İYİ Partili Olgun: Devlet Hastanesi'ni Söyleyince Hopluyorlar Hoplamayın Kardeşim!
İYİ Parti Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ile birlikte yaptığı basın toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı tarafından basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına İYİ Parti Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun, İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı İzzet Köken ile teşkilat mensupları katıldı.
BAŞKAN MISIRLIOĞLU İLK KONUŞMAYI YAPTI
Toplantının açış konuşmasını yapan İYİ Parti Afyonkarahisar il Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, “Bugün Afyonkarahisar İYİ Parti İl Başkanlığı olarak ilimizde her ay, bundan önce de yaptığımız gibi, son üç aydır düzenli bir şekilde Genel Merkez yöneticilerimizle, Genel Başkan Yardımcılarımızla birlikte çeşitli sivil toplum örgütlerini, sahada esnaf ziyaretlerini ve ilçe ziyaretlerini gerçekleştiriyoruz. Bugün de ona benzer bir programı icra etmek üzere huzurlarınızdayız. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Programımızın şu an basın toplantısını gerçekleştiriyoruz. Kıymetli Genel Başkan Yardımcılarımız ayrı ayrı sizlere değerlendirmelerde bulunacaklar. Gerek ülkemizle gerekse ilimizle ilgili yaşanan sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde ülkemiz ve ilimiz adına devletimizin gerekli çalışmaları yapmasını diliyorum” dedi.
“SOKAĞA ÇIKAMIYORLAR DİYORUM”
Başkan Mısırlıoğlu’ndan sonra söz alan İYİ Parti Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun, “Ben bir Afyonkarahisar milletvekiliyim. Geçtiğimiz günlerde bir yasa çıktı, biliyorsunuz. AK Parti'nin ve onların ortağı DEM Parti'nin ortaklığıyla bir yasa çıkardılar. Bu yasanın hem Adalet Komisyonu'nda hem de Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde başından sonuna kadar takipçisi, komisyondan geçiriliş sürecinin takipçisi olan bir kardeşiniz olarak şunu söyleyebilirim: Halk da gördü. Onun dışında söyledikleri her şey yalandı. Bu kanunu çıkardılar. Teröristlere affı getirdiler. Şimdi Afyonkarahisar'da bu kanunu anlatmak için çalışıyorlar. Kendilerini anlatamıyor, bakan getiriyorlar. En son, biliyorsunuz, o bakanı getirdiler. En azından halkın tepkisinden kurtulmak için. Ama buna karşı, kendi partili başkanlarına ve liderlerine yaranmak, fotoğraf vermek için çalışıyorlar. Ben ilk defa dün de şahit oldum ki bir Milli Savunma Bakanı Afyonkarahisar'a geliyor.
Bizim Afyonkarahisar'ın derdi tarım, hayvancılık, ekonomi, millet aç. Milli Savunma Bakanı Afyonkarahisar'a gelip de vatandaşın herhangi bir problemini çözecek bir vatandaş değil. Çıkıp da esnaf gezisinde esnafın problemini çözecek bir vatandaş değil. Buna rağmen bir Afyonkarahisar milletvekili polis marifetiyle huzurundan uzaklaştırılıyor. Hani iddia ediyorum, ‘Sokağa çıkamıyorlar’ dediğim bu. Ben Afyonkarahisar milletvekili olarak tekrar söylüyorum: Önceden belirlenmiş, hazırlanmış, kendi partilileriyle oluşturulan mekânlarda poz vermeyi bıraksınlar. Sokaklara çıksınlar, vatandaşın içine çıksınlar. Orada halkın nabzını tutsunlar. Ben buradan sesleniyorum: Afyonkarahisar Valimiz, Sayın Bakanı üç tane şehit ailesinin evine götürseydi veya bundan sonra gelecek ilk bakanı, Şehit ve Gaziler Derneği'nde çekilecek kur’a ile habersiz, hiç habersiz bir şekilde bir şehit ailesinin evine götürsünler. Öyle dinlesinler. Bu milleti böyle algı operasyonlarıyla burada kandırmaya çalışmasınlar diyorum. Ben bu konuda gerek şahsım gerek teşkilatımız olarak Afyonkarahisar halkına da Türk milletine de olan görevimizi, vazifemizi layıkıyla yapmaya çalıştığımızı söyleyebilirim. Yaptığımıza da inanıyorum. Kanımızın son damlasına kadar da bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.
“AFYONKARAHİSAR ZOR DURUMDA”
Milletvekili Olgun, konuşmasına şöyle devam etti:
“Afyonkarahisar gerçekten zor durumda. Bakın, şimdi son sıralamalarda, Ege Bölgesi'nde yapılan birçok araştırmada veya sıralamada Afyonkarahisar nerede? İhracatta gerilerde, üretimde gerilerde, millî gelirde gerilerde. Ve ben defalarca milletvekili olduğum günden bu yana bu konuya değiniyorum. Ben Afyonkarahisar'ın vekili olarak Afyon'un hak ettiğini almadığını söylüyorum. Buradan tekrar sesleniyorum. Şimdi bizim Afyon'da bir sağlık ocağı yapılıyor. Her gün birisi gidip fotoğraf çekiyor. Bakın, her gün birisi fotoğraf çekiyor. ‘Birlikte başardık’ Efendim, bir tane doktor tayin oluyor şu sağlık ocağına. ‘Afyon'a doktor atandı, birlikte başardık.’ Ben burada özellikle sayın basın mensuplarına mesaj vermek istiyorum. Çünkü bu konularda " birlikte başardık" diyor. Birlikte başardık. Onu da başardınız, aferin. İşte bir köyde bazı meselelerde, muhtarlık binasında... ‘Birlikte başardık.’ Bilin ya, Afyonkarahisarlı, devlet yaptı. Devlet yaptı. Paylaşıyorsunuz, "Başardık" diyorsunuz. O zaman Afyonkarahisar Şehir (Devlet) Hastanesi'ndeki olaylarda da siz çıkın, ‘Biz birlikte başardık’ diyelim. Ben onu söyleyince hopluyorlar, hoplamayın kardeşim. Ya tamamen yaptıklarınızı yapmayın ya da burada çıkın, ‘Biz burada birlikte başardık’ deyin. Bunu kimse üzerine alınmasın. Ben burada kimsenin şahsıyla işim yok. Devletin sağlık kuruluşlarına, eğitim kuruluşlarına elinizi çekin. İhracat nasıl artar, üretim nasıl yükselir, bunlarla bana gelin. Ben sizinle ileride burada tartışayım. Bu sebeple artık 25 yıllık iktidarın sonuna geldik. Bu 25 yılın sonunda yapacakları bir şey de kalmadı. En son yaptıkları olay, tekrar iktidar olabilmek için özel af çıkarmak. Başka bunun bir izahı da yok. Bunun anlamı da yok. 50 bin tane şehidimiz bunun için canını vermedi. Ben bu sebeple bu kadar fazla uzatmak istemiyorum. İYİ Parti olarak gerçekten biz şu anda iktidar hazırlığı yapıyoruz ve iktidara geldiğimiz gün, ilk 100 gün, ilk 24 saat, 48 saat neler yapacağımızın çabası içerisindeyiz. Biz onlarla uğraşmıyoruz. Yalanlar da bizi ilgilendirmiyor.”
“TÜRKİYE 100 YILI” GÖNDERMESİ
İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın da Afyonkarahisar’ın ekonomik olarak gelişmesi gereken bir il olduğunu vurguladı. Milletvekili Dalgın, “Afyon tabii Türkiye için çok önemli bir vilayet. Pek çok açıdan önemli. Birisi, İstiklal Savaşı'nın zafere kavuşturulduğu yer. Ama aynı zamanda ekonomik açıdan da pek çok önemli aksın kavuştuğu yer. Kuzey-Güney aksıyla Doğu-Batı aksının kavuştuğu bir kavşak noktası. Türkiye'nin en önemli kavşak noktalarından bir tanesi. Biz de Hakan Şeref Başkan'la beraber iki tane önemli politik alanın kavşağını temsil ediyoruz: Hukuk ve ekonomi. Türkiye'nin genelini vatandaşa sorduğumuzda bu iki temel konu öne çıkıyor. Bunlar da zaten birbirini besliyor. Doğru düzgün bir hukuk olmadan doğru düzgün bir ekonomi yapmak da pek mümkün değil. Ama vatandaşlarımıza "Derdiniz nedir?" diye sıralı şekilde sorduğumuzda, üç aşağı beş yukarı bu konular etrafında buluşuyoruz. Bu sohbeti de o anlamda hem ben hem de Hakan Şeref Başkan yapıyoruz. Hem hukuk hem de ekonomik açıdan.
Hukuk açısından bugün Adnan Menderes'in ve arkadaşlarının idamlarının üzerinden 65 sene geçti. Türkiye'de bugün de hukuk maalesef çok iyi durumda değil. Eskiden de maalesef bu tip facialar yaşanıyordu. Bunlardan ders alarak ileriye dönüp yürümemiz gerektiğini görüyoruz. Ekonomi açısından da maalesef bugüne dair acı bir olayla karşı karşıyayız. O da ne? Mazotun 100 lira olması. Yani Türkiye Yüzyılı'na çıkılan yolda biz yanlış anlamıştık 100 yılı. Bu, mazotun 100 lira olmasıymış. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Bundan 5 sene bile geçmedi. Beş sene önce hatırlayacaksınız hepiniz. Mazot ve benzin 10 liraya çıktığında Türkiye'de büyük bir olay olmuştu. Çoğumuz, ben de dahil olmak üzere, "Ya nasıl olur? 10 lira benzin mi olur? 10 lira mazot mu olur?" demiştik. Beş seneden beş sene geçmeden hükümet buna bir sıfır eklemeyi başardı. Karşı karşıya olduğumuz tabloyu anlamamız açısından bunlar ibretlik bir mesele aslında. Beş senede hepimizi ilgilendiren bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü mazot fiyatı dediğimiz şey aynı zamanda pazardaki limonun da fiyatı demek, kırtasiyedeki kalemin de fiyatı demek, süpermarketteki etin de fiyatı demek. Hiç fark etmez. Mazot dediğimiz şey her şeyi belirliyor. Beş senede bir tane sıfır ekliyor. Korkunç bir durumla karşı karşıyayız. Burada görmeniz açısından ibretlik bir gündeyiz” dedi.
“6 İLA 8 YILDIR EKONOMİK KRİZDEYİZ”
Milletvekili Dalgın, “Şimdi değerli arkadaşlar, Türkiye bir ilki yaşıyor. Ekonomide anlatılan birincisi şu: Çoğumuzun yaşı yetecektir. Türkiye'nin bir krizi vardır. Tipik bir krizi vardır. Nedir bu? V şeklindedir. Türk krizi vurur, herkes sonra toparlar. Bir, bilemediniz iki senede işler yoluna girer, hayat devam eder. Biz şimdi bir V falan yaşamıyoruz. Biz 6 ila 8 senedir krizdeyiz. Nereden sahneye başladığımıza göre değişir. Türkiye'nin krizi bir V ile bir L. Şimdi aşağıya uzun bir kuyrukla devam ediyoruz. Türkiye'nin krizi bir K. Toplumun çok az bir kesiminin, yüzde 5'inin, yüzde 10'unun geliri, serveti yukarı doğru gidiyor. Toplumun yüzde 90'ının serveti, geliri, hayatı, ümidi aşağı doğru gidiyor. Bu bakımdan bir K ile karşı karşıya olduğumuzu hatırlayalım. İkinci büyük nokta, geçmiş krizlerimizde, geçmiş ekonomik sıkıntılarımızda toplumun en azından bir kesimi birazcık daha rahattı. Şimdi hâlâ bakıyoruz, çarşıya pazara gittiğimizde, Afyon'da da, Diyarbakır'da da, Konya'da da, Ordu'da da, Balıkesir'de de, Antalya'da da hep aynı şeyi görüyoruz. Sizlerde, birbirimizde, hayatımızda da aynı şeyi görüyoruz. Şimdi emekli mutsuz, gençler mutsuz. Esnaf da mutsuz, sanayiciler mutsuz. Özel sektör çalışanları mutsuz, çiftçiler mutsuz... Yani toplumun neredeyse bütün kesimleri bir baskı altında gidiyor. Hükümete yakın veyahut da çok parası olan az bir kısım dışında toplumun geniş kesimlerinin böyle bir baskı altında olduğu bir dönemle karşı karşıyayız. Bu da bir ilk. Ama derseniz ki ‘Senin içini en çok ne acıtıyor?’ Benim içimi acıtan ilk şu: Mahcubiyet yok arkadaşlar, mahcubiyet. Dün Hazine ve Maliye Bakanı'na baktık. Demek ki televizyona çıktı. En ufak bir mahcubiyet yok. Türkiye'de asgari ücretten vergi almıyoruz. Acı ilacı olmayabilir ama en azından bir empati göster. ‘Elimizde canımız yanıyor, bu acı ilacı hep beraber yaşayacağız, hep beraber bu yükü taşıyacağız’ de. ‘Biz de kendi payımıza bunu yapıyoruz’ de. En azından bir şey göster, bir alın teri, bir mahcubiyet göster. Hiç o havada değil.
O bakımdan pek çok başka iş bakımından da ama sadece bu bakımdan bile bu iktidarın ve bu ekonomi politikasının değişmesi için yeterli. Çünkü vatandaşı anlamayan, Afyon için değil Londra için çalışan, Balıkesir için değil New York için çalışan, Diyarbakır için değil Hong Kong için çalışan, Konya için değil Dubai için çalışan bir program var karşımızda. Yüksek faizi topla, tersine Robin Hood programı diyorum ben buna. Hani şu meşhur Robin Hood, zenginlerden alıp fakirlere dağıtırmış. Bu arkadaşlar orada doğrudan vatandaşlardan topluyor, zenginlere, genelde yurt dışındaki finansal odaklara parayı dağıtıyor. O bakımdan sırf bu bile bu hükümetin ve bu ekonomi politikasının değişmesi için yeterli” ifadelerine yer verdi.
“AFYON’A LOJİSTİK İHTİSAS BÖLGESİ KURULMALI”
Milletvekili Dalgın, İYİ Parti’nin ekonomi politikasını şöyle açıkladı:
“İlk 48 saatte yapacaklarımızı söyleyeyim. Şimdi ekonomik politikanın aslında üç tane büyük başlığı var. Birincisi, genelde televizyonlarda konuşulan, medyamızın da haber yaptığı, vatandaşımızın da sık sık takip ettiği döviz, borsa, faiz, altın gibi şeyler. Bunlar önemsiz değil. Bir nabız verir. Ama ekonomi bundan ibaret değil. Bunlar önemli. Türkiye'de tabii ki faizlerin aşağı inmesi lazım. Ama güveni tesis ederek inmesi lazım. Emirle, baskıyla inmemesi lazım. Türkiye'de tabii ki dövizin makul bir seviyede olması lazım. Ama daha çok çalışarak ve verimliliği artırarak Türk lirasının değer kazanması lazım. Yani tabiri caizse arabanın gittiği yolun asfalt olması lazım. Arabanın gittiği yolun düzgün bir asfalt olmasının temelinde güven var. Ama yolun asfalt olması, arabanın gitmesi anlamına tabii ki gelmiyor. Bu bir ön şart. Ama işleri çözmüyor. İkinci büyük nokta, yeterince konuşulmayan ve hükümetin tamamen başarısız olduğu nokta, benim "aş ve iş" dediğim noktam. Aş ve iş. Yani sen hayat pahalılığını belli bir noktada kırabiliyor musun? Sen istihdam yaratabiliyor musun? Buna beraber bakalım. Şimdi bir parantez açalım. "Niye hayat pahalılığı diyorsun, enflasyon demiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Enflasyon fiyatların artış hızı. Hayat pahalılığı, benim kendi gelirimle ne kadar kıyma, ne kadar peynir, ne kadar mazot alabiliyorum? Esas benim derdim ikincisi. Çünkü bütün fiyatlar ve bütün ücretler bugün dursa, biz halimizden memnun değiliz, değil mi? Bizim gelirimiz de artmasın, masrafların düşmesi lazım. Esasında bizim istediğimiz şey o. O yüzden bizim programımız, ekonomik programımız "Bolluk ve Bereket Ekonomisi." Daha fazla üretimin önünü açan, arzı artıran, çiftçinin daha fazla üretmesiyle fiyatların aşağı indiği, fabrikaların daha fazla çalışmasıyla istihdamın arttığı bir program. Mevcut iktidar bunu faiz artırarak yapıyor, biz iş yapmayı kolaylaştırarak, üretimin önünü açarak yapacağız. Aramızdaki temel fark budur. Bir de üçüncü tarafı var bu işin. Ne dedik? Birincisi bu yolun kendisi. Değil mi? Hani döviz, faiz falan, o meseleler. İkincisi arabanın kendisi. Yani aş ve iş. Esas bizi götürecek olan şey. Üçüncüsü de ona benzinin ne olduğu. Benzin, hakikaten Türkiye'nin modern çağa, güçlü bir ekonomiye kavuşması. Hani o çağ, o büyük Türkiye'nin bugünkü yansıması.
Biz bugün bunu nasıl yapacağız? Biz bugün bunu organize sanayi bölgelerini artırarak yapacağız. Bunların her birini demiryollarıyla limanlara bağlayarak yapacağız. İnternet hızını bütün Türkiye'de artırarak yapacağız. Vergileri düşürerek yapacağız. Bunun neticesi de istihdamın artışıyla olacak.
Ama bakıyorum ben, Sayın Vekilimizle dün de konuştuk, bu sabah da birazcık konuşuyorduk Afyon'u. Şimdi Afyon'da muazzam bir potansiyel var. O kavşak noktası, Doğu-Batı, Kuzey-Güney akslarının ortası. Mesela burada muazzam bir lojistik ihtisas bölgesi kurulması lazım. Türkiye'nin tarım dâhil en önemli lojistik merkezlerinden biri olması lazım. Bütün ulaşım hatlarını da buraya yığmanız lazım. Aynı zamanda gıda enflasyonunu da böyle düşürüyorsunuz. İhracatı da böyle artırıyorsunuz. Yani hayatın çıktıları da böyle. Afyon ekonomisini de böyle coşturuyorsunuz.
Kendisi tek muhalefet milletvekili burada. Diğer dört iktidar vekili arkadaş ne yapıyor diye bir konuşalım. Tabii sağlık ocağı çok kıymetli bir şey de bunlar artık çok mütevazı meseleler. 2026'da bunun böyle bahsedilecek bir şey olmaması lazım. Yani rahmetli Süleyman Demirel'in başbakanlığında Afyon Lisesi mevcuttu. Rahmetliyi analım. 2026'da neyse bundan oynamazsak... Bu zaten senin işin yani. Allah aşkına, böyle bir şey olamaz. Veyahut da bütün dünya yapay zekâyı, yeni bilim merkezlerini konuşuyor. Afyon bunun için de çok önemli. O lojistik ihtisas bölgesinin yanına bir veri merkezi kurulabilir. O, buradan teknolojisiyle Afyon'u ilerletir. Bakıyorum, bunu da konuşmuyorlar. O bakımdan Türkiye'yi ilerletmek için hem bu lojistik faaliyet zincirini bir çözmemiz lazım, üstüne aş ve iş yaratan, hayat pahalılığını azaltan, istihdamı artıran ekonomi politikalarını devreye almamız lazım. Üçüncüsü de Türkiye'yi zıplatacak, gelişmiş ülkeleri yakalayacak hamleleri yapmamız lazım. Bizim bütün programımız bunun etrafında. İktidar partisi zaten bunları yapamadı. Diğer muhalefet partilerinin de ne kadar gündeminde olduğunu sizlere bırakıyorum.”
OLGUN’DAN LOZAN HATIRLATMASI
Batı Trakya Türklerinin eğitim durumu ile ilgili Meclis Araştırmasının İYİ Parti tarafından verilmesi ve Batı Trakya Türklerinin eğitim hakkının engellenmesiyle ilgili soru üzerine İYİ Parti Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun şu cevabı verdi:
“Türkiye’de normalde Güneydoğu'da, Doğu'da yaşayan Kürt vatandaşlarımızın zaten kimsenin sorunu yok ki. Bugün gidin, bakan da oluyor, milletvekili de oluyor, Meclis Başkanı da oluyor. Bugün Batı illerimize gelin. Yani Afyon'umuza dair... Ben, yani kimse kimsenin kökenini sormaz. Ama Batı Trakya Türkleri gibi haklarını alamayanlar, ülkede olmayan bir şeyi, olmayan bir ayrıntıyı göstermeye çalışıyoruz. Evet, çok güzel bir soru sordunuz. Ben bununla ilgili önerge de verdim, konuşma da yaptım. Yine de yapacağım. Lozan Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti için Sevr Anlaşması'nın yırtılıp atılmasını sağlayan bir barış anlaşmasıdır. Bugün ülkedeki teröristlerle, halkta birtakım unsurlarla, ülkenin Lozan Anlaşması'nı bir kenara koyup Sevr'e dönmek isteyenlerle işbirliği yapanlar... Bu böyle olunca tabii ki Batı Trakya Türkleri haklarını takip edemezler. Ancak bu eğitim hakkını, yani biz iktidarın çakıldığını niye açıklıyoruz? Buradan sesleniyorum: Yani biz dünya lideriyiz ya, biz yöneticiyiz ya. Ya bir emir verin şu Yunanistan Başbakanı'na. Bizim oradaki soydaşlarımızın eğitim hakkını verin. Ne gerekiyorsa verilsin, yerine getirilsin. Bu kadar basit yani. Ama biz ne yapıyoruz? Geliyoruz Türkiye'ye Ruhban Okulu'nu açalım diye konuşuyoruz. Yok, hemen Trump istedi diye rahibi cezaevinden çıkarıp götürüyor, o işlere bakıyoruz. Yunanistan'daki soydaşlarımızın eğitim hakkı konusunda ise gereken adımı atmıyoruz.”
Bakmadan Geçme






