Tarihin akışını değiştiren, kaderini kendi eliyle çizen bir milletin en büyük zafer günü yaklaşıyor: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Cumhuriyet; sadece bir yönetim şekli değil, milletimizin egemenliğini eline almasının, eşitliğin, özgürlüğün ve aydınlık yarınlara duyduğumuz sarsılmaz inancın en somut simgesidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere bıraktığı bu büyük emanet, binlerce yıllık Türk tarihinin en olgun, en iddialı ve en gururlu meyvesidir.
Göktürklerden Sonra İkinci Defa: Türk ve Türkiye Adıyla Bir Devlet
Bu tarihi günü anarken, Cumhuriyetimizin kuruluşundaki derin ve eşsiz tarihi hakikati yeniden hatırlamak ve hatırlatmak zorundayız.
Tarih sahnesinde binlerce yıldır var olan Türk milleti, sayısız devlet ve imparatorluk kurmuştur. Ancak tarih sayfaları dikkatle incelendiğinde görülür ki; Orta Asya’nın engin bozkırlarında yükselen Göktürk Devleti’nden sonra, tarihte ikinci kez "Türk" ve "Türkiye" adını resmi olarak bir devletin adında yaşatan lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmuştur.
Yüzyıllar boyunca farklı isimler ve hanedanlar altında varlığını sürdüren milletimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte öz adıyla, öz kimliğiyle yeniden cihan sahnesine çıkmıştır. Bu durum, yalnızca bir isim tercihi değil; Türk milletinin kendi köklerine, öz değerlerine ve tarihsel mirasına muazzam bir dönüşüdür.
Kuruluşun Yıkılmaz Temeli: Türklük Şuuru ve Türk Milliyetçiliği
Türkiye Cumhuriyeti’nin harcında ve kuruluş felsefesinde Türklük şuuru ve Türk milliyetçiliği yatar. Atatürk’ün "Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" ifadesi, bu felsefenin kapsayıcı, birleştirici ve çağdaş vizyonunu ortaya koyar.
Cumhuriyet;
Ulu Önder’in "Ne mutlu Türk’üm diyene!" sözüyle perçinlenen milli benlik şuurudur.
Esarete, mandaya ve bağımlılığa karşı yükseltilmiş en şerefli bayraktır.
Türk milletini muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma idealinin yegâne lokomotifidir.
Bu kuruluş felsefesi; milletimizi ortak değerler etrafında kenetleyerek birey ve yurttaş olma bilincine taşımış, her bir ferdi bu vatanın eşit, özgür ve gururlu birer sahibi kılmıştır. Türk milliyetçiliği felsefesi, Cumhuriyetimizin harcını karmaşık fırtınalardan ve dahili tehditlerden koruyan en sağlam kalkan olmuştur.
Küresel Bir Güç ve Bölgesel Lider: Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakatı
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş felsefesinden aldığı bu güçlü ilhamla bugün sadece kendi sınırlarını koruyan değil, küresel diplomaside ve savunma sanayisinde yön veren, dünyada sözü geçen büyük bir devlet olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.
Son dönemde hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Bedir Mutabakatı gibi stratejik hamleler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hem bölgesinde liderlik konumunu pekiştirdiğini hem de küresel ölçekte ağırlığını hissettiren bağımsız bir güç merkezine dönüştüğünü açıkça kanıtlamaktadır.
Mekke Anlaşması, milli egemenlik ve bölgesel sahiplenme vizyonunun bir yansıması olarak Türkiye'nin küresel ölçekteki caydırıcılığını ve stratejik ittifak kurma kapasitesini zirveye taşımıştır.
Bedir Mutabakatı ise Türk savunma sanayisinin ulaştığı yüksek mühendislik vizyonuyla, dost ve müttefik ülkelerle ortak teknoloji geliştirme, yerli üretim ve stratejik iş birliği kulvarında atılmış tarihi bir adımdır.
Tüm bu gelişmeler göstermektedir ki; tam bağımsızlık meşalesini 1923'te yakan Türkiye Cumhuriyeti, artık sadece bölgesel istikrarın teminatı değil, dostuna güven, düşmanına korku salan, dünya siyasetinde ve güvenliğinde kararları dikkate alınan, söz sahibi ve vizyoner bir cihan devletidir.
Emaneti Yarınlara Taşımak Ortak Sorumluluğumuzdur
Bugün bizlere düşen en temel görev; Atatürk’ün "Benim en büyük eserimdir" dediği Cumhuriyetimizi tüm kazanımlarıyla yaşatmak, kuruluş felsefesine sıkı sıkıya sarılmak ve bu Türklük bilincini gelecek nesillere aktarmaktır. Kalemimizle, fikrimizle ve üretimimizle Cumhuriyetimizin ışığını daha da gür yakmak borcumuzdur.
Cumhuriyetimizin yeni yaşını şimdiden gururla kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprağı bize vatan yapan tüm aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!