Bogomillik, 10.yüzyılın başlarında Bulgaristan' da ortaya çıkmaya başlayan dini, siyasi ve sosyal bir harekettir. 11.yüzyılın sonu ile 12. yüzyılın başında Bizans başkenti çok sayıda Bogomil kitlelerle tanışmıştı. Bunlara “torba taşıyanlar” ve “gezginler” gibi ünvanların yanısıra, Bogomiller deniliyordu. O günlerde Bizans İmparatorluğu ve Balkanlar’daki sosyal ve ekonomik durumun birbirine benzemesi, Bogomillik hareketinin İmparatorluğun her tarafına yayılınasına zemin hazırlamıştı.
Bogomiller, kendilerini yöneten yabancı güçlere karşı insanları kışkırtmakta etkili olınuşlar ve zamanla inanç ve hareketlerini Bizans İmparatorluğu'nun dışına taşımışlardır. Sosyal düzenin ve feodal sistemin iki hamisi olan Kilise ve Devlet'in aleyhine öne sürdükleri düşünceler, Bogomilleri halk nezdinde geniş bir popülariteye kavuşturmuştu. On birinci yüzyılda Bogomiller Sırbistan'a sızdıklarında, orada derebeyler egemenliği vardı. Sırp Kralı Çoban Stefan Nurnan'ın idaresi döneminde güç kazanmışlar ama bu durum, endişelere yol açmış ve onlara karşı acil tedbirler alma gereği duyulmuştu.
O günlerde toplanan bir konsilde bunların davranışları lanetlenmiş, aforoz edilmişler ve cezalandırılmışlardır. Daha sonra da Stefan Duşan onlara karşı yaptırımlar içeren özel bir kanun çıkarmıştı. Bogomiller ve onları destekleyenler, maruz kaldıkları bu koğuşturmalara rağmen sağlam bir şekilde ayakta kalınayı başardıkları gibi, 13. Ve 14. yüzyıllar boyunca Sırbistan'ın her tarafında yayılmaya da devam etmişlerdi. Bu şekilde Sırbistan toprakları Bogomillerin Batı'ya doğru geçişlerinde bir köprü vazifesi görmüştü.
Bogomiller Balkan Yarımadası'nın Batı kesimlerinde -özellikle Bosna, Hersek ve Dalınaçya' da- kendilerine çok bereketli topraklar buldular. Bu sayede de "Bosna Kilisesi" adıyla bilinen güçlü ve düzenli bir inanç hareketi kurma imkanını elde ettiler ve böylece bu hareket Ortaçağ boyunca Avrupa'da Bogomil hareketinin merkezi olarak çok önemli bir rol oynamıştır. Bosna' da bunlara Bogomiller dışında, Kudugeri ve Pataren şeklinde adlar da verilıniştir. Macar Kralları'ndan ve diğer idarecilerden destek alan Katolik Kilisesi'nin Bosna Bogomilliğini yok ehnek için büyük çabalar harcamasına rağmen, 12. yüzyılın sonlarında tahtta bulunmuş olan Ban Kulin (1180-1204) ve halefleri döneminde Bogomillik Bosna' da yoğun bir şekilde gelişmiştir. Bu durum, Bosna ve diğer Balkan ülkelerinin Osmanlı idaresi altına girdiği 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar sürmüştür.
Bulgaristan, Sırbistan ve Bizans İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde bulunan bölgelerdeki kötü ekonomik ve sosyal şartlar bu gibi hareketlerin gelişmesi için uygun bir zemin oluşturuyordu. Toplumun ve hatta Kilise'nin de içinde bulunduğu feodal yapının yaygınlaşması, insanlar arasında bir kızgınlık ve öfke dalgası meydana getirmişti. Bu alandaki mücadele, esasen kökü Ortaçağa, yani 11.yüzyılın ortalarına kadar uzanan bir geçmişe sahip olan, Katolik Kilisesi' ne karşı bir mücadeleydi. Kril ve Metodi kardeşlerin görüş ve düşünceleri halen Bosna, Hersek ve Dalmaçya'da insanların zihinlerinde yaşamaya devam ediyordu. Yerel din adamları Slav dilinde dualar ediyorlardı. Çünkü mevcut kilise, Roma Katolik Kilisesine karşı bağımsızlığını koruyabilmişti. Bu da beraberinde sert bir tutum getiriyordu; çünkü Katolik Kilisesi Slavca propagandayı kökünden yok etmek için kendisini en yetkili merci olarak kabul ediyordu. Ancak, Roma Katolik Kilisesi 11.yüzyıla kadar, Balkan Yarımadasındaki Slavlar arasında konumunu güçlendirememişti. Bununla birlikte o zamanki kurulu düzene karşı olan muhalefetin ciddi gücü, Bogomillik ve destekçilerinin faaliyetlerinin önünü açmıştır. Katolikler'le birlikte, özellikle Macar Kralları'nın ve derebeylerin güçlerini Roma Kilisesi ile birleştirmeleri sonucunda, Macaristan'ın da içinde bulunduğu bu bölgelere karşı etkili karşılık verecek bir gücün teşkiline şartlar da yardım etmişti.
13.yüzyılın başında Bogomil Kilisesi, Bosna ve yakın çevresinde resmi kilise haline gelmişti. Bulgarlar'la olan kültürel ve ekonomik bağlantı ve ilişkiler yoluyla Bogomillik Rusya topraklarına, özellikle Kiev Prensliği'ne kadar genişledi.
***
Bogomillik Anadolu' da Maniheizm'in dini görüşlerine dayanan bir mezhep görüntüsüyle ortaya çıkmıştır. Çoğunluğu Bosna Hersek'te bulunan ve onlardan kalan eserlerde, Bogomiller'in, hilalin kendileri için ne anlam ifade ettiğini bildikleri anlaşılmaktadır. Gerçekten de Maniheizme göre hilal, iyileri gökyüzünde karşılamaktadır. Uzun yüzyıllar birçok takibat ve koğuşturmaya maruz kalan Bogomiller, dünya dengesini sağlayan yeni din islamı kabul etmeleriyle birlikte, bir güven ve istikrar ortamına kavuşmuşlardır.
Resmi Kilise ve temsilcilerinin uzun süre uyguladıkları saldırganca tutumlar, insanlardaki Hıristiyanlık inancını zayıflatmıştı. Bütün bunlar da değişim talebinin öne çıkmasına yol açmış ve İslam çağrısının yayılmasının önündeki yolları açmıştır.Sonuçta Bogomilliğin fikri bir hareket olarak ortaya çıkması onuncu yüzyılda olmuştur. Bu ise, İbn Fadlan'ın Bulgaristan'a gittiği döneme rastlamaktadır. Volga Bulgarlarının, hilafetin başkentine bir elçi gönderip, kabul ettikleri İslam dinini kendilerine öğretecek birilerinin gönderilmesi talebi karşısında, Abbasi Halifesi Muktedir, İbn Fadlan'ın da içinde olduğu bir heyeti Bulgaristan'a göndermişti.
Bogomiller'in birçok inançları İslam'ın prensipleriyle örtüşmekteydi. Bogomiller'in Hıristiyan olmamasını sağlayan neden, acaba? Ayrıca Bogomiller neden hilali, özellikle Bosna Hersek' te, mezar taşlarına varıncaya kadar, kendileri için bir sembol olarak kullanmışlardır?
Diğer taraftan, Bogomilliğin Balkanlar’da, Bulgaristan bölgesinde başlamış olması, onun İslami bir etki veya kaynaktan gelmiş olabileceğinin delili olamaz mı?..
***
Özetlemek gerekir ise, Bogomil inancı insan ruhunun Tanrı tarafından, insan vücudunun ise Tanrı'nın daha yaşlı oğlu olan ve Havva'yı günaha düşürdüğünde yaratma gücünü kaybeden İblis tarafından yaratıldığına inanmışlardı. Bogomiller, Ruhun bedeni kelepçelerden kurtulup Tanrı ile birleşmesini hayatını hedefi olarak kabul ettiler.
Balkanlar hakkında yaptığı çalışmalarla ardından gelenlere yol gösteren John Van Antwerp adlı bilgin Bogomiller hakkındaki eserinde der ki; “Bogomiller, zehirlerini alçak gönüllülük ve riyakârlıktan uzak durma perdesinin altında yayar ya da İncilleri ellerinde tutarak, saygısız yorumlar yaparlar ve bu yollarla insanları tuzağa düşürmeye çalışırlar. Gökyüzünün, güneşin, yıldızların, havanın, dünyanın, insanların, kiliselerin, haçın ve yeryüzünde hareket eden her şeyin şeytanın isteğiyle olduğunu söylerler. Tanrı’nın iki oğlu vardır. İsa yaşlıdır ve şeytan daha gençtir. Erkeklere eş almaları, et yemeleri ve şarap içmeleri emrini veren şeytandır. Kendilerini cennetin sakinleri olarak adlandırırlar; hayatın tüm zevklerinden kendilerini mahrum bırakmıyorlar çünkü bu eylemlerin saf olmadığını iddia ediyorlar. Tanrı’nın dünyayı yarattığına inanan Ortodoks Hıristiyanlar için bu eylemlerde hiçbir şey saf değildir. Cosmas şarabın ılımlı olarak iyi olduğunu söylerken, Bogomiller şaraba ve ete dokunmayı kesinlikle yasaklamaktadırlar. Vaftiz edilmeyi reddeder ve vaftiz edilen bir çocuktan nefret ederler. Kendilerine Hıristiyan diyorlar ama onları vaftiz edecek rahipleri bile yok. Haç işareti yapmazlar ya da rahiplerin ilahilerini kabul etmezler ve rahipleri onurlandırmazlar. İsa Mesih’in mucizelerine inanmazlar hatta şeytanın, bu mucizeleri yazan kişinin olduğunu iddia ederler.”
İşte bu nedenlerden dolayı onların saptı olduklarını yazan tarihçiler vardır. Ve işte bu nedenlerden dolayı onlar, Balkanlar’ı istila ederek o coğrafyayı Türk ve İslâm yapan Osmanlı’ya biat ederek kitleler halinde İslâma koşmuşlardır.
Sözün özü, bugün BOŞNAK olarak bildiğimiz insanların ataları esasen bu Bogomiller değil midir?...
Sarayova’daki evinde beni konuk eden Prof.Münip Maglayliç’le