Mustafa Yılmaz Dündar

Edep Ya Hu – 58

Mustafa Yılmaz Dündar

Fıtratımızda mevcut olan, açığa çıkaracağımız sevgiyi dünya hayatındaki Esfele Safiliyn formatın nefret ile örtmesini önlemenin tedbirlerini çok önemsemeliyiz. Bu işe özellikle konuşmamıza dikkat ederek başlamak gerekiyor. Bir mümin olarak günlük hayatta Esfele Safiliyn idrakın “nefret kökenli konuşma dili”ni mutlaka terk etmeliyiz. Bu dili terk ettikçe göreceğiz ki, insanda sürekli nefret üreten esfele safiliyn idrak ile oluşan duniHi algı (Allah’ın dışı var ve biz de oradayız algısı) ve bu algının zann’ları sadrdan temizlenir ve kalbte var olan ve fıtrata ait olan asıl sevgi hissi açığa çıkar ve fonksiyon kazanır. Bu mücadele yolunda şu ayeti de dikkate alalım:
“Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin (sevmesin). Kim böyle yaparsa onun Allah ile dostluğu kalmaz, sevgi ilişkisi kopar.” (Âl-u İmrân 28)
Dünya hayatında yanlış sevgilerle oyalanan ve ömür mühletini böyle israf eden için şu ayet uyarmaktadır:
Zuhruf Sȗresi 67: “O gün dostlar (dünya hayatındayken Esfele Safiliyn sevgili olanlar) bazısı bazısına düşmandır, ancak müttakiler (Allah için fıtratlarına uygun sevmeyi öğrenenler) müstesna.”
“Kazanılmış Değişim”lerini Hakk yolda gerçekleştirmeye talib olanlar için Rasulullah (SAV) Efendimiz, bu mücadelede müminlere bir dua öğretmekte ve önermektedir: “Allahümme inniy es’elüke hubbeKE ve hubbe men yuhibbuKE: Allahım, Sen’den sevgini ve Seni sevenleri sevmeyi dilerim.”
Genişletilmiş bir mana ile söylersek: Allahım, bana seni sevmeyi öğret. Fıtratımdan gelen kalbimdeki gerçek sevgiyi aktif kıl. Dünya hayatı kurallarıyla seni sevenleri sevmek ve onları anlamak mümkün olmaz. Bunu bana mümkün kıl ve kolaylaştır ki seni sevenleri de sevebileyim. Ulaşmak istediğimiz bu sevgiyi perdeleyen ve Sadr’ımıza yerleşip Kalb’imizi örten “ğıll/nefret” illetini de def et, bizi bu Ğıll’den temizleyiver Ya Rabbi. (Âmin)
Çünkü kalpte bulunan Ğıll cennete girmeye engeldir. Hicr 47 ve A’raf 43. ayetlerden öğreniyoruz ki cennete girecek müminlerin Kalb’inden, Sadr’ından Allah Ğıll’i söküp atar. Ve Haşr 10’dan öğreniyoruz ki Rabbimiz kalbimizin Ğıll’den temizlenmesi için dua etmemizi istemekte, bu ayette bize bunun duasını öğretmektedir. Dolayısıyla, sevgiyle ilgili hadisten öğrendiğimiz dua, Haşr Sȗresi 10. ayette Rabbimizin öğrettiği dua, bunlarla birlikte Rabbimizin “Vedud” esmasının Zikrullah’ını görev edinmek ve “nefretin konuşma dili”ni terk etmek çok önem arz etmektedir.
İnsanın Ahsen-i Takviym yapısının sevgi anlayışı ve davranışları, barış ve esenlik gibi hallerin Yaşanabilir Hayat Normları Allah’ın Selam esması kapsamındadır. Selam esması kanunlarıyla, bu haller Yaşanabilir Hayat Normları’na dönüşür. Bu yüzden bir mümin bir başka müminle karşılaşınca “Selamün aleyküm” der o da “Ve Aleyküm selam” diyerek karşılık verir. Yani şöyle söylerler: “Ey mümin kardeşim! Allah sana dünya hayatında seni cennete götürecek bir hayat tarzı verir inşaAllah ve ahiret hayatında da seni cennetine alıverir inşaAllah.” Diğeri de: “İnşaAllah beni de seni de.” diyerek cevaplar.
Dolayısıyla; dünya hayatında insanların Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkileriyle yaptıkları Hakk ve batıl tercihlerine göre oluşmuş iki hayat tarzı grubu vardır.
Bir: DuniHi algı ve zann’larına dayalı, “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiası şemsiyesi altında “Nefret Hayat Tarzı” ve “bu hayat tarzının konuşma dili”.
İki: Billahi Anlamda İmana dayalı, Allah’a kulluk şemsiyesi altında “Selam Hayat Tarzı” ve “bu hayat tarzının konuşma dili”.
Ahirette de dünya hayatının “Yaşanabilir Hayat Normları”yla kazanılan değişimlere uygun konumları içeren iki tür hayat tarzı vardır:
Bir: Dünya hayatı sırasında “Kazanılmış Değişim”ini batıl yolda tamamlamış olanların konuşlanacağı Nefret Yurdu karakterli cehennem ki İbrahim Sȗresi 28. ayette “Dârü’l Bevâr” diye geçer.
İki: Dünya hayatı sırasında “Kazanılmış Değişim”lerini Hakk yolda gerçekleştirenlere ikram edilecek olan Selam Yurdu vasıflı cennet. Yunus Sȗresi 25. ayette “Dâru’s Selâm” diye geçer.
Bütün bunların gerçekleşmesini sağlayacak hükümler de “Kader-Matriks Programı”nda yer alır. Olayların sondan başa veya baştan sonra basamaklandırılması sonucu ortaya çıkan anlam ise “Kader Manası”dır. Konuyu özetler nitelikte olan şu hadise dikkat ediniz: Hadiste Efendim (SAV) buyurmuşlardır ki: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevmek için de selamlaşın, selamlaşmayı yayın.”
Hadise konumuz çerçevesinde bir geniş mana verelim: Cennete girebilmek için Billahi anlamda iman etmek gerekir, yani DuniHi algı ve zann’larından sıyrılmak, “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasından vazgeçmek gerekir. Billahi anlamda iman salih amelle birlikte olmalıdır, yani Billahi imana uygun bir hayat tarzı oluşturmak gerekir. Böyle bir hayat tarzı nefret üzerine yani kalbte Ğıll bulunarak gerçekleştirilemez; bu nefret ile din kardeşinizi sevemezsiniz. O halde Ğıll’den kurtulmanın önemli bir göstergesi olan “birbirimizi sevme”yi, “Müminler ancak kardeştir” prensibini gerçekleştirmeyi öğrenmeliyiz. Bu amaçla kendinize ve birbirinize selam duası yapınız ve bu duayı yaygınlaştırınız. Çünkü Allah’ın Selam esması kullara selamet ihsan eden, yakîn halini yaşatan, Billahi anlamda iman edenlere İslam’ı kolay ve güzel eyleyen, Dâru’s Selâm olan cennet yaşantısını meydana getirendir.
Konuyu Zümer Sȗresi 72 ve 73. ayetlerle bağlayalım: “Denildi ki, girin cehennemin kapılarından, orada ebedi kalıcılar olarak! Mütekebbir (Müstakilen Varım ve Muhtarım iddiasıyla) hayat tarzı oluşturanların kalacak yeri ne kötüdür. Rablerinden ittika eden Billahi anlamda iman sahipleri ise zümreler halinde cennete sevk olunmuştur. Nihayet oraya geldiklerinde ve onun kapıları açıldığında cennetin bekçisi onlara “Selamün Aleyküm, tayyib (tertemiz) olmuşsunuz ebedi kalıcılar olarak girin oraya” (der)”…

Yazarın Diğer Yazıları