Mustafa Yılmaz Dündar

Edep Ya Hu – 131

Mustafa Yılmaz Dündar

Salâtla bize sunulan birçok önemli ikram ve müjde arasında önemli bir müjde de şudur ve salatla ilgili bu müjdenin çalışması için kişinin Billahi imanında olup olmadığı, bu işi bilip bilmediği fark etmez. O müjde şudur: Allahuekber deyip salâta başlayan her müslüman nefsi-i mutmainnede kabul edilir; salata başladığınız zaman sizin en alt nefs pozisyonunuz nefs-i mutmainedir. Hazır bu hali yakalamışken, eğer hayatınızı nefs-i mutmainnede geçirmek ve orada bitirmek istiyorsanız, salâttan hiç çıkmayın, öyle durun, çünkü salâttaysanız nefs-i mutmainnedesiniz. Daha siz salâta başlarken size o elbise giydirilir. Başka türlü salât ikame edemezsiniz, mümkün değil. Salâttaki kulları için Allah buyuruyor: “Siz ne haşmetli bir işle meşgul olduğunuzun farkında değil (mi)siniz!?” Kişi salâtta öyle haşmetli bir işle meşgul ki… Ama dünyadaki en uyduruk işi de maalesef o. Lütfen en itinalı, en özenli işinizden başlayarak bir liste yapın, eğer salât ikame eden birisiyseniz salâtı nereye yazdığınıza bir bakın… Listenin en altına onu yazacaksınız. Bu durumda aslında “ben salât da ikame ederim yani onu da işlerin arasına sıkıştırırım” demiş oluyoruz. Oysa işleri salâtın arasına sıkıştıracağız, salâtı işlerin arasına değil! Ama insan salâtı işlerin arasına sıkıştırıyor. Olmaz! Unutmayın ki Allah’ın sisteminde işleyiş şöyledir: Ne kadar önem verirseniz, o kadar önem bulursunuz.
Salata, tahıyyata dönelim; tahıyyatta bir karşılıklı konuşma var, önce bunu fark ederek salâtı yerine getirmek lazım. Oturdunuz, Billahi idrakta olmak şartıyla Rabbinizi karşınızda bilin ve ona tahıyyat cümlenizi söyleyin. Eğer siz “B” imandaysanız, korkmayın rabbinize böyle seslenmeniz şirk olmaz, Allah sizin için ötede beride değil ki! Ama kişi “B” imanda değilse, “Amentü Billahi” kapsamında imanını deklare etmemişse, Billahi iman ve idrakın ne olduğunu bilmiyorsa, imanı öyle değilse, o zaman o kişinin Allah için bir yere bakması şirktir. Eğer kişi “B” imanda ise, salât ikame ederken (hissen) Allah’ın önünde eğildiğini de, ona baktığını da düşünebilir, dokunduğunu da düşünebilir; hiç birisi şirk olmaz. Neden? Kim şirk yapacak? Öyle birisi yok ki, yani sen yoksun ki. Şirk olması için senin müstakilen var ve muhtar olman lazım. Sen “B” imanla kendini yok ettiysen, şirki kim yapacak? Herşey O’nda, hepimiz onun ilmindeyiz. Dokunabilirsin de bakabilirsin de. Zira dokunduğun zaman dokunan da O, dokunduğun da O. Ne fark eder ki.
Bir de Tahıyyat’ta önünüze bakarsınız. Tahıyyat’ta bu avantajdan da yararlanarak, gerekirse önünüze baktığınız yerde kalbinizle görmeye çalışın, fuadı zorlayın ve onunla görmeye çalışın. Çünkü İhsan Makamı öyle olur, İhsan Makamı’nı, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmeyi öyle açarsınız. Göremiyorsanız bile, bunu yapamıyorsanız bile O’nun sizi gördüğünü bilerek yapın, bu bir makamdır. Dolayısıyla Tahıyyat’ta siz kalbinizi, fuadınızı zorlayın ve görüyormuş gibi seslenin; “Ettahıyyatü lillahi ves Salavatu vet Tayyibat” deyin. Konunun heyecanı yüzünden bu cümlenin mealini uzatırım diye korkuyorum. Siz antrenmanını yaparken mealine bakın lütfen. Antrenmanını yaparken iki cümle arasına tefekkür için biraz zaman verebilirsiniz, ama salâtta ikinci cümleye geçerken beklemeyin. İki cümle arasında kendi söylemenizle üç “Sübhanallah” diyecek süreyi aşacak boşluk bırakmamak lazım. Ve ikinci cümleyi okurken dinleme moduna geçin, yani “EsSelâmü aleyke Eyyühen Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Beraketühu”yu dinleyin. Söyleyin ama dinleyin. Bunun detayını inşaAllah ileride paylaşırız. O detayı gördüğünüzde bunu çok kolay ve rahat uygularsınız inşaAllah. Ama şimdi yapmak için zorlayın, tefekkürle zorlayın. Neden “dinleyin” diyoruz? Çünkü o cevap sizin dilinizden ama sizden değil. Bu yüzden onu dinleme moduyla söyleyin. O cevap size Esas Mirac’tan hediye. O hitap, sizde O’nun sünnetine uymayı hedef edinmiş kişiye hediyedir, ondaki Nübüvvet boyutuna, Nübüvvet uygulamalarına Esas Mirac’tan hediyedir. O hitap “ey Rasulümün sünnetini, onun açıkladığı Nübüvvet’i kendinde, bedeninde açan kulum” diyen bir sesleniştir. Efendimize seslenişi Ey Nebi’dir. O hitap size olunca “ey Nebi’min söylediklerini vücudunda fiilleştiren, fiile çeviren” demektir. Bu durumda siz Nebi’nin Nübüvvetinin uygulayıcısı oldunuz, sizdeki Nübüvvet Boyutu’nu fiillendirdiniz, Onun Nübüvvetini uygulayan oldunuz. Bu yüzden, hitap sizin nübüvvet boyutunuza, amel boyutunuza, Risalet boyutunuza değil. Çünkü zaten siz başlarken o risaletle, o imanla başladınız. O olmadan olmuyor! Risalete uydunuz, şimdi de salih kişi olmanız için Yaratan sizin amel boyutunuza Selam ediyor. Burada prensip şudur: Salât ikame edin ki Allah sizin ağzınızla size selam etsin. Selam’ın manasını biliyorsunuz. Selam öyle bir kanundur ki o Selam’la siz salihler zümresine girersiniz.
Üçüncü cümleyle birlikte cevap moduna geçmeliyiz. Bunu iyi tefekkür ettiğinizde, “Ettahıyyatü lillahi ves Salavatu vet Tayyibat” derkenki heyecanınız, söyleyişiniz ve sesiniz bu cevap moduyla birlikte düşer, yani sizcevap verirken sesiniz değişir. Bunu fark edeceksiniz ve boyun bükmüş bir sesle; “Esselâmü aleyna ve ala ibadillahis salihiyn” diyeceksiniz; ihbat edeceksiniz; boyun büktüğünüzü göreceksiniz. Bunu böyle söyledikten sonra artık kendinizi koroya dâhil edin. Çünkü “siz bilemezsiniz, Sema’da ve Arz’da ne varsa Allah’ı tesbih etmektedir” anlamında ayetler var. Hadid Sûresi 1: “Semavat’ta ve Arz’da olan herşey Allah’ı tesbih etmiştir. O Aziyz-ül Hakiym’dir.”
Bu yüzden, var ve sürekli olan tesbihata dâhil olun, o koroya kendinizi sokun. Ve o koroyla birlikte, tüm evrenle beraber “Eşhedü en la ilahe illallaHU ve Eşhedü enne Muhammeden AbduHU ve RasuluHU” deyin. Salâtta bunu uygulamaya çalışın inşaAllah. Çünkü siz bunu uygularken artık “uygulayıcı” bir nefs-i mutmainnedesiniz demektir. Sonra dualarınız, talepleriniz başlıyor. Mü’min Sûresi 60. ayet “sana icabet edilecek” dedi ve siz dualara geçiyorsunuz. Salli Bârik ve ayet ve hadis kaynaklı ne tür duanız varsa yapabilirsiniz. Efendimiz 8SAV) buyuruyor: “Eğer siz dua etmekte bıkmaz ve usanmazsanız, Allah size vermekte bıkmaz usanmaz.” Eğer bir an önce selam vereyim demez de değerlendirirseniz orası sizin yeriniz, başlayın dua etmeye. Dua için uygun ayet ve hadisleri bulup orada onlarla dua etmeye çalışın inşaAllah.
Kesinlikle bilin ki dua etmemiz, istememiz gereken ne varsa, hepsi bize ayet ve hadislerle öğretilmiş, elhamdülillah…

Yazarın Diğer Yazıları