Mustafa Yılmaz Dündar

Edep Ya Hu – 39

Mustafa Yılmaz Dündar

Haşyet denince “sevgi bu yolun neresinde, sevgiden hiç bahsetmeyecek miyiz?” diyenler oluyor; oysa SEVGİ Haşyet’in içerisindedir. Önce Haşyet’i anlamadan, yaşamadan sevgiyi anlamak mümkün değil. Bu yüzden Haşyet’i çok konuşacağız, birçok yazımızı ona ayırdık ve ayıracağız da, çünkü o kadar önemli… Ama onu ele almak için yani suyu birlikte içmemiz için bu suya çok susamanız gerekiyor, haşyeti çok önemsemeniz gerekiyor; “Neden bende haşyet yok?” rahatsızlığına girmek ve levm etmek gerekiyor. Çünkü o rahatsızlık bir mekanizmayı başlatır: Rahatsızlık tövbeyi getirir, tövbe İhlâs Hayat Döngüsü’nün kapısını açar ve dua ile kendinize orada bir hedef koyarsınız. Rahatsızlık sizi önce İhlâs Hayat Döngüsü’nün yan caddesine getirir. “Neden haşyet duymuyorum?” diye rahatsız olduğunuzda o sizi yan caddeye; nefs-i levvameye getirir, hangi konuysa o konunun nefs-i levvamesine getirir. Geldiniz, yani tövbe ettiniz, İhlâs Hayat Döngüsü kapısı açıldı, ama sen henüz dışarıdasın. Tövbe kapıyı açtı, kapı açık, şimdi içeri girmen lazım. İçeri girmek için hedefinin olması gerekiyor; o da duadır! İçeriyle ilgili bir şey talep edip gireceksin. İçeri girme gayreti hedeftir, DUA’dır! Furkan-77 diyor ki: “Duaları olmasa neye yararlar”; yani böyle bir hedef koymasalar neye yararlar, bu kapıdan içeri girmezlerse neye yararlar, onları önemli yapan kapıdan içeri girmeleridir. Bu noktada bir kaç cümle de olsa duadan bahsedelim. Dua “B” kapısından girmektir! Mekanizması böyle: Sizi o kapıya pişmanlık yaklaştırıyor. Kapı tövbeyle açılıyor, içeriye dua sokuyor, yani içeriye bir hedefle giriliyor. Kapıya yaklaşabilmek için o konuda çok rahatsız olmanız gerekiyor, değilse kapıya gelemiyorsunuz. Çok rahatsız oldunuz, İhlâs Hayat Döngüsü kapısına geldiniz ama kapının açılması için tövbe gerekiyor; aksi halde kapı açılmaz, geriye emmareye düşersiniz. Tövbe ettiniz kapı açıldı, şimdi içeri girmek için dua lazım. Dua ile hedef oluşturmazsanız kapı açık olsa da giremezsiniz. Böyle çalışır: Rahatsız olacaksın, karar vereceksin, hedef koyacaksın. Konumuz olan Haşyet için de bu mekanizma çalıştırılmalıdır. Önce “neden bende yeterince haşyet yok, neden ben salât ikame ederken o haşyeti hissedemiyorum?” rahatsızlığını duup o konuyla ilgili tövbe etmek lazım. Nasıl tövbe edilir? Rab’binden MERHAMET isteyerek! Allahım bana merhamet et, bana merhamet et ki haşyet duyanlardan olayım. Allahım beni bağışla, haşyet duymayan rolden beni al. Allahım merhamet ediver ve beni bağışla. Rahatsızlığı yaşadınız ve tövbe ettiniz, şimdi dua edeceksiniz. Şöyle bir uygulama paylaşalım inşaAllah: İki secde arasındaki dua kabul olmaya en yakın dualardandır. Bu yüzden Talib iki secde arasındaki duaya devam eder: Va’fuanna vağfirlena verhamna vehdina; Allahım merhamet et, affet, bağışla ve hidayet nasib et; yani bana İhlâs Hayat Döngüsü’nü nasib et. İki secde arasının duası budur: Va’fuanna vağfirlena verhamna vehdina. Ona “Verzukna”yı da ekleyebiliriz: Allahım bana İhlâs Hayat Döngüsü’ne girebileceğim gereçler ver. Bu gereç, para olabilir, ev olabilir, araba olabilir, servet olabilir, neyse… Hayrlı bir rızk ver bana. Bir iş kapısı ver, bir aile ver, çor-çocuk ver. RIZK kelimesi senin hedefin için ne gerekiyorsa hepsini içerir. Hedef “B”dir, İhlâs Hayat Döngüsü’dür! “Vehdina” ile istenilen hedef odur: Hidayet ver Allahım diyorsun. HİDAYET; “B” takdimi hayatıdır! “A” Takdiminde hidayet yoktur! “İhdinas Sıratal Müstakıym” diyerek istenilen yol “B” yoludur! Hidayetle bu hayat isteniyor…
Konumuza yani Haşyet’e dönelim. Vehmin zulmeti+şeytan işbirliği haşyetten hoşlanmaz, haşyetin oluşmasını sevmez, istemez, hatta “korku” kelimesini bile duymak istemez. “İslamiyet korku dini değil, ama hep korku anlatıyorlar” diye sızlanır. Bunu duyarsanız şuna dikkat ediniz. Korkuyu yanlış anlatanlar olabilir, o ayrı bir iş. Gittiğiniz doktoru beğenmediniz diye tıbba küser misiniz, “doktor iyi çıkmadı, artık tıpla ilişkimi kestim, benim tıpla işim olmaz” der misiniz? Tıp ayrı, doktorun yöntemi ayrıdır! Anlatan kişi korkuyu yanlış anlatmış olabilir. Eğer perdelenir de “gerçek korku”dan korkarsanız, kesinlikle olması gereken “Allah Korkusu”ndan korkarsanız Haşyet’i kesinlikle tanıyamaz, bilemezsiniz. Bu yüzden Haşyetullah’ı, ona ait korkuyu tanımak çok önemlidir. Çünkü o korku daha önce hiç yaşamadığınız, hiç tatmadığınız bir sevginin doğmasını sağlar. Haşyetteki o korku olmadan onun doğuracağı sevgiyle tanışmak mümkün değildir. İnsanların “sevgi” dediği şey de, “korku” dediği de aslında tamamen “A”ya aittir, “A” yapısına ait korku ve sevgidir. Kendini tanrı ilan eden “A” yapının veri tabanındaki korkulara göre Allah’tan korkan, ötede beride uzakta bir varlıktan korkar. Sevgi de öyledir. Bu korku ve sevgi duygusal bir yaklaşımdır. Oysa haşyet duygusal bir yaklaşım olmayıp tamamen ilmîdir, ilmî bir korkudur. Haşyetteki korku duygusal olmadığı için çıkan sevgi de ilmîdir, ilmî bir sevgidir. Bir kişide haşyet dediğimiz Allah korkusu oluşmamışsa esas sevgi bilinemez. Bilemediği için, kişi Allah’ı sevdiğini sanar! Allah’ın nasıl sevileceği ancak haşyet duygusuyla oluşur.
Haşyet duygusu ve ona ait korku yaşantıda test edilebilir mi? Evet. “A”nın, o tanrı yapısının korkusu sinmedir, insanı sindirir. O sinme yüzündendir insanlar İslamiyet’te korkudan bahsedilmesini istemez. Allah’a karşı sinmek istemedikleri için! O korku sindireceği için korkup Allah’tan uzak kalmak istemedikleri için! Oysa bahsedilen korku öyle değil ki! Haşyetteki korku “B” hakikatiyle bahsettiğimiz yapının akıl+imanla yakalayacağı ilmî bir korkudur ki, yaklaştırır, yakınlık ve yaklaşma sağlar. Şu farka lütfen dikkat edin: “A“nın korkusunda korkulan şeye bir mertebe sağlanır, korktuğu şey daha da mertebelenir, çünkü korkan sindi! O korkuda korkanın korkusundan yararlanan/mertebelenen bir varlık vardır. Oysa haşyette insan korkuyor diye Allah mertebelenmez! Allah’ın öyle bir korkuya ihtiyacı yoktur! Korku O’nu yükseltmediği gibi korkmuyorsunuz diye değeri de düşmez! Peki hedef nedir? Korkmakla, o korkunun getireceği müttakilikle siz idraken yaklaşırsınız, o korku sizi tanrı olmaktan kurtarır! İdraken yaklaşmak ve tanrı olmaktan kurtulmak sizi hem sindirmez, hem de “B” sırrıyla bahsedilen yapıya sokar. Tamamen budur! İşte bu yüzden, tanrının korktuğu en önemli şey haşyettir. Vehmin zulmeti+şeytan işbirliği bu korkuyu önlemek istediği için sizin Allah’tan korkmanızdan hoşlanmaz. Korkmak mı, sevmek mi? Lütfen dikkat edin: Kur’an’da “Allah’ı sevin, yalnız Allah’ı sevin” diye bir vurguya rastlamazsınız. Öyle bir şey yok. Ama “ancak Allah’tan korkun” ifadesini hep görürsünüz! O korkunun içinde zaten önemli bir sevgi var. O korkuyu yok ederseniz o önemli sevgiden de perdelenirsiniz. Vehmin zulmeti+şeytan işbirliğinin istediği de zaten budur: Allah’tan perdeli, uzak yaşayın!

Yazarın Diğer Yazıları