Uzmanı, Kök Hücre Bağışındaki Yanlış Bilgiyi Düzeltti
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Duran, kök hücre bağışının lösemi ve diğer ciddi kan hastalıklarının tedavisinde hayati önem taşıdığını belirterek, 'Bir kişinin gönüllü bağışçı olması, hiç tanımadığı bir hastaya umut olabilmesi anlamına geliyor.' dedi.
AFSÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Duran, Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kemik iliğinin vücudun "kan üretim fabrikası" olarak nitelendirilebileceğini söyledi.
Kemiklerin içinde bulunan yumuşak dokuda kan hücrelerinin üretildiğini aktaran Duran, kırmızı kan hücrelerinin dokulara oksijen taşıdığını, beyaz kan hücrelerinin bağışıklık sisteminde görev aldığını, trombositlerin ise kanamanın durdurulmasına yardımcı olduğunu ifade etti.
Duran, kemik iliğinin düzgün çalışmaması durumunda kansızlık, enfeksiyonlara yatkınlık ve kanama gibi önemli sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirtti.
“HER LÖSEMİ HASTASI İÇİN NAKİL GEREKMİYOR”
Kemik iliği naklinin, daha doğru ifadeyle kök hücre naklinin, başta bazı lösemi türleri olmak üzere birçok ciddi hematolojik hastalığın tedavisinde kullanılabildiğini anlatan Duran, akut lösemiler, bazı lenfomalar, multipl miyelom, miyelodisplastik sendromlar ve kemik iliğinin normal kan hücresi üretemediği bazı hastalıkların bunlar arasında yer aldığını söyledi.
Duran, "Her lösemi veya her kan hastası mutlaka kemik iliği nakli olacak diye bir durum söz konusu değil. Nakil kararı; hastanın yaşına, genel durumuna, hastalığın özelliklerine, tedaviye verdiği yanıta ve hastalığın tekrar etme riskine göre kişiye özel olarak veriliyor." ifadelerini kullandı.
“KÖK HÜCRELERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ KAN YOLUYLA TOPLANABİLİYOR”
Uygun vericinin bulunmasının ardından hem hastanın hem de vericinin nakil açısından ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini belirten Duran, toplumda kemik iliği nakline ilişkin bazı yanlış anlaşılmalar bulunduğuna dikkati çekti.
Duran, "Kemik iliği nakli denildiğinde insanların aklına çoğu zaman ameliyatla kemiğin içinden iliğin çıkarılması geliyor. Oysa günümüzde kök hücrelerin büyük bölümü, özel bir hazırlık sonrasında kan yoluyla, yani aferez yöntemiyle toplanabiliyor." dedi.
Hasta için de nakil öncesinde hastalıklı kemik iliğini ortadan kaldırmak ve yeni kök hücrelerin yerleşmesine uygun ortam oluşturmak amacıyla hazırlık tedavisi uygulandığını anlatan Duran, daha sonra vericiden alınan kök hücrelerin damar yoluyla hastaya verildiğini ifade etti.
Duran, "Nakil işleminin kendisi çoğu zaman bir kan nakline oldukça benzer şekilde gerçekleşiyor. Asıl önemli ve yoğun takip gerektiren dönem, nakilden sonraki süreç oluyor." diye konuştu.
VERİCİDE GEÇİCİ ŞİKAYETLER GÖRÜLEBİLİYOR
Kök hücre bağışının hem verici hem de hasta açısından bazı riskler taşıyabildiğini belirten Duran, verici açısından sürecin toplumda düşünüldüğü kadar korkutucu olmadığını söyledi.
Duran, kök hücrelerin kan yoluyla toplandığı yöntemde vericiye işlemden birkaç gün önce kök hücrelerin kana geçmesini sağlayan ilaç verildiğini, ardından kanın özel bir cihazdan geçirilerek kök hücrelerin ayrıştırıldığını ve kanın geri kalan bölümünün vericiye geri verildiğini aktardı.
Bu süreçte veya sonrasında geçici olarak kemik ağrısı, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlerin görülebileceğini ifade eden Duran, hasta açısından ise yoğun tedavi nedeniyle enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların yanı sıra nakledilen hücrelerin hastanın dokularına karşı reaksiyon göstermesi gibi sorunların ortaya çıkabileceğini kaydetti.
Duran, "Kemik iliği nakli ciddi bir tedavi olmakla birlikte, uygun hastalarda hayat kurtarıcı olabilen bir tedavi yöntemidir." dedi.
“YILLAR SONRA BİR HASTAYLA EŞLEŞEBİLİRSİNİZ”
Kök hücre bağışçısı olmak isteyenlerin Türkiye'de Türk Kızılayının TÜRKÖK sistemi üzerinden gönüllü bağışçı adayı olabileceğini belirten Duran, sürecin bilgilendirme ve gerekli örneklerin alınmasıyla başladığını söyledi.
Duran, alınan örneklerle kişinin doku grubu özelliklerinin belirlendiğini ve bilgilerin TÜRKÖK sisteminde kayıt altına alındığını anlattı.
Gönüllü bağışçı adayı olmanın kişinin mutlaka kök hücre bağışında bulunacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Duran, şöyle konuştu:
"Bir kişinin bugün bağışçı adayı olarak sisteme girmesi, yarın mutlaka kök hücre vereceği anlamına gelmiyor. Ancak yıllar sonra sizin doku grubunuz bir hastayla eşleşebilir ve o zaman gerçekten bir insanın hayatını değiştirme, hatta kurtarma fırsatınız olabilir."
Duran, 20 Eylül Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü'nün en önemli mesajlarından birinin gönüllü bağışın taşıdığı umut olduğunu belirterek, "Bir kişinin gönüllü bağışçı olması, hiç tanımadığı bir hastaya umut olabilmesi anlamına geliyor." dedi.

