Yazar Hasan Başdemir: Çocuk Kitabı Yazarlığını Ticaretle Karıştırmayın
Türkçe öğretmeni, yazar ve Sinada Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Başdemir, çocuk edebiyatında pedagojik hassasiyetin önemine dikkat çekerek, çocuk kitabı yazarlığının ticari kaygılarla ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Türkçe öğretmeni, yazar ve Sinada Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Başdemir, “Son zamanlarda etrafımız bir anda çoğalan çocuk kitabı yazarlarıyla dolup taştı. Elbette kelimelerini incelikle dokuyan, çocuğun dünyasına hürmetle yaklaşan kıymetli kalemleri tenzih ederim; onların yeri her zaman apayrı. Fakat piyasada öyle kitaplarla karşılaşıyorum ki, özellikle kızımla baş başa verip okul öncesi bir masalın peşine düştüğümüzde hayretler içinde kalıyorum.” dedi.
Okul öncesi döneme yönelik bir kitapta karşılaştığı ifadeyi örnek gösteren Başdemir, “Geçenlerde bir okul öncesi kitabında rastladım: Yazar, küçücük bir kahramanın ağzından ‘Olayların farklı yönlerini görmemi sağladı’ gibi ifadeler döküvermiş. Yahu henüz somut dünyanın nesneleriyle yeni yeni bağ kuran, mecazın kıyısından bile geçmemiş bir çocuk zihnine bu denli kuru, didaktik ve soyut cümleleri yüklemek reva mıdır?” ifadelerini kullandı.
Ortaokul düzeyindeki bir başka kitapta yer alan sahneye de değinen Başdemir, “Hadi okul öncesini geçtim, ortaokul düzeyine hitap eden ve ne yazık ki ‘çok satanlar’ rafında boy gösteren bir başka kitapta daha da akılalmaz bir sahneye şahit oldum. İsim vermeyeyim ama dokuz aylık hamile bir öğretmen sınıfta ders anlatıyor. Derken kadının doğum suyu geliyor ve sınıftaki öğrenciler ‘Aaa, öğretmen altına işedi!’ diye dalga geçiyor. Çocuğa mizah diye, edebi kurgu diye sunulan nobranlığa, empati yoksunluğuna ve özensizliğe bakar mısınız?” diye konuştu.
Çocuk edebiyatının ticari kazanç amacıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Başdemir, “Sırf rafta bir iz bırakmak ya da ticari bir kazanç devşirmek uğruna herkesin çocuk edebiyatına soyunması doğru değil. Bunu asla kendi yazarlık yolculuğumu yüceltmek için söylemiyorum; şüphesiz benim de eksiklerim, tamamlamam ve öğrenmem gereken çok şey var.” dedi.
Başdemir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak pedagojik hassasiyetten yoksun, çocuğun ruh haritasını bilmeyen, hangi yaşın hangi heceye ihtiyaç duyduğunu sezemeyen hiç kimse lütfen bu alana kolay lokma gözüyle bakmasın. Çocuk kalbi de zihni de deneme tahtası değildir; yazık oluyor o tertemiz dünyalara.”




