İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisar'lı Öğretmen Hattat-Şair Ömer Yiyit

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Benim değerli hemşehrim, Hattat-Şair Ömer Yiyit, özgeçmişi ile ilgili olarak bakınız neler söyledi:
    “1949 yılında Afyonkarahisar’ın Bolvadin İlçesinin Kemerkaya (Çoğu) Kasabası’nda doğdum. İlkokulu Köyümde Ortaokulu Emirdağ’da, Liseyi Bolvadin’de okudum. Dışarıdan sınavlara katılarak Akşehir Öğretmen Okulu’nu bitirdim. Öğretmenlik yaparken de Eskişehir Anadolu Üniversitesinde iki yıllık önlisans programını bitirdim.
    26 yıl sınıf öğretmenliği yaptım. Emirdağ’ın Bağlıca  Köyü’nde, Bolvadin’in  Yörükkaracaören, Taşlıdere Köyleri ve Kemerkaya Kasabası ilkokullarında, ayrıca Eskişehir Merkez Emek İlkokulu’nda  öğretmenlik yaptım.
    Çok sevdiğim mesleğimden 1994 yılında emekliye ayrıldım.
    Liseyi bitirince, bir yıl süreyle İzmir Kemeraltı Çarşısında  işportacılık yaptım. Öğretmenlik mesleğini sürdürürken, boş zamanlarımda Tabelacılık işine başladım. O arada inşaatlarda boyacılık da yaptım. Yaş ilerleyince bu işleri bıraktım.
    Dört yıl hüsnü hat kursuna katıldım. Karma resim ve hat sergilerine katıldım. 2017 yılının Eylül ayında Eskişehir’de Tepebaşı Kültür Merkezinde ilk kişisel hat sergimi açtım. Halen hat çalışmalarımı evimde sürdürüyorum.
    Ben ayrıca Eskişehir Şairler Derneği, Eskişehir Şairler Yazarlar ve Ozanlar Dernekleri üyesi ve Yönetim Kurullarında görev yapıyorum. Dernek çalışmalarımın yanısıra şiirler yazıyorum. Şiire 2018 yılında haşhaş temalı şiirimle başladım. Tosbağa (kaplumbağa) hızıyla devam etmekteyim.
    Bir sohbette psikiyatri doktoruna bir şiir okudum. O da bana hocam sevincini üzüntünü yaz dedi; içinde kalmasın, kalırsa ur olur, kanser olur, hasta olursun dedi. Ben de ondan sonra devamlı yazıyorum. Konuştuğum eşe dosta, gittiğim doktorlara şiir yazıyorum. Çok zaman doktorlarla şiirle başlıyorum, diyaloğa..Şiir her kapıyı açan anahtar oldu bana. Şiir ve hat yazmak bana bir terapi, yazdıkça rahatlıyor, huzur duyuyorum.
    Şiir okuma etkinliklerine katılmaktayım. Yazdığım dörtlükler genellikle öğüt verici, ayet ve hadislere dayalı.
    Kitabım yok, ama ileride çıkarmayı düşünüyorum.
    Altı kız ve bir oğlan olmak üzere yedi çocuğum var. İkisi öğretmen, ikisi polis oğlum, ikisi gıdacı ve kimyacı oldu. İki kızım ev hanımıdır. Onbir torunum var, Yüce Allah acılarını göstermesin. Dünyaya ilk gelen torunum okudu, evlendi, çalışıyor. Diğer on torunum ilkokul, lise ve ünivesitede okuyorlar. Allah yollarını açık eylesin.
    Eşim sağ ve ev hanımıdır. Çocuklarıma ve bana baktı, bir gün işe aç göndermedi. Allah razı olsun. Mutluyuz vesselam…”
***
    Ömer Yiyit kardeşimin anlattığı kısa özgeçmişi budur…
    Öğretmenlik, işportacılık, boyacılık vb.gibi uğraşlarla birlikte, şiir tutkusu, şiir şölenlerine katılarak şiirler okuma merakı Ömer Hocaya nereden, nasıl bulaşmıştır?...Gelin onu da kendisinden dinleyelim:
    “…Evde hat çalışması yaparken internete girince haşhaş fotoğrafı gördüm. O anda Afyonlu olmam münasebetiyle Afyon’la ilgili şu şiiri yazdım…

   HAŞHAŞ
Haşhaş mı sürtüyon canımın içi
İnsanı sevenin olmazmış suçu
Besmele sevgiyle başlarsan işe
Gatmerin bükmen çok güzel olur

Haşhaşı karıştır pekmezle balla
Yemesi şifadır bunu sen anla
Kolesterol düşürür kalplere şifa
Tadıp yiyenlere afiyet olsun

Haşhaşın çiçeği ak ile mordur
Yardan ayrı düşmek elbette zordur
Torun ve çocuklar nadide güldür
Kimsenin gülünü soldurma Yarab

...Daha sonra bu fotoğrafı çeken kimse uyuşturucu ile ilgili bir sergi açmış. Haşhaş fotoğrafını tab ettirip altına o şiiri yazdım. Çerçevelettim. Nevin Arın denen fotoğraf sanatçısının sergisine  hanımla gittim. Tabloyu hediye ettim. Kadın duygulandı, hanıma sarıldı başladı ağlamaya. O anda bir bayan geldi. O bayana bunu bana getirmiş kardeşimiz dedi. Kadın okudu, bu şiiri siz mi yazdınız dedi. Ben de evet deyince, bizim Eşgoder diye bir derneğimiz var dedi. Pazartesi günü hanımla birlikte bu derneğe gittik. Çok nezih bir ortam her kesimden insan var. Daha önce yazdığım bir şiiri orada okudum. Artık ondan sonra yazmaya başladım. Devam ederken kalp krizi geçirdim. Bir süre ara verdim. Sonra tekrar başladım. Eşgoder’in bir salonda etkinliği vardı. Katılmak için gittim. Baktım değişik kişiler. O da Eskişehir Şairler Derneği’nin etkinliği imiş. Dernek Başkanı beni bu derneğe davet etti. İyi ki davet etmiş şimdi bu derneğe devamlı gidiyorum.”
***
Evet Ömer Yiyit şairdir…O şiir yazarken bilinen çeşitli kuralları bir kenara bırakarak, gönlünden geldiği gibi dizelere alt alta sıralayıp, şiirini oluşturmaktadır. Yani ne hece, ne kafiye ve ne de şu veya bu kuralları, onun şiirlerinde aramayıp, duygularının irdelenmesi yeterli olacaktır.
Örneğin çok sevdiği Emirdağ için yazdığı ve birçok şiir şöleninde okuyup alkışlandığı şu şiirini okur musunuz?...

     EMİRDAĞ
Çaydere’nin suyu, Çoğu’dan gelir
Seni sevdiğimi elalem bilir
Taramış zülfünü örmüş saçını
Kız seni sevmeyen kahrından ölür

Salı Pazarı’nda koyun yoğurdu
Yar sen çok güzelsin kim doğurdu
Seven aşık maşuk şad olacakmış
Heykel Meydanı’nda tellal duyurdu

Haşhaşlı katmerler pişiyor sacta
Doldur sen suları toprak boduca
Soğusun bu sular yap sen ayranı
Yiyelim içelim olalım güçte

Oku Fatiha’yı Emir Baba’ya
Ömer dua eyle Yorgun Dede’ye
Türkmen Yörük olan bu ahaliye
Var selam söyle gönül şen olsun

    Ömer Yiyit, sürekli yaşadığı Eskişehir’in ünlü bir hat sanatçısıdır. Eskişehir basınında zaman zaman onunla ilgili haberler yayımlanmaktadır. Örneğin kısa bir süre önce Eskişehirli sanatsevenler, onu şu haberle bir kez daha anımsamış ve takdir etmişlerdir:

    “Eskişehirli Hattat Ömer Yiyit, yapmış olduğu ‘hat sanatı’ ile ilgili eserlerini evinde sergiliyor. Hat sanatına ilgisinin yoğun olduğunu belirten Hattat Ömer Yiyit yaptığı açıklamasında, “Pandemi döneminde dışarı çıkmayarak hat sanatı ile ilgili eserlerimi yapmaya ilgim yoğunlaştı. Şimdiye kadar 152 tane hat sanatı ile ilgili eser meydana getirdim. Evimim 2 odasını iş atölyesi olarak ayırdım ve çalışmalarımı burada yapıyorum. Hat sanatına yakın ilgi duyuyorum. Daha önceden tabela yazıyordum ve resim çiziyordum. Emekli olunca hattatlığa merak sardım. 2008 yılında hattatlık sanatına başladım. Hattatlık sanatı, sabır isteyen bir sanat. Hattatlık sanatını yapmaktan ve eser meydana getirmekten huzur ve mutluluk duyuyorum’’ dedi.
Yiyit, ‘’Önceden karma sergilere katılmıştım. Bin 700 Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif tespit ettim ve bunları yazmaya başladım. Yazarken altlarına meallerini de yazıyorum. İnsanları doğru yöne yönlendirici eserler çıkarıyorum ve Eskişehir’in sanatına katkıda bulunuyorum. Emekli öğretmen olduğum için insanlara sanatsal eserler kazandırmak istiyorum” dedi.

            Rabia Barış Hanımla benim aramda outran kişi Ömer Yiyit’tir.

Yazarın Diğer Yazıları