Burcu Aydın

Umarım 90. yılı hakkıyla kutlarız

Burcu Aydın

5 Eylül 2011 Pazartesi 03:00:00
  Büyük Zaferimizin 89. yıldönümü ve mübarek Ramazan Bayramının ilk günü aynı güne yani 30 Ağustos Salı gününe rast geldi. Dini ve milli iki bayram örtüştü. Son derece anlamlı bir güzellik oluştu. Ama adının tadı olmadı.
25 Ağustos Perşembe günü başlayıp 30 Ağustos Salı gününe kadar devam eden Zafer Haftası eski Zafer Haftası kutlamalarını aratır nitelikte oldu.
Çünkü hem ilgi hem de katılım oldukça düşüktü. Düşünün bir kere nüfusu 176 bin olan bir ilin kurtuluş günü olan 27 Ağustos’ta ki bayram programına bin kişi bile katılmıyorsa bu nasıl yorumlanmalıdır?
Sıcak yaz günlerine rast gelen Ramazan’da oruçlu olmanın rehaveti mi yoksa milli refleksle-rimizin zayıfladığı mı? Bu sıkıntıyı paylaşıp tartıştığım kişiler her ikisi diye karşılık verdiler. Ben oruç rehaveti ile sınırlı olmuş olmasını ummakta ısrarcıyım.
26 Ağustos Cuma sabahı Kocatepe Başkomutan Mustafa Kemal Anıtı’nda sabah düzenlenen törenden, 27 Ağustos Cumartesi günü öğleden sonra Anıtpark önünde ki bayram törenine kadar ilgisizlik kendisini derinden hissettirdi. Tüm şehitliklerde hatta Giresunlu uşakların koyun koyuna yattığı 47. Alay Giresunlular Şehitliği’nde bile tören prorgamı bir angaryanın icrası şeklinde gerçekleştirildi. Gözümle görmesem inanmazdım. Bu yıl Giresunlu Uşaklar bile ecdatlarını ziyarete eski kalabalık ve heyecanla gelmediler.
Ecdadın can ve kan vererek yurt haline getirdiği topraklarda rahat ve huzur içinde yaşayan bizler neden zaferimizi kutlama zahmetine katlanamıyoruz? Neden?
Kocatepe Başkomutan Mustafa Kemal Anıtı’nda yaklaşık olarak 13 kez çıktım. Her seferinde büyük bir mutlulukla çıktığım 1834 rakımlı tepeye ömrüm sağlığım el verdiği her zafer haftasında çıkmanın nasip olmasını da arzu edi-yorum. Ama Kadir Kandili gibi özel bir günle örtüşen bu önemli günde Kocatepe’de insanı yerinden sürükleyecek şiddette esen rüzgar sanki; çekin gidin ilginiz bu mudur? dercesine şiddetle esti.
Büyük Zaferimiz sadece askerin, devlet görevlilerinin değil Türk Milleti’nin, halkın ortak varlığıdır. Değerini bilmek zorunda olduğu zenginliğidir.
Bir kaç general rütbesinde subayın, protokol mensuplarının tamamlamak durumanda kaldıkları bir mesaiden öte yok edilmek istenen bir ulusun abartısız küllerinden yeniden doğmasıdır.
26 Ağustos Cuma günü Kadir Kandilinde ve Zafer Haftası başlangıcında şehit düşen Sandıklılı Astsubay Ahmet Yumak, ikindi namazına müteakip memleketinde göz yaşları arasında toprağa verildi. Cenaze töreni sırasında terör la-netlendi. Şehitler ölmez vatan bölünmez sloganları atıldı. Ama aynı günün akşamı yatsı namazı ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçılarının konseri iptal edilmedi. Bu duruma hiçbir Afyonlu’dan tepki gelmedi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti elbette büyük bir devlet. Ancak bu konser programın ertelenip daha uygun bir zaman diliminde sunulması çok basit bir zorunluluktu diye düşünüyorum.
Bir başka farklılık ta Medeniyetler Korosu’nun konseri oldu. Herşeyden önce bu koroyu oluşturan farklı din ve mezheplerde ki kişiler bu ülkenin saygıya değer vatandaşlarıdır. Yani hepsi de bizim insanımızdır. Kendilerine ve inançlarına saygımız sonsuz. Ama bu koronun Zafer Haftası kapsamında bir konser vermesi ne kadar uygundur? Bunu da kamouyonun vicdanına bırakıyorum.
Yakınma ve üzüntümüzü paylaştığımız kişilerden asker sıfatı olanlar Zafer Haftası etkinliklerinin halkla indirgenmesi, katılımı artırmak ve heyecan oluşturmak için orjinal aksiyonlar geliştirilmesi gerektiği düşüncelerini aktardı.
90. ve Nice Zafer Haftası etkinliklerini zafere yakışır hakkıyla kutlayabilmek umuduyla, geçmiş Zafer Bayramımız kutlu, Ramazan Bayramımız mübarek olsun.

Yazarın Diğer Yazıları