Yaradanımız, kendisini tercih eden kulunun idrakına destek verir ve o kul Biiznillah “müstakilen varım ve muhtarım” iddiasından sıyrılmış ve selim olmuş kalbiyle Ehad, Samed, Vahid, Evvel, Ahir, Zahir ve Batın manaları içerisinde Var Görünen hislerini takdim için söylediği “BEN” kavramının yerini, “BEN” manasının aslını ve Sahibini görür ve A’lu İmran Sûresi 20. ayetin kendisinde açılımıyla “Eslemtü vechiye lillahi” der. “Allahım vechimi Sana teslim ettim” demek, takdim için kullandığım “BEN” yetkisini Sahibine teslim ettim demektir. Eslemtü vechiye lillahi: Allahım bu yetkiyi bana beşeriyetimle kullandırtma, “BEN” yetkisini kullanmama müdahale et. Böylece, “BEN” diyenin kim, kimde, kimden; Muhtar olanın kim, kimde, kimden; kendi seyahatinin ise kimden, kimde, kime olduğunu yaşayayım.
Kul anlar ki bir mecburiyet varsa kul Rabbine mecburdur. Kul bu konuda kendisine şu prensibi belirler: Müstakilen var ve muhtar değilsin, ancak kullar arası ilişkilerde muhtarmışsın gibi davran. Allah’ın rızasına uygun olarak, ne ölçüde muhtarmış gibi davranabilirsen, o ölçüde halifetullah görevini ifa etmiş olursun. Ancak, bu görevini yaparken muhtarmış gibi davranmak seni “müstakilen var” tuzağına düşürmesin, her daim tetikte ol. Çünkü “Var Gibi Görünenin” muhtarlığı da muhtar gibi görünendir, La ilahe kapsamındadır. Sonuç İllallah’tır.
Bu söylediğimiz, “zahiren muhtar, batınen mecbur” meselesine Billahi anlamda hürriyetle hayatını dizayn edenlerin bakış tarzıdır. Bu durumda, duniHi anlamda hürriyetle hayatlarını dizayn edenler nasıl düşünürler?
DuniHi anlamda hürriyetin arzulu, ısrarlı ve inatçı kullanımıyla oluşan hayat tarzı içerisinde açıkladığımız anlamda bir zahir-batın anlayışı yoktur. Böyle kullar için Rabbimiz Rum Sûresi 7. ayette “onlar ahiretten gafil olarak dünya hayatından zahiri bilirler” buyurmaktadır. Böyle kullar, bildikleri bu zahiri de ilahlık hissiyatları çerçevesinde değerlendirerek suistimal ederler. DuniHi ilahların batın anlayışları, aslında zahir olayların yine zahir olan perde arkası diye tanımladıklarıdır. Bu perde arkası niyetler, oyunlar bu kulların batın sınırını oluşturur. Çünkü onlar, konu Allah olunca gözlerinin görebildiği kadar düşünürler. Onların düşündüğü kadar görebilme kabiliyetleri yoktur. Çünkü Allah’ı düşünecek ve düşündüğüne uygun manalara ulaşabilecek olan kalp gözüdür. Oysa böyle kulların kalpleri kılıflıdır…
Yeni bir başlıkla devam edelim: Billahi Anlamda Hürriyete Destek ve Müdahale. “Billahi anlamda hürriyete destek ve müdahale nasıl olur?” ve “duniHİ anlamda hürriyete destek ve müdahale nasıl şekillenir?” bu ikisini kıyaslamaya çalışacağız.
Billahi iman sahibi kul, Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkisi’ni Hakk yolu tercih için kullanıyorsa da “Allah’ın RAZI”lığına o kadar arzuludur ki beşer özelliklerinden korkar ve “Allahım, Biiznillah ben kuluna lütfeylediğin Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkisi’ne destek veriver, müdahale ediver, bu konuda beni bana bırakma (âmin).” diye dua eder. Böyle bir arzusu ve duası vardır. Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkisi’ne destek; kul, nefsine zulmederken bile başlarken, müdahale esas anlamda KUL KADERİNE RAZI olduktan sonra olur ki inşaAllah RABBİ DE BU KULUNDAN RAZI olur. Müdahale bu iki uç hal arasındadır. Destek ve müdahale ile ilgili duanın kabulü sonucu artık o kulun gören gözü, tutan eli Rabbi olur. Bu müdahalenin ana üç basamağı vardır:
Birincisi; doğal süreçtir. Billahi anlamda iman sahibi kul, “o kulun gören gözü, tutan eli Rabbi olur” kuralına duniHİ algı ve zann’larıyla bakmadığı için, bu durum onun için zaten her an böyledir, “aksi söz konusu değildir” der. Allah’ın desteği, duniHİ algı ve zann’larından sıyrılarak baktığınızda, dışarıdan bir destek gibi değildir. O kulun Var Gibi Görünen hali, İlmullah’ta olduğu için doğal süreç olarak o kişinin eli, ayağı, gözü zaten İlmullah’ta Allah’a aittir. Rabbi, dışarıdan bir şekille ve destekle o kulun eli, ayağı, gözü değildir. Allah’ın rızası gereği, her kulda bu hal doğal süreç olarak vardır, Billahi anlamda imanda ve Billahi anlamda hürriyette olan kul bu doğal sürecin bilincindedir.
İkincisi; Yaşanabilir Hayat Normları’na müdahaledir. Anlattığımız doğal süreç zaten yürüyorken, şimdi bu doğal sürece bir müdahale vardır. Kişinin dua ederken kastettiği “esas müdahale” budur, diğeri zaten doğal süreçtir. İşte o doğal sürece bir müdahale vardır. Bu ikinci hal Yaşanabilir Hayat Norm’larına müdahaledir. Daha anlaşılabilmesi için birkaç ayetten ders yapalım. Okuyacağımız ayet, kader konuları izahı içerisinde, konuyu özellikle tasavvufi açıdan ele alanların çok kullandığı bir ayettir.
Enfal Sȗresi 17: “Attığın zaman da sen atmadın fakat Allah attı.”
Bu ayetin bu kısmı bazı izahçılar tarafından kader konusu içerisinde yaygın kullanılır ve maalesef kulun iradesinin özgür olmadığına delil gösterilir. Ancak doğru bir açıklama değildir. Buradaki durum, kulun Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkisi’nin özellikle “Muhtariyet Gücü” kısmına, Allah’ın Yaşanabilir Hayat Normları içerisindeki müdahalesine bir örnektir. Tam bir müdahale vardır. Müdahalenin en önemli özelliği, kul normal Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkisi’yle hareket eder ve yetkisine bir güç müdahalesi hissi de yaşamaz. Bu öyle bir müdahaledir ki biraz önce kulun kula desteği ve müdahalesinden bahsettik, ona hiç benzemez. Bizim beyin algımız normal dünya hayatının tek düze bakış açısına göre alışkanlık kazanmış olduğu için, “destek” denince kulun kula desteğinin algısını arar, ona “destek” der. Bir kul bir kula destekte bulunduğu zaman, destek alan kul onu “destek” olarak hisseder, o desteği yaşar, bilir, onun kendisine ek bir katkı olduğunu bilir. Oysa Rabbimizin bizim Yaşanabilir Hayat Normları’mıza bu müdahalesinin en önemli özelliği şudur ki kul normal Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkisi’yle hareket eder ve yetkisine bir güç müdahalesi hissi yaşamaz. Bir müdahale vardır ama o müdahaleden Rabbi onu haberdar etmemişse kul onu kendi yapıyor zanneder, “destekleniyorum” veya “müdahale ediliyor” hissi yaşamaz. “Kendinde, Kendinden, Kendi” müdahalesi olduğu için o hissi yaşamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04