Lokman Özkul

Böyle Kardeşlik De Olmaz Böyle Müslümanlık Da..

Lokman Özkul

Geçen hafta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda ayıp üstüne ayıp yaşandı. Soykırımcı Siyonist katil Netanyahu, Genel Kurulda konuşma yaptı ve soykırımın arkasında durdu. Türkiye, en yüksek şekilde tepkisini dile getirdi. Duyarlı diğer ülkeler de tepkilerini dile getirdiler. Katil konuşurken katılımcı ülkelerin çoğunluğu salonu terk ettiler, zulme karşı duruş önemlidir. Filozof Konfüçyüs  ‘Karanlığa küfredeceğine kalk bir mum yak’ demiştir. Bu ülkelerin tavırları da bu örneğe uygundur. 

Filistin heyetinin öncülüğünde ve ortak bir iradeyle hareket edenler  arasında Türkiye, İspanya, İrlanda, Güney Afrika ve bazı Arap ülkelerinin (18)  de bulunduğu 77 ülkenin temsilcisi vardı ve salonu terk ettiler ya da oturumu boykot ettiler. 

Bu geniş çaplı boykot ve toplu salon terk etme eylemi neticesinde Genel Kurul salonunun büyük bir bölümü boş kaldı. Soykırımcı katil Netanyahu, ardı ardına boşalan koltuklar ve sessizliğe bürünen sıralar önünde konuşmasını gerçekleştirmek zorunda kaldı. Keşke hiç konuşturulmasaydı lakin öyle bir irade yok BM de..

Durumun oluşturduğu gerginliği gizleyemeyen soykırımcı katil Netanyahu, kürsüden salonda kalanlara dönerek, "Bu salondan henüz çıkmamış başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi ayrılsınlar" şeklindeki çıkışı, salonda kalanlar arasında şaşkınlık yaratırken; Netanyahu yanlısı az sayıdaki destekçinin locadan açtığı alkışlar ve tezahüratlar tablonun gergin atmosferini gözler önüne serdi. Korkağın da ahlaksızın da önde gideni sensin katil. Büyük şeytanın arkasına sığınmadan iş yapsana gücün yetiyorsa diğer bir ifadeyle sıkıyorsa.  Onlar olmadan sen ve sözde ülken bir hiçsiniz. Mahallenin yaramaz çocukları olur, kendi başlarına hiçbir şey yapamazlar, büyüklerinin arkasına sığınıp sağa sola tehdit gönderirler, bunlarınki de o iş. Pedofili sapığın arkasına geçmişler, işleri güçleri tehdit, şantaj, göstermelik efelik, efelik de sözün gelişi yoksa efelik bunların semtine yaklaşmaz, küstah soykırımcı bozuntuları.

BM kürsüsünde gerçekleşen bu 77 ülkelik dev protesto, uluslararası diplomasi literatürüne küresel vicdanın ve ortak tepkinin en somut simgelerinden biri olarak kazındı. Aslında bütün katılımcıların salonu terk etmesi gerekiyordu, insanlık bunu gerektiriyordu, büyük şeytanı bir tarafa ayırıyoruz. Onlardan böyle bir davranış beklemek vahada su bulmak gibi bir şey olurdu.

Diğer yandan, dost ve kardeş ülke bildiğimiz Can Azerbaycan dediğimiz ülkenin soykırımcı İsrail’i desteklemesini, katliamlarına ses çıkarmamasını hatta zımni destek vermesini hiç anlamıyorum. Ermeni mezalimini yaşamış bir milletin zulmün taraftarlarından biri olması akıl alır bir olay değil. Halkı yine kardeşimiz, Azeri kardeşlerimiz inşallah tez zamanda bu yanlıştan dönerler, yöneticilerine de basiret diliyoruz. Siyonist soykırımcı İsrail’in destekçisi  babamın oğlu olsa tanımam, kıymet vermem. Kişinin duruşu zulüm karşısındaki duruşuyla alakalıdır. Zalimin zulmüne sessiz kalmak, zulme rıza göstermek de zulümdür.

Azerbaycan dışında;  Kazakistan, Arnavutluk, Birleşik Arap emirlikleri, Bahreyn ve Senegal de katili dinleyen ülkeler arasında yer aldı. Onlar da bu utanç tablosunun içinde yer aldılar, tarih onları da yazdı, yazmaya da devam edecek. Torunları onlarla utanç duyacaklar, tarih hepsini yargılayacak. 

Bu ülkelerin ortak özelliği halkının ekser kesiminin Müslüman olarak bilinmesi. Arnavutluk ve Senegal gibi ülkeler de ciddi oranda Hıristiyan kesimi de var. Dinden ziyade insanlık meselesi bu konu. Bir fok balığını önemseyenler, yüzbinlerce masumun canını önemsemiyor. Bu da insanlığın sıfır noktası hatta sıfırın altı.

Yazımızı Necip Fazıl Kısakürek’in şu veciz beytiyle tamamlayalım:

"İslâm’dır elbette en yüce Ülkü,

Neyleyim Allah-u Ekber demeyen Türk’ü."

Yazarın Diğer Yazıları