Allah’ı doğru tanıma yolunda en önemli nefs hali olan Nefs-i Levvame’ye girmek, bu yolda ilerleyebilmek için çok önemlidir. Bizim paylaşımlarımızda defaatle ve hep geliştirerek tarif ettiğimiz, tanımladığımız nefs-i levvamenin iyi bilinmesi ve o kulvara girilmesi gerekmektedir. Peki, nefs-i levvameye girmenin şartı nedir?
Mutlaka ve mutmain olarak Billahi anlamında imanını açıklamak! Nefs-i Levvame’ye girmek için gerekli olan budur. Açıkladınız. Bu açıklamayla, bu deklarasyonu yapmakla “A” Takdim Formu “BEN” yaşantısı Billahi idrakinde bir yapıya hemen dönüşmez, hemen tam uygun hale gelmez. “A” takdimindeki “BEN” yaşantısını Billahi iman deklarasyonuna “geri dönüşsüz biçimde” uygun hale getirmelisiniz. Ancak o zaman “A” takdimindeki BEN “B” Takdim Formu “BEN” olur. Yeri geldiği için günah nedir, tarif edelim. Ve iki tip günahı, onların ne olduğunu açıklayalım. Lütfen dikkat edin, anlatacaklarımız günahla ilgili kavramlar için önemlidir. Bir ŞİRK GÜNAHI vardır.
Eğer bir kişi imanını Amentü Billahi anlamında mutmain olarak deklare ederse bu günahtan (Şirk Günahı’ndan) kurtulur. “Böyle söylüyorlar, ben de öyle söyleyip kurtulayım” diye değil de inanarak söylerse şirk günahından kurtulur. Billahi imanını mutmain olarak açıklamak nedir? Var görünüşünü bile eş koşmadan Allah’a iman etmektir. “Ben varım ve muhtarım” iddiası olmadan Allah’a iman etmektir. Böyle iman eden şirk günahından kurtulur. “Allah dûnunda bir varlık yok! Bu yüzden varım ve muhtarım demiyorum. Var görünüşümü Allah’a eş koşmadan iman ediyorum” diyen şirk günahından kurtulur. Bu öyle önemlidir ki… Onun önemini Zümer Sûresi açıklıyor: “Eğer şirk işlerseniz tüm amelleriniz boşa gider.” (Zümer-65)
Kişi Billahi anlamındaki imanını deklare etmekle bu ayetin muhatabı olmaktan kurtulur, yani şirk düşüncesinden kurtulmuş olur. Fakat; bunu deklare etmesine rağmen henüz onun yapısı ve fiilleri bu deklarasyona, bu açıklamaya uymuyordur. O zaman onun için yeni bir mücadele vardır: Fiillerini bu deklarasyona uygun hale getirmeye çalışmak! O ancak bu mücadeleyi tamamlayıp bitirince “Billahi” iman ve idrakın geri dönüşsüz yaşantı alanına yani velayet kapısına gelir. Bu kapıya gelene kadarki mesafe çok önemlidir, o süreç sevabı çok yüksek bir yoldur/ yolculuktur… Nefs-i Levvame’de Esfele Safiliyn’le mücadele edilen bu sürecin sevabı ayette şöyle açıklanıyor: “Fetih gelmeden (yani velayet kapısından) önceki bu halin derecesi daha â’zamdır (daha yüksektir).”(Hadid-10)
Şirkten kurtaran açıklamayı yapıp şirk günahından çıktığınızda mücadele etmeniz gereken günah, ŞİRK FORMATI KAYNAKLI GÜNAHtır. Çünkü sizdeki şirk formatı duruyor. Durduğu için o formattan kaynaklanan günah oluşumu devam eder. Ama o formatın ürettiği günahlar şirk günahı değildir. Bu nokta çok önemlidir. “Eğer bir kişi şirk günahında değilse, Allah onun diğer günahlarını dilediğine dilediği şekilde bağışlar.” (Nisa-48)
Fark ettiniz mi? Kişi bu deklarasyonu yapmış, sonra da her türlü halini ve fiillerini bu deklarasyona uydurma çalışması yapıyorsa, bu mücadele sürerken meydana gelen günahları “dilersem bağışlarım” buyuruyor. Bunun için Amentü Billahi deklarasyonunu umursamak ve fiillerini ona uygun hale getirme çalışması yapmak şarttır. Deklarasyonu yapıp bir daha gözükmezsen olmaz! Yani “ben sınava gireceğim” deyip çalışmamak, sınava gitmemek gibi! Öyle iş olmaz! Bu deklarasyonun gereği mücadeleyi yapacaksınız. Bu mücadeleyi yapıyorsanız ayette size Rabbimiz; “bu mücadele sırasında meydana gelen günahları dilersem bağışlarım” diyor. Yeter ki şirk olmasın! ŞİRK varsa zaten hepsi boşa gidiyor…
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04