Bir notu paylaşarak başlamak istiyorum ki belki bir ilgili duyar, gayret eder. Bunu paylaşırken amacım birisini eleştirmek değil. Birini eleştirmek haddimiz değil. Amacımız, bir yanlış örnek üzerinden kıyas yaparak doğruyu yakalamak. Bu örneği dile getirme amacımız, doğruyu yapmak.
Cuma vaazlarının birinde merkezi sistemden vaaz ediliyor, vaiz kardeşimiz dua yapıyor. Ve Ezanımız okunmaya başladı. Vaazı telaşla, hızla tamamlamaya çalışıyor, Ezanımız da okunuyor… Aslında böyle olmaması lazım; camilerde vaaz verenlerin çok dikkat etmeleri, ezan başlamadan vaazı bitirmeleri ne güzel olur, çok güzel olur. Ezanın saati belli, “aa, ezan okunuyor” denilecek bir durum yok ki. Ezanı dinlemenin nasıl önemli olduğunu, nasıl müjdeli olduğunu hadislerden biliyoruz. Ezanı dinlemekle, o anda ve sonrasında neler yapmamız gerektiğiyle ilgili hadis var, sıkı bir hadis ve bu hadis ahiretimizle çok sıkı ilişkili. Ama camilerdeki tablo farklı, bakın: Ezan okunuyor, siz camidesiniz ve ezanı dinleyemiyorsunuz. Niye? Çünkü vaiz vaaza devam ederek ezanla yarışıyor, sesini daha yükselterek yarışıyor. Oysa mübarek kardeşimiz vaazını Ezanımız başlamadan önce bitirse, ezanımızı hep birlikte dinlesek duasını yapsak… Ama genellikle böyle olmuyor ve ezanla yarışılıyor, sıklıkla böyle. Bunun altında yatan nedir, bakın. Dikkat edin, bu aslında mütekebbirlik duygusunun bir tezahürüdür; hadisi hiçe saymaktır; kişinin kendi yaptığı işi Efendimiz (SAV)’in hadiste önerdiğinden daha aziz sanmasıdır. O hafta da öyle oldu. Ezan başladı, hızlı, sıkıştırarak bitirmeye çalışıyor: “Önümde bazı pusulalar var, benden dua istiyorlar. Bazılarının hastaları varmış. Her evde de hasta vardır, onun için hemen dua edelim ve vaazı bitirelim; Allahım tüm hastalara şifa ver, şunu ver, bunu ver…” diye emirleri verdi, bitirdi. Böyle dua olmaz. Allah’a emir verir gibi bir vurgu ile dua olur mu hiç? Allah onu da bizi de muhafaza etsin inşaAllah ama şöyle düşünün: O kişinin yavrusu hasta olsa, hastaneye gitse, doktora çocuğunu götürse ve doktora “çabuk buna bir sağlık ver, bir sıhhat ver” dese doktor onu kovar. Ama o Allah’tan böyle istiyor; bizlere sağlık ver, bizlere dirlik ver, bizlere şunu ver. Olmaz! Dua bir yakarıştır, bir sığınıştır; öyle olmalı. Kişi bir insandan bir şey isterken bile yalvarıyor, sığınıyor ama Allah’a emrediyorsa olmaz. Dikkat etmek lazım, çok dikkat etmek lazım.
Bunları niye anlattık? Mütekebbir halin nerelerde gizli olduğunu görelim diye. O mütekebbir hal buna benzer çok yerlerde gizlidir, hayatınızda o noktaları arayıp bulmalısınız.
Allah merhamet edip kulunu mütekebbir halden kurtardıysa, yani kul hanif olduysa, hanif olanlara Kur’an’ın öğüdü ile devam edelim. Haniflere öğüt nedir? Hanif olanlar övülmüş, “yaratılanların en hayırlısı” diye vasıflandırılmışlardı, hatırlayın. Peki, Kur’an hanif olanlara ne öğütlüyor?
Hac Sûresi 31: “Allaha hanifler olarak, O’na şirk koşanlar (mütekebbir) olmaksızın yaklaşın.”
“Allah’a hanifler olarak, O’na şirk koşanlar olmaksızın” ifadesinde birbirinin zıttı iki hal var: Hanif olarak. Mütekebbir olmaksızın. Hanif olarak yaklaşın. Mütekebbir olmadan.
Yunus Sûresi 105: “Vechini hanif olarak o tek dine tut ve sakın müşriklerden olma.”
Rum Sûresi 30: “Vechini hanif olarak o tek dine doğrult. O Allah fıtratına ki, insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah yaratışına tebdil yoktur. İşte bu dini kayyimdir. Fakat insanların ekseriyeti bilmezler.”
Bu durumda kul bu idrakı nasıl dile getirmelidir? Onu En’am Sûresi 79. ayetten öğreniyoruz: “Muhakkak ki ben vechimi hanif olarak semavat ve arzın Fatır’ına yönelttim ve ben müşriklerden değilim.”
Hadislerden öğreniyoruz ki, Efendimiz (SAV) salata başlarken “Sübhaneke”den önce bu ayetleri okuyor. Bu manadaki ayetlere ve bu konuya “Sen Tanrı mısın?” kitapçığından bakılabilir.
Mütekebbir (müşrik) ve hanif idrakların ilişkisini, bunların nasıl birbirlerinin zıttı olduklarını daha açık anlayabilmenizi sağlayacak bir diğer ayet Enbiya Sûresi 29’dur. Konumuzun bel kemiğini oluşturan çok kısa bir ayet:
Euzü billahi mineş şeytanir racim. Bismillahir Rahmanir Rahiym. “Ve men yekul minhüm “inni ilahun min dûnihi” fe zalike neczihi cehennem, kezalike necziz zalimiyn”. Mealen: “Onlardan kim “muhakkak ki ben O’nun dûnunda bir tanrıyım” derse biz onu cehennem ile cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.”
“Dûnunda” ifadesinin tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Bu yüzden “dûnunda” olarak kullanacağız. Ama önce “dûnunda” deyince ne demek istediğimiz biraz anlaşılsın diye açıklayalım: Dununda demek Allah’ın dışında bir şey demektir. Allah dışında ayrıca, Allah’tan ayrı! Dûnunda ifadesine “Allah’ın dışında, ayrıca” manasını düşünerek bakarsanız yerini bulur. Bu ayette “dûniHİ” geçiyor, HU ismiyle. Dûni’Hİ; HU’nun dışında, O’nun dışında, yani “Onlardan kim muhakkak ki ben O’nun dûnunda bir tanrıyım derse.” Ayette kesinlik var, “kesinlikle ben” diyor. O kadar iddiasında sabit ki “kesinlikle” diyor. “Kim, muhakkak ki ben O’nun dûnunda, O’nun dışında, O’ndan ayrıca varım; yani bir tanrıyım derse onu cehennem ile cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.”
Çok önemli olan bu ayetin meali hemen hemen tüm meallerde aynı. Kelimeler o kadar net, o kadar yalın, o kadar açık ki, yerine şunu yazalım deseler bile yazacakları bir şey yok, bulamazlar. “Kim Onun dışında ben tanrıyım derse biz onu cehennemle cezalandırırız.” Ayette “muhakkak ki ben Onun dûnunda bir tanrıyım, derse” diyor. Bu ayette uyarılan mana doğrultusunda birisine bir soru sormak isteyen kişi nasıl sorar: Sen tanrı mısın? “Sen tanrı mısın?” diye sorar. Bu yüzden biz de tanrılık iddiasından kurtulmak isteyen için paylaştığımız kitapçığın adını “Sen Tanrı Mısın?” koyduk, elhamdülillah. Çünkü bu ayeti okuyunca kendinize veya başkasına sorunuz “sen tanrı mısın?” şeklinde olur. Enbiya Sûresi 29’un kişiye sorusu budur; sen tanrı mısın?
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04