İsra Sûresi 36: “Hakkında ilmin olmayan şeyin ardına düşme (izleme). Muhakkak ki sem’, basar ve fuad, işte onların her biri ondan mesuldür.”
Ayet, Kalbimizin analiz sentez işlevi olan “fuad”la ilgili bir uyarı içeriyor: İlmin olmayan herhangi bir konunun üstüne aşırı düşüp onu izleme. Çünkü sendeki sem’ (işitme sistemleri), basar (görme mekanizması) ve fuad (analiz sentez işlevi yapan kalbî görme işlevi) o fikirlerle kilitlenir de sana lazım olmayacak hatta seni saptıracak analiz ve sentezler yapar da perdelenirsin. Size verilen bu sistem sizin meşgul olduğunuz her şeyden etkilenir ve onlardan sorumludur. Oysa bunlar (sem’, basar ve fuad) size şükretmeyi gerçekleştiresiniz diye verildi. Böyleyken, ahiretinize bir yararı olmayan şeyin ardına düşer de sem’, basar ve fuadınızı yanıltırsanız bulduğunuz yanlış sonuçlar size süslü görünür de hüsrana uğrayanlardan olursunuz.
Öğrendik ki sem’, basar ve fuad mekanizmaları bize verilen birer nimet ve bunlar bizde şükretmemiz için var. Böyleyken, biz önceliğimizi şükretmek yapmazsak, ahiretimize faydası olmayan şeylerin peşine düşer de onları çok incelersek bizdeki bu sistemi yanıltırız. O zaman bizdeki sem, basar ve fuad sisteminin ürettiği sonuç yanlış olmasına rağmen bize süslü gözükür ve hüsrana uğrayanlardan oluruz. Muhafaza buyur Allahım (âmin).
“Andolsun ki, biz şu Kur’an’da insanlar için her türlü misalden sayıp döktük. İnsan ise gerçekleri tartışmaya en düşkün olanıdır.” (Kehf 54)
Kehf-54’te insanın esfele safiliyn yapısının yani “Ben de Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasıyla yaşayan yapısının bir özelliği vurgulandı ki şudur: İnsan gerçekleri tartışmaya en düşkün olanıdır. Dikkat edin, “tartışmaya” değil de “gerçekleri tartışmaya” dedi. İnsanın tartıştığı gerçek Allah’ın buyurduğu ayetlerdir. Bahsedilen tartışma, kendisi tanrılık iddiasında, ilahlık hissiyatında olan esfele safiliyn yapının ikilemleridir. Bu yapı, bize ayetlerle bildirilen gerçeği saptırmak, rayından çıkarmak amacıyla mücadele eder. Ona karşı fikirler üretmeye, ona karşı tezler ortaya koymaya çalışır ve insanın dünyaya gelen formatı/yapısı da buna çok uygundur, insan buna çok düşkündür. Ayetten böyle öğreniyoruz.
Kasas Sûresi 10, Hz. Musa (AS) ile annesinden bahseden, kalb-fuad ilişkisini anlamamıza yol açan bir ayettir: “Musa’nın anasının fuadı fariğ oldu (başka bir şey düşünemez oldu). Müminlerden olması için eğer kalbine rabıta koymasaydık az kalsın durumu açığa vuracaktı.” (Kasas-10)
Hazreti Musa aleyhisselamın Nil nehrine bırakılması annesine vahy edilince, bu olaydan sonra annenin aklı fikri yavrusuna sabitleniyor, saplantı haline geliyor, tüm duyup gördüklerini oğluyla ilişkilendiriyor, yani fuad analiz ve sentez yaparken sonuç hep oğlu oluyor. Mekanizmaya dikkat: Eğer bu iş normal işlese, Hazreti Musa (AS)’ın annesinin fuadı oğluna saplantı haline geldiğinde, oradan hep oğluyla ilgili tereddüt ve kaygı içeren sonuçlar çıkar, kalbe bu bilgi gider, beyne de bu doğrultuda emir ulaşır. O zaman anne ne yapar? Ya bu olayı açığa çıkarıp kendini ele verir, ya gider çocuğun etrafında dolaşır, ya da birisine söyler, böylece o çocukla ilişkisi anlaşılır. Çünkü Firavun ve ailesi, Musa (AS)’ı Nil Nehrinde buldukları zaman onun kendilerine tanrının hediyesi olduğu zannıyla aldılar “belki bizim için bir müjdedir, bir hediyedir, bunu büyütelim” deyip ona sahip çıktılar. Oysa kâhinler “bir erkek çocuk gelip bu hanedanı yıkacak” dedikleri için Firavun’un askerleri erkek çocukların yaşamasına izin vermiyordu. Hazreti Musa’nın annesi fuadın bu sonucunu kalbine ve beynine uygularsa kendini ve çocuğu ele verecek. Ayet diyor ki, “biz inananlar yolunda güvende kalması için onun kalbine rabıta koymasaydık (kalbini tefviz etmeseydik, yani fuadın gönderdiği bilgiye karşı kalbini sabit ve ona uymaz yapmasaydık) açığa verecekti.”
Anlıyoruz ki fuaddan çıkan bilgi ve kalbte oluşan sonuç ayrı şeyler ve beyne kalbte oluşan sonuç gidiyor. Musa (AS)’ın annesinin kalbindeki “dayan, çünkü illa Allah” bilgisi beyne gidiyor, o da müminlerden olarak dayanıyor. Ayet şöyle diyor: Onun kalbine rabıta konulması onun müminlerden olması için. Dikkat edin, onun o işe dayanması için değil. Aksi halde her dayanan mükâfat alır. Öyle değil. “İlla Allah” diyerek bir şeye sabretmek başka bir şey, “İlla Allah” demeden dayanmak başka bir şey! Ayet; “müminlerden olması için kalbine rabıta koyduk” diyor.
Bu ayetin meallerinde de maalesef kalp ve fuad kelimelerine verilen manalarla ilgili hataları görüyoruz. Meallerde sık yapılan bir hatadır ki fuad kelimesi için bazen kalb, bazen gönül, bazen başka bir şey yazılıyor; sadr kelimesi için de bazen kalb bazen başka şeyler yazılıyor. Bu ayette ne yapılacak bu durumda? Çünkü ayette hem fuad hem de kalb geçiyor: “Fuadı fariğ oldu, kalbine rabıta koyduk.” Fuada “kalb” yazsalar olmaz, olmamış da! O zaman “yürek” yazmışlar. Demişler ki, “Musa’nın anasının yüreği fariğ oldu.” Allah’ın orada işleyen mekanizmasının farkında olmadıkları için bu yanlışları yapıyorlar. Kalb de, Fuad da belli başlı bir sürecin, işlevin, fonksiyonun ismi, çalışan bir sistemin elemanları. Bunu anlatan ayetlerden birisi de Kasas Sûresi 10. ayettir. Bu ayette, Musa’nın annesinin kalbine rabıta konulduğu yani kalbin sabitlendiği bildirilmişti.
Kalbi sabitleyen Allah dilerse fuadı da sabitler ve sabitlenen fuad bir sonuca ulaşmak için analize ihtiyaç duymaz. Nasıl mı?
Hud Sûresi 120: “Rasullerin haberlerinden senin fuadını sabitleyecek olan her birini sana kıssa ediyoruz. Bu sureyle de sana Hakk tesbit olarak, müminlere ise bir ibret içeren, öğüt ve hatırlatma gelmiştir.”
Çeşitli nebi ve rasullere ait kıssalar hususunda ayet, Rasulullah (SAV)’e buyuruyor ki: O kıssaların öyle özellikleri var ki sana onları vahy ettiğimizde, sen onları aldığında senin fuadın sabitlenir, zaten fuadını sabitlemek için onları sana kıssa ediyoruz. Böylece senin fuadın analiz yapmadan sonuç çıkarır, hep böyle çalışır.
Dolayısıyla, Hud Suresi ile Rasulullah’a bir Hakk tespit olarak bir hatırlatma, müminlere de fuadları bu okudukları ve bu dinledikleriyle analiz yapsın diye öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04