Afyonkarahisar’ın ilk 5 yıldızlı termal otelini kuran Oruçoğlu Holding, özel kitlesi olan bir alanda da adından söz ettirmeye başladı. Oruçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celalattin Oruç’un kişisel merakı ve ilgisi ile maket oyuncaklarla başlayan, ardından klasik araç restorasyonu işine dönüşen bu alan için Oruçoğlu Classic Garage isimli bir işletme de kuruldu. KLASİK ARAÇLAR İLGİ GÖRÜYOROruçoğlu Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Oruçoğlu Classic Garage’da Celalettin Oruç’un emekleri ile restore edilmiş 3 klasik araç satılığa çıkarıldı. Satılığa çıkarılan araçlar Plymouth 1957, Atatürk’ün arabasının modeli olan Mercedes Benz W170 ve Mercedes Benz W115 / 1975 olarak belirlendi. Araçlar, kendi özelliklerine göre 1 buçuk milyondan 8 milyon 750 bin TL’ye kadar alıcı bulabiliyor. BU MERAK NASIL BAŞLADI?Oruçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Oruç, klasik araç restorasyonu alanına nasıl girdiğini, Oruçoğlu Classic Garage’ın internet sayfasında şöyle anlatıyor:“Sadece 7 yaşlarında dedemin yurtdışı seyahatlerinden hediye getirdiği Matchbox araba koleksiyonları rüyalarımı süslerken geçen yıllarla birdenbire balayımızdan başlayan yurtdışı seyahatlerimizde valizlerimize daha büyük ölçekli 1/18 araçları eklemekte bulduk kendimizi, adeta bize böyle bir görev verilmiş gibi. Bunlar bütün dünyadan toplanacak ve dünyada bir kıtlık çıkar ise gelip bizden istenecekti. Tabii birkaç yurtdışı seyahatinden sonra, hanım valizleri ayırıp şahsıma özel bir valiz tahsis edip, seyahat dönüşlerinde bana hesap sormayacağı bir ortam yaratıncaya kadar. Bu süreçler o kadar hızlı geçti ki bu araçların salonumuzda baş köşeye kurulduğu şeref alanı dolup yine eşim tarafından bu haşmetli model arabalar acaba fabrikada bir yer edinmek istemezler mi diye kibarca kovuluncaya kadar evimizde sergilenmeye devam ettiler. Elbette bu riski asla göze alamayan ben, arabalarım birer birer komşu ya da oturmaya gelen altın günü ailelerinin çocuklarına hediye edilerek azalmasın diye acilen kendilerine ofisimde bir makam ayırdım işte o gündür ki 300 civarında olan dünyada çok az sayıda bulunan 1/18 model arabalar ailesi genişleyip 1600 adedini selamlamışlardı. Bu serüvenin ardından Arabalar süratle kendi içinde çoğalmaya devam ederken 1/1 ölçekli gerçek arabalar dünyamda yerini aldı. Babamın eski arabalarını parlatacağım bahanesi ile yavaş yavaş restorasyon dünyasına adım atmaya başladım. Bu ne hastalıkmış kardeşim sanayideki motorcular, boyacılar, elektrikçiler 1. derece yarenim oldu. Kısa bir süre sonra anladım ki arabanın yenilenmesi ne kadar geç biterse, alacakları para o kadar çok artarmış. İşin bir an evvel bitmesini hayal eden ben restorasyon yapacak adamın tuzağına düşüp, Abi bak şurasına da bunu yapıyorum ama üç kuruş daha at, sahte tezgahı ile para sömürülmesine düşürülmekteymişim. İşi öğrenirken, daha iyi öğrendiğimiz bir diğer şey kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz sözüydü. Bunları aktararak klasik otomobil toplatmak isteyen tutkunlarının umudunu kırmak istemem. Ancak şunu bilmelerini isterim ki, profesyonel restorasyon firmaları diye anılan yerlerde daha önce yapılmış arabaların sahipleri ile mutlaka konuşmalılar bu konuda da referans çok önemlidir. O firma nedir? Ne değildir? Hangi sözünü ne kadar yerine getirdi? Ne dedi, ne yaptı, neyi hiç yapmadı? sorularının cevaplarını aramalıdırlar. Benim büyük bir keyif ile ilk yaptığım araç babamın, çocukluğuma eşlik eden aracı olan siyah 4 kapılı 1958 ponton Mercedes’ti. Aracı Afyon’da topladığım için Evelallah Afyon’da kimse bana kök söktüremezdi Allah var ondan sonraki deneyimim Düzce’de yine babamın 230 115 kasa Mercedes’i ile oldu. Arabanın yorgun olması süreci uzattı elbette fakat çilem ondan sonraki araçlarda başladı.”