Motosikletli Süvariler Afyonkarahisar'a Ne Kazandırabilir?
Zafer Haftasında gönüllü yaklaşık bin motosikletlinin katıldığı 'Süvarinin İzinden' etkinliğinin kurumsal bir turizm ürününe dönüşebileceğine dikkat çekildi.
Her yılın Ağustos ayında, Afyonkarahisar, Kocatepe’de yüzlerce motosiklet, tarihin en kritik anlarından birinin yaşandığı topraklarda, 104 yıl önce at sırtında ilerleyen bir süvari kolordusunun izini sürmek için sıraya giriyor.
BU ROTA TARİH TURİZMİNE DÖNÜŞEBİLİR
Yedi yıl önce birkaç arkadaşın "bu rotayı bir de biz sürelim" demesiyle başlayan bu küçük fikir, bugün 1000 motosikletlinin katıldığı iki günlük bir saygı sürüşüne dönüşmüş durumda. Peki, bu tür bir etkinlik, sadece bir grup motosiklet tutkununun duygusal buluşmasından ibaret mi, yoksa Afyonkarahisar için çok daha büyük bir potansiyelin küçük bir başlangıcı mı? "Süvarinin İzinden" güzergâhı tesadüfen çizilmiş bir parkur değil.
Kocatepe Anıtı'ndan başlayıp Tınaztepe, Çiğiltepe, geçilmez denilen ama bir gecede aşılan Ahırdağı'ndan, Sinanpaşa Ovası'na inen, ikinci günde ise süvari şehitliklerini tek tek dolaşarak Dumlupınar'a ulaşan bu yol, 5. Süvari Kolordusu'nun Büyük Taarruz sırasında fiilen kat ettiği güzergâhın neredeyse birebir izdüşümü oluşturuyor. Katılımcıların motosikletle geçtiği her tepe, her vadi, gerçekte bir asır önce insan ve at gücüyle, açlık, susuzluk ve düşman ateşi altında aşıldığına dikkat çekiliyor. Motosiklet sürücüleri bunun, sıradan bir "doğa sürüşü" değil; sürüşün her durağı bir anlam taşıdığında hem fikir. Ve tam da bu nokta, olayı bir tarih turizmi rotasına dönüştürecek asıl hammadde olarak değerlendiriliyor.
AFYON’DA KOCATEPE SÜVARİ ŞEHİTLİKLERİ VAR
Çanakkale ve Gelibolu Yarımadası, dünyanın pek çok ülkesinden -özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda'dan- her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bir anma turizmi merkezine dönüştüğüne dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı. “Anzak Koyu, Conkbayırı, şehitlikler. Bu bölgeler artık yalnızca tarih meraklılarının değil, aile geleneği hâline gelmiş nesillerin de uğrak noktası. Bunun arkasında elbette güçlü bir tarihsel anlatı var, ama bir o kadar da o anlatının etrafında sabırla kurulmuş bir altyapı: işaretlenmiş güzergâhlar, bilgilendirme panoları, ziyaretçi merkezleri, konaklama seçenekleri, yerel esnafın bu akışa entegre olmasıdır. Afyonkarahisar'ın elinde de buna çok benzer bir hikâye var: Büyük Taarruz'un başlangıç noktası Kocatepe, süvari şehitlikleri, Ahırdağı gibi coğrafi olarak da etkileyici bir güzergâh, ve şimdiden yıllardır kendiliğinden büyüyen bir gönüllü hareketi. Eksik olan, belki de sadece bu potansiyeli görünür kılacak, mevsimlik bir motosiklet etkinliğinin ötesine taşıyacak bir vizyon.”
DOĞAL BİR DURAK HARİTASI VAR
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Aslında ‘Süvarinin İzinden’ grubu, bir rota fizibilitesi yapmış durumda. Yıllardır aynı güzergâhı test ediyor, hangi noktalarda mola verileceğini, hangi köyün konaklamaya uygun olduğunu, hangi tepenin manzara ve anlam açısından öne çıktığını pratikte deneyimliyorlar. Tokuşlar köyündeki toplanma alanı, Çiğiltepe'deki anma töreni, Allıören'deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi alanı. Bunların hepsi, bir turizm rotası tasarımcısının kâğıt üzerinde aylarca uğraşacağı bir ‘durak haritası’nı fiilen ortaya koyuyor. Bu rotanın yıl boyunca -sadece anma günlerinde değil- yürüyüş, bisiklet, motosiklet ya da klasik araç turlarıyla ziyaret edilebilir hâle gelmesi; güzergâh üzerindeki köylerin (Tokuşlar, Yörükmezarı, Allıören gibi) küçük ölçekli konaklama, kahvaltı ve yöresel ürün satış noktalarıyla bu akışa dâhil olması, bölgeye hem kültürel hem ekonomik olarak nefes aldırabilir. Afyonkarahisar zaten mutfağı, termal turizmi ve mermer işçiliğiyle tanınan bir şehir; buna bir de "zaferin izini sürme" deneyimi eklenmesi, şehri ziyaret eden kişiye bir sebep daha, bir gün daha kalma isteği daha katabilir.”
SÜVARİ ETKİNLİĞİ KURUMSAL BİR TURİZM ÜRÜNÜNE DÖNÜŞMELİ
Açıklamada şunlar kaydedildi: “Bugün itibarıyla ‘Süvarinin İzinden’ hâlâ gönüllülük esasına dayanan, kulaktan kulağa büyüyen bir etkinlik. Bu doğallık, etkinliğin ruhunu koruyan en değerli yanı; kimse bunun bir anda kurumsal bir turizm ürününe dönüşmesini istemez. Ama tıpkı Gelibolu'da olduğu gibi, samimi bir anma kültürünün üzerine nazikçe kurulacak bir altyapı - işaretlenmiş bir ‘Süvari Rotası’, bilgilendirme panoları, güzergâh üzerindeki köylerin küçük ölçekli katılımı hem bu anlamlı mirası daha çok kişiyle buluşturabilir hem de Afyonkarahisar'a yıl boyu süren, saygılı ve sürdürülebilir bir tarih turizmi kazandırabilir. Yedi yıl önce birkaç arkadaşın motosikletiyle başlayan bu yolculuk, belki de bir gün şehrin turizm haritasında kalıcı bir yer edinecek. Şimdilik yapılması gereken, bu kıymetli başlangıcı büyütürken onun samimiyetini kaybetmemek.”




