10 Aralık 2012 Pazartesi 02:00:00
Abdürrahim Mısri Camii’nin bir türlü tamamlanamayan restorasyon çalışmaları yerel gündemde yer alan konuların başında geliyor. İşin tamamlanma süresi olarak bilinen 12 Kasım 2012 tarihinden bu tarafa arpa boyu kadar yol alınamaması çevre sakinleri ve maneviyatına sahip Afyon halkının ortak derdi.
Ecdat mirasına sözde sahip çıkılıyormuş gibi gözüküp aslında hiç de umursanmadığını üzülerek net şekilde bu çalışmada hep birlikte gördük.
Merkez Abdürrahim Mısri Camii Onarma ve Yaşatma Derneği Başkanı Osman Korkmaz, konu hakkında Kocatepe Gazetesi’ne bir demeç verdi. Sayın Korkmaz 40 yılı aşkın süre ile camiiye hizmet eden isimlerden biri.
Son olarak Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, dün öğle namazını Karaman Camii’nde kıldıktan sonra Abdürrahim Mısri Camii restorasyonu çalışmasını yerinde bizzat inceledi. Karaman Camii’nden yürüyerek ilerlediği Mısrı Camii’ne kadar çevre sakinlerini selamlayan, esnafa hal hatır soran Bakan Eroğlu, camiiye girdiğinde ilk etapta muhatap bulamadı.
Hani dün Pazar günüydü normaldir, olabilir diye bir düşünceye kapılmayın. Çünkü camiide çalışma devam ediyordu. Sayın Bakan, “Selamünaleyküm kolay gelsin. Buranın kalfası yok mu?” diye sordu. Ama bir Allah’ın kulu ister bakan olsun isterse sıradan vatandaş; hoşgeldiniz, buyrun, nasıl yardımcı olabiliriz gibi standart ilgi ve nezaketin gereğini icra etmedi. Daha önce haber amaçlı ziyaretlerimizde de aynı şekilde hatta maksadı aşan küstahça davranış biçimlerine maruz kaldığımızdan şahsen idmanlıydım.
Burada devreye Merkez Abdürrahim Mısri Camii Onarma ve Yaşatma Derneği Başkanı Osman Korkmaz girdi. Sayın Bakana camiinin tarihçesini, dünden bugüne gelen süreci özetledi. Camii çıkışında Bakan beyin bir Pazar günü yoğun temposuna rağmen ayırdığı vakit ve ilgiden dolayı teşekkür ederek en iyi dileklerini iletti.
Çıkışta 20 yıldır bu çevrede ikamet ettiğini öğrendiğimiz 66 yaşındaki Nazik Elbir, Bakan Eroğlu’na yaşanan sıkıntıları kendi lisanınca anlattı. Bakan bey keyifle dinlediği sohbette anlatılanlar sonrası bizzat telefonla ilgili kişilere talimatlar verdi. Hatta Nazik hanıma, “Sizi buraya kontrol mühendisi olarak atayalım.” esprisini yapan Bakan Eroğlu, hem Nazik hanım hem de çevre sakinleriyle günün anısına fotoğraf çektirdi.
Bakan bey Vali Vekili Adem Uslu’ya bir ekip kurularak konunun sıkı takip edilmesini söyledi. Sayın Vali Vekili de bugün itibariyle gerekenin yapılacağını ifade etti.
Ama tam Bakan beyin ziyaretini bitireceği anda çıka gelen bir şahsın tutumlarının takdiri kamuoyuna aittir. Restorasyon çalışmasını üstlenen müteahhitin yakını olduğu söylenen kişinin Sayın Bakana karşı sergilediği küstahça tutum utandırıcıdır. Üstüne üstlük eleştiri kaldıramaz tutumlarına ek olarak Dernek Başkanına Bakan beyin yanında “Seninle iş bitince görüşeceğiz.” diye aleni tehdit etmesi bu kadarına da pes doğrusu dedirtiyor. Tehditvari sözün üzerine, “Mahalleli tehdit yok.” diye haykırdı. “Onunla birlikte biz de varız. Bu camii bizim.” dediler. Dur durak bilmeyen beyefendi, “Sizler de olun.” karşılığını verdi.
Sayın Veysel Eroğlu, mevcut kabine üyesi isimlerin içerisinde olsun, siyasi kimliği ve bilim insanı olarak mütevaziliği, nezaketi ile her daim öne çıkan bir isimdir.
Sevin, sevmeyin, partisine oy verin ya da vermeyin. Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği değerler arasında olan Sayın Bakan’a karşı gösterilen bu tutum kendi adıma beni utandırdı.
Yukarıdaki satırları iltifat olsun, kompliman olsun diye ifade etmiyorum. Zaten Sayın Bakanın da kimsenin düzeceği methiyelere ihtiyacı yok.
Emin olun eğer Sayın Bakan’ın yerinde bir başkası olsaydı, bahse konu kişi saygısızlık ve küstahlığının bedelini öderdi. Oysa Sayın Bakan her zaman olduğu gibi sukunetini koruyup, nezaketinden ödün vermedi. Hatta tehditvari sözün üzerine de tansiyonun düşmesi için “helalleşirsiniz.” demesine rağmen malum şahıs bildiğini okumaya devam etti.
Mısrı Camii restorasyon çalışmasına yönelik insanımızın gösterdiği hassasiyet, takip örnektir, takdire şayandır. Bu nahoşlukta tek hoş duran ise bu durumdur. Hanımlar, beyler yıllardır her ortak mevzumuzu aynı hassasiyetle takip edip gerektiğinde sesimizi yükseltseydik bize ölüm var mıydı? Sorarım sizlere.
Abdürrahim Mısri Camii’nin bir türlü tamamlanamayan restorasyon çalışmaları yerel gündemde yer alan konuların başında geliyor. İşin tamamlanma süresi olarak bilinen 12 Kasım 2012 tarihinden bu tarafa arpa boyu kadar yol alınamaması çevre sakinleri ve maneviyatına sahip Afyon halkının ortak derdi.
Ecdat mirasına sözde sahip çıkılıyormuş gibi gözüküp aslında hiç de umursanmadığını üzülerek net şekilde bu çalışmada hep birlikte gördük.
Merkez Abdürrahim Mısri Camii Onarma ve Yaşatma Derneği Başkanı Osman Korkmaz, konu hakkında Kocatepe Gazetesi’ne bir demeç verdi. Sayın Korkmaz 40 yılı aşkın süre ile camiiye hizmet eden isimlerden biri.
Son olarak Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu, dün öğle namazını Karaman Camii’nde kıldıktan sonra Abdürrahim Mısri Camii restorasyonu çalışmasını yerinde bizzat inceledi. Karaman Camii’nden yürüyerek ilerlediği Mısrı Camii’ne kadar çevre sakinlerini selamlayan, esnafa hal hatır soran Bakan Eroğlu, camiiye girdiğinde ilk etapta muhatap bulamadı.
Hani dün Pazar günüydü normaldir, olabilir diye bir düşünceye kapılmayın. Çünkü camiide çalışma devam ediyordu. Sayın Bakan, “Selamünaleyküm kolay gelsin. Buranın kalfası yok mu?” diye sordu. Ama bir Allah’ın kulu ister bakan olsun isterse sıradan vatandaş; hoşgeldiniz, buyrun, nasıl yardımcı olabiliriz gibi standart ilgi ve nezaketin gereğini icra etmedi. Daha önce haber amaçlı ziyaretlerimizde de aynı şekilde hatta maksadı aşan küstahça davranış biçimlerine maruz kaldığımızdan şahsen idmanlıydım.
Burada devreye Merkez Abdürrahim Mısri Camii Onarma ve Yaşatma Derneği Başkanı Osman Korkmaz girdi. Sayın Bakana camiinin tarihçesini, dünden bugüne gelen süreci özetledi. Camii çıkışında Bakan beyin bir Pazar günü yoğun temposuna rağmen ayırdığı vakit ve ilgiden dolayı teşekkür ederek en iyi dileklerini iletti.
Çıkışta 20 yıldır bu çevrede ikamet ettiğini öğrendiğimiz 66 yaşındaki Nazik Elbir, Bakan Eroğlu’na yaşanan sıkıntıları kendi lisanınca anlattı. Bakan bey keyifle dinlediği sohbette anlatılanlar sonrası bizzat telefonla ilgili kişilere talimatlar verdi. Hatta Nazik hanıma, “Sizi buraya kontrol mühendisi olarak atayalım.” esprisini yapan Bakan Eroğlu, hem Nazik hanım hem de çevre sakinleriyle günün anısına fotoğraf çektirdi.
Bakan bey Vali Vekili Adem Uslu’ya bir ekip kurularak konunun sıkı takip edilmesini söyledi. Sayın Vali Vekili de bugün itibariyle gerekenin yapılacağını ifade etti.
Ama tam Bakan beyin ziyaretini bitireceği anda çıka gelen bir şahsın tutumlarının takdiri kamuoyuna aittir. Restorasyon çalışmasını üstlenen müteahhitin yakını olduğu söylenen kişinin Sayın Bakana karşı sergilediği küstahça tutum utandırıcıdır. Üstüne üstlük eleştiri kaldıramaz tutumlarına ek olarak Dernek Başkanına Bakan beyin yanında “Seninle iş bitince görüşeceğiz.” diye aleni tehdit etmesi bu kadarına da pes doğrusu dedirtiyor. Tehditvari sözün üzerine, “Mahalleli tehdit yok.” diye haykırdı. “Onunla birlikte biz de varız. Bu camii bizim.” dediler. Dur durak bilmeyen beyefendi, “Sizler de olun.” karşılığını verdi.
Sayın Veysel Eroğlu, mevcut kabine üyesi isimlerin içerisinde olsun, siyasi kimliği ve bilim insanı olarak mütevaziliği, nezaketi ile her daim öne çıkan bir isimdir.
Sevin, sevmeyin, partisine oy verin ya da vermeyin. Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği değerler arasında olan Sayın Bakan’a karşı gösterilen bu tutum kendi adıma beni utandırdı.
Yukarıdaki satırları iltifat olsun, kompliman olsun diye ifade etmiyorum. Zaten Sayın Bakanın da kimsenin düzeceği methiyelere ihtiyacı yok.
Emin olun eğer Sayın Bakan’ın yerinde bir başkası olsaydı, bahse konu kişi saygısızlık ve küstahlığının bedelini öderdi. Oysa Sayın Bakan her zaman olduğu gibi sukunetini koruyup, nezaketinden ödün vermedi. Hatta tehditvari sözün üzerine de tansiyonun düşmesi için “helalleşirsiniz.” demesine rağmen malum şahıs bildiğini okumaya devam etti.
Mısrı Camii restorasyon çalışmasına yönelik insanımızın gösterdiği hassasiyet, takip örnektir, takdire şayandır. Bu nahoşlukta tek hoş duran ise bu durumdur. Hanımlar, beyler yıllardır her ortak mevzumuzu aynı hassasiyetle takip edip gerektiğinde sesimizi yükseltseydik bize ölüm var mıydı? Sorarım sizlere.