• Haberler
  • Asayiş
  • Oğlum Babasının Mezarını 'Baba Uyan' Diye Tekmeliyor!

Oğlum Babasının Mezarını 'Baba Uyan' Diye Tekmeliyor!

Uygulanan 'sarı serum' sonrası fenalaşıp hayatını kaybeden Mehmet Gündoğan'ın eşinin, Afyonkarahisar 7'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada söyledikleri yürekleri dağladı. Gündoğan'ın eşi, gözyaşları ile, 'Babalarını kaybeden 2 yetim çocuğum görmezden gelindi, başsağlığı bile dilemediler. Oğlum babasının mezarını 'baba uyan' diye tekmeliyor. Bizim suçumuz ne? Çocuklarım 'babamıza ne zaman sarılacağız?' diye soruyor. Eşimin entübe edilmesine gerek duymamışlar, entübe etmek için mezara girmesini beklediler' dedi.

Afyonkarahisar kamuoyunda ‘Sarı Serum’ davası olarak bilinen yargılamanın Afyonkarahisar 7'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşması 24 Aralık 2025 tarihinde görülürken, 14 Mart Tıp Bayramı öncesi ikinci duruşma görüldü. İkinci duruşmada toplam 7 tanığın yeminli beyanları alındı. Duruşmada başta merhum Mehmet Gündoğan’ın eşi olmak üzere duruşmayı izleyenlerin yakınları gözyaşlarına boğuldu.

13 Ocak 2025 tarihinde Yaşam Polikliniği’ne halsizlik ve boğaz şikâyeti ile başvuran Mehmet Gündoğan, burada ‘sarı serum’ olarak tabir edilen uygulamanın ardından fenalaşması sonucu Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Acil Servisine kaldırılmış tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.

“ADRENALİN İĞNESİ KAS, DERİ ALTI VE DAMARDAN YAPILABİLİR”

Afyonkarahisar 7'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşması tamamlandı. Yedi tanığın dinlendiği duruşmada hâkim, sanık ve mağdur ailenin avukatları tanıklara sorular yöneltti. Duruşmada ilk olarak hemşire S.Ü.’nün ifadesi alındı. Hastaların muayeneden sonra ücret ödediklerini yapılacak iş ve işlemlere göre ücretin değiştiğini belirten S.Ü., “Söz konusu olayda ücret alınıp alınmadığını bilmiyorum. Ayrıca acil vakalarda hızla hareket etmek zorundayız. Bu durumda acil bir vaka idi hızlı hareketlerimiz paniklemiş olarak algılanmamıza neden olmuş olabilir.” dedi. 
Tanık S.Ü. duruşmada sıkça gündeme gelen Adrenalin (epinefrin) iğnesinin kas, deri altı ve damardan yapılabildiğini belirtti.

ADRENALİN İĞNESİ HAYATİ TEHLİKEDE YAPILIYOR

Söz konusu adrenalin iğnesi özellikle anafilaksi olarak tanımlanan hayati tehlike yaratan şiddetli alerjik reaksiyonlar, ani kalp durması veya ciddi astım krizlerinde kullanılan, damarları daraltıp solunum yollarını açan, hızlı etkili bir acil durum ilacı olarak biliniyor. Davanın ikinci duruşmasında ‘sarı serum’ uygulaması sonucu hayatını kaybeden Mehmet Gündoğan’a toplam 3 adet yapıldığı iddia edilen Adrenalin iğnesinin hangi bölgeden ve kimler tarafından yapıldığı sorusu sıkça gündeme geldi.

“112 EKİBİ GELDİĞİNDE HASTANIN BİLİNCİ AÇIKTI”

Tanık Paramedik İ.M. olay günü işyeri olan polikliniğe akşam 17.00’de geldiğini hayatını kaybeden Mehmet Gündoğan’a serum takılı olduğunu, hastaya ikinci serumu kendisinin taktığını, hastanın yanındaki yakınına göğüs ağrısı, kızarıklık gibi şikâyetleri olursa hemen hemşireye bilgi vermesini tembihlediğini, serum içerisinde antibiyotik olduğunu söylediğini ifade etti. 
İ.M., şöyle konuştu:
“Daha sonra hemşire H.H.D. koridora çıkarak hastanın kötü olduğunu söyledi. Sanık Serkan hocamla birlikte odaya girdik. Serkan hoca hemen hastanın vitallerinin yani tansiyon, nabız, solunum hızı, ateşinin alınmasını istedi. Sonra H.H.D.’ye hemen 112 Acil’i aramasını, S.Ü.’ye ise hemen acil çantasını getirmesini söyledi. O esnada hastanın bilinci açıktı, nefes alma güçlüğü olduğunu söylüyordu. Hoca hemen adrenalin iğnesini hazırlamamızı istedi. Ben adrenalini hazırladım ama o hengâmede yapılması için kime teslim ettiğimi hatırlamıyorum. O sırada Serkan hoca hasta ağzının içerisine Airway yerleştirdi ve ambu torbası ile oksijenlenmeyi sağladık. Adrenalin iğnesini verdim uygulandı. O an için H.H.D. vardı ona verdim diye hatırlıyorum. İğne uyluktan kas içerisinden yapıldı. Ben hastayı oksijenlendirmekle uğraşıyordum. O sırada 10 dakika içerisinde 112 Acil ekibi geldi ve biz 112 Acil ekibine hastayı teslim ederken hastanın durumu stabildi. 112 ekibi gelmeden nefes alıyordu. 112 ekibi geldiğinde hasta kötüleşmeye başladı. 112 telsizden komuta merkezine hastanın durumu için Ares (kalbin aniden durması) diye anons geçildi. Hastaya entübasyon işlemi uygulandı. Birinci ve ikinci deneme başarısız oldu. Üçüncü denemede entübe edildi. İkinci denemede gırtlak kısmında yara açıldı ve kanama başladı. Hatta üçüncü entübe işlemi sırasında hastanın baş ve çene pozisyonunu işi kolaylaştırmak için ben verdim. Entübasyonu 112 Acil ekibi gerçekleştirmiş oldu. Hocam entübe tüpünün doğru takıldığını tespit etti. Aspirasyon için cihazını bizden alarak kullandılar. 112 ekibi CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon) yani kalp masajına başladı. Yaklaşık 3-4 dakika uygulamanın ardından bizzat ben devir alarak 7-8 dakika yaptım. Ben CPR yaptığımdan 112 tarafından da adrenalin iğnesi yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. 112 ekibi ile eş güdümlü çalıştık.”

“HASTAYA ADRENALİN UYLUKTAN SOL BACAĞINDAN YAPILDI”

Hakimin tanık H.H.D.’nin soruşturma beyanında, ‘Hastada alerji var acil adrenalin yaptım’ ifadesi ile çelişki oluştuğu sorusu üzerine tanık Paramedik İ.M., “Ben adrenalin iğnesini hazırladım, hatırladığım kadarıyla da H.H.D. iğneyi yaptı. Hâkim, 112 ekibinden bir görevlinin soruşturma aşamasındaki ifadesini hatırlatarak, ‘Hemşireye hastaya adrenalin yapılıp yapılmadığı sorusunu sorduk, hemşire de hastanın kolunu gösterdi’ beyanını sordu. Kesinlikle yanlış bilgi adrenalin iğnesi hastanın sol bacağından uyluktan yapıldı. 112 ekibine yapılan işlemlerle ilgili bilgiyi Serkan hoca verdi.” dedi.

“KAMERALAR ÇALIŞMIYORDU, BİR HEKİM VAR TOPLAM ÇALIŞAN SAYISINI BİLMİYORUM”

Hayatını kaybeden Mehmet Gündoğan’ın eşi tanık İ.M.’ye, “İfadelerde eşime kalp masajı yapıldığı belirtiliyor. Bilinci açık bir insana nasıl kalp masajı yapıldı?” sorusunu sordu. Tanık İ.M. soruyu, “Hastanın durumu 112 acil ekibi gelinceye kadar stabildi. Onlar gelince hastanın durumu kötüleşti. Yaklaşık 3-4 dakika kadar 112 ekibi, 7-8 dakika kadarda bizzat ben kalp masajı yaptım. Hastadan kan testi alınıp alınmadığını görmedim. Polikliniğimizin kan testleri Afyonkarahisar’da Tüp Bebek ve Kadın Doğum Hastanesi olarak hizmet veren özel bir hastanenin laboratuvarında yaptırılıyor. İstenilen tetkik ve kullanılan makinenin durumuna göre sonuç 40 dakika ile 1 saat arasında değişen sürelerde çıkar.” sözleriyle yanıtladı.
112 ekibinin hızlı gelmesi için Mehmet Gündoğan’ın Arestt (kardiyak arrest) olduğunun söylendiği vurgulanan duruşmada, söz konusu poliklinikte kameraların bozuk olup çalışmadığı da gündeme geldi. Tanık İ.M. poliklinikte bir hekim olduğunu ancak toplamda kaç kişinin çalıştığını bilmediğini de sözlerine ekledi.

“BEN SERUMU HAZIRLADIM, HASTA İLE BİREBİR İLGİLENMEDİM”

Poliklinik hemşirelerinden A.Ö. disiplin soruşturması sırasında verdiği ifadenin geçerli olduğunu 2024 yılından beri poliklinikte çalıştığını, hayatını kaybeden hasta Mehmet Gündoğan’la bizzat ilgilenmediğini ancak hastaya uygulanan ilacı hazırladığını ifade etti. 
A.Ö., mesaisi bittiği için poliklinikten ayrıldığını, sanık doktorun hasta rahatlamazsa 3’üncü serumun uygulanması talimatını verdiğini üçüncü serumun içerisine hangi ilaçların karıştırıldığını bilmediğini söyledi. A.Ö., “Hastadan kan alınıp alınmadığını da bilmiyorum. Hem mesaim bitiyordu hem de işim olduğu için 10 dakika erken çıkış yaptım. Ben sadece hastaya uygulanan serumu hazırladım. Tanıklardan H.H.D., S.Ü. ve İ.M. vardiya değişimi sırasında gündüzden geceye geçtikleri için o gün onlar vardı. Poliklinikte çaycı da dahil yaklaşık toplam 10-12 kişi çalışıyordu. Tek hekim var. Hastalardan alınan kanlar maksimum 20 dakikada özel hastanenin laboratuvarına götürülür. Kan tetkiki doktoru takdirindedir. Laboratuvardan kan tahlil sonuçları bir saat gibi bir sürede çıkar. Kameraların çalışmadığını biliyordum doktor beye de bilgi verdim” diye konuştu.

“HASTADAN KAN ALINDIĞI BU CELSEDE ORTAYA ÇIKTI”

Mağdur tarafın avukatı kan alımının hayatını kaybeden Mehmet Gündoğan’ın epikriz raporunda yer almadığını kan alımının bu celse ortaya çıktığına dikkat çekti. İlk belgeye kan sonucunun eklenmediğini, kan tahlili sonucunun saklanmak zorunda olduğu, sonucun sonradan eklendiği öğrenildi.

Oğlum Babasının Mezarını 'Baba Uyan' Diye Tekmeliyor!

“HASTANIN ELLERİ MORARMIŞTI; DOKTORA HABER VERDİM 112’Yİ ARADIK”

Tanık H.H.D., duruşmada verdiği ifade de şunları söyledi: 
“Ben Laboratuvar Teknisyenim. Soruşturma aşamasındaki beyanıma ekleyeceğim bir husus yoktur. Olay günü 16.30’da akşam çalışanı olduğum için iş yerine geldim. Hastanın geliş saatini bilmiyorum. Hastaya serum takılacağını öğrendim ve Serkan hoca ile birlikte odaya aldık. Ben kapının önündeydim tam olarak hatırlayamıyorum hasta hocaya şikâyetlerini anlattı. Serkan hoca, hastaya ilaç alerjisi ile kronik rahatsızlıkları olup olmadığını sordu, vitallerinin alınmasını istedi. Daha sonra order yazıldı. Damar yolunu açıp kan aldım, serum takıldı. Alınan kana polikliniğin çalıştığı hastane laboratuvarına kimin götürdüğünü hatırlamıyorum. Normalde hastadan alınan kan hemen laboratuvara hemen gider. Hastaya ikinci serumu kendim taktığımdan eminim. Hasta odalarını sürekli gezerek hastalarımızın durumunu gözlemleriz. Bu hastanın odasına geldiğimde ellerinin morardığını görünce hemen serumu kapatıp Serkan hocaya haber verdim. Hasta yakını yoktu. Serkan hoca geldi hastanın vitalleri ile birlikte hemen 112 Acil Servisin aranmasını birde acil çanta setini istedi. 112’ye haber verilirken hastanın solunumu vardı.”

“112’Yİ 3 KEZ ARADIM HIZLI GELSİNLER DİYE HASTA ARREST OLDU DEDİM”

Hâkim, tanık H.H.D.’ye 112 acile telefon edildiğinde neden ‘hasta arrest oldu’ denildiğini sordu. Tanık H.H.D., bu soruya şöyle cevap verdi:
“112’yi üç kez aradım hızlı gelsinler diye öyle söyledim. S.Ü. adrenalin iğnesini uyluktan yaptı. 112 ekibi geldiğinde hastanın durumu stabildi. 112 ekibi ambuyu çıkardı. O esnada toplam 2 adet adrenalin iğnesi yapıldı. İlki ben dışarda iken yapılmıştı.” Hakim tanığa, iki adrenalin iğnesinden ilkini ve ikinciyi kimlerin hastaya yaptığını sordu. H.H.D., “İlk adrenalin iğnesi ben dışarıda iken yapıldı. 112 ekibi hastayı entübe etmek için uğraşıyordu. İki denemesi de başarısız oldu. Üçüncüsünde başardılar. Aspirasyon yapılırken bende uyluktan adrenalin iğnesi yapmaya çalıştım. Hastanın durumu stabil hale gelince 112 ekibi hastayı alarak acil servise götürmek için yola çıktı.”

“ADRENALİN İĞNESİNİ KOLDAN YAPSAK SÖYLERDİK” 

Hâkim, tanık H.H.D.’ye hastaya kalp masajını kimlerin yaptığını sordu. Tanık H.H.D., 112 ekibinin masaja başladığını yorulunca kalp masajını paramedik İ.M.’nin devir aldığını ifade etti. Hâkim, 112 ekibi görevlilerinden bir kişinin soruşturma aşamasındaki beyanında, “Olay yerine ulaştığımızda hastaya adrenalin iğnesi yapılıp yapılmadığını sorduk. Hemşire hastanın kolunu gösterdi” ifadesini sordu. Tanık H.H.D. soruyu, “Hastanın kolunu ben göstermedim. Eğer adrenalin iğnesini koldan yapmış olsak söylerdik” diye yanıtladı. Hâkim tanıkların tümüne iki adrenalin iğnesinin birincisini ve ikincisini kimin yaptığını sordu. Tanık S.Ü., birinci adrenalin iğnesini kendisinin yaptığını, tanık İ.M. ise birincisini H.H.D. ikincisini ise S.Ü.’nün yaptığı gibi hatırladığını söylerken üçüncü adrenalin iğnesinin kim tarafından yapıldığını hatırlamadığını, 112 ekibi ile konuşan erkek kişinin kim olduğunu da bilmediğini belirtti.

“EŞİMİN KİMLİĞİ BENDEYDİ, KİMLİKSİZ İŞLEM YAPILDI”

Merhum Mehmet Güdoğan’ın eşi söz alarak, olay günü eşinin kimliğinin kendisinde olduğunu polikliniğe başvuran eşine kimliksiz işlem yapıldığını söyledi.

“ACİL SERVİSE İNTİKAL EDİLDİ, SES KAYITLARI MEVCUT”

112 Acil Komuta Merkezi Hekimi O.Y. duruşmada tanık olarak dinlendi. Ekipten bir kişinin olayla ilgili görüşmeleri yaptığını aktaran Dr. O.Y., şunları söyledi: 
“Bize Yaşam Polikliniğinde bir hastanın fenalaştığı ihbarı gelince hemen ekip çıkardık. Ekibimiz 3-4 dakika içerisinde olay yerine ulaşarak bilgi vermeye başladı. Hastanın damar yolunun açık olduğu, vitallerinin iyi olmadığını öğrenince Anafilaksi şemasına göre hızlıca adrenalin yapılmasını istedim. Entübe yapılmadığını öğrendim ve hızlı bir şekilde hastanın entübe edilmesini söyledim. Acil işlem yapıldığı için telefonda daha fazla konuşamadılar. Sonra hastanın durumunu öğrenmek için tekrar aradım. Entübe noktasında hastanın çok ödemli olduğu, bu yüzden entübe etmekte çok zorlandıklarını öğrenince, durum çok sıkıntılı ise iğne krikotirotomi yapın dedim. CPR yani kalp masajı yapılarak, solunumu sağlamak için entübe edildikten sonra takriben 15 dakika sonra hastadan ritim aldıklarını söyleyince hemen Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Acil Servisine ulaşmak üzere çıkış yapıldı. Ben hemen Acil Servis Hekimi Dr. G.Ö.Y.’yi arayarak acil hasta gönderdiğimi ilettim ve ekibimiz 5 dakika içerisinde acil servise giriş yaptı. Hasta ile ilgili ilk görüşmelerimizde adrenalin yapıldığına dair muallak bir durum oluştu. Bu tür vakalarda adrenalin mutlaka yapılmak zorundadır dolayısıyla bende adrenalin yapılmasını söyledim. Görüşmeye dair ses kayıtları mevcuttur. O an doktor varsa hastanın hayatı riskte olduğu için hemen entübe edilmesi gerektiğini belirttim.”

“112 EKİPMANI VE ÇANTASI HER ZAMAN TAM VE YEDEKLİDİR”

Tanık Dr. O.Y.’ye, 112 acil ekibinin başka yerin malzemelerini kullanıp kullanamayacağı sorusunu yanıtladı. Dr. O.Y., “Alet, ekipman çantası sürekli hazır ve yedeklidir. Bu çantalar ve ekipmanlar sürekli kontrol edilir ve imza karışlığı teslim alınır. Adrenalin v.d. gerekli ekipmanın olmaması imkansızdır. Bu olaya şahit olmamakla beraber pratiklik açısından vakit kaybetmemek için hazırda olan aspire cihazı kullanılmış olabilir. Çantalarda aspire cihazı da mevcuttur.” dedi.

“HAYATİ RİSKTE ERKENDEN ENTÜBE EDİLMESİNİ İSTERİZ”

Mağdur avukatı tanık Dr. O.Y.’ye hastanın geç entübe edilmesinin müdahale de geç kalındığı anlamına gelip gelmeyeceğini sordu. Dr. O.Y. soruyu şu şekilde yanıtladı: 
“Ben olay yerini görmedim. Dolayısıyla net bir şey söylemem zor. Ancak Sağlık Bakanlığının tespit akış şemasına göre hareket edilmesi zorunludur. Boğaz tıkalıysa hayati risk nedeniyle hava yolunun açılması için erkenden entübe edilmesini isteriz.” 
Sanık Serkan Erdaş, söz alarak olay anında acil vakada, 112 ekibine işin kolaylaşması ve vakit kaybı olmaması için erişim kolaylığından aspire cihazının kullanılabileceğini söylediklerini aktardı.

“GPS KAYITLARI İLE ULAŞIM SÜRESİ BELLİDİR”

Sanık avukatı Dr. O.Y.’ye 112 ekibinin 12-13 dakika sonra olay yerine ulaştığını, kendisinin ise 3-4 dakika içerisinde ekibin olay yerinde olduğu ifadesini sordu. Dr. O.Y., GPS kayıtları ile süre tespitinin mümkün olduğunu, olay yeri ile ambulansın çıktığı yer mesafesinin trafik yoğunluğu olması halinde bile 12-13 dakikada ulaşmanın mümkün olmadığını vurguladı. Dr. O.Y. damar yolundan uygulanan adrenalinin sulandırılmadan verilmesi halinde kalbin çok hızlı çalışmasına ya da durmasına neden olabileceğine de dikkat çekti.

“DOKTORUN ENTÜBE ETME YETKİSİ VAR”

Dr. O.Y. sözlerini şöyle tamamladı: 
“Ben hastayı görmedim. İfade ettiğim üzere 112 ekibinin olay yerine 12-13 dakikada ulaştığı çok abartılı bir iddiadır. GPS kayıtlarına göre ulaşma süresi 3-4 dakikadır. Gerek bizlerin gerekse polikliniklerin uyması gereken mevzuatlar vardır. Anafilaksi de müdahale süresi çok kısıtlıdır. Böylesi durumlarda doktorun entübe etme yetkisi vardır. O riski de almak zorundadır. Ben hekim olarak o riski almaya mecburum çünkü hastayı geri döndürememe ihtimalim var.”

“KİMLİK BİLGİMİ VERDİM FORM DOLDURDUM”

Tanık İ.G. olay günü polikliniğe bir özel hastanede sıra olduğu için başvurduğunu kendisine serum tedavisi uygulandığını, alerjisi olup olmadığı sorularak tansiyon ve nabzının ölçüldüğünü anlattı. İşlem öncesi kimlik bilgilerini verdiğini, form doldurduğunu sonra tedavi edildiğini söyleyen tanık İ.G., kendisini sanıkta dahil kimin muayene ettiğini hatırlamadığını polikliniğin eski hekim olduğu söylenen Dr. M.B.’yi tanımadığını dile getirdi.

“YETERSİZ SOLUNUM VE DOLAŞIM NEDENİYLE YOĞUN BAKIMA ALDIK”

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Acil Servisi Hekimlerinden G. Ö.Y. duruşmada tanık olarak ifade verdi. Hayatını kaybeden Mehmet Gündoğan’ın durumunu bizzat takip ettiğini belirten Dr. G.Ö.Y. şu ifadeleri kullandı: 
“Olay günü kırmızı alanda nöbetçiydim. Trafik kazası sonucu 20’li yaşlarda entübe edilmiş bir hastayı takip ediyordum. 112 Komuta Nöbet Merkezinden Dr. O.Y. telefon ederek özel bir poliklinikte anafilaksi vakası olduğunu, nakil sağlanacağını bildirdi. Kritik vakalarda bize önceden haber verilir. Trafik kazası hastasını devir ederek İleri Yaşam Destek Ünitesine vaka haberini verdim. Hazırlığa başladık. Acil doktorunu da haberdar ettik. Hızlıca Anestesi Uzmanı da haberdar edilerek gerekli ekipman hazırlandı. 112 ekibi tarafından entübe edilen hastaya ileri kalp ve solunum desteği vermeye başladık. Solunumu  monitörize ettik. Hatırladığım kadarıyla tansiyonu 110’a- 80, nabzı da 110’du. Bilinç düzeyi düşük derecede, solunum sesi hırıltılı ve kaba idi. Hızlıca tomografi aldık. Akciğerin iki tarafından ödem bulgusuna rastladık. Beyin tomografisinde ise beyin boşluklarında küçülmeler gördük. Göğüs ve Nöroloji Uzmanlarından da tedavi önerisi alarak Anestezi Uzmanı ile birlikte yoğun bakıma aldık. Kan tetkikinde solunum ve dolaşım yetersizliği tespitiyle tedaviye başladık.”

“DR. M.B. OLAY GÜNÜ POLİKLİNİKTE YOKTU”

Sanık avukatları Yaşam Polikliniği çalışanı tanıklara polikliniğin eski hekimlerden Afyonkarahisar kamuoyunda “kan testi değiştirme davası” olarak bilinen yargılama sonucu üzerine atılı suç sabit görülerek “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan 1 yıl 8 ay, “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme ve Değiştirme” suçundan 5 ay hapis cezası verilirken her iki cezası ertelenen Dr. M.B.’nin olay günü orada olup olmadığı ve kan testi değiştirilmesinin söz konusu olup olmadığını sordu. 
Tanıklar Dr. M.B.’nin polikliniğin eski hekimi olduğu, olay günü orada olmadığını söylerken sanık Serkan Erdaş ise söz alarak şunları kaydetti: 
“Dr. M.B., ile polikliniği birlikte ‘müşterek muayenehane” olarak açtık. Onun söz konusu olayının ardından Sağlık Müdürlüğü onun kısmını kapattı. Ben tek kişilik muayenehane olarak işime devam ettim. Polikliniğimizin sosyal medyadaki eski paylaşımlarında kendisi ile ilgili paylaşımlar duruyor. Çünkü İl Sağlık Müdürlüğü denetimlerinde paylaşımların neden kaldırıldığı sorgulanıyordu. Kendisinin poliklinikle alakası olmayıp ara sıra arkadaşım olarak ziyaretime gelir.”

“ENTÜBE ETMEK İÇİN EŞİMİN MEZARA GİRMESİNİ BEKLEDİLER”

Duruşma sonunda söz alan merhum Mehmet Gündoğan’ın eşi söz alarak göz yaşları içerisinde şöyle konuştu: 
“Ben ilk duruşmada çok öfkeli idim. O gün sanık avukatı tüm iddiaları yok saydı. Kendisine sormak istiyorum, iki çocuğumun suçu ne idi de babasız kaldılar? İki yetimi görmezden geldiler başsağlığı bile dilemediler. Herkes hata yapabilir ama bu hatayı sahte evraklar düzenleyerek telafi edemezler. Eşim sağlığına kavuşmak için gittiği poliklinikte canından oldu. İki çocuğum babasız ortamlara giremiyorlar. Bana anne babamızı özledik diyorlar. Onları eşimin mezarına götürüyorum. Babamızın mezar taşı ile mi konuşacağız diye soruyorlar. Oğlum babasının mezarını baba uyan diye tekmeliyor. En acısı da bana biz babamıza ne zaman sarılacağız diye soruyorlar. Boğazım düğümleniyor konuşamıyorum. Bu öyle bir yara ki ömür boyu sarılamaz. Eşim sağlığına kavuşmak isterken canından oldu. Hayatın yükünü tek başıma taşıyor bedeli ben iki evladımla birlikte ödüyorum. Eşimi entübe etmeye gerek duymamışlar. Entübe etmek için mezara girmesini beklediler. Küçük dili şişen, moraran ve nefes alamayan eşim bu haliyle entübe edilmeye gerek duyulmamış. Ben Adli Tıp Kurumunun (ATK) sanık hatasını yok saydığı raporunu ben de yok sayıyorum. Mahkemeye adaletle hüküm verileceğine güveniyor ama adalet dilenmiyorum.”

Sanık avukatı müvekkilinin Afyonkarahisar Valiliği tarafından kapatılan polikliniği ile ilgili olarak Afyonkarahisar İdare Mahkemesi’nde açılan dava sonucu kararın iptal edilmesine rağmen bir insanın ölümünden duyduğu üzüntü dolayısıyla polikliniğini açmadığını belirtti.

Mahkeme 3’üncü duruşmayı Adli Tıp Kurumundan gelecek rapor dolayısıyla Temmuz ayına erteledi.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme