Mustafa Yılmaz Dündar

Edep Ya Hu – 41

Mustafa Yılmaz Dündar

“A” Takdim Formu”ndan KURTULMAK, o yaşantıyı sağlayan veri tabanından kurtulmaktır. Onun veri tabanını hızla yok edecek önemli şeyi Haşr Suresi öğretiyor: Euzü Billahi mineş şeytanir racim Bismillahi’r Rahmâni’r Rahiym. “Lev enzelna hazel Kur’ane ala cebelin leraeytehu haşian mutesaddian min Haşyetillah ve tilkel emsalü nadribuha lin’nasi leallehum yetefekkerun: Eğer şu Kur’an’ı (başı semada, kökü yedi kat yerin dibinde) bir dağın (kaskatı kesilmiş bir şuur mazharının) üstüne inzal etseydik, elbette onu Allah haşyetinden dolayı huşu ederek çatlayıp parça parça olduğu halde görürdün. İşte bu misalleri insanlara tefekkür etsinler diye darbediyoruz (veriyoruz).” (Haşr-21). Sadakallahu’l Aziym.
Bahsedilen parçalanmaya ALLAH HAŞYETİ sebep oluyor. Allah Sevgisi değil. Haşyetullah olmadan istenilen sevgi risktir. İnsanlar bazen İslam’a sevgi açlığından da yaklaşır. “Onu sevdim olmadı, bunu sevdim olmadı, gerçek sevgiyi buldum, Allah’ı seveceğim” der ve yaklaşır ama o bir kandırmacadır! Bakar olmuyor, sonra o sevgiden bıkar. Çünkü yanlış bir iş; tanrılar dünyasının sevgisiyle Allah sevilmez, Tanrılar Dünyası’na ait duygularla Allah’a yaklaşılmaz. Yaklaşırsan, yarın bir gün heyecanla sarıldığın o şeyi mecburen bırakırsın. Yaklaştıracak şey HAŞYET’tir, Allah’a haşyetle yaklaşırsın! Bu ayetteki bir önemli şey de; tanrılığı parçalayanın, yok edenin haşyet olduğudur!
Bu haşyet, bildiğimiz korkulardan çok farklıdır! Bildiğimiz korku dediğimiz şey tanrıların birbirlerinden korkusudur, Tanrılar Dünyası’nın korkusudur. Haşyet o korku değil! Allah’tan korkmak tanrılar dünyasındaki korkularla hiç ilişkili değildir, Allah’ı sevmek de tanrılar dünyasındaki duygusal davranışlarla hiç ilişkili değildir. Haşyeti içindeki korku ve sevgiyle açacağız, “demek ki buymuş!” deyinceye kadar açacağız ve beynimizde Haşyet’le ilgili bir veri tabanı oluşturacağız. Çünkü haşyet çok önemli! Ne olduğunu tanımlarıyla çok iyi bilmemiz gerekiyor.
“Allah’a korkuyla yaklaşmak doğru mu?” gibi bir soru sizin de aklınıza gelebilir. Allah’a korkuyla yaklaşılmaz, ama şöyle: Siz Allah korkusunu tanrılar dünyasındaki korkuyla anlatırsanız doğru olmaz! Kimsenin Allah’tan öyle korkmasını istemem, o yanlıştır, Allah’tan öyle korkulmaz! ALLAH KORKUSU tanrılar dünyasındaki gibi bir korku değildir. Çocuğunuza da “sadece Allah’tan çekinip korkma”yı tanrılar dünyasındaki korku gibi anlatırsanız çocuk Allah’a karşı siner. Çünkü tanrılar dünyasındaki korku sindirir. Oysa Allah korkusu olan HAŞYETULLAH cezb eder, çeker. Kendine çeken, içine alan bir korkudur o. O korku; razı olmama, istenmeme korkusudur. Öyle bir korku sizi sindirmez! Ama tanrılar dünyasındaki korku nefret doğurur. Eğer siz Allah korkusunu da öyle sanıp anlatırsanız nefret oluşturursunuz, yaptığınız iş tanrı işi olur! Oysa haşyette bahsedilen korkuyu yaşayabilseniz, o hem sizi kendine çeker, hem de bir sevgi doğurur; o korkudan sevgi doğar. Haşyeti saksıdaki bir çiçek gibi düşünürsek, onun toprağı korku, ürünü sevgidir, korku toprağından sevgi çıkar. Dolayısıyla, bir kişiye baktığınızda “bu kişi Allah’ı çok seviyor” diyebilmeniz için onda sevgiye ait görmeniz gereken beden dili Haşyet’tir, korkudur. Ne kadar korkuyorsa “Allah’ı o kadar seviyor” dersiniz. Bu cümleyi onda fark ettiğiniz korkuya söylersiniz: O kadar seviyor ki Allah istemez diye korkuyor! O kadar seviyor ki çok utanıyor, Allah’tan çok korkuyor. Nasıl farklı bir korku imajı çıkıyor, görüyor musunuz?
Haşyetin bir boyutu böyle bir Allah korkusudur. Onun bir boyutu da Allah’ın yarattığı sistemde romantikliğin olmamasından kaynaklanan korkudur. Mesela elimdeki bardağı bıraksam düşer. Yer çekimi çalışır, bir romantiklik yok, düşer! Öyle bir sistem çalışıyor ki, siz bu sistemin gerçeklerini fark etmez ve buna karşı korunmazsanız cehenneme gidersiniz! Haşyetteki korkunun bir boyutu da sistemin çalışmasından korkudur, sistemle ilgili korkudur. Bir aralar kuş gribi hayatımızı nasıl etkilemişti? Kuş gribi salgını varken nasıl korktunuz, tavuk eti yemediniz, kanatlı görünce ürperdiniz! Şu an kuş gribini konuşuyor olsak ve size; “sakın kuşlara, tavuklara dokunmayın” diyor olsam, siz de bana; “niye korkutuyorsun? Ondan korkutarak değil sevgiyle bahset!” deseniz olur mu, kuş gribi sevgiyle anlatılabilir mi? Kuş gribinden korkmanız gerekiyor! Niye? Kuş gribi olmamak için! Korkup tedbir alacaksınız. Buna Kur’an MÜTTAKİ diyor. Allah, bize onları Bakara Suresi’nin hemen ilk ayetlerinde “korunanlar, korunmak isteyenler” olarak tarif ediyor! Arka plan bakışıyla, onlara “korunması dilenmiş olanlar” diyebiliriz. Ama insan boyutundan baktığımız için, müttakilere “korunmak isteyenler” diyelim. Neden korunmak istiyor? Sistemden! Onu OKU’du, sistemdeki gerçekleri gördü, sistemden korunmak istiyor, tedbir alıyor, korunuyor. Buraya şüpheli bir piliç eti koysak, kuş gribi de çok yaygın, aramızda da kuş gribini konuştuk, çıktık. Siz çok açsınız, baktınız kimse yok, hazır kimse yokken şu buttan bir ısırayım der misiniz? Kimse yok ama niye korktunuz? Sistem korkusu budur! Bu olay Allah korkusuyla, Allah’ın sisteminden korkmakla nasıl bağdaştı değil mi? Allah sana “yapma yasak” diyor, baktın kimse yok, yapıyorsun! Demek ki, böyle bir korku gerekiyor! Nasıl, sistemi okudun, o eti ısırmadın, onun gibi bir korku şart! Kimse yoktu ama korktun, ısırmadın: Korundun, korudun kendini! Hâlbuki Allah’ın söylediklerinde böyle yapmıyorsun, yapıyor musun? “Şu haram, şöyle yap” deniyor, bakıyorsun kimse (?) yok yapıyorsun! Veya varsa da aldırmıyor yapıyorsun! Niye? Bu sefer de sana göre Allah YOK! Allah olsa, inansan yapmazsın! Demek ki, uydurduğun bir Allah mefhumu var; istediğin zaman ortaya çıkıyor, istediğin zaman çıkmıyor. Mevlüd’lerde, cenazelerde çıkıyor, bir hasta görünce çıkıyor, çoluk çocuğunun başına bir şey gelince çıkıyor, sonra yok! Yani her şey rayında gittiğinde ortaya çıkmayan bir Allah uydurmuşsun. Çok yanlış! Sistemle ilgili böyle bir korkuyu hızla yakalamak gerekiyor! “Şunları şunları yapmazsam cehennemden kurtulamam” korkusu öyle olmalı ki; tavuk için olan “dikkat etmezsem kuş gribine yakalanırım” korkusunu geçmelidir! Sistemle ilgili tedbir gerekiyor! Bir profesör çıkıp kuş gribiyle ilgili konuşsa, tedbirleri anlatsa, “ne biçim adam, hep korku anlatıyor!” der misin? İşte sistemi anlatan kişiye de bu gözle bakmak gerekir. Ama Allah’tan korku insanların birbirlerinden korkuları gibi anlatılırsa o yanlış olur, o zaten yanlış! Kimse, Allah’tan öyle korkmamalı! Haşyetullah öyle bir korku ki muhabbet doğurur! Allah korkusunun doğruluğunu insan oradan anlar, fark eder. Hiç bilmediği bir sevginin, bir muhabbetin doğduğunu görür. Onun doğmasına sebep olan Allah korkusudur. Bu yüzden bir kişiye baktığınızda hükmü verirsiniz: Çok seviyor çünkü çok korkuyor! Ama bu korku örnekteki korku gibidir; sizi korur, sizi korkak yapmaz!
Haşr-21. ayete göre tanrılığı parçalayan şey haşyettir. Haşyetin parçaladığı yapı ise bir dağ idi! Allah haşyetinden paramparça olan o DAĞ “A” Takdim Formu”dur. Çünkü “A”ların dünyası dağlarla doludur, hepsi “küçük dağları ben yarattım” diyen birer dağdır! Hepsi müstakil bilinç ilan etmiş, müstakil bir güç ilan etmiş, o güce, gücünü uyguladığı alanlara, bulduğu fırsatlara göre de dağları ben yarattım edasına girmiştir! O tanrıların dünyasını param parça edecek olan Haşyetullah’tır. İnsana o haşyeti sağlayacak şey nedir? Bu KUR’AN-I KERİM’dir; OKU’maktır! Yani Kur’an’ı ve kitabı (kâinatı, sistemi) okumaktır! Sistemi okumakla, Kur’an okumakla sizde açılacak olan HAŞYET sizin rablığınızı, ilan ettiğiniz tanrılığınızı paramparça yapar. Sonuç olarak; “B” Takdim Formu” için haşyet şarttır! “B” halinde yaşayanların hayatı “pür haşyet”tir; o hayatta “ihlâs” vardır, “ihsan” vardır…

Yazarın Diğer Yazıları