Burcu Aydın

Bu dünya galakside hangi gezegenin cehennemi!

Burcu Aydın

16 Şubat 2015 Pazartesi 02:00:00
  Sanıyorum son yazımı 23 Mayıs 2014 tarihinde yazmıştım. Hatta yazının sonunu Brüksel’deki gezi ve gözlemler sonucu değerlendirmeleri sürdüreceğim şeklinde bağladım. O tarihten bugüne kadar deyim yerindeyse üzerime ölü toprağı serpildi. Yazacak, konuşacak, tartışacak o kadar çok şey var. Ama gel gelelim görünmez bir el sanki elime kolumu bağladı. İfade biçiminin güzel ve farklı bir yöntemi olan birşeyler karalama fırsatını değerlendirmeye mecbur olduğum gerçeği ile titreyip, silkinip kendime geldim. Gerçekten insanın kendisini yazarak ifade etmesi son derece önemli. Çünkü sizi tanıyan tanımayan çok sayıda insana meramınızı anlatabilmek aslında bulunmaz bir nimet ve lüks.
Avrupa ülkeleri ve şehirlerine yönelik gözlem aktarmak çok makul değil. Çünkü arada mantık uçurumu var. İnsanlarımız kuralları insanca ve medenice yaşama zorunluluğu olduğunu kabul etmeden, kentli olma bilincini edinmek ve buna göre yaşamak mümkün değil. Bu nedenle Brüksel’e yönelik düşünce ve gözlemlerimi aktarmanın lüzumsuz olduğu kanısına varmış bulunuyorum. Zaten bizzat ya da birinci derece de yakınları yurt dışında olan insanlar, teknolojinin hayatı esir aldığı bir dünya da hemen herşeye vakıflar.
Günler haftaları, haftalar ayları sonrasında koskoca bir yılı geride bıraktık. Maden ocaklarında sönen hayatlar damgasını vurdu 2014’e. Sözde medeni dünya da insan hayatının, emeğin bir değeri yoktu. Söylem teori zehir gibiydi pratik derseniz sallanıyordu. Maden ocaklarında olası bir iş kazası sonrası insanların hayata tutunması için yaşam odaları maliyet yüksekliği nedeniyle TBMM’de kabul edilmedi. Toz pembe hayat kurguları desteksiz boş söylemlerle servis edildiği yerküre de kalabalıklar içinde çaresiz ve umarsız olmak iliklerimize işledi artık. 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma maden faciası ile çok sayıda insanımız hayatını kaybetti. Tekraren Allah gani gani rahmet eylesin. Geride bıraktıklarına dayanma gücü versin. Ama Soma ne ilk ne son oldu. Faciaların ardı arkası kesilmedi.
Soma ile birlikte kişisel anlamda bir motivasyon ve şükür vesilesi olması amacıyla en az ömrüm el verirse facianın yıldönümüne kadar kalbimin üzerine siyah bir kurdele takmayı yeğledim. Amaç kişisel motivasyon. Yani hangi konumda olursa olsun nefes alabildiğim için halime şükretmekti ana hedefim. Ama korkarım o kurdeleyi çıkarmam mümkün olmayacak.
Sadece maden ocaklarında yaşanan değil. Cinayetler, tecavüzler, akla hayale gelmedik işlerin haber bültenlerinde ve sitelerinde normal gelişmeler olarak servis edilmesinden tutunda daha neler neler.
En sıcak gelişme Özgecan cinayeti. Ülke gündemine oturdu. Hayatının baharında üniversite öğrencisi bir genç kız ülkesine, insanlığa beyni ve eğitimi faydalı olacağı zaman üç yaratığın tecavüzü ve işkenceleriyle can verdi. “Ama o saatte orada ne işi vardı. Binmeyivereydi o araca. Kim bilir nasıl giyinmişti müstehak.” zihniyetleri ile yapılan insanlıktan ve hayvanlıktan nasibini almayan yorumların ışığında insan, ana, baba ve Müslüman olma değerlerine sahip insanların canı yanıyor. Sözün özü ey dostlar, Allah aşkına söyleyin; Bu dünya galakside hangi gezegenin cehennemi!

Yazarın Diğer Yazıları