“Haşyet duygusunun bir boyutu korku, bir boyutu sevgidir” demiştik. Ondan korkuyu çıkardığınızda insan ameli gevşetir, özellikle namazı aksatır. Bazı gruplarda bu çok görülür. Öyle gruplarda, kişiler mesela internette sürekli tasavvufi yazı takip ederler, ama aynı sıkılıkla ezan vaktini takip etmediklerini görürüz. Bu hal kesinlikle kimse için faydalı bir hal ve iş değildir. Önemli olan, kalıcı olan, makbul olan ezanı takip etmektir, “ben salâtı kaçırmıyorum” hatta “ben salâtı özlüyorum” diyebilmektir. Bu durumda diyebiliriz ki; Allah sevgisi, internette yazı takip eder gibi ezan takip etmektir.
Eğer siz bu hassasiyetle kulağı ve kalbi Ezan’da olarak yaşamaya başlarsanız bakın ne olur? Ve o zaman Ezan size o kadar farklı gelir ki, şaşar kalırsınız. Çünkü Ezan bize bir haberi (Büyük Haber’i; Nebeün Azıym’i) duyuruyor, bize korkuyu (Haşyetullah’ı) haber veriyor, her gün defalarca… Ezan öncelikle budur! “Allahuekber, Allahuekber!” Korkacağınız bir “Ekber” var! “Allahuekber” aslında korkudur, ona bir müziğin bestelenmiş bir sözü gibi bakmayın. O bir korkuyu haber verir: “Allah Ekber’dir ve bunda romantiklik yok! Sakın, sakın dalgınlığa düşmeyin, O’nun gazabı büyüktür, sakın dalgınlığa düşmeyin!” diye haber verir. “Eşhedü en la ilahe illallah:” Bilesiniz ki O’ndan başka da varlık yok! “Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah:”Bu hakikati Kul’um, Rasulüm Muhammed size haber verdi. “HayyeAla’s Salâh:” İşte o haber yüzünden salâta gelin, salâta koşun. “Hayye Ale’l FELAH:” Çünkü kurtuluşunuz salâtta! Kurtuluşunuz orada burada, eşte dostta, internette, o kitapta şu toplantıda değil! Kurtuluşunuz salâtta; koşun salata, koşun kurtuluşa! “Hayye Ale’s Salât, Hayye Ale’l Felah… Allahuekber:” Korkacağın Ekber Allah’tır. “La ilahe illallah:” Siz müstakilen var ve muhtar değilsiniz, yani siz aslen yoksunuz; sen yoksun, illa Allah! Ezan böyle haber veriyor, böyle uyarıyor… Kaç defa, günde kaç defa…
Salâtta “veccehtü vechiye” hali, “yüzümü yüzüne döndüm” hali çok önemlidir. Ancak bu “yüzünü yüzüne döndüm” halini siz bir yerdesiniz de Allah da bir yerde, oradan size, siz de O’na bakıyorsunuz gibi düşünürseniz doğru olmaz. Siz yüzünüzü Allah’a O’nun ilminde dilediği bir ilmi suret olarak dönüyorsunuz, yani siz yüzünüzü her şeyinizle Allah’a teslim olarak (teslim olduğunuzun, müstakilen var ve muhtar bir varlık olmadığınızın farkında olarak) dönüyorsunuz, böyle bir idrakla başlıyor ve devam ediyorsunuz. İlk Tekbir’le birlikte “Allahuekber” demekle kişi işte bu idrakla teslimiyetini ilan eder. Teslimiyet halini yaşadığınız hayattan da bilirsiniz. Beşeri hayatta da, birisi bir kişiyi veya bir grubu elinde silahla teslim alacak olsa, karşıdakiler niye teslim olurlar? Savaşacak her şeyleri bitmişse, hücum edecek hiçbir şeyleri olmadığını anlamışlarsa, öyle bir güçleri yoksa teslim olurlar. Savaşamıyorlar, her şeyleri bitmiş, ellerini kaldırır “teslimiz” derler. Savaşacak hiçbir şeyimiz yok! Bitti, Senin gücüne teslimiz.
Biz, bize lütfedilen iman ve idrakla, “ben de müstakilen varım ve muhtarım” zannını ve iddiasını reddederek “Allahuekber” diyoruz; Allah’a teslimiz! Yani “ey Allahım, senin dışın yok ve biz senin dışında müstakilen var ve muhtar varlıklar değiliz.” Salâttaki her hareketin, her kıpırdamanın, her pozisyon değiştirmenin Allahuekber’le oluştuğuna da dikkat edin! Demek ki, salâttaki her kıpırdama sevgi sonucu değil, korku sonucudur; korkuyla şekil değiştiriyoruz; Allahuekber! diye diye… Allahuekber ürpermedir, ama beşeri bir ürperti değil. Allah’tan korkan hiçbir şeyden korkmaz. Ama beşeri korkuların silinmesi için Allah korkusu dediğimiz HAŞYET gerekir. Bizim haşyet dediğimiz aslında tam manasıyla Haşyetullah ile ifade edilir. Bu yolda doğru istikamette ilerlemek ve istikrarlı olmak için Haşyetullah şarttır. Allah’ı doğru tanıdıkça yani Allah ilmini sevip, öğrenip yaşadıkça sizde oluşacak Haşyetullah bütün korkuları öyle siler ki, artık siz hiçbir şeyden korkmazsınız, bütün gerçek korkular (olması gereken korkular) “ancak Allah” korkusuna dönüşür. Fakat bu “hiçbir şeyden korkmamak” hali için önce ancak Allah’tan korkmanız, bunu öğrenmeniz gerekiyor ki bu da ilimle ve ilmin yaşantısıyla mümkündür. Ayetler ve hadisler bize öğretir ki Allah’tan haşyet duymak şarttır ve bu haşyeti ancak ilim ehli kullar duyarlar. İşte Allah’tan korku olan ve mutlaka yaşanması gereken o haşyetin sesleniş biçimi Allahuekber’dir. “Allahuekber” onun dile getirilişidir… Rabbim bizlere haşyetini lütfen ikram ediver, hayrlısıyla çok kolaylaştırıver (amin)…
“Allah’tan gerçek haşyeti ancak âlimler duyar.” (Fatır-28) ayetinden anlıyoruz ki, demek ki bu korku kişiyi zavallı yani korkak, güçsüz, zayıf, beceriksiz yapmıyor. Ama beşeri korkuda öyle değil, hayattaki beşeri korkularda zavallı olmak şarttır! Ama Allah yolundaki gerçek haşyet hem öyle değil hem de o haşyeti duyabilmek için âlim olmak gerekiyor; ne kadar bilirseniz, tanırsanız o kadar korkuyorsunuz! O yüzden bilen/âlim ne diyor: Allahuekber! Haşyetin sesleniş biçimi, dile gelişi, görünüşü; Allahuekber’dir! Demek ki, salât içindeki Tekbir’ler bir aerobikçinin “bir ki, üç, beş, zıpla, şimdi eğil, şimdi kalk” komutları değil. Nedir peki? ÜRKME ANLARI’dır! Şekil “Allahuekber”le değişiyor. Şekil değişirken Allahuekber’le bir evrensel biçime dönüşüyor; Elîf Lâm’a, Lâm Mîm’e dönüşüyor; bedeninizle “Elîf” “Lâm” “Mîm” şekilleri oluşuyor. Ki hepsi Evrensel Pozisyonlar’dır. İşte o Evrensel Pozisyonların her birisinin diğerine geçişi Allahuekber’ledir, bu müthiş değişim değişim bir ürpertiyle oluyor…
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04