• Haberler
  • Genel
  • Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

Afyonkarahisar'ın yetiştirdiği deneyimli gazeteci-yazar Ata Gündüz Kurşun, Ortadoğu coğrafyasında yaşananları ve yaşadıklarını TV3 ekranlarından anlattı.

Afyonkarahisar’ın yeni televizyonu TV3’te yayınlanan ve TV 3 Genel Müdürü Hülya Kasnak’ın hazırlayıp sunduğu ‘Net Manşet’ programına konuk olan Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, zaman zaman duygulanarak, bir gazeteci olmanın ötesinde bir insan olmanın verdiği barış özlemini ve yaşam hakkının nasıl ayaklar altına alındığını gözler önüne serdi.

Stüdyodan ziyade neden sahada gazetecilik yaptığını da anlatan Gündüz, her yurtdışı görevinde, vatan özleminin bir kat daha arttığını dile getirdi.

Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

Görev yaptığı Ortadoğu coğrafyasındaki yaşayan insanların Türkiye’ye ve Türk insanına bakış açışını da apaçık gözler önüne seren Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, bu coğrafyada yaşananların Türkiye’ye sıçramasından endişe ettiğini de vurguladı.

ORTADOĞU’NUN PARİSİ İDİ

Katil İsrail’in Ortadoğu coğrafyasına girdiği 1948 yılından bu yana ne kaosun eksik olduğunu ne de kan ve gözyaşının bittiğine dikkat çeken Gazeteci Ata Gündüz Kurşun; “1960’lı yıllarda Ortadoğu’nun Paris’i denilen Beyrut, Akdeniz'in hemen yanı başında binlerce yıllık tarihiyle, turizmiyle, öne çıkan o antik kentleriyle, ne bileyim sahil kenarındaki marinalarıyla vesaire, çok güzel bir başkent iken ülkeyi öyle bir hale getirmişler ki şimdi öyle bir yönetim var ki, yani bunu ben hep yayınlarda anlattım. Cumhurbaşkanının Hristiyan olması gerekiyor. Başbakanın Sünni olması gerekiyor. Meclis başkanının Şii olması gerekiyor. Sırf bu sebepten 3 yıl Cumhurbaşkanı seçemedi, Lübnan hükümeti. Bir taraftan da Hizbullah faktörü. Şimdi Hizbullah Allah'ın partisi demek biliyorsun. Yani Hizbullah aslında siyasi bir parti. Ama Hizbullah mecliste mücadele etmek yerine sahada silahlı mücadeleyi tercih etmiş. Şimdi Lübnan hükümeti karşı Hizbullah'ın silahlı kanadına. Yani diyorlar ki gelin bu işi meclis çatısı altında çözelim. Ama Hizbullah da diyor ki sizin bir yeterli ordunuz yok. Güçlü bir ordunuz yok. Dolayısıyla siz İsrail'de savaşamazsınız. Lübnan'ın haklarını biz savunuruz. Lübnan'ın topraklarını biz savunuruz. Dolayısıyla biz sağdan çekilmeyeceğiz diyor. Silah bırakmayacağız diyor. Şimdi İsrail tarafından da Hizbullah bir terör örgütü. Tırnak içerisinde söylüyorum. Bir terör örgütü olarak görüldüğü için Hizbullah da Lübnan topraklarında yani meşru bir devletlerin topraklarında faaliyetlerini yürüttüğü için İsrail Lübnan'a hedef alıyor. Hizbullah'la güya savaş adı altında, Hizbullah'la mücadele adı altında bir taraftan da oradaki etnik grupları birbirine getirmeye çalışıyor. Bir iç savaş kışkırtıcılığına da soyunuyor aslında. Bunu nasıl yapıyor? Dedim ya sadece Hizbullah'ı vurmuyor, işte Sünnilerin yaşadığı mahalleyi vuruyor. Dolayısıyla kimin ne olduğu belli değil Lübnan'da” dedi.

Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

İSRAİL’İN AMACI BELLİ

İsrail’in işgalci politikasını ‘acelesi yok yavaş yavaş’ politikasıyla sürdürdüğüne dikkat çeken Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, işgalci politikasının her geçen gün yeni oyunlarla devam ettiğinin altını çizdi.

İsrail’in Filistin'deki senaryoyu şimdi Lübnan'da uygulamaya başladığını ifade eden Kurşun, “Şu anda Lübnan topraklarının bir kısmı işgal edildi. İsrail harita da yayınladı zaten. Sınır hattından bir 4-5 kilometrelik içeriye doğru, kendi İsrail'in işgal ettiği daha önce Filistin'den onu söyleyelim, o topraklardan biraz daha böyle 4-5 kilometre içeriye doğru yeni bir işgal bölgesi oluşturuldu. Hatta tıpkı gaz yedek gibi böyle bir dedi ki sarı hat, ben çiziyorum buraya, burası dedi benim bundan sonra dedi. İsrail'in kuzeyindeki yaşayan vatandaşlarımız Hizbullah'ın roket menzilinden çıktı dedi ama yani Hizbullah'ın 200 kilometreyi vurabilen halen daha roketleri var, füzeleri var. Dolayısıyla İsrail'in hep şunu söylüyor, yani bir dediği bir dediği tutmuyor. İşte böyle yavaş yavaş işte bugün şu süreçte, 2 aylık süreç içerisinde işte 5 kilometrelik bir alanı işgal etti. 6 ay sonra yeni bir bahane bulup yeniden böyle içeriye doğru tüm Lübnan'ı işgal edecek. Suriye var sırada, Allah korusun daha uzun vadede de Türkiye var. Ben Lübnan için şu tarifi kullanıyorum; farklı psikolojilerin nirvanasına çıktığınız bir ülke orası. Beyrut'ta hayat o kadar normal ki yani belli bir zümre var böyle. Lüks araçlar, lüks restoranlar, gece kulüpleri, publar, ne bileyim kafeler. Hayat olağan akışında devam ediyor. İnanılmaz derece devam ediyor. İşte yüksek sesle müzik dinleyen insanlar vs. Ama Beyrut Marinası'yla Beyrut Limanı'nın arasında bir bölge var. Tam da göbeğinde, sahilin kenarında. Binlerce, belki de on binlerce kişi orada yaşıyor çadırda” diye konuştu.

Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

BİR ANNENİN TÜRKİYE SEVGİSİ

Lübnan’da ve diğer Ortadoğu ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türk Milletine duyulan sevginin tarif edilemez olduğunu belirten Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, marina ile limanın arasındaki kalan çadır kentte bir annenin feryadını anlatırken, gözleri doldu.

Bir gazeteci, bir insan olarak yaşadığı çaresizliği anlatan Ata Gündüz Kurşun, “O bölgede hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hem de Türkiye'ye yönelik gerçekten inanılmaz bir sevgi, inanılmaz bir ilgi, alaka var. Marina ile limanın arasındaki kalan çadır kentte yaşadığım olay beni ne kadar çaresiz kaldığımı gösterdi. Bir anne ‘Çocuklarımı Türkiye’ye götürün orası daha güvenli’ dedi. Ben ağladım orada. Boğazım düğümlendiği tabiri vardır ya. Gerçekten de düğümlendi boğazım. Şimdi anlatırken aslında çok şey hissetmiyorum kendimi. Şimdi aynı orada çocuğu var. Daha 30 günlük, 40 günlük, 2 aylık değil, 3 aylık değil. 20 günlük çocuklar da gördük. Yeni doğmuş çocuklar da gördük. Orada aileyle konuşuyorsun. Anne diyor ki ben bir şekilde başımın çaresine bakarım diyor. Yani baba yok başlarında. Kimisi ölmüş, kimisi evini bekliyor. Demiş ki; siz gidin artık çadırda yaşayın. Ben bu evi bekleyeyim. Hani İsrail gelip el koymasın evimize diye. Evin reislerinin birçoğu yok yani. Kadın gelmiş oraya annesiyle, çocuklarıyla birlikte. Diyor ki ben bir şekilde başımın çaresine bakarım. En azından şu yavrumu bari götürün. Size vereyim diyor. Yani Türkiye güzel ülke diyor. Türkiye güvenli ülke diyor” dedi.

Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

“ORADA EN İYİ GAZETECİ YAŞAYAN GAZETECİDİR”

Ortadoğu coğrafyasında yaşanan ve yaşadıklarını TV3 ekranlarında izleyenlerle paylaşan Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, bölgede en iyi gazetecinin ‘Yaşayan Gazeteci’ olduğunu ifade etti.
Filistin topraklarından yayın yapan bazı gazetecilerin ‘İsrail’ diye söz etmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Kurşun, her yayına çıktığında ‘Filistin topraklarındayız’ diye seslendiğinin altını çizdi.

Kurşun, “İsrail'in Gazze katliamı başladığında, ben onun önceki süreçte de bir gitmiştim Filistin'e. Hatta ben Gazze'nin içine de girmiştim o gittiğimde. Ama bu kez tabii farklıydı. Her gün o katliamı gözlerimizle gördük ne yazık ki. Her gün 24 saat boyunca Sıdanut diye bir kent var. Tam Gazze sınırında, Gazze-İsrail sınırında. Ya İsrail de demek istemiyorum aslında ben. Çünkü İsrail işgal altındaki topraklarda, öyle söyleyeyim. İsrail işgal altındaki Filistin topraklarında. Aslında bu Ortadoğu sorununu konuşurken bu kelimelere de dikkat etmek gerekiyor. Yani sürekli İsrail, İsrail, İsrail. İsrail'in istediği bu aslında. Yani o şeyleri işgalini meşrulaştırmak. Ben sık sık yayınlarda da söylüyorum. İsrail işgal altındaki Filistin topraklarındayız diye. Sıdanut kenti vardı. Oradan Gazze'nin kuzeyini görüyorduk biz. Geniş bir alanı görüyorduk. Gece gündüz bombalanıyordu. Hatta maksimum 500 metre mesafemiz var. Hatta yanımıza kadar düştü doluyordu yani o bombaların. Şimdi o Kassam Tugayları Hamas misilleme yapıyordu mecburen. Şimdi hani tırnak içerisinde adamlar da mühendis değil. Yani böyle attığını vuracak. Hani rastgele o misillemeler yapılıyordu. Tepemizde çok bombalar patladı. İsrail'in hava savunma sistemleri hedefi şaşırıyordu falan. Yanı başımıza roketler düşüyordu. Yani oralar en iyi gazeteci yaşayan gazeteci. Bunu söylüyorum gerçekten. Yani hayatta kalabiliyorsanız orada en iyi gazeteci sizsiniz. Yani çok haber yapan, çok iyi haber yapan, çok muazzam haber yapan, özel haber yapan gazeteci değil. Orada en iyi gazeteci yaşayan gazeteci” şeklinde konuştu.

Savaşların Yakın Tanığı Gazeteci, Yaşadıklarını TV3'e Anlattı

FİLİSTİNLİ KADININ SÖYLEDİKLERİ…

Filistin’de çocuk görüntülerinin de oldukça fazla olduğuna dikkat çeken Gazeteci Kurşun, Filistinli bir kadının söylediklerini unutamadığını ifade etti.

Kurşun; “Bir Filistinli kadın söylemişti; Biz en aşağı üç tane çocuk yaparız. Birisini zaten İsrail öldürüyor. Diğerini tutukluyor, kalan da bize bakıyor. Çok ağır bir cümle bu. Çok. Biz o yüzden çok çocuk yapıyoruz demişti kadın. Hani diyoruz ya işte altı çocuğu var, yedi çocuğu var kadın. Benim de tüylerim diken diken olmuştu. Bunun en aşağı üç çocuk yaparız. Birini zaten öldürüyor. Birisini tutukluyor. Kalan da bakarsa bize bakar, kalırsa. Çok zor bir coğrafya. Coğrafya zor ve yaşanan şeyler bir travma niteliğinde” dedi.

NEDEN BALKONLU OTELLERİ TERCİH EDİYORLAR?

Ortadoğu coğrafyasında görev yapan gazetecilerin zorluklarından da söz eden Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, bölgede görev yapan gazetecilerin ne kadar zorluk içerisinde görev yaptıklarını belirtti.

Otellerin sadece dinlenme amaçlı olmadığının da altını çizen Ata Gündüz Kurşun, otellerde neden balkonlu odaların tercih edildiğini de açıkladı.

Gazeteci kurşun; “Biz Ortadoğu coğrafyasına gittiğimiz zaman özellikle böyle balkonlu odalar tercih ederiz. Bunun nedeni şu, gece yayınları çok uzun olduğu için güvenlik gerekçesiyle de otelin balkonundan yapılır yayınlar. Ben de balkonlu oda isterken kalmadığını söylediler. Mecburen kabul ettim ama o otelin dördüncü katındaki balkonlu olan odayı vurdular. Dedim ki varmış bir hikmeti” diye konuştu.

İMHA EDİLMESE BOMBALAR TEPEMİZDE PATLAYACAKTI

Yaşadıklarını anlatırken, korku dolu anları ve unutamadıklarını da dile getiren Gazeteci Ata Gündüz Kurşun, Sderot kentinde yaşadıklarını şöyle anlattı;

“Ben o gece hiç unutamıyorum. O gece unutamadığım bir geceydi benim. Çünkü o Sderot kentindeydik. Gazze bombalanıyordu. Ve hiç kimse yoktu orada. Sadece biz vardık. Az önce dedim ya kim var orada demişlerdi. Bir de o Hamas bir misilleme yapmıştı. Tepemizde bombalar patlamıştı. İsrail Hava Savunma Sistemleri devreye girdi. Tepemizde o bombaları inha etti. Yani inha etmese bunlar kafamıza düşecekti. Hemen kaçtık karşı okulun sığınağına. Çünkü orada her yerde sığınak var İsrail'de. O gece benim unutamadığım bir geceydi gerçekten. Hiç kimse yoktu. Hiç bitmeyen bir gece. Bitmeyen bir geceydi gerçekten. Aralıksız 5 saat falan yayın yapmıştık. İnanılmaz bir bombardıman vardı. Herkes gidip otellerinde yatıyordu, İsrail de katliam yaparken. Fosfor bombaları kullandılar. Tepemizden böyle yağmur gibi akıyordu. Canlı yayında böyle bir 5 saat boyunca. Ben o geceyi hiç gerçekten unutamıyorum. Yani hem ölümden döndük. Hem hiç kimse yoktu. Orada hem bombalardan korkuyorsunuz. Yani korkma demeyeyim de” diye konuştu.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme