Muharrem Günay

Münafıkların Cenaze Namazını Kılma

Muharrem Günay

Bu olayın ardından Tevbe suresi  84. Ayet nâzil olmuş ve münafıkların cenaze namazlarının kılınması yasaklanmıştır.

"Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler."(Tevbe,84)

Dürr'ül-Mensur adlı tefsirde "Onlardan... Hiçbirine asla namaz kılma" ifadesiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, İbn. Ebi Hatem, İbn. Munzir, Ebu'ş-Şeyh, İbn Murdeveyh ve Beyhaki'nin ed-Delail adlı eserde İbn. Ömer'den şöyle rivayet ettikleri belirtiliyor:

"Abdullah b. Ubey b. Selul ölünce, oğlu Abdullah Resulullah'ın (s.a.v) yanına geldi ve babası için kefen olarak, kullanmak üzere gömleğini istedi. Peygamberimiz (s.a.v) gömleğini verdi. Sonra babasının cenaze namazını kılmasını istedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) cenaze namazını kılmak üzere yerinden kalktı.

Bu durumu gören Hz. Ömer yerinden kalktı ve Peygamberimizin (s.a.v) elbisesini tutup çekti ve dedi ki; 

"Ya Resulullah, sen onun namazını mı kılacaksın? Allah, münafıkların cenaze namazını kılmanı yasaklamadı mı?

Peygamberimiz (s.a.v) şu karşılığı verdi:

Rabbim, "Onlar için ister af dile, ister dileme, onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek" buyurarak, tercihi bana bıraktı. Ben de yetmiş kereden fazla af dileyeceğim.

Ömer, o bir münafıktır dedi; Ama Resûlullah dinlemedi ve onun cenaze namazını kıldı.

Bunun üzerine Yüce Allah:

"Onlardan ölmüş olan hiçbirisine asla namaz kılma, onun kabri başında da durma" ." (Tevbe : 84) ayetini indirdi. Bundan sonra peygamberimiz (s.a.v) münafıkların cenaze namazlarını kılmadı.

Allame Tabatabai daha sonra şöyle devam ediyor:

Bu anlamı destekleyen başka rivayetler de vardır. Hadis kaynaklarında yer alan bu rivayetler Ömer b. Hattab, Cabir ve Katade'den aktarılmışlardır.

Bu rivayetlerin bazısında Peygamberimizin (s.a.v) Abdullah b. Ubey'i kendi gömleğiyle kefenlediği, vücuduna üflediği, bizzat kabrine inerek, onu kabre yerleştirdiği belirtilir.

Yine aynı eserde belirtildiğine göre, Ahmed, Buhari, Tirmizi, Nesai, İbn Ebi Hatem, en-Nahhas, İbn Hibban, İbn Murdeveyh ve Ebu Nuaym el-Hilye adlı eserde İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmişlerdir:

"Ömer'in şöyle dediğini duydum: "Abdullah b. Ubey ölünce, cenaze namazını kılması için peygamberimizi çağırdılar. Peygamberimiz de (s.a.v) namazını kılmak üzere ayağa kalktı.

Namaza durduğu sırada ona dedim ki;

Şunu şunu ve şunu söyleyen -onun geçmişinden örnekler veriyordum- Allah'ın düşmanı Abdullah b. Ubey'in namazını mı kılıyorsun?" Ben bunları söylerken Peygamberimiz (s.a.v) bir yandan gülümsüyor, bir yandan da diyordu ki;

"Ey Ömer, uzak dur benden. Bu hususta tercih bana bırakıldı, bana denildi ki; 

"Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de..." Eğer yetmiş kereden fazla af dilemem durumunda onun bağışlanacağını bilsem, daha fazla dilerdim.

Sonra cenaze namazını kıldı. Kabrine konulup defin işlemleri tamamlanıncaya kadar ona eşlik etti.

Ben de kendime ve Resûlullah karşısındaki cüretkâr tavrıma hayret ediyordum. Allah ve Resulü daha iyi biliyorlardı. Çok geçmeden şu iki ayet indi:

“Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma.

Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v) vefat edinceye kadar hiçbir münafığın cenaze namazını kılmadı.

Yazarın Diğer Yazıları