KATILAŞAN KALPLER
Kur’an bize “Katılaşan Kalb”i de misallerle anlatır; Bakara (74), Rum (58, 59) ayetlerinde olduğu gibi.
Bakara (74): “Sonra bunların ardından (bir müddet geçince) kalpleriniz yine katılaştı; taş gibidir o (kalpler), belki daha da katı. Muhakkak ki, taşlardan bazıları var ki, ondan nehirler fışkırır. Ve (o taşlardan) bazıları var ki, şakk diye yarılır da ondan su çıkar. Ve öyleleri de vardır ki, haşyetullah dolayısıyla aşağılara düşer… Allah amellerinizden gafil değildir.”
Rum (58, 59): “Andolsun ki; Biz bu Kur’an’da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak batıl şeyler ortaya atmaktasınız. İşte bilmeyenlerin (Hakkı tanımayanların) kalplerini Allah böylece mühürler.”
Bakara Suresi’nin 67-71. ayetlerinde yahudilere kesmeleri emredilen sığır vardır. Sure de adını bu sığırdan almaktadır. Bakara 72 ve 73. ayetlerde bu sığırın bir parçasıyla Hz. Musa aleyhisselam İsrailoğullarına bir mucize gerçekleştirir. Eski Mısırlıların ineğe tapmaları, bir dönem yahudilerin de buzağıya tapmış olmalarından sonra Hz. Musa aleyhisselam’ın İsrailoğullarına bir sığır kestirmesi daha sonra da bu sığırın bir parçası ile bir mucize gerçekleştirmesi, bütün putların da Allah’ın kulu olduğunu, Hükmün ancak Allah’a ait olduğunu da bu topluluğa hatırlatıyor ve gösteriyordu. Ancak Hz. Musa aleyhisselam’ın mucizesinden sonra bir müddet doğru istikamette duran İsrailoğulları daha sonra asıl karakterlerine dönmüşler ve kalpleri katılaşmıştır. Bakara Suresi 74. ayette bu durumu Rabbimiz bir misalle inananlara anlatmıştır.
KALP NASIL KATILAŞIR?
Bakara-74. ayetle verilen misal İsrailoğulları özelinde yaşanan olayla ilgili olmasına rağmen insanoğlunun her döneminde yaşanan ve yaşanacak bir vakadır. Benzer durum Rasulullah (SAV) Efendimiz’in Ay’ın yarılması mucizesinde de görülmüştür. İnkâra hazır esfele safiliyn yapılarıyla yalanlayıcıların nasıl davrandıklarını Kamer Suresi’nin 1-3. ayetlerinden öğrenelim: ” O saat yaklaştı ve Kamer (Ay) yarıldı. Eğer bir ayet (mucize) görseler hemen yüz çevirirler ve ‘süregelen bir büyüdür’ derler. Yalanladılar ve hevalarına tabi oldular. (Oysa) her emr istikrar bulur, hedefine ulaşır.”
Bakara 74’deki misalde “kalpleriniz yine katılaştı” buyrulmaktadır. Anlıyoruz ki, insan kalbi asıl yapısı olarak katı değildir, bir sebeple katılaşmaktadır. İşte, kalbi katılaştıran bu sebep, verilen misalin de esas mesajını oluşturmaktadır.
İnsan kalbi Allah fıtratındandır (Rum 30), ahseni takviym üzere yaratılmıştır (Tiyn 4), asla katı değildir. Ancak dünya hayatının gereği olarak esfele safiliyne reddedilen (Tiyn 5) insan kalbi vesveseden ve zann’lardan etkilenir hale gelmiştir. İnsanlar ve cinler insanların sadrlarında vesveseler üretirler (Nas 5, 6). Vesveselerin yol açtığı zann’lar, zann’ların sebep olduğu fiiller kalbin üzerini bir pas gibi örterler (Mutaffifin 14). Çünkü zann bir ilim değildir ve Hakk olan bir şeyin yerini tutmaz (Yunus 36, Necm 28).
Zann havuzu olan sadr, kişide duniHİ algı ve zann’ları hayat tarzı olarak yerleştikçe zann’ların hâkimiyetine geçer. Bu durumda kalp asıl fıtratı üzere değil, sadrın zann hâkimiyeti altında kararlar alır ve fiillere dönüştürülmek üzere beyne gönderir. Çünkü fuad yaptığı analiz ve sentezlerde Lüb aklından değil, kişinin heva ve heveslerinden veriler alır; elbette ki, bu durumda analiz ve sentez sonuçları batıl yönde oluşur, fiiller batıl olur, duygu, düşünce ve yorumlar batıl olur, arzular, hevesler, hedefler batıl olur, dünya hayatının tanrılar savaşı düzeni içerisinde egolar tavan yapar, ğıll (nefret) normalleşir ve kalpler katılaşır. Müstakilen varım ve muhtarım iddiasındaki insanın kalbi katıdır, onun merhameti sahtedir. Ahseni takviym kulvar merhamet ve sevgi üzerine, esfele safiliyn kulvar merhametsizlik ve ğıll (nefret) üzerine kuruludur.
İNANANLAR KAZANILMIŞ DEĞİŞİMLERİNİ HAKK YOLDA GERÇEKLEŞTİREBİLSİNLER DİYE RABBİMİZ KUR’AN’DA HER ÇEŞİT MİSALE YER VERMİŞTİR
İnananların Allah ahlakıyla ahlaklanmalarını isteyen Rabbimiz En’am Suresi 12 ve 54. ayetlerde “Merhameti kendime farz kıldım” buyurmakta ve inanan kullarına da “Birbirinize Hakk’ı ve sabrı (Asr 3) ve merhameti (Beled 17) tavsiye edin” diyerek öğüt vermektedir.
Kaskatı kesilen kalp taş ile kıyaslanmış ve “taş gibi, belki de daha katı” buyrulmuştur. Kaskatı kesilen kalbin merhametsiz oluşu, Hakk görülüyorken vicdansız davranarak Hakk’ı görmezden gelmesi, Hakk’ın anlaşılmaması için yaygara yapması, Hakk’ı Hakk olarak görenleri küçümsemesi hatta alaya alması, Hakk’ı Hakk olarak görenleri huzursuz yapmak için toplumda bozgunculuk yapması yönüyle kıyas taşa değil, taşın sert ve katılığı vasfına yapılmıştır. Düşünen, akleden kalplerin anlamasını kolaylaştırmak ve dikkatlerini çekmek amacıyla bu benzetme yapılmıştır. İnananlar kazanılmış değişimlerini Hakk yolda gerçekleştirebilsinler diye Rabbimiz Kur’an’da her çeşit misale yer vermiştir; inananlar kıyas yöntemiyle fuadlarından Hakk sonuçlar elde etsinler diye. Ancak, sadrlarının vesveseleriyle yaşayan ve olayları bu çerçevede değerlendiren inkârcılara misaller değil mucizeler getirsen inkâr yolunu hiç tereddütsüz tercih ederler ve Hakk tebliğ için “Bunlar batıl şeylerdir” derler. İnkâr ve azgınlıktaki inatları sonucu Rabbim onların kalplerini mühürler de kalpleri taş gibi katı olur.
Katılık ve sertlik bakımından inkârcıların kalbi taş ile kıyaslanmaktadır, ama bu benzetmeye rağmen inkârcının kalbine göre katı ve sert olan taş bile bir merhamete sahiptir; “nehir fışkırtır, yarılır da su çıkarır, haşyetullah sebebiyle alt üst olur da yuvarlanır” denilmektedir. Haşr Suresi 21. ayette “İşte bu kaskatı ve sert olana hem de dağ gibi yükselmişine Kur’an’ı inzal etseydik, onu Haşyetullah’tan dolayı paramparça olmuş görürsün” denilmekteyken; Ey sen inkârcı insan! Kur’an sana geldi ama senin kalbin katılaştı da ilahlık hissiyatınla Allah’a ve Billahi anlamda iman edenlere savaş açtın, ancak Allah sizin bu halinizden ve yaptıklarınızdan gafil değildir. Bu konu hakkında Nahl Suresi 106. ayette “Kalbi imanla mutmain olduğu halde, (küfre) zorlanan müstesna, kim imanından sonra Allah’a kâfir oldu ve küfre sadr açtı ise, işte onlar üzerine Allah’tan bir gadap iner. Ve kendilerine aziym bir azap vardır.” buyrulmaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
EDEP YA HU – BAĞINIZA GİRERKEN…
17 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – HAKKI ÖRTMEMEK LAZIM…
16 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – SUÇLAMAK, SUÇLAMAK, SUÇLAMAK…
15 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – DİLİ TEMİZLEMEK, KALBE ULAŞMAK
14 Temmuz 2021 00:02EDEP YA HU – ULAŞMAMIZ GEREKEN BİR KEMALAT VAR…
13 Temmuz 2021 00:04