Mustafa Yılmaz Dündar

Edep Ya Hu -252- ALLAH'IN BİRLEŞTİRİLMESİNİ EMRETTİĞİ ŞEYİ KESERLER

Mustafa Yılmaz Dündar

Kâfir, müşrik, zalim, fasık kavramları çok somut, çok net olarak tanımlanıyor olmalıdır, hem de ayetlere göre. Bunları şimdi birer cümleyle, çok basit anlaşılabilir birer cümleyle tanımlayalım ki konular içerisinde geçtiğinde anlamamız kolaylaşsın inşaAllah. Aslında kâfir, müşrik, zalim, fasık; bu tabirlerin hepsi batıl anlayış ve yaşantının tabirleridir, oraya aittir. Bu ortak paydada olmak üzere;
Kâfir: Hakk’ı inkar ederek gerçeği örtme halidir. Kafir; Hakk bilgiyi, Hakk’ı inkar edip örtenin, o durumda olanın ismidir.
Müşrik: İnanışla ilgili olarak kişinin şirk ehli olmasını gösteren bir vasıftır. Kişinin şirk ehli olduğunu belirtmek için kullanılan kelimedir müşrik.
Zalim: DuniHi algı ve “Müstakilen varlık ve muhtarlık” iddiası ile nefsinin hakkını vermeyen, nefsine zulmeden kişinin vasfıdır.
Fasık ise: Kur’an’a uygun hayat tarzı oluşturmayanın vasfıdır. Fasık, hayat tarzıyla ilgili bir kavramdır.
Dolayısıyla ayette bahsedilen “ancak fasıkları bu misaller saptırır” ifadesinden anlıyoruz ki; özellikle hayat tarzı Kur’an’a uygun olmayan kişiler bu misallerle saparlar.
Bu yaptığımız tariflere göre kâfir aynı zamanda müşrik, zalim ve fasıktır. Ancak bu tanımlar içerisinde çok dikkat etmemiz hatta korkmamız gereken kısmı şudur ki: Kişi Kur’an’a ait olan bilgileri kabul eder, kabul ediyorum der, yani onları inkâr etmez, örtmez, kabul eder ve bu kabulleri sebebiyle Müslümanım der, ancak böyle dediği halde bir kişi müşrik olabilir, zalim olabilir, fasık olabilir. Yani kişi Müslümanım demekle müşrik olmaktan, zalim olmaktan, fasık olmaktan kurtulamaz. Kâfir olmaktan kurtulabilir ama müşrik, zalim ve fasık olmaktan kurtulamaz. Ancak, Müslümanım demekle bunlardan kurtulduğunu zannettiği için kişi bu tabirleri hayatında öteler ve hiç kendisine kondurmaz, bu yüzden de sistemden istifade edemez.
Bakara Suresi 27. ayeti fasıkların bazı özelliklerini bize söylemektedir. Bu fasıklar, öncelikle Allah’a verdikleri “Rabbim SEN’sin” sözünü örttüler ve gizlediler, böylece de bu sözü unuttular ve nefretleri sebebiyle de daima bozan, yıkan, güzelden rahatsız olanlardır. Özellikle fasıklar, özellikle adaleti bozarlar. Böylece toplum düzeni bozulur. Bozulan düzeni ayakta tutabilmek için de tehdit, korku, gasp gibi araçlara başvururlar. Bu durum, fasıklar içerisinde ikili ilişkilerden devlet yönetimine kadar böyledir. Fasıklar kanunlar ve yönetmelikler yaparken en insancıl, en hukuki metinler yazıp çizebilirler ama onları uygulama zamanı perde arkasında bu yazılanları bozabilmek için üstün bir gayret, üstün bir organizasyon gösterirler.
Fasıklar kendi ilahlık hissiyatlarını tasdik ederler, hayatlarında kendi ilahlıklarına “La” demezler. Ancak Allah’ın ilahlığına “La” diyebilmek için büyük gayret sarf ederler.
Ayetten bir özelliklerini daha öğreniyoruz ki Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler. İnşaAllah burayı izah edebilmeye gayret edeceğim, benim gayretimle sizin dikkatiniz birleşirse anlamak üst seviyeye çıkar diye umuyorum inşaAllah. Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler; bu birçok meal ve tefsirde noksan anlaşılmış bir husustur. O yüzden dikkat edilmesini özellikle arzu ediyorum. Yanlış anlaşılmış demiyorum, noksan anlaşılmış. Ayet bazı irtibatların kesilmesiyle ilişkilendirilmiş. Ama işin esası, Kur’an’ın bize öğretmeye çalıştığı şey başkadır. Lütfen, bir yorum ve bir açıklamaya rastladığınız zaman şöyle test edin: Örneğin, “Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler” ayetini izah ederken bakın bakalım: Bu ayetle birlikte yanında geçen ayetleri dikkate aldıkları zaman bazı arkadaşlık ilişkilerini, akrabalık ilişkilerini keserler manası da çıktığı için, ayeti bu manasıyla kısıtlı bırakıyorlar. Oysa Kur’an’ın diğer yerlerinde anlatılanlarla birlikte ele almadan o manayı verince anlam noksan oluyor. Örneğin “fasıklar akrabalık ilişkilerini keserler” ayeti için meal noksan mı, nasıl test edeceğiz bakın:
Bir ateist veya bir başka dinde olan, bir Musevi, bir Hristiyan akrabalarına şiddetle düşkün olamaz mı? Olabilir. Hatta akrabalara düşkünlük inançsızlarda daha fazladır. Çünkü başka düşkün olacakları güç ve kuvvetleri yoktur. Tekasür Suresi’ni hatırlarsanız bu konuda uyarı gelmiştir: O kadar düşkünsünüz ki onları yüceltmek için (akrabalarınıza, atalarınıza) mezarlara da gidiyorsunuz. Demek ki onlar da akrabalarına düşkün olabilirler. Bakın irtibatlarını kesmediler. O zaman o kişi fasık olmadı mı? Demek ki rastladığınız bir yorumu, bir fikri test etmek için yapacağımız şey budur: Mana, fikir, yorum Billahi imanda nasıl olmalıdır, bunu Billahi imanda olmayan da yapabiliyor mu? İnanmayan veya yanlış inanışlı birisi onu yapıyorsa? Yani o zaman kişi Billahi imana mı girmiş oluyor? Böyle basit mi Billahi imana girmek? Böyle basit zannedildiği için insanlar bazı şeyleri yaparak işleri hallettiklerini zannediyorlar.
“Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler” nedir bakın? Halifetullah vasıflı insan, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu ile fark ettiği, Kendinde Kendine Göre Var halini takdim için “BEN” demiştir. Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu, Kendinde Kendine Göre Var olan hal ve “BEN” takdimi, hepsi Allah’ın kullanılmasına izin ve yetki verdiği haller olup, Allah’a aittirler. Hal böyleyken, Hakk yolda Kazanılmış Değişim ancak Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu, Kendinde Kendine Göre Var olan hal ve “BEN” Takdiminin “müstakillik ve muhtarlık” zannlarından kurtarılarak asıl ve esaslarıyla birlenmesiyle gerçekleşir. Hakk yoldaki değişimi önemsiyorsak dikkat edin lütfen: Hakk yolda Kazanılmış Değişim ancak Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu, Kendinde Kendine Göre Var olan hal ve “BEN” takdiminin müstakillik ve muhtarlık zannlarından kurtarılarak asıl ve esaslarıyla birlenmesiyle gerçekleşir. Oysa fasıklar ne yapar? Allah’ın bu birlenmesi, birleştirilmesi, asıl ve esasın bilinerek emanetin asıl ve esas kuralları çerçevesinde kullanılmasını istediği şeyleri, “müstakilen varım ve muhtarım” iddialarına sımsıkı sarılarak yaşadıkları ilahlık hissiyatlarına ait fiillerle keserler. Böylece, Allah’a ait olan onlara verilmiş emanetin Allah’la irtibatını keserler. Allah’a ait olan onlara verilmiş emaneti Allah’la birlemeleri gerekirken onları müstakil ilan eder, onlara ilahlık hissiyatı kazandırır, Allah’la irtibatını keserler. Böylece Allah’ın birleştirin dediği şeyi kesmiş olurlar…

Yazarın Diğer Yazıları