Kur’an’a göre âlim sınıfında olanlar, ayetlerle hem dem olmalarının huzuru ve cezbesiyle Bakara Suresi 285. Ayette belirtildiği gibi “semi’na ve eta’na: İşittik ve itaat ettik” derler. Kur’an’a göre cahil sınıfında olanlar ise Hakk davet kapsamındaki bilgilere karşı Bakara Suresi 93. Ayette belirtildiği üzere “semi’na ve asayna: İşittik ve isyan ettik” derler.
Bu noktada Kur’an’daki bazı istatistikî bilgilere bakalım. Maide Suresi 49. Ayette “muhakkak ki insanların çoğu fasıktır” diye buyrulmaktadır. Bu istatistikî gerçeğin kaynak sebebi Yasin Suresi 59, 60, 61 ve 62. Ayetlerde bildirilmektedir ki hayatımız için çok önemli uyarıları ve bilgileri içermektedir. İlerleyen yazılarda bu istatistik bilgileri daha geniş vermeye çalışacağız. Ayetlerin mealleri şöyle: “Ey mücrimler (ey Allah’ın sisteminin suçluları), bugün ayrılın (bir başka tarafa).” Bir kaç cümlelik bir açıklama yapalım. Hesap zamanı insanlar ayrılacaklar. Şu anda dünya hayatında Kazanılmış Değişim oluşturulması süreci gereği inananlar ve inkâr edenler karışık yaşamakta hatta inkâr edenlerin ekmeğine yağ sürecek bir dünya düzeni dönmektedir diyebiliriz. Oysa zamanı geldiğinde Rabbimiz diyecek ki (Yasin; 59-62): “Ey mücrimler (ey Allah’ın sisteminin suçluları), bugün ayrılın (bakalım bir başka tarafa). Ey Âdemoğulları! Size ahdetmedim mi (siz dünya hayatında iken üzerine yemin vererek söylemedim mi); “şeytana kulluk yapmayın (Müstakilen var ve muhtar iddianızın ilahlık hissiyatına dayalı bir hayat tarzı oluşturmayın), muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. Sırat-ı Müstakiym budur” diye. Andolsun ki şeytan, sizden pek çok kimseyi saptırdı. Aklınızı kullanmadınız mı?”.
Maide Suresi 49’a göre, insanların ekseriyatı fasıktır. Bu, Kur’an’ın bildirdiği bir istatistik bilgi!
Kur’an’ın “aklınızı kullanın, aklınızı kullanmadınız mı, aklınız yok muydu?” uyarılarının doğru anlaşılması gerekiyor. Aksi halde aklı az birisi çıkıp, “şu kişiden daha akıllı kim var dünyada? O aklını kullanmadı da siz mi kullandınız, Dolayısıyla bu işleri bilmeyecek de kim bilecek?” diye saçma bir soru sorabilir. Neden? Sistemi bilmedikleri için… Kur’an bu sorulara, bu soruları soranlara “saçmalıyorsunuz” diyor, “sizin bu konularla ilgili hiçbir ilminiz, bilginiz yok” diyor. Eğer iyi dikkat ederseniz görürsünüz ki bu tip saçmalıklar aslında bir nimettir de. Şöyle ki: Ayetleri, hadisleri, İslami bilgileri, Hakk bilgileri duyduğu zaman bir kâfir, bir zalim, bir fasık nefret ediyor, o bilgiden kaçmaya çalışıyor, ayetler ona böyle tesir ediyor. Eğer onların bu konuşmalarının, bu fikirlerinin saçmalığını görürseniz, Kur’an’ın söylediği gibi saçmaladıklarını fark ederseniz, imanınız kuvvetlenir, artar, coşar, tazelenir. Onların o saçmalıkları inananın imanının tazelenmesine vesile olur.
İnsanın rutin akıl seviyesi “Hakk ve batılı birbirinden ayırmalıyım” demeye, “müstakilen varım ve muhtarım” iddiasını ve duniHi algıyı duyarsa bunun tehlikesini ve yanlışlığını anlayabilmeye, “müstakilen varım ve muhtarım” iddiasından kurtulmayı tercih etmeye, “bu tür konularda Kur’an’a başvurmalıyım” kararını almaya veya almamaya rahatlıkla yetebilecek seviyededir. İnsandaki rutin akıl seviyesi bu yetenektedir. Dolayısıyla, aklı kullanmanın birinci basamağı bu rutin akıl seviyesinden yararlanmaktır. Kişi o rutin akıl ile bu basamağı yerine getirdiğinde, Kur’an’a ve Rasulullah (SAV) Efendimiz’in açıklamalarına başvurmayı akıl ettiğinde ikinci basamak devreye girer. İkinci basamak Kur’an ile, Kur’an’ın aklı ile akletmektir. Artık, aklı kullanmak Kur’an’ın verdiği aklı kullanmak manasına gelir. Elbette bütün bu söylediklerimiz imanla ilgilidir; iman mevzuudur. Kur’an’ın işi iman mevzuudur. Başka mevzularla ilgili olarak Kur’an’la insanları oyalayanlar, oyalamış olurlar. Kur’an’ın mevzuu iman ve şükürdür. Bu söylediğimiz günlük hayatta da böyledir. Sizce önemli olan bir sorun var, size göre o çok önemli diyelim. Ve duydunuz ki bir kişi bu konuda akıllı ve bilgiliymiş, yani sizce önemli olan ve çözülmesi gereken o sorun için o kişi akıllı ve bilgili. Bunu tespit etmeye sizin rutin aklınız kâfi gelir. Sonra kişiye gittiniz, konuyu ilettiniz. O da size akıl verdi, fikir verdi ve siz dediniz ki “vay be, ben bunu hiç akıl edemezdim”. Kişi size böyle bir akıl verdi. Artık, o kişinin verdiği o aklı kullanmanız, sizin kendi aklınızı kullanmanız olur. Buna rağmen verilen aklı kullanmazsanız ve zararlı çıkarsanız, birisi size “hiç aklın yok muydu?” der. Veya siz kendinize “hiç aklım yokmuş, aklımı kullanmamışım” dersiniz. İşte aynı şey Kur’an aklını kullanmak için de geçerlidir. Bu yüzden Kur’an “aklınızı kullanın, aklınız yok muydu?” dediği zaman, iki cümleyle bu söylediklerimizi söyleyecek olursak şöyledir: Dünya hayatında verilen ortalama rutin akılla Hakk yolu tercih edenin “ben Kur’an’a başvurmalıyım” demesi birinci basamaktır. İkinci basamak, artık Kur’an’dan öğrendiği aklı kullanmasıdır. İşte Kur’an’ın bahsettiği “aklınızı kullanın” önerilerinin mekanizması budur. Yoksa dünyanın tespit ettiği kriterlere göre “akıllı” dediği birisinin akletmesi değildir… Billahi idraktan haberdar değilse, kişi Kur’an’a göre cahil grubuna düşer. Bu durumda, siz kendi yanlış kriterlerinize göre birisine “akıllı” deyip sonra da onun verdiği akılları ölçü alırsanız, bu Kur’an’ın “aklınızı kullanmadınız mı?” ifadesinin manasından çok uzaktır. Onlar, onların akılları iman konusunda geçerli değil, dünya sisteminin içerisinde. İnsanın kendisini ahirete hazırlaması konusunda o akıllar geçerli değil. İşte bu sebeple, Kur’an aklını kullanmayı tercih edenler için Allah’ın misalleri de çok faydalı akıllardır. Elbette ki akledebilenler için; doğru şekilde iman etmek için…
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04