İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Trump Ve Maduro

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk’ün sözcüsü, ABD’nin Maduro ve eşini kaçırdığı operasyonun “uluslararası hukukun temel bir ilkelerini zedelediğinin açık” olduğunu ifade etti. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsünün yayımladığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Operasyonun, devletlerin herhangi bir ülkenin toprak bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlığını tehdit etmemesi ve bu ülkelere karşı güç kullanmaması gerektiğini vurgulayan uluslararası hukukun temel ilkelerini baltaladığı açıktır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), müdahalesini Venezuela hükümetinin uzun süredir devam eden ve ağır insan hakları ihlallerine dayandırdı; ancak insan hakları ihlalleri için hesap sorulması, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı askeri müdahalelerle sağlanamaz."

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da Maduro olayı ile ilgili açıklamasında aynen şunları söyledi: 

“… uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz” diyen Erdoğan şöyle devam etti: “Venezuela meselesinde  hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse, onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı, milletimizin dostu olduğunu her zaman göstermiştir. İki dost ülke olarak, zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Şurası bir gerçek ki; ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi, küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak, ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda, kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü Kabine toplantımızda, ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında, Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerikan Başkanı Sayın Trump’la telefon görüşmemizde de, ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti; refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.”

            Avrupa Birliği (AB), ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu askeri müdahale ile alıkoymasının ardından Geçici Devlet Başkanlığı görevini üstlenen Delcy Rodriguez'i meşru lider olarak tanımadıklarını ilan etti..

İsviçre hükümeti de yaptığı açıklamada, tutuklanan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun veya onunla bağlantılı kişilerin İsviçre topraklarında sahip olabileceği tüm varlıkları derhal bloke etme kararı aldığını duyurdu.

Mevcut durumu "sürdürülemez" olarak nitelendiren İsviçre hükümeti, bu önlemin yasa dışı yollarla elde edilmiş olabilecek varlıkların yurt dışına transferini engellemeyi amaçladığını söyledi. Bu nedenle, önleyici bir tedbir olarak, Maduro'nun ve onunla bağlantılı diğer kişilerin varlıkları donduruldu.

Karar derhal yürürlüğe giriyor ve aksi belirtilene kadar dört yıl süreyle geçerli kalacak. İsviçre yetkilileri, devam eden yasal işlemlerin fonların yasa dışı yollarla elde edildiğini kanıtlaması halinde, İsviçre'nin bu fonları Venezuela halkına iade edeceğini açıkladı.

Aynı zamanda İsviçre, durumun barışçıl bir şekilde çözülmesine katkıda bulunmak amacıyla arabulucu olarak "iyi niyet teklifinde bulunma" isteğini yineledi.

İsviçre yetkilileri, Maduro'nun devrilme nedenlerinin bu karar için belirleyici olmadığını, ayrıca devrilmenin uluslararası hukuka uygun olup olmamasının da önemli olmadığını açıkladı. Onlara göre, kilit unsur iktidar değişikliğinin gerçekleşmiş olması ve gelecekte haksız kazançlarla ilgili yasal işlemlerin başlatılma olasılığının bulunmasıdır.

 

Avrupa Birliği (AB) de, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu askeri müdahale ile alıkoymasının ardından Geçici Devlet Başkanlığı görevini üstlenen Delcy Rodriguez'i meşru lider olarak tanımadıklarını bildirdi.

***

 

Açık söylemem gerekirse, olup bitenler beni endişeye sürüklemektedir. Güçlü olanlar, kendisi kadar güçlü olmayana saldırarak böylesi durumlar yaratırsa, ne olacak?...ABD Başkanı, yarın bir başka Ülkeye veya Başkanına böyle yaparsa ne olacak?...

İkinci Dünya Savaşının çıkmasına sebep olan Hitler gibi, saga sola parmak sallayan Trump ile Hitler’in benzer yanlarının çok iyi irdelenerek,  ABD Başkanına hareketlerine ve söylemlerine dikkat etmesi gereğini kim söyleyecektir?...

Yaşamını Hollanda’da sürdüren denelimli Gazeteci-Yazar dostum İlhan karaçay diyor ki;

“Donald Trump, modern siyaset tarihine devlet adamlığıyla değil, ölçüsüzlüğüyle geçmiş bir figürdür. Diplomasiyi incelikli bir dil sanatı olarak değil, yüksek sesle konuşanın haklı çıktığı bir pazarlık yöntemi olarak görmüştür.

Konuşurken düşünmeyi gereksiz bulan, düşündüğünde de genellikle başkalarını değil yalnızca kendi egosunu merkeze alan bir siyaset anlayışının temsilcisidir. Bir gün müttefiklerine hakaret eder, ertesi gün onları tehdit eder, daha sonra da “yanlış anlaşıldım” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışır. Kırdığı potları toplamakla değil, yeni potlar kırmakla meşguldür.

Trump’ın dili soğukkanlı değildir ama kendisi son derece rahattır. Çünkü söylediklerinin sonuçlarıyla değil, yarattığı gürültüyle ilgilenir. Diplomatik nezaket onun sözlüğünde yoktur. Devletler arası ilişkileri ciddiyetle değil, reyting mantığıyla ele alır. Kamera varsa konuşur, mikrofon açıksa sınır tanımaz.

Bir ülkenin lideri olarak kullandığı üslup, mahalle kavgası diliyle büyük güç siyasetini harmanlayan tuhaf bir karışımdır. Kimi zaman tehdit eder, kimi zaman alay eder, kimi zaman da dünyayı çocukça bir meydan okuma oyununa davet eder. Bu savrukluk, sadece kendisini değil, temsil ettiği ülkeyi de küçük düşürür.

Asıl tehlike ise şuradadır. Böylesine şımarık, böylesine kontrolsüz ve böylesine ciddiyetsiz bir dil, savaş gibi hayati konularda söz sahibi olduğunda, mesele kişisel bir gösteriye dönüşür. İnsan hayatı, uluslararası hukuk ve küresel denge ikinci plana itilir. Önemli olan tek şey, kimin daha gürültü çıkardığıdır.

Trump’ın siyaseti, soğukkanlı strateji değil, anlık öfke patlamaları üzerine kuruludur. Alkış aldığı sürece ne söylediğinin önemi yoktur. Bu yüzden de ağzından çıkan her cümle, sadece bir diplomatik gaf değil, potansiyel bir kriz başlığıdır.

Böyle bir figürün, dünyayı ilgilendiren savaş kararlarında belirleyici olması, başlı başına endişe vericidir. Çünkü bu tür siyasetçiler için tarih, sorumluluk ve insan bedeli tali ayrıntılardır. Asıl mesele sahnede kalmaktır…”

***

            MHP Genel başkanı Sn.Devlet Bahçeli de ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini hedef alan askeri müdahalesi üzerinededi ki: "21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır.

"Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur. Seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela'nın Devlet Başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro'nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır, seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır…”

Venezuela örneğinin ne ilk ne de son olacağını ifade eden Devlet Bahçeli, bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınmasının ilk kez vuku bulduğunu, bunun sineye çekilecek bir durum olmadığını söyledi.

Bahçeli, "Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma'yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak'ı 3 Ocak'a bağlayan gece yarısı Caracas'ta sahnelenmiştir." dedi.

***

Amerikalı’ları sevmem. Trump’tan ise nefret ederim. Çünkü bu adam daha önceki Başkanlık döneminde, benim Cumhurbaşkanıma karşı büyük bir edepsizlik yapmıştır! Bu defa ise, acayip bir adamı Büyükelçi olarak Ankara’ya göndermiş olup bu adam, sanki sömürge valisi gibi davranışlarda bulunmaktadır. 

 

Kuşkusuz Cumhurbaşkanımız da, Devletimizin çeşitli kademelerinde görevli olan insanları da, daima doğru olanı yapacaklardır. Ama şu kadarını söylemem gerekir ki; Trump ve ABD yönetimi yanlış yoldadır ve bunlara kuşku ile bakmak gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları