Yoğun Bakımda Tedavi Gören İbrahim Tatlıses Ateş Püskürdü
Evinde aniden rahatsızlanan ve tedavisine yoğun bakımda devam edilen İbrahim Tatlıses hastaneden evladına ateş püskürdü.
Bir döneme damgasını vuran ses sanatçılarından olan ve özel hayatı ile gündemden düşmeyen sanatçı şimdi yoğun bakımda tedavi görüyor. Sesi, sanatı ve sahne performansının yanı sıra özel hayatı ile gündemden düşmeyen İbrahim Tatlıses 4 gündür yoğun bakımda tedavi görüyor.
7 Nisan 2026 Salı günü evinde aniden rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırılan ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses’in, safra kesesi problemi dolayısıyla operasyon geçireceği tedbiren yoğun bakım ünitesinde gözlem altında tutulduğu öğrenildi.
Hastaneden bir televizyon programına ses kaydı gönderen Tatlıses büyük oğlu Ahmet Tatlı’ya adeta ateş püskürdü. Tatlıses, ses kaydında şu ifadelere yer verdi: “Yoğun bakımdayım ama süperim. O Ahmet denen oğlum var ya Ahmet yatsın kalksın Tuğçe'ye dua etsin. Melek Zübeyde ile Tuğçe’ye dua etsin Dilan ve Ahmet. Yoksa onları odaya almazdım. Ahmet’i sevmiyorum, sevmeyeceğim, affetmeyeceğim. Hakkımı helal etmiyorum. Benim düşman olduğum insanlarla dost oluyor, gitsinler dostluklarını perçinlesinler. Gidip oteli arıyor, benim otelimde kalıyor utanmadan. Demiyor 'bu otel babamın' yaparken yaptırırken ben vardım. 4 milyon para verdim. Otele 500 milyon masraf yapıldı. Geri para nerede belli değil. Vücudumda herhangi bir şey yok. Safra kesemden dolayı buradayım, yarın alacaklar. Bu kadar basit. Sevenlerime lütfen iyi olduğumu söyleyin.
Ben 5 tane hastaneden aklı melekeleri yerinde diye rapor aldım. Adi tıptan aldım, onun ötesi var mı? Ona bile yalan dedi. Onun amacı ne biliyor musunuz 'Akli melekeleri yerinde değil' desin, kendi kafası da rahatlasın. Sen kimsin? Okuması yazması bile yok. Melek var üniversite bitirmiş, İdo var üniversite bitirmiş. Bunların hepsi profesör. Çocuklarım diye söylemiyorum, profesör. Melek'in hali ortada, İdo'nun hali ortada. İdo, bu tür şeylerle muhatap olmaz. Melek de olmaz ama siz getiriyorsunuz bizi muhatap ediyorsunuz. Sizden rica ediyorum, bu konuşmamı da son kez yapıyorum. Bu adamı konuşturmayın ya konuşturmayın.”