Talib kurduğu cümleye hep dikkat etmelidir. Cümle deyince onun yalnızca söylediği değil, düşünürken kurduğu da cümledir! İpuçlarından birisi bu: “Ben” diye başladığı her cümleye hemen dikkat etmeli; o cümle onun için cehenneme mi bir bilet kesiyor, yoksa cennete bir davetiye mi? Bakın cennete bilet demiyorum, cennete bilet olmaz! Cennetin ödeyebileceğiniz bir karşılığı yok, ancak davet edilirsiniz; lütuftur, nimettir o! “BEN”li bir cümle kurduğunuzda, siz o cümleyle bir cehennem bileti mi alıyorsunuz, yoksa bir cennet davetiyesi mi? Her cümleniz için dikkat etmeniz ve korkmanız lazım! Aksi halde ayet; “Allahım bizi geri gönder, biz orada yapamadıklarımızı oradakilerle tekrar yapalım, bize fırsat ver derler” diyor. O halde, elinde fırsat varken her anı saniye saniye incelemek gerekir.
Şimdi insanların dünya hayatında kullandığı; “arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim” sözünü anlamak kolaylaştı. Aslında bu köşede yıllardır paylaştığımız “Allah’ı tanıma ilmi” ile bakıldığı zaman o şöyle demek istiyor: Arkadaşını söyle, nasıl bir tanrı olduğunu söyleyeyim! “Söyle de, senin nasıl bir tanrı olduğunu anlayayım” diyor. Eğer bu soru tanrı ilmi çerçevesinde bir bilinçle sorulmuş değilse; arkadaşını söyle de senin nasıl bir tanrı olduğunu, narsist tanrı mı, hümanist tanrı mı, şifreci tanrı mı, Polianna tanrı mı olduğunu anlayayım demektir. Hatta daha da aslı; söyle arkadaşını, arkadaşın şeytan mı, melek mi? “Hiç şeytandan arkadaş olur mu?” diyorsanız Kur’an’a bakalım, bu konuda cevap olarak Kur’an bize ne diyor?
Zuhruf Sûresi 36. Ayet: “Kim Rahman’ın zikrinden âmâ olursa ona bir şeytan hazırlarız, takdir ederiz. O şeytan ona bir kariyndir”; yani çok yakın arkadaştır. Demek ki, kim Allah yokmuş gibi davranır, bu hatırlatma ve bu zikirden uzak durursa ona bir şeytan hazırlarız. O şeytan ona en yakın arkadaş olur.
Şeytanı kolay anlamak için onu iki türlü düşünmek gerekir. Olayı şeytaniyet olarak düşündüğünüzde “şeytanlık” bir görevin ismidir. Bir bu görevle görevli varlıklar vardır, bir de onların zaten görevli olduğu işi yapan sende bir esfele safiliyn yapı vardır. Ki o da şeytandır! Şeytan deyince ikisini birden düşünmeniz lazım. Böylece ona bir şeytan hazırlarız; yani ona görevi şeytanlık olan bir varlık görevlenir. Bir de onun esfele safiliyn yapısı o kadar kuvvetlenir ki şeytanlık artık onun karakteri, hali, kişiliği olur. Ayette geçen kariyn; yakın arkadaş; yani kişilik demektir.
Yasin Sûresi 60. Ayet: Euzü billahi mineş şeytanir racim. Bismillahir Rahmanir Rahiym. “Elem e’hed ileyküm ya beniy Ademe en lâ ta’budüş şeytan innehu leküm adüvvün mübiyn; “Ey AdemOğulları! Size söylemedim mi; şeytana kulluk yapmayın! Muhakkak ki o sizin için apaçık bir düşmandır”.
Dikkat ederseniz, şeytan burada arkadaştan daha ileri geçiyor. Normal tanrısal hayatta, zalim yönetici, yani narsist tanrı nasıl elemanı sever? Kendisine kul köle olanı sever, hatta “şu benim has elemanım” diye bahseder. Neden? Ne desem yapar, sözümden çıkmaz, bana kul köledir. Arkadaşlıktan, dostluktan ileri bir tanım yapar; kulluk! İşte bu işi böyle düşündüğünüzde, en azından bu işe bu çerçeveden baktığınızda ayet diyor ki; “şeytana kulluk yapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır”. Yasin Sûresi’nde Yaradan; “size böyle söylemedim mi, neden o hala sizin arkadaşınız?” diye soruyor! Hani bir baba çocuğuna; “yavrum o çocukla gezme demedim mi sana? O seni hep yanlış yerlere götürüyor. Peki, o neden hala senin arkadaşın?” der ya, bu da onun gibi! Baba bunu yavrusuna niçin söyler? Şefkatinden, bu uyarıyı şefkatinden yapar. Orada o şefkati, merhameti görüyorsun da, burada neden aramıyorsun O’nun merhametini! “Ey Âdemoğlu, sana, şeytana kulluk yapma diye söylemedim mi?” Peki, bunu işittin ne yapacaksın?
Yasin Sûresi 61. Ayet: Euzü billahi mineş şeytanir racim. Bismillahir Rahmanir Rahiym. “Ve enı’buduniy; hazâ sıratun müstakıym; bana kulluk edin; sırat-ı müstakıym budur”.
Ayet, “bana kulluk edin; sırat-ı müstakıym budur” dedi. O zaman “sıratı müstakıym, doğru yol” olarak tarif edilen bu halde miyiz, doğru yolda mıyız değil miyiz, bunu anlamamız lazım! Bunu kendimizde nasıl anlarız, nasıl inceleriz? Hemen kendimize bir soru sorarak! Senin önceliğin ne? Önceliğini söyle kim olduğunu söyleyeyim! Yukarıda arkadaşlıkla ilgili de sormuştuk aynı soruyu, bu da bir benzeri; hayattaki önceliğini söyle, kim olduğunu söyleyeyim! Bütün hal ve hareketlerinizde önceliğinize bakın; eğer sonuç illa Allah ise sizin arkadaşınız meleklerdir. Çünkü önceliğiniz illa Allah ise, sizinle ilgilenmek meleklerin görevleridir. Hayattaki her türlü hal ve davranışınızı incelediğinizde önceliğiniz hep “illa Allah, illa Allah, illa Allah” çıkıyorsa sizin arkadaşınız meleklerdir, sizinle ilgilenmek de onların görevidir…
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04