22 Temmuz 2011 Cuma 03:00:00
Memlekette tüm dertler bitti tek dert var. O da toplu taşımacılık.
Minibüsler ve özel halk otobüsü firması Turex’in otobüsleri arasında sonuçlanamayan ve zaman içinde kan davasına dönüşmesinden endişelendiğimiz manasız kavga artık son bulmalı.
Şoför dövme, otobüslere maddi zarar vermek, yolcu içerisinde seyir halindeki otobüsün camını çerçevesini indirmek vb pek çok olay.
Meslek onuru ve düzgün kişilik özellikleri ile mesleğini icra eden minibüsçüleri her şartta ayrı tutuyoruz.
Ancak bu gruba giren saygıdeğer minibüs şoförlerinin de toplumun her kesimi ve meslek grubunda görülebilecek çürük elmaları sepetten ayırmalarını şiddetle arzu ediyoruz. Durağı ve hattı ne olursa olsun meslek disiplini ve kişilik özellikleriyle yaramaz olan adama iş vermemek temel prensip olmalı.
Hem özel halk otobüsü işletme şirketi Turex hem de minibüsçüler toplu taşıma hizmetini verme yetkisini yasal ihale sonucu elde ettiler.
Yani kimse kafasına göre iş yapma lüksüne sahip değil.
Çünkü burası dağ başı değil. Orman kanunları değil sosyal hukuk devletinin kanun, yönetmelik ve yönergeleri günlük hayata hakim.
Rekabetle zorbalığı, kabadayılıkla hak aramayı birbirinden ayırmak lazım.
Dileyen minibüse dileyen özel halk otobüsüne biner.
Vatandaşın tercihine saygılı olup tercih edilir hizmeti sunma arayışı olması gereken özelliktir.
Toplu taşımacılık konusunda Afyon’da kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz.
İlk etapta herkes üzerine yapmak niyetinde olduğunu bildiriyor.
Ama şoför mahaline geçince filmin rengi değişiyor.
Beylik bir söz var . Kabadayı iseniz minibüse kovboysanız ata binersiniz.
Bu sözü destekler davranışlar, asayiş olayları çıkarıp kaymağı ve haşhaşı ile tanınan Afyonkarahisar’ı farklı şekilde tanıtmaya hiç kimsenin hakkı yok.
Ayrıca kolluk kuvvetlerine, trafik polislerine; araç, yaya ve yol anlamında trafik probleminin hat safhada yaşandığı bir şehirde ekstra sorun oluşturma hakkı kimseye ait değil.
Dünden bu tarafa toplu taşıtlarda ay yıldızlı Türk bayrağının trafik ekiplerince söktürülmesi ve cezai işlem uygulanmasına yönelik yakınmalar var.
Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddesine göre yapılan bu uygulamaya karşı çıkanlar Türk Bayrağı kanununa muhalefet edildiğinin farkına varırlarsa fena olmayacak.
Emniyet yetkilileri; Rengi kırmızıdan pembeye dönen, yırtılan, delik deşik olan, torpido gözlerinin üzerine güneşten korunma amacıyla konulan şehit kanlarının ve bağımsızlığımızın sembolü ay yıldızlı bayrağımızın izinsiz kullanımına yönelik bir uygulama başlattıklarının altını çizdi.
Altı en kalın çizgilerle çizilmesi gereken bir başka hususta söz konusu uygulamanın; Otobüs, minibüs, ilçeler ve beldelerden gelen tüm toplu taşıtları ayırmadan gerçekleştiril-diğidir. Devletin silahlı zabıta gücü olan polisin taraf olma gibi bir tercihi yok. İsteseler de ola-mazlar. Ama tüm bunlara rağmen trafik polislerinin “Türk bayrağını araçlardan söktüren” şe-kilde lanse edilmesi devletin güzide kurumlarından biri olan Emniyet Teşkilatını ve devlet görevini ifa eden insanları yıpratmaktadır.
Bir başka önemli nokta şu: Olumsuz davranışları terk etmeyen kişilerin olumsuzluklarını şehit cenazeleri akabinde Türk bayrağının altında kamufle etmemeleri gerekiyor.
Yine vurguluyorum; Art niyeti olmayan milli reflekslerinde samimi olan minibüsçüleri elbette ayırarak ifade ediyoruz.
Başkaca önemli bir husus ise; Güvenlik kuvvetlerinin uygulamalarının yasal muhteviya-tını bilen siyasilerin içinde bulundukları ortamda seçmene şirin görünmek adına mavi boncuk dağıtmadan tansiyon yükseltici ve ayrıştırıcı ifadelerden kaçınmalarıdır.
Beyler; Ttireyin, silkinin ve kendinize gelin.
Yeter artık!
Memlekette tüm dertler bitti tek dert var. O da toplu taşımacılık.
Minibüsler ve özel halk otobüsü firması Turex’in otobüsleri arasında sonuçlanamayan ve zaman içinde kan davasına dönüşmesinden endişelendiğimiz manasız kavga artık son bulmalı.
Şoför dövme, otobüslere maddi zarar vermek, yolcu içerisinde seyir halindeki otobüsün camını çerçevesini indirmek vb pek çok olay.
Meslek onuru ve düzgün kişilik özellikleri ile mesleğini icra eden minibüsçüleri her şartta ayrı tutuyoruz.
Ancak bu gruba giren saygıdeğer minibüs şoförlerinin de toplumun her kesimi ve meslek grubunda görülebilecek çürük elmaları sepetten ayırmalarını şiddetle arzu ediyoruz. Durağı ve hattı ne olursa olsun meslek disiplini ve kişilik özellikleriyle yaramaz olan adama iş vermemek temel prensip olmalı.
Hem özel halk otobüsü işletme şirketi Turex hem de minibüsçüler toplu taşıma hizmetini verme yetkisini yasal ihale sonucu elde ettiler.
Yani kimse kafasına göre iş yapma lüksüne sahip değil.
Çünkü burası dağ başı değil. Orman kanunları değil sosyal hukuk devletinin kanun, yönetmelik ve yönergeleri günlük hayata hakim.
Rekabetle zorbalığı, kabadayılıkla hak aramayı birbirinden ayırmak lazım.
Dileyen minibüse dileyen özel halk otobüsüne biner.
Vatandaşın tercihine saygılı olup tercih edilir hizmeti sunma arayışı olması gereken özelliktir.
Toplu taşımacılık konusunda Afyon’da kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz.
İlk etapta herkes üzerine yapmak niyetinde olduğunu bildiriyor.
Ama şoför mahaline geçince filmin rengi değişiyor.
Beylik bir söz var . Kabadayı iseniz minibüse kovboysanız ata binersiniz.
Bu sözü destekler davranışlar, asayiş olayları çıkarıp kaymağı ve haşhaşı ile tanınan Afyonkarahisar’ı farklı şekilde tanıtmaya hiç kimsenin hakkı yok.
Ayrıca kolluk kuvvetlerine, trafik polislerine; araç, yaya ve yol anlamında trafik probleminin hat safhada yaşandığı bir şehirde ekstra sorun oluşturma hakkı kimseye ait değil.
Dünden bu tarafa toplu taşıtlarda ay yıldızlı Türk bayrağının trafik ekiplerince söktürülmesi ve cezai işlem uygulanmasına yönelik yakınmalar var.
Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddesine göre yapılan bu uygulamaya karşı çıkanlar Türk Bayrağı kanununa muhalefet edildiğinin farkına varırlarsa fena olmayacak.
Emniyet yetkilileri; Rengi kırmızıdan pembeye dönen, yırtılan, delik deşik olan, torpido gözlerinin üzerine güneşten korunma amacıyla konulan şehit kanlarının ve bağımsızlığımızın sembolü ay yıldızlı bayrağımızın izinsiz kullanımına yönelik bir uygulama başlattıklarının altını çizdi.
Altı en kalın çizgilerle çizilmesi gereken bir başka hususta söz konusu uygulamanın; Otobüs, minibüs, ilçeler ve beldelerden gelen tüm toplu taşıtları ayırmadan gerçekleştiril-diğidir. Devletin silahlı zabıta gücü olan polisin taraf olma gibi bir tercihi yok. İsteseler de ola-mazlar. Ama tüm bunlara rağmen trafik polislerinin “Türk bayrağını araçlardan söktüren” şe-kilde lanse edilmesi devletin güzide kurumlarından biri olan Emniyet Teşkilatını ve devlet görevini ifa eden insanları yıpratmaktadır.
Bir başka önemli nokta şu: Olumsuz davranışları terk etmeyen kişilerin olumsuzluklarını şehit cenazeleri akabinde Türk bayrağının altında kamufle etmemeleri gerekiyor.
Yine vurguluyorum; Art niyeti olmayan milli reflekslerinde samimi olan minibüsçüleri elbette ayırarak ifade ediyoruz.
Başkaca önemli bir husus ise; Güvenlik kuvvetlerinin uygulamalarının yasal muhteviya-tını bilen siyasilerin içinde bulundukları ortamda seçmene şirin görünmek adına mavi boncuk dağıtmadan tansiyon yükseltici ve ayrıştırıcı ifadelerden kaçınmalarıdır.
Beyler; Ttireyin, silkinin ve kendinize gelin.
Yeter artık!