Kalbin Rabbine yönelmesi engellenirse nefsin şerri vehmin zulmeti lehine hükümdarlığı ele geçirir: Kalb Rabbine yönelemezse o zaman Sadr, Kalb, Fuad ve Lüb Organizasyonu’nun yönetimi nefsin şerrinin eline geçer. Nefsin şerri bu yönetimi vehmin zulmeti lehine yani vehmin zulmeti kurallarıyla yapar. Nefsin şerrinin kuralları (elindeki hayat yönetmeliği) vehmin zulmetidir; dolayısıyla nefsin şerri bu organizasyonu vehmin zulmeti lehine yönetir; beyni, diğer nöronları ve kan kimyasını da ele geçirerek vücudun kalbi ve kan kimyası sayesinde sadra hâkim olur. Yönetim nefsin şerrinin eline geçince kalb Hakk’a yönelik davranamaz. Bu durumda kalbin kukla duruşu ve nefsin şerrinin yönetimi söz konusudur.
Nefsin şerrinin kan kimyasını ele geçirmesiyle ilgili cümleyi, şu hadisle birlikte tefekkür edelim. Bir hadiste şeytan kendisine verilen yetkileri sıralar ki; bunlardan birisi insanın kanına girebilmesidir. Şeytan; “bana insanın kanına girebilme yetkisi verildi” der. İnsanın kanına nasıl girdiğini gördünüz mü? Nefsin şerrinin kan kimyasını ele geçirmesiyle, şeytan o kişinin nasıl “kanına girmiş” oluyor!
Günlük hayatta da buna benzer cümleler kullanırız. Bir arkadaşınız arzunuzun dışında bir fikir ileri sürmüştür, bir iş yapmıştır ve siz o fikrin veya o işin esas sahibini bilirsiniz, ona dersiniz ki; senin kanına şu kişi girdi. Bunu söylerken, o kişinin gelip de arkadaşınızın damarına girdiğini düşünmezsiniz, onun kan kimyasını o bozdu demek istersiniz. İşte nefsin şerri de kan kimyasını böyle ele geçirir.
Dünyaya gelen kul, kendini esfele safiliyn hal üzere bulmuştur. Bu yüzden, dünyalı olmak, sadr organizasyonunu nefsin şerrinin yönetiyor olması demektir. Nefsin şerrinin sadrı vehmin zulmeti yönünde yönetiyor olması, kalbi ve kan kimyasını ele geçirmiş olması demektir. Kul kendisini bu hal üzere bulur. İşte bu haldir ki onun adı esfele safiliyn yapıdır. Kul dünyada bu esfele safiliyn hal üzere kendisini bulduğundan onun sadrı “A” Takdim Formu “BEN”in kast alanı durumundadır. Sadrı “BEN derkenki kastınızın alanı” olarak tarif etmiştik. Kulun kendisini esfele safiliyn hal üzere bulması nedeniyle sadrın kastı “A” Takdim Formu “BEN” olur; sadr “A” Takdim Formu “BEN”in yani haddi aşan “Asi BEN”in alanı olur. Biz “asi” kelimesinin ilk harfi olarak ona “A” diyoruz.
Nefsin şerrinin vehmin zulmeti lehine olan sadr hâkimiyetinden kul ancak Lüb ikramıyla kurtulabilir: Kul kendini içinde bulduğu halin imkânlarıyla o halden kurtulamaz. Çünkü kendisini içinde bulduğu halin imkânlarında onu esfele safiliynden kurtaracak bir şeyi yoktur. Ancak Lüb ikramıyla; ancak öyle…
Lüb nuru, insanın kalbini sarıp tesirine alınca fuad Hakk’a uygun analiz ve sentez yaparak kalbi hükümdarlığa kavuşturacak bilgi ve görmeyi gerçekleştirir. Fuad daha önce de çalışıyordu ama analiz ve sentezden vehmin zulmeti doğrultusunda sonuçlar çıkarıyordu. Fuad’ın Hakk yolda sonuç çıkarabilmesi için ona “Lüb desteği” lazım, fuad ancak Lüb desteğiyle Hakk’ı batıldan ayırt edebilir, böylece Hakk bilgi ve görmeyi gerçekleştirir. Böylelikle hükümdarlığı kalb tekrar ele geçirmiş olur ve kalb beyni Hakk yolda yönetmeye başlar, “Rabbine yönelmiş olarak” yönetmeye başlar. Dedik ki beyin kalbin hizmetçisidir; beyin bu organizasyonun hizmetçisidir. Bu yüzden, eğer organizasyon nefsin şerrinin yönetimindeyse, beyin o doğrultuda fiiller ortaya koyar. Ama kalb ve fuad Lüb nuruyla Hakk yolda analiz ve sentez yapıyorsa, buradan çıkan bilgilere göre davranacak olan beyin de Rabbine yönelmiş olarak çalışmaya başlar.
Lüb Nuru ile Fuad’da açılan hakikatle ilgili gerçekleri görmek “Basiret” olarak adlandırılır. Konuyu bu noktada bize yine ayet açıklasın: Hac Sûresi 46: “Arzda hiç gezip seyretmediler mi ki, onlarla akledecekleri kalbleri ve işittiğini anlayacak kulakları olsun. Çünkü gözler âmâ olmaz, sadırların içindeki kalbler âmâ olur.” Kur’an’ın, “âmâ” yani “göremiyor” derken kast ettiği şeyi de bu ayetle öğrenmiş oluyoruz: “Gözler âmâ olmaz, sadırdaki kalb âmâ olur!” Kalb nasıl âmâ olur? Esası göremeyip esastan perdelenirse o kalbe âmâ deriz. Bu yüzden, sadır organizasyonunu nefsin şerri yönetiyorsa kalb âmâdır. Ama fuad, kalbe gelen Lüb ikramıyla, Lüb Nuru desteğiyle “analiz sentez” yapmaya, buna uygun fikirler çıkarmaya başladığında, bunu başardığında, bu fikirlere uygun bir görmenin başlaması sonucu artık kalp görmeye başlamıştır, yani kulun basireti açılmıştır.
Kafa gözüyle hologram, kalp gözüyle hologramın hakikati görülür: Kafa gözüyle ancak var görünenleri (hologramı) görebiliriz. Hologramın hakikati kalb gözüyle görülebilir. Kişi kafa gözüyle gördüğü kadar düşünebilir, kalb gözü ise düşünebildiği kadar görür. İşte iki görmenin farkı!
Şimdi söyleyeceğimiz şey Lüb’ün önemli hatta tek özelliğidir. Lüb nuru ile desteklenen fuad analiz ve sentezlerinde İhlâs Sûresi’nin gerçeğinden sapmaz: Aklın İhlâs Sûresi’ni kavrayabilmesi ve onun gerçeğinden sapmaması Lüb’den aldığı nurla başarabileceği bir şeydir. Lüb nuru ile desteklenen fuad, analiz ve sentezlerinde İhlâs Sûresi gerçeğinden sapmaz; kalbe “Allah Vahidül Ehadüs Samed’dir” müşahedesini ve bilgisini gönderir. Demek ki Fuad’ın analizini yapması, işini tamamlaması yetmiyor. Fuad kendine Hakk yolda sunulan verileri, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nun kaydındaki verileri kullanırken kaydının ona sağladığı imkânlarla çevredeki bilgilerden yani sünnetullahtan yararlanır. Onlardan yararlanma özelliği de kendi kaydındandır; kendindeki kayıt ona onlardan yararlanma imkânı sağlar. Bu yüzden, Hac Sûresi 46. ayet “arzda hiç gezip seyretmediler mi?” der. Demek ki “gezip dolaşmak” ayetlerle öneriliyor ama Hakk’ı anlayabilmek için! Gezme, dolaşma bile bunun için…
“Arzda hiç gezip seyretmediler mi ki onlarla akledecekleri kalbleri ve işittiklerini anlayacakları kulakları olsun. Çünkü gözler âmâ olmaz, sadırların içindeki kalbler âmâ olur (Hac Sûresi 46).”
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04