İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Millî Mücadele Kadın Kahramanlarından Senem Ayşe

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

I.Dünya Savaşı sonrasında önce İngilizler Maraş'ı işgal etti, ardından Fransızlar'la anlaşarak yerlerini onlara bıraktılar. 13 Aralık 1919'da Fransızlar Maraş'ı kontrolleri altına aldılar ve işgal komutanı General Queretee komutasında Türk halkına yönelik zulüm başladı. Şehirde bir Türk'ün üzerinde rovelver bulunması halinde sorgulanmaksızın kurşuna dizilmesi, şehirde bir Fransız öldürülecek olursa karşılık olarak iki Türk'ün öldürülmesi gibi uygulamalar getirildi. Tüm bunlar üzerine halk, çeteler oluşturarak direniş hareketine başladı. Kümbet ve Kayabaşı Mahalleleri'nde de çete oluşturuldu. Senem Ayşe'nin kocası Ramazan Bey de bu çetenin reisiydi. Senem Ayşe, mücadelede yaralananlara bakarak ve direnişçilere yemek yaparak fiilen savaşa girdi. Mücadelenin ilk haftası içinde kocasının şehit olduğu haberi geldi. Bunun üzerine Senem Ayşe, onun yerine savaşmak istedi. Kocasının kıyafetlerini giyinip onun silahını alıp fişekliğini kuşanarak direnişçilere komuta eiden Kılıç Ali’nin karargahına gitti ve ondan silah ve cephane istedi. Ona önce savaşı erkeklere bırakması söylense de, Senem Ayşe, komutanı ikna etti ve bir takımın başına geçti.
Senem Ayşe, komşusunun evinin düşman cephaneliği olarak kullanıldığını fark edince kendi evini yakıp yangını yan eve sıçratarak cephaneliği havaya uçurdu. Bu olay, Türk direnişçilerinin moralini yükseltirken işgalcileri çıldırttı!...
Kümbet mezarlığının batısındaki Hemhane Kilisesi'nin işgalciler tarafından Türklere ateş açmak için kullanılıyor olması sebebiyle, Senem Ayşe burayı ele geçirmek için çetesiyle harekete geçti. Birkaç çeteci kilisenin çatısındaki işgalci askerlere ateş açıp dikkatlerini dağıtırken diğerleri kiliseye dalıp kontrolü ele geçirdiler.
Senem Ayşe, Maraş'ın kurtuluşuna kadar çetesiyle birlikte mücadeleyi sürdürdü. Düzenli ordu kurulunca da bu orduya katıldı.
Savaştan sonra, savaş sırasında köye gönderdiği oğlu Ökkeş'i getirip yanan evini onarıp oğluyla birlikte, geçim mücadelesi içinde hayatını sürdürdü. Kocakarı ilacı yapmak ve kırık çıkık tedavisi gibi uğraşlarla geçimini sağlamaya çalıştı. Erkek elbisesi giyip, erkek gibi yaşadı.
Senem Ayşe, 1879’da Adıyaman’ın Suvarlı nahiyesine bağlı Körtenli Köyünde Dünyaya geldi. Babası Haveydi aşiretinden Yusuf Bey, annesi Senem Hanımdır. 7 yaşında iken, ailesi Maraş’a göç edip Duraklı Mahallesine yerleşti. Maraş'ta yeğeni Ramazan ile evlendirildi ve bu evlilikten Ökkeş adını verdikleri bir çocukları oldu. Senem Ayşe 8 Şubat 1954'te, vefat etti…

***

Maraş'ın Kümbet Mahallesinde oturan Senem Ayşe'nin eşi Ramazan da Haveydi aşireti mensuplarını toplar. Ermenilere ve Fransızlara karşı çete harbine başlar. Senem Ayşe de bazen evde yemek yapar, bazen de yaralıların tedavisine koşar, onlara şifa vermeye çalışır. Ramazan mücadedelesinin beşinci günü, bir sokak çalışmasında Ermeniler tarafından alnından vurularak şehit edilir. Onun çetesinden birisi koşarak evine gelir, Senem Ayşe'ye "Bacı Ramazan Ağa şehit oldu" diyerek kara haberi verir. Senem Ayşe evde bulunan fişeklikleri kaptığı gibi, kocası Ramazanın başucuna gelir. Ona sarılır, akan kanlarını yüzüne sürer, kocasının mavzerini aldığı gibi, seviniç çığlıkları atan Ermenilere basar kurşunu, sonra çete ile birlikte savaşa devam eder. Bir gün cephaneleri tükenir. Yöredeki millî ordunun yöredeki komutanına giderek destek ister.Bol cephane ile evine dönen Senem Ayşe. Ermeni çetelerine ve Fransızlara kan kusturur!...
Artık kadın-erkek el-ele veren Maraşlılar kendi şehirlerine hakim duruma geçmişlerdir. Neticede bu amansız, sabırlı, vatanperverane mücadele 12 Şubat 1920'de Fransızların mağlubiyeti kabullenerek geriye çekilip gitmeleri ile sonuçlanır. Bir kısım çeteler bu defa Antep müdafaasına koşarlar. Elbette, vatan bir bütündür, ..düşman varsa, herkes bütün gücü ile oraya koşacak, düşmanı geldiğine pişman edecektir. Senem Ayşe, köyüne yolladığı oğlu Ökkeş'i getirtir. Baba ocağı, yanan evini tamir ettirir. Yaptıkları çoktan unutulup gitmiştir. 
Onu tanıyanlar, yoksulluk çektiğini,  yıllarda bir çok devlet yetkililerine müracaat ettiği halde cevap alamadığından yakındığını söylediler.
Anadolu'nun her yanı şehitlerin kanı ile sulanmıştır. Bunlar arasında erkekler, kadınlar, yaşlılar çocuk yaşta olanlar vardır. Hepsi isimsiz kahramanlardır, fakat gönül huzuru ile, kalpleri iman ateşi ve yurt sevgisi ile göçüp gitmişlerdir. Bunlardan bazıları bir isim bile bırakmadan, ama varını yoğunu bu vatan uğruna verip çekip gitmişlerdir.

***

Maraş mücadelesine katılan başka bir kahraman Türk kadın da Naciye Nine’dir.. Birinci Dünya Harbi başlarında seferberlik ilan edilince kocası Mustafa Efendi harbe gider, kısa bir süre sonra da onun şehadet haberi gelir. Zavallı Naciye, kocasının ölümüne inanamaz, onu bekler, durur  Kapı komşusu bir Ermeni kadının sataşmalarına, yalanlarına, hakaretlerine tahümmül edemeyen Naciye Nine bir teneke gazyağı ile hem kendi evini, hem de komşusu Ermeni kadının evini yakar ve böyelikle intikam almış olur!...
Milli Mücadele başlayınca, Osmaniye'li Rahime Hatun, adlı genç kadın da çetecilere katılır. Pozantı cephesinde Fransızlara karşı kahramanca ve cesaretle savaşarak şehit olur. Ama çetetesi onun öcünü alırlar, Fransızları bölgeden çekip gitmeye mecbur ederler.
Vatan ve Milletimiz için uçmağa varmış olanların tümüne Allah’tan Rahmet diliyorum…
    Ve büyük ozan Orhan Şaik Gökyay’ın Maraş Türküsü…


                   MARAŞ TÜRKÜSÜ
Uy Maraş sılaya nice varayım
Açılmaz kapılar çalıp durayım,
Yarimi bulamadım kimden sorayım
Uy Maraş Maraş da bu nasıl Maraş
Kara gözlerinde yaş bağrında ateş.

Maraş'ı dolaştım bir uçtan uca,
Kimse sormadı ahvalin nice.
Ne gündüzüm gündüz, ne gecem gece
Toprağı mezardır, suları seldir
Dosttan düşmandır, aşnası eldir.

Maraş'ın gölleri ördektir kazdır,
Yaylası kar kıştır, ovası yazdır
Çemende laledir, içimde közdür
Yücel göklerim yücel, eğil dağ eğil
Benim bildiğim Maraş bu Maraş değil.


Maraş'ı görünce yandım yıkıldım
Kan, yaş oldum yüzden, gözden döküldüm.
Od'a düşen bir saç gibi büküldüm
Benim bildiğim Maraş. bu Maraş mıdır?
Maraş mıdır, ataş mıdır, taş mıdır?

Maraş'ın üstünden aştı turnalar
Gönlüme bir ateş düştü turnalar
Ben mi şaştım, yol mu şaştı turnalar?
Bu kara göklerde aylar dolanmaz
Bu yolun ucunda Maraş bulunmaz.

Yazarın Diğer Yazıları