Orhan: Yargı Kurumu Üvey Evlat Olmaktan Çıkarılmalı
BES Afyonkarahisar İl Temsilcisi Ali İhsan Orhan, yarın başlayacak olan yeni adli yıl dolayısıyla yaptığı açıklamada yargı kurumunun üvey evlat olmaktan çıkarılması gerektiğini belirtti.
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Afyonkarahisar İl Temsilcisi Ali İhsan Orhan, tartışmalı bir süreci geride bırakan yargı organının adli yıl tatili nedeniyle 20 Temmuz 2026 tarihinde ara verdiği çalışmalarına 1 Eylül 2026 Salı günü itibarıyla yürütme erkinin temsil edildiği saray salonlarında yapılan konuşma ve iyi niyet temennileriyle başlayacağını belirtti.
“YARGI KURUMLARI EVRENSEL HUKUK NORMLARINA UYGUN DAVRANMALI”
Temsilci Orhan, “Öncelikle altını çizmek isteriz ki; adli yılı açılışlarının yargı mensuplarının temsil edildiği salonlar yerine, yürütme erkinin tayin ettiği salonlarda yapılmasının alışkanlık haline gelmesi bile, yargı bağımsızlığının olmadığının açık ilanıdır. Gündelik hayatın ayrılmaz parçası haline gelen ve gittikçe toplumsal bir histeriye dönüşen şiddet sarmalına eşlik eden haksızlığa uğrama duygusu, birlikte yaşama duygusunu ortadan kaldırmakta ve toplumda başka yargı kurumu olmak üzere, her türden yapıya duyulan güven duygusunu zedelemektedir. Gelişmiş demokrasilerde kazanılmış bütün hakların güvencesi olarak görülen yargının bu kadar şiddetli tartışılması, toplumda yaşanan bu şiddet sarmalının temel sebebi olarak ortaya çıkmış durumdadır. Esas itibarıyla her türlü iktidar tasarrufuna karşı toplumsal mücadelenin temel bir kazanımı olan yargı güvencesi ve bağımsızlığı demokrasinin temel güvencesi olarak titizlikle korunması gerekirken, yargı kurumunun iktidarın etkisi ve tasarrufa doğrultusunda hüküm verdiği, karar oluşturduğu bu süreç, kimsenin hayrına bir süreç değildir, olmayacaktır. Bir kez daha altını kalın çizgelerle çizerek belirtmek isteriz ki; yargının evrensel hukuk çerçevesinde davranması ve iktidarları değil demokrasiyi ve demokratik değerleri koruması başta yargı kurumu olmak üzere, bütün toplumun yararınadır. Bunun için yargı kurumlarının tamamını bir kez daha evrensel hukuk normlarına ve demokratik değerlere uygun davranmaya davet ediyoruz” dedi.
“YARGI EMEKÇİLERİNİN SORUNLARI DEVAM EDİYOR”
“Yargı yılı açılıyor, yargı emekçilerinin sorunları devam ediyor.” diyen Temsilci Orhan, “İktidarın uzun bir süredir toplumun geniş yığınlarını daha da yoksullaştıran, ancak bir avuç varsılların zenginliklerine zenginlik kattığı bu ekonomik politikalar en çok yargı emekçilerini mağdur etmeye devam etmektedir. Artan yoksulluk, toplumsal şiddet artmakta; artan şiddet yargı emekçisi için daha fazla dava dosyası, daha fazla duruşma ve artık mobbing boyutuna ulaşan iş yükü anlamına gelmektedir. Artan yoksulluk, içinden çıkılmaz hale gelen ekonomik iflas, iş ihtilafı ve ödenemeyen borç, karşılıksız çekten doğan iş yükü olarak yargı emekçisini mağdur etmektedir. Artan yoksulluk, adliye koridorlarında, duruşma salonlarında ve mahkeme kalemlerinde yargı emekçilerinin her türlü şiddetle baş başa bırakılması demektir. İktidarın artık bir rutin haline getirdiği ve neredeyse altı ayda bir çıkardığı yargı reformu paketleri içinde, yargı emekçilerinin kangren haline gelmiş sorunları sürekli görmezden gelinirken, periyodik olarak çıkarılan yargı paketleri sürekli yeni davlara yol açmakta, dava sayılarındaki artış ve yıllarca süren dava süreçleri yargı emekçilerinin çalışma hayatını kâbusa çevirmektedir. Yargı emekçileri bir yandan keyfi açılan davalarla uğraşırken, zamanında yetiştirilemeyen iş yükünden dolayı keyfi soruşturmalarla mağdur edilmekledirler. Bir an önce yargı emekçilerinin uğradıkları bu haksız uygulamalara son verilmeli ve artık yargı emekçileri, yargı kurumunun üvey evlatları olmaktan çıkarılarak, hak ettikleri ekonomik ve özlük haklarına kavuşmalıdırlar.” ifadelerini kullandı.
“YARGI EMEKÇİLERİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRLARINDA ÜCRET ALIYOR”
BES İl Temsilcisi Ali İhsan Orhan, sözlerini şöyle tamamladı: “23 Temmuz 2009 tarihi itibarıyla yasalaşan 6009 Sayılı Yasa kapsamında yer alan 3717 Sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile yargı emekçilerinin aleyhine sonuç doğurmuş ve yargı emekçilerinin kazanılmış hakkı olan havuz parasının ortadan kaldırılmasına yol açmıştır. Yargı Emekçileri açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında bir ücret almakta olup 2009 yılından bu yana yargı emekçilerinin ekonomik haklarında hiçbir ilerleme sağlanmadığı gibi kayıpları katlanarak artmıştır. Artık yeter, sorunlarımıza çözüm istiyoruz. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında öncelikle kurum içinden atamalar yapılmalı, yapılacak sınavlarda haksız mülakat uygulamalarına son verilmeli, yazılı sınav notları esas alınarak liyakat esasına göre atamalar yapılmalıdır. Havuz paralarının bütün yargı emekçilerine adil bir şekilde verilmesi için acil yasal düzenleme yapılmalıdır. Yargı emekçilerinin ücretsiz faydalanacağı kreş ve bebek bakım odaları bir an önce açılmalıdır. Bütün yargı emekçilerine ayrımsız ulaşım ücreti verilmelidir. Yargı emekçilerinin kâbusu haline gelen aşırı iş yükünün ortadan kaldırılması için acil personel alımına gidilmelidir. Mobbinge maruz kalan personelin durumunun değerlendirilmesi, mobbingin önlenmesi amacıyla kurul oluşturulması, mobbing uygulayan amire yaptırım uygulanması için düzenleme yapılmalıdır. Yargı hizmetleri sınıfı oluşturulmalı, kadro ve unvanlar yeniden tanımlanmalıdır. Büro Emekçileri Sendikası olarak yargı emekçilerinin taleplerinin karşılanması ve bağımsız bir yargı sistemi için mücadele etmeye devam ediyoruz.”