İLAHLIK İDDİASININ ÖNEMLİ ÜÇ ÖZELLİĞİ: HÜKÜM VERMEK! MÜLK SAHİBİ OLMAK! GÜÇ SAHİBİ OLMAK!
Muhtariyeti Tercih Gücü, (dünya yaşantısındaki) muhtariyet gereği, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’na “hüküm vermek, mülk sahibi olmak, güç sahibi olmak” iddiasına sahip olma özellikleri kazandırır. Bu sebepledir ki nefsin şerri belirmiştir. Böylece Muhtariyeti Tercih Gücü sayesinde Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu yani nefs dünyalı olmuştur. Muhtariyete olan aşkı ve bağlılığıyla İlahlığını ilan etmiştir; bu durum, her türlü şirkin kaynağını oluşturan ESAS ŞİRK veya TEMEL ŞİRK olarak insanda belirmiştir. Böylece Muhtariyeti Tercih Gücü sayesinde Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu, yani nefs dünyalı olmuştur. Ahsene Takviym yapıdaki nefs dünya yaşantısına başlayınca Nefsin Şerri özelliğini kazanıyor. Nefsin şerrin üç belirtisi vardır. Nefsin şerrine, vehmin zulmetine tabi olanın, ilahlık iddiasında bulunanın önemli üç özelliği vardır: Hüküm vermek! Mülk Sahibi olmak! Güç Sahibi olmak! “Ben de hüküm verebilirim, benim de kendime göre mülküm ve gücüm var” der. Bu iddialar ve bu iddialara uygun davranışlarla nefsin şerri hayata başlamış olur. Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu (nefs), Muhtariyeti Tercih Gücü sayesinde Nefsin Şerri özelliğini kazanıp da dünyalı olunca “Tercih”i nasıl kullanıyor bakalım:
ESAS ŞİRK, TEMEL ŞİRK KENDİ İLAHLIĞINI İLAN ETMENDİR
Nefsin Şerri Tercih’i muhtariyet yönünde kullanır, muhtariyete olan aşkı ve bağlılığıyla ilahlığını ilan eder. Bu durum her türlü şirkin kaynağını oluşturan ESAS ŞİRK, TEMEL ŞİRK olarak insanda belirmiştir. Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’yla “BEN” diyerek kendisini takdim eden ilmî suret bu hayali çok ileri götürüp, iddia haline getirip haddi aşarsa “ben varım ve muhtarım” der, ki Esas Şirk budur! Onun bu ilmî surette ilahlığını ilan etmesi Temel Şirk’tir, ASIL ŞİRK’tir. Bu kadar açık cümlelerle söylüyoruz; GERÇEK ŞİRK, kendi ilahlığını ilan etmendir. Bu ilahlık ilanı ve iddiası nar üretir, onun her hali nar üretir. İşte bu iddiayla cennete girilmez. Daha sonraki yaşantında bu iddianın yeri cehennemdir. “La ilahe” denilen şey, ilan edilen bu İlahlık İddiası’dır, farkında ol veya olma! Esas “La ilahe” denilen budur! La ilahe İllallah, ilan edilmiş olan bu ilahlık iddiasına söylenir! Bilerek veya bilmeyerek ilan edilen bu yaşantıya “La” denir. La ilahe; bu ilahlık yok! Kelime-i Tevhid onu yok etmek, onu fonksiyonsuz kılmak için söylenir.
“Bu ilahlık iddiası ve bu iddianın gereği olan yaşantıya cennet yasaklanmış olup, bu insanlar için “ASHABUN NAR” hükmü verilmiştir. Vehim mekanizmasındaki insan nefsi, Allah’a karşı muhtariyet söz konusu bile olmaksızın “VAR GİBİ GÖRÜNÜR”ken; dünyalı olan insan, “Muhtariyeti Tercih Gücü” sebebiyle Vehmin Zulmetine düşerek nefsinin şerri gereği Allah’a karşı “ben varım ve Muhtarım” demiştir. Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nu yani NEFSİni, bu dünya yaşantısı süresince “Muhtariyeti Tercih Gücü”nün yol açtığı Muhtariyet İddiası ve bu iddianın gereği yaşantıdan arındıran gerçekten kurtulmuştur. İlmî suret dünyalı olunca Muhtariyeti Tercih Gücü gizli iken SEV’ATından beliriyor.
NEFS KAYITLI KENDİNİ HİSSETME DUYGUSU’DUR!
Nefsini arındıran kurtulmuştur cümlesindeki “nefs” nedir, onu açılımıyla söylüyoruz: NEFS Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’dur! NEFSini (Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nu) bu dünya yaşantısı süresince “Muhtariyeti Tercih Gücü”nün yol açtığı Muhtariyet İddiası ve bu iddianın gereği yaşantıdan arındıran kurtulmuştur. Nefs neden arındırılacak? Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu [Nefs] yeryüzünde belirince, yeryüzüne gelince onunla birlikte beliren bir şey vardı; Muhtariyeti Tercih Gücü. İşte nefsini, nefsine eklenen bu gücü yanlış kullanımından arındıran gerçekten kurtulmuştur. Bu, nefs tezkiyesinin açık, net tarifidir. Bunu şöyle de söyleyebiliriz: Nefsini şerrinden, vehmini de zulmetinden arındıran gerçekten kurtulmuştur.
“Her bir nefs’e ve onu tesviye edene!” (Şems-7)
Şems Suresi başından itibaren yemin taşır. Bir yerde yemin varsa akıl sahipleri için o yeminde düşünüp bulmaları gereken çok önemli bilgiler, ahiret için lazım olan ipuçları var demektir.
“Sonra da ona fucûru’nu ve takvasını ilham edene.” (Şems-8)
FÜCUR; Hakk’dan, Sistem’den sapmışlıktır. TAKVA; sistemden korunmadır! Ayette, Nefs’e fucûrunu ve takvasını ilham edene yemin var! Şems-7’de Nefs’e ve onu Tesviye Eden’e, Şems-8’de nefse Fucûr ve Takva’yı İlham Eden’e yemin var. Nefse, Fücur’un Vehmin Zulmeti, Nefsin Şerri olduğu, Hakk’tan (Sistem’den) sapmışlık olduğu ilham ediliyor. Bir de Takva (sapmışlıktan korunma) ilham ediliyor, Nefse bu iki ilhamı verene yemin.
“Onu (Nefsi) tezkiye eden gerçekten kurtulmuştur.” (Şems-9)
Ayet diyor ki: Bulunduğunuz hali tezkiye eden gerçekten kurtulmuştur. Nefsi tezkiye edeceğiniz, arındıracağınız, temizleyeceğiniz şey Muhtariyeti Tercih Gücünün getirdiği muhtariyet bağımlılığı ve muhtariyet içeren davranışlarıdır.
“Onu gömüp gizleyen ise gerçekten kaybetmiştir.” (Şems-10)
Varım ve Muhtarım iddiası [vehmin zulmeti] ŞER’dir. Bu şerle kim nefsi gömer gizlerse o da gerçekten kaybetmiştir. Muhtariyeti Tercih Gücü belirdikten sonra “Muhtariyeti Tercih Gücü”yle ilişkileri nasıl, bu tercihi nasıl kullanıyorlar?” diye bakıldığında insanlar şu dört gruptan birindedir:
MUHTARİYETİ TERCİH GÜCÜ VE İNSAN GRUPLARI
Bir: Ben Varım ve Muhtarım iddiasını hayatının enerji kaynağı olarak görür ve bu halin sürdürülebilirliği için muhtariyetin her türlü imkânlarını değerlendirir. Bu kişinin yaşantısının enerji kaynağı “varım ve muhtarım” iddiasıdır. “Ben müstakil/ayrı bir varlığım. Aklım, iradem, hayatım özgürdür! Bunları düşünmek ona hayat enerjisi verir, ileri atılma enerjisi verir, onu motive eder. Bu motivasyonu sürdürülebilir yapabilmek için muhtariyetin her türlü imkânını kullanır. Çünkü enerjisi muhtariyet! Kendince haklı. Hz. Âdem’e fikir verenin kendine göre haklı olması gibi bu grup da kendine göre haklıdır! Bu grupta olana o kolaylaştırılmış, herkes yerine hazırlanıyor.
İki: Varım ve Muhtarım iddiasında bulunur. Ancak bunu hayatının enerji kaynağı görmemeyi mütevazılık sayar. Enerjisini Allah’tan aldığını, varlığını ve muhtariyetini Allah için kullandığını, o tercihe yönelttiğini savunur. Çok rastlayacağınız bir gruptur, bilmeden içine düşebileceğiniz bir gruptur ve önemli bir gruptur! Varım ve Muhtarım iddiasında bulunur, “Varım ve Muhtarım ama hayat enerjimi Allah’tan alıyorum” diyerek mütevazılık yapar, Allah’a karşı mütevazı davranır; “benim değil O veriyor” der. Ayetler onları açıklıyor: “Bunu kim veriyor diye sorsan “elbette Allah” derler, sen “Elhamdülillah” de!” Bu düşüncede olanlar muhtarlığı hayatının enerji kaynağı olarak görmezler, “elbette Allah” derler, bunu mütevazılık, boyun eğmek sanarlar. Enerjisini Allah’tan alır, varlığını ve muhtariyetini “Allah için kullanıyorum, Allah’a yönelttim” der. Çok dikkat edin; o var ve muhtar, ama bunu Allah için kullanıyor. İdrakının doğruluğunu göstermek için ayetlerden deliller de gösterir: “Dileyen Rabbine yönelir” ayetini okur, “ben de varlığımı Rabbime yönelterek ayetin gereğini yerine getiriyorum” der. Davranış olarak ayeti yerine getiriyor, idrak olarak değil! O ayetin hemen altında, olması gereken idrak tarif ediliyor. Davranış doğru, idrakı doğru değil.
Üç: Muhtariyeti Tercih Gücü’nün ve getirisi olan muhtariyet iddiasının şirk halinin esasını oluşturduğunu idrak eden kişi bu rahatsızlığı içerisinde o halden kurtulma çalışmalarını sürdürür. O bu haliyle Nefs-i Levvame’ye girmiş olur. Bu cümle doğrudan Nefs-i Levvame halinin bir tarifidir: Bu grup, Muhtariyeti Tercih Gücü’nün getirisi olan “muhtariyet iddiası”nın, şirk halinin esasını oluşturduğunu idrak etmiştir. Bu yaşantının rahatsızlığı içerisindedir. Bu halden kurtulma çalışmalarını sürdürmektedir. Kul için bu elbette çok önemli bir haldir…
Dört: Üçüncü Grup Muhtarlık’tan kurtulmaya çalışan güzel bir gruptu. Onlar öyle güzel çalışmalar yaptılar ki nihayet merhamet edip onlardaki Muhtariyeti Tercih Gücü’nü sahibi, Rabbi alıyor. Onu aldığı için Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu olan Nefs’te artık Muhtariyet söz konusu bile değildir! Merhamet etmiş, “bu ağır bir yük” demiş ve “Muhtariyeti Tercih Gücü”nü almış. Bunu ayetle öğretiyor: “Elem neşrah leke sadrak…” Sırtında Yük var ve bu ağır bir yük.. Kulun (Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nun) sırtındaki ağır yük Muhtariyeti Tercih Gücü’dür, onun getirdiği muhtariyet ve muhtar davranışlardır. Bu tariflere çok dikkat edelim… Aksi halde oyuncaklarla uğraşır dururuz…
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04