Mustafa Yılmaz Dündar

Ve Allah Bir Misal Verdi – 7

Mustafa Yılmaz Dündar

ATALARINA TABİ OLANLAR
Atalarına Tabi Olanlar, Bakara Suresi 170, 171. ayetlerde bize verilen misallerle şöyle anlatılır:
Bakara (170, 171): “Onlara ‘Allah’ın inzal ettiğine tabi olun’ denildiğinde onlar: ‘Hayır! Biz atalarımızdan gördüğümüze tabi oluruz’ derler. Ya ataları bir şeye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememişlerse…? (Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin misali, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünemezler.”
Öncelikle ayette geçen “Hayır! Biz atalarımızdan gördüğümüze tabi oluruz” cümlesi ele alınmalıdır. Çünkü bu cümle insanın esfele safiliyn formatında bulunan bir küfür izidir. İnsan bu cümle açısından kendi yapısını incelerse mutlaka izini yakalayacaktır. Lütfen yapımızı inceleyelim ve bu konuda kendimizde yakalayacağımız izleri fark edelim. Hayatın normali zannederek bu cümleyi yaşantısında ne kadar uygulamakta olduğunu da insan kendisi açısından gerçek bir hakem ve hâkim olarak incelemelidir.
AMELLERİMİZİ YAKIP KÜLE ÇEVİREN BU İZLERİ ÖNEMSEMELİ VE TEMİZLEMELİYİZ
Şu örnekleri normal yaşantıda öyle çok görürüz ki: Birisine yanlış uyguladığı bir şeyin doğrusunu gösterirsiniz, ancak o size “olsun, ben rahmetli babamdan böyle gördüm” der. Bir ev hanımı “Benim anneannem böyle yapardı, bu yüzden bu böyledir” der. Bunlar konunun anlaşılabilmesi için çok basit örnekler, ancak önemli olan bu izi görebilmek ve bu izle mücadele edebilmektir. Mümkün olduğunca küfür izleri barındırmamalıyız. Aynı durum, inananlar için de geçerlidir. Mesela, bir mü’mine sahih bir hadis veya ayet ile bize öğretilmiş bir bilgi verirsiniz, o size “biz babalarımızdan, biz büyüklerimizden böyle gördük” der. Bütün bu anlatılanların ayette verilen örnekten çok fazla bir farkı yok değil mi? Bütün bu sebeplerden, Kur’an ayetlerinin her an geçerli uyarılar olduğunu, onların yalnızca tarihsel bir anlatım olmadığını da görebilmek gerekiyor. Dolayısıyla her ne kadar “inanarak yaşıyoruz” desek de her gün birçok konuda ayette verilen misal gereği, “çobanlar ve hayvanlar” hep vardır, maalesef. Unutmayalım ki, bu küfür izleri “müstakilen varım ve muhtarım” iddiasının yaşantıya dönüşmesiyle görülen şeylerdir. Amellerimizi yakıp küle çeviren bu izleri önemsemeli ve temizlemeliyiz.
Bu küfür izlerinin inatçısı, savunucusu ve uygulayıcısı olanlara Rabbimiz müdahale eder ve artık onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler ve bir daha doğru yolu bulamazlar (Bakara 18).
Böyle insanları uyarsan da uyarmasan da onlara birdir, iman etmezler (Yasin 10).
Hakk yola davet için onlara seslenmek sanki çobanın hayvanlarına seslenmesi gibidir (Bakara 171). Hayvanlar çobanın sözlerini nasıl idrak etmezlerse bu insanlar da tebliği idrak edemiyorlar. Oysa hayvanlar çobanın sözlerini idrak edemeseler de gösterdiği yönde yürürler, bilinçsiz de olsa yürürler. Tebliği dinleyen inkârcı insanlar hayvanların bu yaptıkları kadarını da yapmazlar. Bu sebepten inkârcılar hayvanlardan da aşağıdadır (A’raf 179, Furkan 44).
Sadrlarındaki duniHİ algı ve zann’ları onların kalplerini taş gibi kaskatı yapmıştır (Bakara 74). Bu yüzden kalpleri vardır, ama akledemezler (Hac 46, 52-55). Onların kalpleri inkâr edici ve kendileri de müstekbirundur, yani “müstakilen varım ve muhtarım” iddiasında bulunurlar (Nahl 22).
Bakara Suresi 170, 171. ayetlerde uyarılan grupta olmamak için, yani “atalarımızdan böyle gördük, bizim geleneğimiz böyle, bizde adet budur” kapsamında duygu, düşünce, söz ve fiil üretip de yanlışa düşmemek için, her şeyimizle Hakk’a talip ve tabi olmak için, insan kendisini gerçek bir hakem ve hâkim olarak incelemelidir, daima…

Yazarın Diğer Yazıları