Kadınlar Dernekte: Doğayı Seven Çevreci Gençler Derneği (Dosçe)
Âliye METE SERT
Doğayı korumak, yalnızca ağaç dikmek ya da çevre temizliği yapmakla sınırlı bir sorumluluk değildir. Aynı zamanda gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma bilincini oluşturmaktır. Bu hafta “Kadınlar Dernekte” köşemizde, çevre sevgisini eğitim, teknoloji ve uluslararası projelerle birleştirerek örnek çalışmalar yürüten, Doğayı Seven Çevreci Gençler Derneği’ni ve Yönetim Kurulu Üyesi Meral Dumanlıdağ Hanım’ ağırlıyoruz.
Sizi tanıyabilir miyiz? Ben Meral Dumanlıdağ. Yıllardır doğayla iç içe olmayı yaşam biçimi haline getirmiş, gençlerin eğitimine ve çevre bilincine gönül vermiş bir sivil toplum gönüllüsüyüm. Afyonkarahisar’da yaşamakta olup, bölgesel çevre koruma ve gençlik projelerinde aktif olarak yer alıyorum.
Derneğinizin tam ismi nedir? Dernek yönetiminde göreviniz nedir? Dernek başkanının ismi nedir? Derneğimizin tam adı Doğayı Seven Çevreci Gençler Derneği, kısa ve bilinen adımızla DOSÇE’dir. Ben bu ailenin Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayım. Dernek başkanımız ise kuruluş vizyonumuzu hayata geçirmemizde büyük emeği olan Sayın Rıdvan Dumanlıdağ’dır.
Derneğiniz kuruluş hikayesini ve temel amaçlarını bizimle paylaşır mısınız? Kuruluş hikâyemiz, yaşadığımız coğrafyaya duyduğumuz derin vefa borcuyla şekillendi. Afyonkarahisar’ın eşsiz doğasını, özellikle sıkça faaliyet düzenlediğimiz Erkmen bölgesi gibi doğal alanları koruma ve yaşatma sevdasıyla bir araya geldik. Temel amacımız sadece çevreyi korumak değil, bu bilinci bilimsel ve modern yöntemlerle genç nesillere aktarmaktır.
Bugüne kadar yürüttüğünüz en önemli projelerden veya faaliyetlerden bahseder misiniz? Saha faaliyetlerimiz, fidan dikimleri ve çevre temizliği gibi temel eylemlerin çok ötesine geçiyor. Gençlerimiz için ileri seviye kelime dağarcığını geliştiren doğa temalı interaktif okuma testleri (quizler) tasarlıyoruz. Ayrıca, Avrupa Birliği Erasmus+ programı kapsamında gençlerimizin dijital güvenlikleri, çevrimiçi etik kuralları ve sivil toplum farkındalıkları üzerine uluslararası projeler yürütmekteyiz.
Bu görevde karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve nasıl aştınız? En büyük zorluk, çevre koruma bilincinin toplumda 'gönüllü' düzeyden 'sorumluluk' düzeyine geçmesindeki yavaşlıktı. Başlangıçta 'bir kişiyle ne değişir' önyargısını kırmak epey mesai gerektirdi. Bunu, sahada somut sonuçlar üreterek, özellikle kadınların kapsayıcı iletişim dilini kullanarak ve gençlerin tükenmez enerjisini projelere entegre ederek aştık.
Derneğiniz yerelde ve ulusal ölçekte kadınların yaşamına nasıl katkı sunmaktadır? Biz kadının doğayla olan bağının organik ve çok güçlü olduğuna inanıyoruz. Kırsaldaki üretici kadınlarımızdan, şehirdeki genç kızlarımıza kadar ekolojik okuryazarlığı artırarak, onların doğa üzerinden kendilerini ifade edecek özgüveni kazanmalarını sağlıyoruz. Kadın üyelerimiz projelerimizin adeta kalbini oluşturuyor.
Kaç senedir başkanlık ya da üyelik görevini üstleniyorsunuz? Derneğimizin fikir aşamasından kuruluşuna kadar tüm süreçlerinde bulundum ve kuruluşumuzdan bu yana yönetim kurulu üyeliği görevini büyük bir onurla sürdürmekteyim.
Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Geleceği çok umut verici buluyorum. Bugün kadınlar sorunları yalnızca dile getiren konumda değil; aksiyon alan, örgütleyen ve çözen konumdalar. Gelecekte, çevre politikalarından uluslararası karar alma mekanizmalarına kadar kadınların örgütlü gücünün temel belirleyici olacağına inancım tam.
Derneğinizin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projelerden bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde bizi çok heyecanlandıran yenilikçi çalışmalarımız var. Özellikle Erasmus+ yetişkin eğitimi programları kapsamında havacılık ve rüzgâr tüneli hareketliliği üzerine projeler hazırlıyoruz. Amacımız, katılımcılarımızın doğayı ve çevreyi sadece karadan değil, gökyüzünden de tanımalarını sağlayarak onlara yepyeni bir vizyon kazandırmak.
Genç kadınlara ve yeni kuşaklara vermek istediğiniz mesaj nedir? Kendi içsel güçlerinin farkına varsınlar. Doğayı korumak, iyileştirmek nasıl bir emek ve sabır gerektiriyorsa, hayallerinin peşinden koşmak da öyledir. Asla pes etmesinler ve sivil toplumda mutlaka ama mutlaka aktif rol alsınlar; çünkü dünya onların vizyonuyla güzelleşecek.
Dernek olarak sizi en çok gururlandıran an hangisiydi? Üzerinde özenle çalıştığımız eğitim ve çevre projelerinin yerelde sonuç verdiğini gördüğümüz anlar paha biçilemez. Ancak en çok gururlandığımız şey, Erasmus+ projelerimizle yereldeki çabalarımızın uluslararası alanda karşılık bulması, Avrupa sınırlarını aşıp gençlerin gözündeki ufku genişlettiğimizi hissettiğimiz anlardı.
Dernek yönetiminde kaç kadın var? Şu an yönetim kurulunda temsiliyet noktasında resmi olarak ben varım. Ancak derneğimizin asıl itici gücü ve sahadaki dinamosu, sayıca çok güçlü olan aktif kadın üyelerimizdir. Yönetimdeki varlığım, sahadaki tüm o muhteşem kadınların sesini, emeğini ve fikirlerini doğrudan karar masasına taşıyan bir köprü niteliğindedir.
Kadınların sivil toplumda liderlik üstlenmesinin topluma ne kazandırdığını düşünüyorsunuz? Kadınlar yapıları gereği korumacı, detaycı ve son derece şefkatlidir. Sivil toplumda bu özellikler, projelerin çok daha kucaklayıcı ve uzun soluklu olmasını sağlar. Bir meseleye kadın eli değdiğinde o iş sadece bir 'proje' olmaktan çıkar, toplumsal bir değer haline gelir.
Kadınların seslerini daha güçlü duyurmak için sizce hangi adımlar atılmalıdır? Öncelikle kadın dayanışma ağlarının yerelden ulusala örülmesi gerekiyor. Karar verici mercilerin sivil toplumdaki kadın liderleri teşvik edecek destek programları oluşturması, eğitim ve mentorluk sistemlerinin yaygınlaşması elzemdir.
Derneğinizin faaliyetleri ve etkinliklerinden haberdar olmak için hangi sosyal medya hesaplarınızı takip edebiliriz? Derneğimizin doğa yürüyüşleri, eğitimleri ve tüm uluslararası projelerini Instagram ve Twitter (X) üzerinden @dosce_dernegi hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
Köşemizde okuyucularımıza iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı? Sayın Âliye METE SERT, Öncelikle yerel basında kadınların sesini ve örgütlü mücadelesini görünür kıldığınız “Kadınlar Dernekte” köşeniz için sizi tebrik eder, derneğimize ve çalışmalarımıza yer ayırdığınız için şahsım ve derneğimiz adına teşekkür ederim.
Doğa tıpkı bir kadın gibidir; üretir, besler, korur ve ne olursa olsun yaşatır. Dünyamızı daha yaşanabilir kılmak için doğaya sahip çıkmak, aslında kendi köklerimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır. Bu anlamlı köşede bizlere yer ayırdığınız için teşekkür eder, tüm okuyucularınıza yeşil ve aydınlık günler dilerim.
Günümüzde çevre sorunlarının çözümü yalnızca kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Bu anlamda derneğin yürüttüğü çalışmalar; doğa sevgisini bilgiyle, gönüllülüğü bilinçle ve yerel değerleri evrensel bakış açısıyla buluşturuyor. Özellikle gençlere yönelik eğitim faaliyetleri ve Erasmus+ projeleri, çevre koruma anlayışının geleceğe taşınmasında önemli bir rol üstleniyor. Doğaya yapılan her yatırımın aslında geleceğe yapılan bir yatırım olduğu gerçeğiyle, bu değerli çalışmaların artarak devam etmesini diliyorum.
Doğayı Seven Çevreci Gençler Derneği’ni ve yönetimini, Dernek Başkanı Rıdvan Dumanlıdağ’ı gönüllü çalışmaları ve destekleyici katkılarından dolayı kendilerini kutluyor, sorularıma verdiği samimi yanıtlar dernek Yönetim Kurulu Üyesi Meral Dumanlıdağ Hanım’a gönülden teşekkür ediyorum.
Ben Âliye METE SERT; haftaya bir başka kadın dernek başkanının ya da dernek yönetiminde bulunan bir hanımefendinin daha hikâyesiyle buluşmak dileğiyle…


