İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Yakin Tarihimizde 150 Likler Olayi Ve Afyonkarahisar'in Son Mutasarrifi Sabit Efendi

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Atatürk liderliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmasıyla birlikte, Millî mücadeleye karşı tutum alan asker sivil bürokratlar, gazeteciler, devlet adamları gelecek kaygısına düştüler. Yaptıkları toplantı ve görüşmelerle içlerinden bir kısmı ülkeden kaçma kararı aldı. 

Nitekim, Eylül’de Damat Ferit, Mütareke sonrasında da Sait Molla gibi önde gelen bazı kişiler ülkeyi terk ettiler. Çoğunluğunu son Padişah Vahdettin’e nazırlık (Bakanlık), vekillik, âyan üyeliği yapanlardan oluşan bir grup 6 Kasım 1922’de İngiliz Elçiliği’ne sığındılar. Şeyhülislam Mustafa Sabri, Âyan üyelerinden Hürriyet ve İtilaf Fırkası lideri Konyalı Zeynelabidin, Rıza Tevfik gibi üst düzey görev almış kimileri aynı gün Mısır’a gönderildi. 

Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) ise 9 Kasım’da ülkeden ayrıldı. 13 Kasım’a kadar sayıları yüz kırkı bulan sığınmacılar İngilizler tarafından önce Taşkışla’ya yerleştirildi, ardından 17 Kasım’a kadar ülkeden ayrılmaları sağlandı. 

Dahiliye Nazırlığı (İçişleri Bakanlığı) yapmış olan Ali Kemal’in İzmit’te linç edilmesinden sonra kaçışlar arttı. Alemdar gazetesi başyazarı Refi Cevad (Ulunay) da bunlar arasındaydı.

Kaçanlar başta Romanya, Bulgaristan, Yunanistan olmak üzere Avrupa’nın çeşitli kentlerine ve Orta Doğu ülkelerine gittiler. Ulusal mücadele süresince yaptıklarının bilincinde olarak ülkeden kaçan yüzlerce kişi olmasına karşın bunların hepsi “Yüzellilikler Listesi”ne alınmadı. Aslında daha ulusal mücadele sırasında düşmanla iş birliği yapanlar hakkında önlem alma gereği hissedilmişti. 

Temsilciler Kurulu 3 Ekim 1919’daki toplantısında Kâzım Karabekir Paşa tarafından yapılan öneriyi dikkate alarak ileride yargılanmak üzere tutuklanması gereken eski bakanların ve üst yöneticilerin saptanmasına; eski bakanlardan Ali Kemal, Süleyman Şefik ve Adil ile Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit’in tutuklanmasına karar vermişti. Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımıyla 3 Şubat 1921’de İstiklâl Mahkemesi Başkanı İhsan (Eryavuz) Bey’in evinde yapılan toplantıda ise;

 “…zaferden sonra memlekette kalması, vatanın huzuru itibariyle mucibi endişe olacak kişilerin listesinden” bahsedilmiş, bu kişilerin isimlerinin belirlenmesini isteyen İhsan Bey konuyu gündeme taşımış ve “bir gün elbette bunların huzur-ı millette hesaplarını görme günü gelecektir” diyerek hazırlıklı olunmasını istemişti. 

Ulusal mücadele TBMM Orduları’nın zaferi ile sonuçlandıktan ve müttefiklerin mütareke önerisi TBMM’ye iletildikten sonra da Mustafa Kemal Paşa İzmir’de; İsmet, Fevzi ve Kâzım Paşalar ile Ali Fethi, Yusuf Kemal, İhsan ve Seyyit Beyler’in de katılımı ile bir toplantı yapmıştı. Toplantıda o günün geldiğine işaret etti. Zira, Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey’in her uluslararası barış antlaşmasında bir genel affın yer alacağı hükmünü hatırlatması, af kapsamı dışında tutulacak kişilerin belirlenmesini zorunlu kılıyordu. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları kimlerin af dışı bırakılacağını görüşüp, yurt dışına çıkanların ülkeye girişlerine engel olunmasını karara bağlarken İtilaf Devletleri temsilcileri de 20 Kasım 1922’de başlayan Lozan Görüşmeleri’nde işbirlikçilerini kurtarabilmek için yoğun çaba sarf ediyordu. 

Lord Curzon’un 12 Aralık 1922’de Türkiye ve Yunanistan’a “çok geniş bir genel af ilan etme” önerisini İsmet Paşa 14 Aralık’ta “Türkiye genel bir af ilan edecektir” diyerek yanıtladı. Başbakan Rauf Bey’e de 15 Aralık’ta genel affı kabul ettiğini bildirdi.

Askerî ve siyasî tüm suçluları kapsam dışında bırakacak bir af yanlısı olan Türkiye “Yurtlarına karşı hainlikte bulunmuş olanları” affetme eğiliminde değildi. Buna karşın Batılı devletler genel affın Müslümanları da kapsaması konusunda ısrarcı oldu. İsmet Paşa; 3 Ocak 1923’te Rauf Bey’e bu görüşü iletirken “Müslümanlardan 150 kişinin ülkeye girmemek ve emvali tasfiye edilmek şartıyla genel affın Müslümanlara teşmilini kabul edebileceklerini” bildirdi. 4 Ocak’ta 150 kişiyi af dışı bırakacaklarını yineledi ve 19 Ocak’ta Rauf Bey’den bu kişilerin isimlerinin belirlenmesini istedi. 

Lozan’da müttefik temsilcileri ile Türk temsilciler arasında yapılan görüşmeler sonucunda genel affa ilişkin kararın bir protokol şeklinde açıklanması, 150 kişinin af dışı bırakılacağının da bir beyanname ile duyurulması kararlaştırıldı. Başbakan Rauf Bey de kararı onayladı. Konferans Azınlıklar Alt Komitesi de 16 Mayıs 1923’te yayınladığı bildiride; “şurası kararlaştırılmıştır ki genel affa ilişkin bildirinin 1. maddesi yürürlükte kalmakla birlikte Türk Hükümeti söz konusu maddede öngörülen kimseler kategorisine giren 150 kişinin Türkiye’de oturmalarını ve Türkiye’ye girmelerini yasaklama hakkını saklı tutmaktadır” denildi. 31 Mayıs’ta hazırlanan metinde ise Türk Hükümeti’nin söz konusu kişilerden Türkiye’de bulunanları yurt dışına çıkarabileceği, yabancı ülkede bulunanların Türkiye’ye dönüşlerini yasaklayabileceği de hükme bağlandı. 

24 Temmuz 1923’te yayınlanan protokol de bu gelişmeleri belgeledi. TBMM, Lozan Antlaşması’nı onayladıktan sonra, anlaşma gereğince ilan etmesi gereken genel affı 16 Nisan 1924’te Meclis gündemine taşıdı. Aynı gün 487 sayılı Genel Af Yasası çıkarıldı. Yasanın 3. maddesinde Lozan Antlaşması’na ek olarak yayınlanan Genel Af Protokolü’nde belirtilen 150 kişinin aftan yararlanamayacağı belirtildi. Yüzellilikler listesine gireceklerin isimleri ise Meclisin aynı gün yapılan gizli oturumunda ele alındı. Toplamı bine varan bu kişiler arasından önce altı yüz kişilik, sonra üç yüz kişilik defterler hazırlandı. İçişleri Bakanınca isimlerin okunması ve üyelerce önerilen yüzlerce isim üzerinde tek tek yapılan tartışmaların ardından listeye girecek 149 kişi saptandı. Liste, üzerinde gerekli değişiklikleri yapmak ve yeniden meclisin onayına sunmak üzere Bakanlar Kurulu’na gönderildi. Hükümet listeyi 22/23 Nisan 1924’te Genel Kurul’un onayına sundu. Köylü Gazetesi sahibi Refet’in de listeye alınması ile “Yüzellilikler Listesi” tamamlandı. 1 Haziran 1924’te onaylandı. On başlık altında Yüzellilikler listesine girenler şunlardı:

Türkiye'den Sürgün Edilen İtilaf İşbirlikçileri olup, İstiklal Savaşı sonrası düşman iş birlikçisi olarak görülen ve Türkiye'den sürgün edilen, hepsi üst düzey makamlarda yer alan 150 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları şunlardır: 

Padişah Vahdettin'in en yakınında yer alanlar :Yaver-i Has Kiraz Hamdi,  Hademe-i Hassa Kumandanı Zeki, Hazine-i Hassa Müfettişi Şaban Ağa, Tütüncübaşı Şükrü, Şerkarin Yaver, Yaver Miralay Tahir, Seryaver Avni.

Meclis Üyeleri: Şeyhülislam Mustafa Sabri, Adliye Nazırı Ali Rüşdi, Ziraat ve Ticaret Nazırı Cemal  Bahriye Nazırı Cakacı Hamdi Paşa, Maarif Nazırı Fahreddin , Ziraat ve Ticaret Nazırı Remzi. 

Sevr Antlaşması'nı İmzalayanlar

Maarif Nazırı Mehmed Hâdî Paşa  Maarif Nazırı, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Bern Sefiri Reşat Halis.

Kuva-yi İnzibâtiye'ye Dahil Meclis Üyeleri

Süleyman Şefik Paşa, Yzb.Bulgar Tahsin, Miralay Ahmet Refik, Tarık Mümtaz, Ali Nadir Paşa, Kaymakam Fettah, Çopur Hakkı, Gümülcineli İsmail Bey, Konyalı Zeynelabidin, Fanizade Mesut, Miralay Sadık, Bedirhani Halil Rahmi, Giritli Hüsnü, Nemrut Mustafa, Hulusi Uşak Belediye Reisi Hulusi, Adapazarı Kaymakamı Hain Mustafa, Tekirdağ Müftüsü Hafız Ahmet  Afyonkarahisar Mutasarrıfı Sabit, Gaziantep Mutasarrıfı Celal Kadri, Adanalı Zeynelabidin, Evkaf Nazırı Vasfi, Harput Valisi Ali Galip, Bursa Valisi Aziz Nuri, Ahmet Asım , Natık, Dahiliye Nazırı M.Ali Bey,  Salim Mirimiran, Edirne Vali ve Belediye Başkanı Hoca Rasihzade İbrahim, Abdurrahman, Ömer Fevzi, Mülazım Adil Kınacı, Mülazım Refik, Kaymakam Şerif, Mutasarrıf Mahmut Mahir, İstanbul Merkez Kumandanı Emin, Kilis Kaymakamı Sadullah Sami, Bolu Mutasarrıfı Osman Nuri, Çerkes Ethem, Çerkes Reşit Bey, Çerkes Tevfik Bey - Çerkes Ethem'in kardeşi, Eşref Kuşçubaşı, Hacı Sami, Yzb.Küçük Ethem, Düzceli Sami, Burhaniyeli Halil İbrahim, Demirkapılı Hacı Ahmet

Çerkes Kongresi'ne Delege Olarak Katılanlar

Hendek Sümbüllü Köyü'nden Bağ Osman, İzmir Mutasarrıfı İbrahim Hakkı,Sait Beraev,Tahir Berzek Adapazarı Harmantepe Köyü'nden Maan Şirin, Söke Ereğlisi'nin Teke Köyü'nden Kocaömeroğlu Hüseyin, Adapazarı Talustanbey Köyü'nden Bağ Kamil, Hamte Ahmet, Maan Ali, Karaorman Köyü'nden Harun Reşit, Eskişehirli Sefer Hoca, Bigalı Nuri Bey oğlu İsa, Adapazarı Şahinbey Köyü'nden Kazım, Gönen'in Tuzakçı Köyü'nden Lampat Yakup, Kompat Hafız Said, Binbaşı Ahmet, Gönen'in Keçeler Karyesinden Ahmet Nuri Şamlı.

Polisler

İstanbul Emniyetinden Sakallı Cemil,Tahsin, Kemal, Şeref, Hafız Said, Hacı Kamil, Ispartalı Kemal, Namık, Nedim, İzmit’ten Fuat, Adana’dan Yolgeçenli Yusuf, Sakallı Cemil, Mazlum, Fuat. 

Gazeteciler

Mevlânzâde Rifat, Sait Molla, İzmirli Hafız İsmail, Refik Halit Karay, Bahriyeli Ali Kemal Neyir Mustafa, Ferit, Refii Cevat Ulunay, Pehlivan Kadri, Fanizade Ali İlmi, Trabzonlu Ömer Fevzi, Hasan Sadık, İzmirli Refet, Tarsuslu Kamilpaşazade Selami ve Kemal, Kürt Hakkı, İbrahim Sabri, Bursalı Cemil – Fabrikatör, Çerkes Ragıp, Haçinli Kazak Hasan, Çerkes Süngülü Davut, Binbaşı Çerkes Bekir, Necip, Ahmet Hulusi, Uşaklı Madanoğlu Mustafa, Gönen Köylerinden Yusuf oğlu Remzi, Hacı Kasım Oğlu Zühtü, Kocagözün Osman oğlu Şakir, Mehmet oğlu Koç Ali, Mehmet oğlu Aziz Balcılı Ahmet oğlu Osman, Hüseyin oğlu Kara Kazım, Bekir oğlu Arap Mahmut, Gardiyan Yusuf, Ömer oğlu Eyüp, Talustan oğlu İbrahim Çavuş, Topallı Şerif oğlu İbrahim, Topal Ömer oğlu İdris, Hacıbey oğlu Canbulat, Deli Hasan oğlu Selim, Makinacı Mehmet oğlu Osman, Hüseyin oğlu Galip, Abdullah oğlu Deli Kasım, Hasan Onbaşı oğlu Kemal, Yallaçoğlu Kemal, Tuğoğlu Mehmet Ağa,  Manyas’tan Kadir oğlu Kamil, Çerkes Sait oğlu Salih, Kadir oğlu Kamil’in biraderi Kazım Efe, Susurluk Yıldız köyünden Molla Süleyman oğlu İzzet, Manyas’ın Bolcaağaç köyünden Kurhoğlu İsmail, Marmara'nın Kayapınar köyünden Yusuf oğlu İshak, Manyas’ın Kızlık köyünden Ali Bey oğlu Sabit…

            Afyonkarahisar Son Mutasarrıfı (Valisi) Sabit Efendi

Kütahya’nın Altıntaş ilçesinden Afyonkarahisar’a gelip yerleşmiş olan Müderris Hacı Ahmet Ağa ile Nimet Hanımın oğlu olarak 1870 yılında dünyaya geldi. Medrese tahsilini müteakip, Mülkiye’de görev aldı. Ankara’daki kısa süren memuriyet hayatından sonra, Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine Mal Müdürü olarak atandı. Daha sonra Afyonkarahisar Emirdağ ilçesindeki Ziraat Bankası Şibesinin Müdürü oldu. Bilahare müteahhitlik yaptı. Afyonkarahisar ve Sivas Hükümet Konaklarının inşaatlarını üstlendi. O arada Şuhut, Dinar, Çay, Bolvadin karayollarını yaptı.

            Akşehir’e 10 km.kadar uzakta bulunan Ulupınar adlı Çerkez Köyü’nün kurucusu Kuncunghan Bey’in kızı olan Cebehan (Zehra) hanımla ikinci evliliğini yapan Sabit Efendi’nin ilk eşinden olan oğlu Ahmet Çanakkale’de şehit oldu. 

***

            Merhum Gazeteci-Yazar Behçetoğlu Muzaffer Görkten’ın Afyonkarahisar Belediyesi tarafından yayımlanmış olan “Kocatepe’den Dumlu’ya Sihirli Testi Ve Güllü Çorap (Canlı Muhataplarıyla Görüşerek)” adlı eserinde “Matasarrıf Ve Belediye Başkanı Sabit Kabaağaçlı” başlıklı yazısında şu kısa bilgiler yer almaktadır:

            “Bilhassa vatan için canını feda eden, Müslüman ve asilzade bir Türk’tür. Fakat biz ne ettiğimizi bilmeden onu da Yüzellilikler listesine dahil ettirerek bu vatanparver hemşenrimizin Atina’da kalmasına ve çok sevdiği vatanına hasret çekerek vefat etmesine sebep olduk. Hiçbir vatandaşımız çıkıp ta. “Vaziyet şöyledir. Sabit Kabaağaçlı, Afyonkarahisar halkını, Afyonlu Ermenilere ezdirmediğinden onu bu hale Ermeniler getirmiştir vs.” diyemedik, sustuk. Ve hala da Sabit Efendi’yi , kulaklara fısıldayarak meth ederiz. Ben gazetelerde birkaç defa yazmış isem de arkamdan gelen olmadı. 

            …Sabit Efendinin kızlarından Nazmiye Hanım bizim yengemizdir. Bu vesileyle Sabit Efendilere sık sık gidip gelirdik. Sabit Efendiye “dede” derdim. Evleri Örenbağ mahallesinde bahçeli bir evdi. Onun odasına girer, kitaplarına, resimlerine bakar, duvarda asılı olan tüfeğini, tabancasını oynardım. Annemgil bana çok kızarlardı. Sabit Efendi de onlara, “ona dakleşmeyin” derdi.

Yazarın Diğer Yazıları