İNSANDA TERCİH GÜCÜNÜN OLMASI LÜTUFTUR
Ayetler bize salâtla sabretmeyi önerir. Salâtla sabreden, bu ilimle bu yolda çalışma yapan ve salâtla bekleyendir. Neyi? Allah’ın merhametinin ulaşmasını! “Allahümme rahmeteke ercu, diye diye, “Allahım merhametini umuyor bekliyorum” diye diye bekliyor Hz. Âdem (AS) tövbesinde “merhamet etmezsen mahvolmuşlardan oluruz” diyordu. Merhamet etmezse öyle! Bu yüzden o yalnızca merhamet istedi. Bizim de Nefs-i Levvame çalışmaları içinde “Allahümme rahmeteke ercu” yakarışıyla merhamet beklememiz, sabr etmemiz gerekiyor…
Elhamdülillahi Rabbilâlemin, bir grup var ki, sahibi onlardan Muhtariyeti Tercih Gücü’nü almış, onların sırtından bu yükü kaldırmıştır. Sırtından yük gittiği için artık Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nda muhtariyet söz konusu değildir. Dünyada yaşarken Rabbi merhametiyle ilmî suretten Muhtariyeti Tercih Gücü’nü aldı, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’ndan Muhtariyeti Tercih Gücü alındı. Yeryüzüne gelmesi nedeniyle sırtına yüklenmiş bu hali Rabbi merhametiyle aldı, artık onda o yok. Bu çok farklı bir şey… Peki, bu kul şimdi ne yapacak? O şimdi neden kurtulmak için uğraşacak? Çok dikkat edin lütfen, Muhtariyeti Tercih Gücü varken ondan kurtulmaya çalışıyorsunuz, o alınmışsa neden kurtulmaya çalışacaksınız?
Muhtariyeti Tercih Gücü aslında bir lütuftur. Şöyle ki: İnsan dünyaya gelirken Muhtariyeti Tercih Gücü’yle değil de Muhtariyet Gücü’yle gelseydi, hep muhtar kalacaktı. Tercih Gücü olduğu için Levvame şansı var. İnsanda Tercih Gücünün olması lütuftur. Bu gücü yanlış değerlendirenler onu görmeden, anlamadan bu konuları anlattıkları için yanılgılara sapılıyor. Zanlarını anlattıkları için yanılıyor ve yanıltıyorlar! Muhtariyeti Tercih Gücü’nü görmedikleri için “insanın aklı, iradesi müstakildir, biz varız ve muhtarız. Allah bizi özgür bırakmış” diyorlar. Muhtariyeti Tercih Gücü’nü fark eden kişinin bu “Tercih Gücü” nedeniyle halini, idrakını düzeltme şansı vardır. Yalnızca “Muhtariyet Gücü” ile yaratılmış olsaydı böyle bir şansı olmazdı. Bütün bunları, “İnsan-29” dilini kullandığımız için böyle anlattığımızı lütfen unutmayın…
İNSAN NEFSİ ESAS OLARAK İKİ HALDEN
BİRİNDEDİR: NEFS-İ EMMARE, NEFS-İ LEVVAME.
Muhtariyeti Tercih Gücü varken ondan kurtulmaya çalışan, o kendisinden alındıysa ne yapacak? “Vehmin Zulmeti”nden geri dönüşsüz çıkmış olan nefs artık vehimden rahatsızdır, vehim halinden kurtulma çalışmaları yapıyordur. Allah bu kulunu vehim halinden de kurtarır inşaAllah. İdrakı bir adım daha ilerlettik. Vehmin Zulmetinden kurtulunca rahatsızlık vehimle ilgili olur. Daha önce vehmin zulmetinden kurtulma çalışmaları yapan idrak şimdi vehminden rahatsız, vehimden kurtulma çalışmalarıyla meşgul. Ömrünü bu halde tamamlayabilir veya Allah onu vehim halinden de kurtarmıştır. Sürece dikkat lütfen: Daha önce Muhtariyeti Tercih Gücü’nden gelen muhtariyet hallerinden kurtulmaya çalışıyordu. Allah kurtardı! Şimdi vehimden rahatsız, vehimden kurtulma çalışmaları yapıyor: Bu çalışmalarla meşguldür veya Allah onu vehim halinden de kurtarmıştır…
“Varım ve Muhtarım” kriterine göre insan nefsi esas olarak iki halden birindedir: Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame. Emmare; “Varım ve Muhtarım” iddiası ve gereği olan yaşantıda olanların halidir. NEFS-İ EMMARE emir veren nefstir. İkincisi NEFS-İ LEVVAME. Allah’ın varlığını örten her türlü halden rahatsızlık duyan nefs Nefs-i Levvame’dir. Bu rahatsızlık nedeniyledir ki kişi öncelikle “Muhtariyeti Tercih Gücü’nün yol açtığı vehmin zulmetinden sonra da vehim idrakından arınabilme çalışmalarına başlar. Bu çalışmalarla, Billahi anlamında iman ve bu imanın gereği salih ameli hedefler. Ama yaşanan temel nefs hali bu ikisidir: Ya Emmare veya Levvame.
“Nefs-i Levvame’de olanlara genel olarak verilen isim MÜTTAKİ olup, hedefleri Muhammedî Muvahhid idrakı ve yaşantısıdır. Nefsler ancak “Muhtariyeti Tercih Gücü”nden arınınca mutmain olur ki, bu durum Nefs-i Mutmainne’dir. Artık Nefs-i Levvame çalışmalarına Vehim idrakından sıyrılmak üzere devam eder.”
NEFSLER ANCAK MUHTARİYETİ TERCİH GÜCÜ’NDEN ARININCA MUTMAİN HALE GELİR VE BU DURUM NEFS-İ MUTMAİNNE’DİR.
YAPTIKLARIMIZIN KABUL EDİLMESİ İÇİN MÜTTAKİ SINIFINDA OLMAMIZ GEREKİYOR
Müttaki “korunan” kuldur ve Nefs-i Levvame’de olanların genel adıdır! Ve muttakilerin hedefi bellidir: Muhammedî Muvahhid idrakı ve yaşantısı! Konu Nefs-i Mutmainne’ye kadar geldiği için Mutmainne’nin halini söyledik: Nefsler ancak Muhtariyeti Tercih Gücü’nden arınınca Mutmain hale gelir ve bu durum Nefs-i Mutmainne’dir. MUTMAİN NEFS’in tarifi budur. Bu haldeki nefs mutmain olmuş nefs olarak Nefs-i Levvame çalışmalarına devam ediyordur. Ancak bu kez zulmetten değil Vehim idrakından sıyrılmak üzere yoldadır. Nefsin tüm davranışları, tüm gayretleri İnsan-29 gereği olup, aslında İnsan-30 kapsamındadır. Bundan şaşmamak gerekir!
Müttaki’yi ve hali olan Takva’yı ilgili ayetlerden paylaşalım: “Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini Bil-Hakk tilavet et… Hani ikisi de birer kurban takdim etmişlerdi de (ikisinden) birinden kabul olunmuş (kurban amacına ulaşmış, vuslat gerçekleşmiş, yaklaştırıcı yerini bulmuş) diğerinden kabul olunmamıştı. (Kurbanı kabul olunmayan) şöyle dedi: “Kesinlikle seni öldüreceğim.” (Kurbanı kabul olunan ise;) “Allah yalnızca muttakilerden kabul eder” dedi.” (Maide-27)
Bu ayetteki kurban bildiğimiz KURBAN’dır; yaklaştırıcıdır, Allah’a yaklaştırıcıdır. Nefsi şerrinden temizleyici bir davranıştır, bir sunuştur! İkisinden birinin takdim ettiği kurban kabul olunmuş, amacına ulaşmış, vuslat gerçekleşmiş, yaklaştırıcı yerini bulmuştur. Diğerinden kabul olunmamıştır. Dikkat edin, kurbanı kabul olunmayan; “kesinlikle seni öldüreceğim” diyor. Kurbanı kabul olunan ise; “Allah yalnızca muttakilerden kabul eder” diyor. Bu iki cümle iki zıt idraka ait iki davranış özelliğidir! Bu yüzden ayette bize öğretilen şey Nefs-i Emmare’yi (tanrıyı) ve Nefs-i Levvame’yi tanımak açısından önemlidir. Emmare’de olandan kabul edilmiyor. Kurbanı kabul edilmediği için diğerine “kesinlikle seni öldüreceğim” diyor. Yani ona yaşama hakkı tanımıyor. Kabul olunan ise bir açıklama yapıyor: “Allah yalnızca muttakilerden kabul eder.” Bu bize yaşantımız için birçok ders veriyor. Önce şudur: Yaptıklarımızın kabul edilmesi için müttaki sınıfında olmamız gerekiyor. Ayetten anladığımız önemli ve öncelikli uyarı budur. Ayette tanrıyı tanımak ve izini sürmek adına çıkaracağımız başka şeyler de var. Mesela: Tanrı (ilah yapı) kendini kurtarmak için başkasını suçlama yolunu tercih eder; kendini paklar, başkasını haklar, hep! Daha önce bunu ayetlerle genişçe gördük, bunun izlerini kendimizde arayalım. Arayınca ufak ufak buluruz. Tanrı her zaman kendimi paklar başkasını haklar, o yönde fikirler üretir. Tanrılık iddiasındaki bu kişi başkasını suçlamaya ahirette de devam eder, kendisini kurtarmak için başkasını suçlama özelliğini orada da kullanmaya kalkar! Ayetteki bir diğer öğüt şudur: “Seni öldüreceğim” diyen kurbanı kabul olan kardeşini sevmiyor. Onlar inananı sevmiyor. Bunu ayet söylüyor: “İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar ise sizi sevmezler. Ve siz Kitab’ın tümüne iman edersiniz, onlar sizinle karşılaştıklarında “iman ettik” derler, kendi başlarına kaldıklarında ise size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. “Öfkenizle ölün” de. Muhakkak ki Allah, Aliym’un BiZatis Sudur’dur.” (Âl’u İmran-119)
İnananlara sesleniyor: Siz öyle kimselersiniz ki Hakk’ı bildiğiniz için inanmayanları da seversiniz! Neden? Hakk’dan dolayı! Ama onlar sizi sevmez. Siz Kitab’ın tümüne iman edersiniz, onlar size “iman ettik” der, kendi kendilerine kaldıklarında size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. “Öfkenizle ölün” de. “Öfkenizle ölün” önemli bir mesajdır. Allahım muhafaza ediver, ÖFKEYLE ÖLMEK kesinlikle imansız gitmektir. Çünkü öfke tanrının çok önemli bir özelliğidir, “Varım ve Muhtarım” iddiasında bulunan ilahın en önemli özelliği öfkedir! Tanrının cazibe platformu Öfke ve Cinsellik’tir! Bu yüzden, tanrılık iddiasında olanlara “öfkenizle ölün” deniyor.
“Size bir iyilik dokunsa bu onların fenasına gider. Ama size bir kötülük isabet etse onunla ferahlarlar. Eğer sabreder ve takva üzere olursanız onların hilesi size hiç bir zarar veremez. Muhakkak ki; Allah, onların amellerini muhittir.” (Âl’u İmran-120)
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04