Mustafa Yılmaz Dündar

Edep Ya Hu – 63

Mustafa Yılmaz Dündar

Suçlama ve şikâyet. Eğer bunları sizdeki “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiası ile ilişkilerini kurmadan düzeltmeye kalkarsanız siz nazik adam, hümanist adam olursunuz. Ama “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiası ile ilişkilerini kurarak ve orada çıkan ilaha “la ilahe illallah” diyerek düzeltmeye başlarsanız o zaman bu Muhammedi bir iş olur. Sizdeki ilah yapıyı hayalinizde iyice yakalayıp, o yapıya “La ilahe” deyin, onu ancak öyle silebilirsiniz. Lütfen iyi dikkat edin, suçlayan cümleyi irdeledik, bu cümleler bende niye var dedik ve bizdeki sözde ilahı yakaladık. Ama onu yakalamakla silemezsiniz, onu siz silemezsiniz. Onu silmenin yolu ona “La ilahe” demektir. Suçlayan cümle kurmamakla onu silemezsiniz. Bunlar bir yolun basamaklarıdır. İyi dikkat edin, eğer bu cümleleri Müstakilen Varım ve Muhtarım iddianız ile ilişkilendirmezseniz, şikayet eden halinizden yola çıktığınızda sizdeki sahte ilaha ulaşmazsanız, o ilah yapının, o iddianın rahatsızlığını görmezseniz, bu levm ediş, bu eleştiri İslami olmaz. Bunu herkes yapabilir. “Suçlayan cümle kurmayın” önerisi sadece bizde değil, dünyadaki bütün hümanist anlatımlarda var. Ama onlar bunu “La ilahe illallah” demek için yapmıyor. Birini suçlayan, kendini aklayan cümleler, şikâyet övgü cümleleri, bütün bunları irdelerken bu cümleleri kurmaktan vazgeçip ama aynı idrakla yaşamaya devam ederseniz siz nazik bir adam olursunuz. Bizim hedefimiz bu değil. Bu cümleleri irdelerken, onların ” Müstakilen Varım ve Muhtarım iddiası” ile yapıldığını görüp, buradan kendinizdeki ilah yapıyı, sözde ilahı, sizdeki ilah davranışını görüp, ona “la ilahe” deyip, sonra da “İllallah” diyerek Allah’a sığınmazsanız o yanlışları Hakk yolda silemezsiniz. “La ilahe illallah” zikrullahı aslında böyle yapılır. Bir ilah görmeden “La ilahe” dediğinizde neyi sileceksiniz? Bir gruplasınız ve “La ilahe illallah” zikrullahı yapıyorsunuz, ama ortada sildiğiniz bir ilah yoksa siz neyi sileceksiniz, neye “La ilahe” diyeceksiniz o zaman? Bu zikrullahın sizi tedavi etmesi için silinecek bir malzemenizin olması lazım. Bu anlattıklarımızdan sizdeki iddiayı, o sahte ilahı yakalayın lütfen. Yakalayın ve ona “La ilahe” deyin. “La ilahe” ile onu atın. Ve “illallah” ile doğrusunu beyninize yerleştirin. Bunu kendinizdeki sözde ilaha yapıyorsanız, o zaman zikrullah çalışır, o zikrullah sizi tedavi eder. Aşağıların Aşağısı yazılarımızın ve aynı adlı kitapçığımızın “Kurtuluş Bölümü” yazıları on madde halinde basamak basamak bunu anlatıyor, lütfen bir daha dikkatlice okuyun. Eğer biz kendimizi zorlayıp o ilahı fark edip, ona “La ilahe” dersek işte onu o zaman Biiznillah sileriz, yani Rabbim onu siler; Kelime-i Tevhid’e verdiği nurla Rabbim onu bize sildirir, yerine İllallah… Hatta onu yaparken kendimizi öyle alıştıracağız ki, alnımızın ortasını biliyorsunuz, işte zikri burası ile söylemeye çalışın. Bu iki kaşının ortasının biraz üstünü öyle yapın ki, konuşurken ağzınızda diliniz konuşuyor ama sanki bu dil, bu ağız iki kaşın ortasının biraz üstünde gibi olsun, onları bu noktaya getireceksiniz. Alnından siliyormuşsun gibi “La ilahe” deyip atıp, “illallah” deyip içeri alıyor gibi olmalı. Ağzın, burnun, dilin, hepsi çalışacak ama hepsi iki kaşın ortasının biraz üst kısmında gibi oluyor. Hatta onu secdede yaparsanız, “La ilahe illallah” derken, sana bunları yaptırtan o sahte ilah var ya, onu “la ilahe” ile attın… İllallah… Bu şekilde “la ilahe illallah” zikri yaparsanız alnınızın ortasındaki o noktayı açarsınız. Orası önemli bir nokta, o açıldıktan sonra sıra başın üstündeki noktayı açmaya gelir. “Onları alınlarında yönetiriz” ayeti bununla ilgili sanılabilir ama değildir, o ayet beyinle ilgili, his… “Alın yazısı, yazgı, kader” diyorsunuz, o beyinle ilgili bir sembol.
Gün içinde yanlış işler konuşulan ortamlardan kendimizi uzak tutmak lazım. Fark ediyorsunuz ki şikâyet cümleleri, suçlama cümleleri kuruluyor. Bunları duydunuz diyelim, duyunca ne oluyor, ne yapıyorsunuz? Mesela onlara ders vermeye mi kalkıyorsunuz? Dikkat edin, içinizden orada kimseye ders vermeyin, kimseye bir şey söylemeyin. Ama o muhabbete girmeyin. Girmeden ama onlardan da uzak kalmamayı başarın, yoksa başarılı olamazsınız. Size hastalık işini anlatayım da görün ki bu da bir hastalık. Onlar bunu hastalık kabul etmiyorlar ama Kur’an’a göre hastalık. Bu da maraz, kalp marazı, hastalık… Muhafaza buyur ya Rabbi! Literatüre girmiş bir bilgi vereyim. Tüberkülozlu hasta sanatoryumda yatıyor, kapının koluna tükürüğünü sürermiş ki gelenler orayı tutunca onlar da hastalansınlar. Bu olaydaki hastalığı bulaştırma duygusunu fark ediyor musunuz? Ona kimse onu öğretmiyor. Amerika’nın bir ucundaki de bunu yapıyor, Asya’daki de bunu yapıyor, birbirlerinden habersizler ama aynı şeyi yapıyorlar. Esfele Safiliyn’de de böyledir, hasta hastalığını bulaştırmayı sever. Dolayısıyla, gördüğünüz o hastalar da hastalıklarını bulaştırmayı severler. Bakarlar ki size bulaşmıyor, bu sefer sizden rahatsız olurlar. Kur’an bize öğretiyor, bakın: Lut kavmi Hazreti Lut aleyhisselamın şehirden çıkarılmasını istiyor, bunu şehirden uzaklaştıralım diyorlar; Neml 56: “Kavminin cevabı ise; onları (şehirden) çıkarın, onlar pek fazla temiz olmaya çalışan insanlar, demek oldu.” Gerekçeleri ne? Hazreti Lut (AS)’ı ve inananları ne ile suçluyorlar? “O ve onlar her konuda çok temizlenen kimseler” diyorlar. Onun ve ona tabi olanların konuşmaları, düşünmeleri, yaşantıları, şehre göre çok temiz, onlar temizlenenler, onları şehirden çıkarın diyorlar. O zaman akıllı davranarak hem yanlışa uymayacağız hem de işi gücü yanlış kişilere kaptırmayacağız. Yoksa yanlış yaşayanlar birleşir, inananları beğenmezler, tuzak kurarlar, Hazreti Lut’u şehirden atma politikası güdenler gibi, “bu çok temizlenen biri” deyip sizi sessizce işten, piyasadan atmaya çalışırlar. Yanlışa fırsat vermeyeceğiz. Nasıl? İşimizde çok iyi olarak, kimsenin hakkını yemeyerek! Özellikle hak yememe işi, adalet İslam’da o kadar önemlidir ki… Muhafaza buyur ya Rabbi. Adaleti ve emniyeti yani güvenliği bozmak, İslam’daki en tehlikeli şey! Bir yönetici bir saat adaletli hükmetmişse çok yüksek mükâfatı var. Adaleti bozmak Rahman ismini bozmak, Rahman ismiyle mücadele etmek demektir. Adaleti bozmak ne kadar korkunç, ne kadar tehlikeli bir şey! Ama hayat öyledir ki adaleti bozanlar yalandan adalet arayışına çıkarlar. Dünyaya şu anda bu anlayış hâkim! Öyleyse siz eğer çalıştığınız yerde hak ve hukuka süper riayet ederseniz, kim olursa olsun, adalet ve hak konusunda kimseyi ayırmazsanız, önemserseniz, işinizi iyi yapar, elinizden gelen gayreti gösterirseniz ve de “inanmayanlar veya yanlış inanışlı olanların Allah yardımcıları değilken onlar işlerinde başarılılar, ama bir inanan olarak Allah benim yanımda ama başarılı değilim” diyorsanız bu iş olmaz. Hem Allah yanınızda hem de başarısızsınız, olmaz! Burada yanlış yapan kim; Allah mı, suçlanacak olan Allah mı? Allah size desteği verdi, öyleyse hata sizde. Karşınızdakiler hem Allah’la değil hem de başarılılarsa, bu nasıl olur? Olmaz! İnsan yeryüzünde Halifetullah olarak yani Allah’ı temsil eden olarak ne yapıyorsa onu Allah rızası için yapmalı, doğru, düzgün yaparak başarılı olmalı. Hakkı koruyan olmaya çok dikkat ederseniz inşaAllah zor zamanlarınızda siz de desteklenir, korunursunuz.

Yazarın Diğer Yazıları