Kadınlar Dernekte: Afyonkarahisar Otistik Çocuklar Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği
Âliye METE SERT
“Kadınlar Dernekte” köşe yazımda bu hafta, Afyonkarahisar’da kurduğu dernekle birlikte federasyon ve konfederasyon başkanlıklarıyla tanınan, önemli çalışmalara imza atan değerli başkan Fatma Kilci Kavas’ı ve Otistik Çocuklar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ni ağırlıyoruz.
Sizi tanıyabilir miyiz? İsmim Fatma KİLCİ KAVAS Afyonkarahisarlıyım. Ebelik, Sağlık Yönetimi, Laboratuvar, Adalet, Gazetecilik, Sosyoloji alanlarında lisans ve Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında Yüksek Lisans Eğitimi aldım. Afyon Otizm Derneği Kurucu Başkanlığı ile başladığım Sivil Toplum hayatıma Beyazay Derneği Afyon Şube Başkanlığı, Sağlık-Sen Başkan Yardımcılığı, Memur-Sen Kadın Kolu Başkanlığı, Afyon Otizm Spor Kulübü Başkanlığı, Kent Konseyi Engelliler Meclisi Yönetim Kurulu Üyeliği, Otizm Federasyonu Başkan Yardımcılığı, Değişim Otizm Federasyonu Başkan Yardımcılığı, Ege Otizm Federasyonu Başkanlığı ve Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkanlığı ile devam etmekteyim. Otizmli bir evlada sahibim.
Derneğiniz tam ismi nedir? Afyonkarahisar Otistik Çocuklar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Derneğiniz kuruluş hikayesini ve temel amaçlarını bizimle paylaşır mısınız? Derneğimiz 2009 yılında otizmli çocuk ailelerinin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Kurucu başkanlığını üstlendiğim derneğimizin halen başkanlık görevini sürdürmekteyim. Afyonkarahisar Otistik Çocuklar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği; otizmli çocukların ve ailelerinin sosyal, eğitsel ve psikolojik ihtiyaçlarını tespit ederek yardımlaşma ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlar. Dernek, otizmli çocukların eğitim, rehabilitasyon ve destek hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı, toplumsal yaşama eşit katılımlarını sağlamayı ve bu alanda farkındalık çalışmalarını yürütmeyi hedefler. Ayrıca ailelere yönelik rehberlik ve bilgilendirme faaliyetleri düzenlerken, kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde proje ve çalışmalar gerçekleştirmeyi amaç edinmiştir.
Bugüne kadar yürüttüğünüz en önemli projelerden veya faaliyetlerden bahseder misiniz? Derneğimiz kurulduğu yıldan bu yana birçok proje yürütmüştür. Bu projelerden en önemlileri; Otizmli Bireylerde İstismar Nasıl Anlaşılır?, Otizmli Bireylerde Mahremiyet Eğitimi, Otizmli Birey Ailelerine Yönelik Aile İçi Eğitim Seminerleri, Otizmli Bireylerin Hakları Eğitimi, Umudun Adı Mavi Projesi, Otizmli Birey Ailelerine Yönelik İlkyardım Kursları, Otizmli Bireylere Fotoğrafçılık Kursu, Otizmli Bireyler El Sanatları Kursu, Otizmli Bireyler Spor Kursu, Otizmli Bireylere Satranç Kursu, Otizmli Birey Ailelerine Yönelik Masal Eğitmenliği Kursu, Otizmli Bireylere Yönelik Yemek Yapma Kursu, Otizmli Birey Ailelerine Yönelik Bağlama Kursu, Otizmli Bireylere Yönelik Manevi Eğitim Kursu, Otizmli Birey Ailelerine Yönelik Gölge Eğitmenlik Kursu gibi eğitimlerinden yanında çeşitli eğlence, piknik, yemek organizasyonları geziler ve kamplar gibi projeler düzenledik.
Derneğiniz yerelde ve ulusal ölçekte kadınların yaşamına nasıl katkı sunmaktadır? Derneğimiz, yerelde ve ulusal ölçekte kadınlara katkıyı; güçlendirme, görünürlük ve destek ekseninde ele almaktadır. Özellikle otizmli çocukların bakım ve yaşam sorumluluğunu büyük ölçüde üstlenen annelerin yalnızlaşmasını önlemek ve toplumsal hayatta daha güçlü yer almalarını sağlamak temel hedeflerimiz arasındadır. Yerel düzeyde, annelere yönelik bilgilendirme, rehberlik ve dayanışma çalışmalarıyla kadınların hem psikososyal olarak güçlenmesini hem de haklarına erişimini destekliyoruz. Kadınların sosyal hayata katılımını artıran etkinlikler, atölyeler ve gönüllülük faaliyetleriyle, kadınların üretkenliklerini ve özgüvenlerini pekiştiriyoruz. Aynı zamanda kadınların sivil toplum içinde aktif rol almalarını teşvik ederek yerel karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalarına katkı sunuyoruz. Ulusal ölçekte ise, kadınların özellikle bakım emeği, sosyal destek ve hak temelli taleplerinin görünür kılınması için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz. Otizmli çocukların anneleri başta olmak üzere kadınların yaşadığı ortak sorunları kamuoyuna ve ilgili kurumlara taşıyor, politika geliştirme süreçlerine saha deneyimini aktarıyoruz. Bu yönüyle derneğimiz, kadınların yalnızca destek alan değil, üreten, karar veren ve dönüştüren bireyler olarak toplumsal hayatta güçlenmesine katkı sunmaktadır.
Bir kadın olarak dernek başkanlığı görevine gelme süreciniz nasıl gelişti? Derneğimizin kurucu başkanı olarak, insanları bir araya getirmeyi ve ortak bir amaç etrafında buluşturmayı her zaman çok önemsedim. Özellikle otizmli çocuk ailelerinin yaşadığı yalnızlığı yakından bildiğim için, bu yola çıkarken masadan değil sahadan yürümeyi tercih ettim. Afyonkarahisar’da otizmli çocuk ailelerini tek tek ziyaret ederek, her bir annenin, her bir ailenin hikâyesini dinleyerek derneğimizin kuruluş sürecini gerçekleştirdik. Bu süreç, yalnızca bir dernek kurma süreci değil; aynı zamanda ailelerin birbirine güç verdiği bir dayanışma hareketi oldu.
Derneğimiz yerelde, başta anneler olmak üzere kadınların sosyal hayata katılımını güçlendiren bir yapı haline geldi. Otizmli çocukların bakım yükünü büyük ölçüde üstlenen kadınların yalnız olmadığını hissettiren, onları bir araya getiren, bilgiyle ve dayanışmayla güçlendiren bir merkez olmayı amaçladık. Kadınların hem psikolojik olarak desteklenmesini hem de sivil toplum içinde aktif rol almasını teşvik ederek, özgüvenlerini ve toplumsal görünürlüklerini artırdık.
Kaç senedir başkanlık ya da üyelik görevini üstleniyorsunuz? 17 yıldır başkanlık yapıyorum.
Bu görevde karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdir ve nasıl aştınız? Otizm alanında başkanlık görevini yürütürken karşılaştığım en büyük zorluk, sahadaki gerçek ihtiyaçlarla karar mekanizmaları arasındaki mesafenin çok uzun olmasıydı. Otizmli bireyler ve aileler, özellikle de anneler, çoğu zaman yalnız bırakılıyor; seslerini duyurmakta, doğru muhataba ulaşmakta ciddi güçlükler yaşıyor. Bunun yanında toplumsal farkındalık eksikliği, yanlış bilgi ve önyargılar da mücadele etmem gereken önemli başlıklardı. Bir diğer zorluk ise otizm alanında hizmetlerin parçalı ve sürdürülebilir olmamasıydı. Eğitim, sağlık, sosyal destek ve istihdam gibi alanlar birbirinden kopuk ilerlediği için aileler sürekli bir yerden diğerine yönlendiriliyor, ciddi bir yıpranma yaşıyordu. Ayrıca sivil toplumun yeterince ciddiye alınmaması ve sahadan gelen bilginin politika süreçlerine yansımaması da önemli engeller arasındaydı. Bu zorlukları aşarken en büyük gücüm sahaya dayanan duruşum oldu. Aileleri tek tek dinledim, evlerine gittim, dertlerini birebir yaşadım. Sorunları masa başında değil, sahada tespit ettim ve çözüm önerilerini de yine sahadan beslenerek geliştirdim. Yalnız kalmamaya, insanları bir araya getirmeye, ortak aklı büyütmeye odaklandım. Yerelde güçlü bir dayanışma ağı kurarken, ulusal ölçekte de otizmli bireylerin ve ailelerin sesi olmayı sürdürdüm. En önemlisi, hiçbir zaman vazgeçmedim. Engelleri kişisel değil, sistemsel gördüm; kırılmak yerine güçlenmeyi, geri çekilmek yerine daha çok çalışmayı tercih ettim. Bugün geldiğimiz noktada, zorlukların beni durdurmadığını, aksine daha kararlı ve daha güçlü bir mücadeleye dönüştürdüğünü söyleyebilirim. Bu görevi, bir unvandan çok, bir sorumluluk ve vicdan meselesi olarak görüyorum.
Kadınların sivil toplumda liderlik üstlenmesinin topluma ne kazandırdığını düşünüyorsunuz? Kadınların sivil toplumda liderlik üstlenmesi, topluma yalnızca bir temsil değil; vicdan, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık kazandırır. Kadınlar liderlik aldığında meseleler yalnızca yönetilmez, sahiplenilir. Çünkü kadınlar hayatın yükünü sahada taşıyan, sorunları en yakından yaşayan ve çözümü de yine hayatın içinden üreten bir bakış açısına sahiptir. Ben sivil toplumda kadın liderliğinin en büyük katkısının, görünmeyeni görünür kılmak olduğuna inanıyorum. Özellikle bakım emeği, yoksulluk, engellilik, çocuk ve aile gibi alanlarda kadınlar, sorunları rakamlarla değil, yaşanmışlıklarla anlatır. Bu da karar süreçlerine daha gerçekçi, daha insani ve daha kalıcı çözümler kazandırır. Kadın liderliğinin olduğu yerde dayanışma güçlenir, rekabet yerine paylaşım öne çıkar.
Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini güçlü, dönüştürücü ve geri dönülmez bir noktada görüyorum. Çünkü bugün kadınlar yalnızca talep eden değil; üreten, çözüm geliştiren ve sahada karşılığı olan yapılar kuruyor. Özellikle sivil toplumda kadınların bir araya gelerek oluşturduğu örgütlü yapıların, toplumsal sorunlara en kalıcı ve gerçekçi çözümleri ürettiğine sahada birebir tanıklık ediyorum. Benim bakış açıma göre kadınların örgütlü mücadelesi artık yalnızca hak arama ekseninde değil; politikaların şekillenmesine doğrudan etki eden bir aşamaya geçmiş durumda. Kadınlar yaşadıkları sorunları tek tek anlatmaktan çok, ortak akılla çözüm önerileri üretiyor, karar mekanizmalarına bu önerilerle gidiyor. Bu da kadın mücadelesini daha güçlü ve daha ciddiye alınır kılıyor. Gelecekte kadınların örgütlü mücadelesinin daha kapsayıcı olacağını düşünüyorum. Farklı sosyo-ekonomik koşullardan, farklı şehirlerden, farklı deneyimlerden gelen kadınlar aynı zeminde buluşabiliyor. Özellikle engelli çocuk anneleri, bakım emeği veren kadınlar ve dezavantajlı gruplar, örgütlü yapılar sayesinde görünürlük kazanıyor. Bu görünürlük hem toplumsal farkındalığı artırıyor hem de kalıcı değişimin kapısını aralıyor. En önemlisi, kadınların örgütlü mücadelesinin genç kuşaklara güçlü bir miras bıraktığını görüyorum. Bugün sahada mücadele eden kadınlar, yarının kız çocuklarına yalnız olmadıklarını gösteriyor. Bu mücadele bir öfke değil; sabırla, emekle ve dayanışmayla büyüyen bir dönüşüm hareketi. Bu yüzden kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini umutla, güvenle ve kararlılıkla görüyorum.
Derneğinizin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projelerden bahseder misiniz? Derneğimize Afyonkarahisar Valiliği tarafından tahsis edilen okul binasını, yalnızca fiziki bir mekân olarak değil; engelli gençlerimiz için yaşayan, üreten ve kapsayıcı bir sosyal alan haline getirmeyi planlıyoruz. Bu binayı bir nevi “Engelli Gençlik Merkezi” olarak yapılandırarak, özellikle otizmli bireyler başta olmak üzere engelli gençlerin güvenle sosyalleşebileceği, kendilerini ifade edebileceği ve hayata aktif katılım sağlayabileceği bir merkez oluşturmayı hedefliyoruz. Planlanan merkezde; sosyal etkileşimi artıracak atölye çalışmaları, sanatsal ve kültürel faaliyetler, sportif etkinlikler ve beceri geliştirme programları yer alacaktır. Aynı zamanda gençlerimizin günlük yaşam becerilerini destekleyen, özgüvenlerini güçlendiren ve toplumsal hayata hazırlayan uygulamalar hayata geçirilecektir. Bu alan, yalnızca gençler için değil; aileler için de bir nefes alanı, bir dayanışma ve destek merkezi olacaktır. Engelli Gençlik Merkezi olarak tasarlanacak bu yapı; erişilebilirlik ilkeleri gözetilerek, güvenli, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir anlayışla düzenlenecektir. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla kurulacak iş birlikleri sayesinde merkezimizin, Afyonkarahisar için örnek bir sosyal model olmasını amaçlıyoruz. Bu dönüşümle birlikte hedefimiz; engelli gençlerin toplumdan izole edilmediği, tam aksine toplumun içinde, üretken ve görünür bireyler olarak yer aldığı bir sosyal yaşam alanı oluşturmaktır. Valiliğimizin desteğiyle hayata geçirmeyi planladığımız bu merkez, engelli bireyler için yalnızca bir bina değil; umut, güven ve eşit yaşamın adresi olacaktır.
Genç kadınlara ve yeni kuşaklara vermek istediğiniz mesaj nedir?Genç kadınlara ve genç kuşaklara söylemek istediğim en önemli şey şu: Yalnız değilsiniz ve sesiniz çok kıymetli. Zor görünen her yol, inanan ve birlikte yürüyen insanlar sayesinde açılır. Korkmadan söz alın, sorumluluk üstlenin ve birbirinizden güç alın. Değişim, birilerinin izin vermesiyle değil; siz adım attığınızda başlar.
Bu derneğin başkanı olarak sizi en çok gururlandıran an hangisiydi?Otizmli Defne’nin spor alanında aldığı madalyalardı. Otizmli çocukların başarısı her zaman gururlandırmıştır beni.
Dernek yönetiminde kaç kadın var? 16 kişilik dernek yönetimimizin 12’si kadın, 4’ü erkektir.
Kadınların seslerini daha güçlü duyurmak için sizce hangi adımlar atılmalıdır? Kadınların sesini daha güçlü duyurabilmek için öncelikle birbirimizi çoğaltmamız ve yalnızlaştırmamamız gerekiyor. Kadınlar tek tek konuştuğunda duyulmuyor; ancak örgütlü olduğunda, ortak bir dil geliştirdiğinde ve karar verme süreçlerinde aktif olarak yer aldığında gerçekten etkili olabiliyor. Bu nedenle sivil toplumda kadınların daha fazla sorumluluk alması, sadece sahada değil, masada da olması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda kadınların kendine güvenen, bilgili ve dayanışmayı önceleyen bir duruş sergilemesi gerekiyor. Haklarımızı talep ederken çekinmeden, geri adım atmadan ama çözüm üreterek konuşmalıyız. Genç kadınları sürece dâhil etmek, onların önünü açmak ve deneyim paylaşımını güçlendirmek de bu mücadelenin kalıcı olması açısından çok kıymetlidir. Kadınların sesi, birlikte yürüdüğümüzde ve kararların alındığı yerlerde bulunduğumuzda gerçekten güçlü olur.
Köşemizde okuyucularımıza iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı? Hiçbir iyilik küçük, hiçbir mücadele değersiz değildir. Toplum olarak zor zamanlardan geçsek de dayanışmayı büyüttüğümüz sürece umudu da büyütürüz. Özellikle kadınlara, annelere ve gençlere şunu söylemek isterim; yalnız değilsiniz, sesiniz kıymetli ve birlikte hareket ettiğimizde değiştiremeyeceğimiz hiçbir alan yok. Vazgeçmeden, birbirimizi duyarak ve sorumluluk alarak daha adil ve daha kapsayıcı bir toplum inşa edebiliriz.
Kurucu başkanlıkla başladığı sivil toplum yolculuğunu; sendika başkan yardımcılığı, kadın kolu başkanlığı, kulüp başkanlığı, yönetim kurulu üyeliği, federasyon başkan yardımcılığı, federasyon başkanlığı ve konfederasyon genel başkanlığı gibi pek çok görevle taçlandırmıştır. Kadın başkan olarak kurduğu dernekte ise 17 yıldır aralıksız emek vermektedir. Gönüllü çalışmaları ve destekleyici katkılarından dolayı kendisini kutluyor, sorularıma verdiği samimi yanıtlar ve içten tavsiyeleri için değerli başkanım Fatma Kilci Kavas Hanım’a gönülden teşekkür ediyorum. Ben Âliye Mete Sert; haftaya bir başka kadın dernek başkanının hikâyesiyle buluşmak dileğiyle…




