17 Mart 2015 Salı 02:00:00
Hayatımızın tamamı sorumluluklar üzerine kurulu. Doğumdan ölüme kadar giden süreçte birey olmakla başlayan ve artan sorumluluklarımız var.
Peki her birey ki ayrı bir tartışma konusudur birey olmayı başarabilmek. Birey haline gelmeyi başarmış insanın sorumlulukları nelerdir? Bireyler sıkça sorumluluklarının ne kadarını gerçekleştirebildiğini düşünür?
Herşeyin gün geçtikçe kolay ama bir o kadar da tatsızlaştığı dünya da insanın kendisine, ailesine, çevresine, doğaya, hayat geneline karşı sorumluluklarını gözden geçirir mi? Ve kaçını yerine getirir?
Tüm bu soruların cevabı asılnda açık. Büyük çoğunluk söylemde zehir gibi pratikte sallanıyor. Başkalarının arkasından konuşurken haklı haksız, yerli yersiz eleştirirken aslında aynaya yansıyan hep kişilerin kendi yüzleri.
En basitinden ayıbı açık etmenin daha büyük ayıp olduğu, kişinin yüzüne karşı söylenemeyeni arkasından da söylememeyi kaçımız düstur edindik?
Yerlere tükürmemeyi, tuvaleti temiz bırakmayı, çöpü, atığı insanca medenice tahliye etmeye kaç kişi gerçek anlamda özen gösteriyor? Eşini, evladını küçük düşürmemeye, kaynakları israf etmemeye, söylediğini hayatına geçirmeye kaç kişi dikkat ediyor?
Hani her gece yastığa baş konulduğunda günün muhasebesinin yapılması gerektiği önerilir ya. İşte bu öneriyi benimseyip uygulamaya alarak bireysel sorumluluklarımız gözden geçirmek gerek. Hem vicdani rahatlık hem de parçası olduğumuz toplumsal hayatın selameti açısından buna ihtiyacımız var.
Hayatımızın tamamı sorumluluklar üzerine kurulu. Doğumdan ölüme kadar giden süreçte birey olmakla başlayan ve artan sorumluluklarımız var.
Peki her birey ki ayrı bir tartışma konusudur birey olmayı başarabilmek. Birey haline gelmeyi başarmış insanın sorumlulukları nelerdir? Bireyler sıkça sorumluluklarının ne kadarını gerçekleştirebildiğini düşünür?
Herşeyin gün geçtikçe kolay ama bir o kadar da tatsızlaştığı dünya da insanın kendisine, ailesine, çevresine, doğaya, hayat geneline karşı sorumluluklarını gözden geçirir mi? Ve kaçını yerine getirir?
Tüm bu soruların cevabı asılnda açık. Büyük çoğunluk söylemde zehir gibi pratikte sallanıyor. Başkalarının arkasından konuşurken haklı haksız, yerli yersiz eleştirirken aslında aynaya yansıyan hep kişilerin kendi yüzleri.
En basitinden ayıbı açık etmenin daha büyük ayıp olduğu, kişinin yüzüne karşı söylenemeyeni arkasından da söylememeyi kaçımız düstur edindik?
Yerlere tükürmemeyi, tuvaleti temiz bırakmayı, çöpü, atığı insanca medenice tahliye etmeye kaç kişi gerçek anlamda özen gösteriyor? Eşini, evladını küçük düşürmemeye, kaynakları israf etmemeye, söylediğini hayatına geçirmeye kaç kişi dikkat ediyor?
Hani her gece yastığa baş konulduğunda günün muhasebesinin yapılması gerektiği önerilir ya. İşte bu öneriyi benimseyip uygulamaya alarak bireysel sorumluluklarımız gözden geçirmek gerek. Hem vicdani rahatlık hem de parçası olduğumuz toplumsal hayatın selameti açısından buna ihtiyacımız var.