun tasarımı ve uygulanmasını da mealen aktarıyorum. Görev alanlar sonradan yargılanamaz gibi bir koruma zırhı koymak zorunda kaldılar. Çünkü yaptıklarının neye tekabül ettiğini biliyorlar. Buradaki temel mesele ne biliyor musun? Buradaki temel mesele bizim 40 küsur senelik bir terör sürecinden sonra bile birbirimizden ayrı görmediğimiz, kız aldığımız, kız verdiğimiz, komşu olduğumuz, ortaklık yaptığımız, sıra arkadaşımız, çoluğumuzu çocuğumuza emanet edeceğimiz Kürt kardeşlerimizle hiçbir düşmanlık kolektif manada oluşmamışken Türk toplumunun son yarım asrında terörist başı, bebek katili, cani olarak hüküm giymiş bir alçağın siyasi bir sıfatla sanki bu herif Mandela'ymış gibi bir özgürlük savaşçısıymış gibi topluma biz bununla anlaşıyoruz, bu meseleyi çözüyoruz demek gibi. Bizim derdimiz bu memleketteki Kürtlere, bizim öz ve öz kardeşlerimize, kendi insanlarımıza, vatandaşlarımıza, aynı milletin çatısı altında bulunduğumuz kardeşlerimize bir terörist başının kayyum olarak atanmasına karşı durmaktır. Kayyum olarak atanmasına karşı durmaktır. Bakın bizim zihnimizdeki, tasavvurumuzdaki Türkiye'de değil biz Kürt kardeşlerimizin temsil makamındaki tekliği Apo'ya vermek, vatansever bir Kürt'ün kapısına bağladığı köpeğin önündeki su tasını bile verme taraftarı değiliz Apo'ya. Bizim için bu kadar kıymetli Kürt kardeşlerimiz. Dolayısıyla buradaki mesele şu, siz şahsi ikbaliniz için, gelecek beklentiniz için bu memleketin bütün cumhuriyet kazanımlarını masaya meze olarak ikram ediyorsunuz insanlara. Anladık, bu cumhuriyetle barışamadınız, bu cumhuriyeti içselleştiremediniz. Cumhuriyet’e düşmansınız. Bunu anladık, bunu herkes anladı. Zaten inkâr da etmiyorlar. Ama buradaki temel mesele o. Bir kaptanın, deniz kaptanının oğluyken Taşralı, cumhuriyetin kazanımları sayesinde milletin iradesi cumhuriyetin kazanımlarıyla ortaya çıkıp tecelli edebildiği için 24-25 senedir bu ülkeyi yönetenlerin en ufak bir vefa duygusuna sahip olmadıklarını da maalesef görüyoruz. Bu saatten sonra bu değişmez. Yani eskiler der ki, ‘taç giyen baş akıllanır’, ata sözüdür. Ama demek ki bunun istisnaları oluyor. Bu iktidar istisna bir iktidardır bu noktada. Taç giyenleri giyindikten sonra belki çeyrek asır oldu ama akıllanmaya dair en ufak bir emare olmadı. Hatta tam tersine akıldan, rasyonaliteden hızla uzaklaşıyorlar.”
Bakmadan Geçme


